20 Kasım 2014 Perşembe

HANDAN - AYŞE KULİN



Biz ana kız çok okuruz. Annem de en az benim kadar sıkı takip eder yeni çıkanları. Handan'ı da ondan duydum ve alıp okudum. 

Ayşe Kulin Gizli Anların Yolcusu, Bora'nın Kitabı ve Dönüş isimleriyle 3 kitaptan oluşan bir seri yazmıştı. Evli bir adamın hiç öyle bir eğilimi yokken yanında çalışan bir erkekle yaşadığı aşkı anlatan bir seriydi. Üç kitap ile ilgili yorumlarıma aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz;

http://ipeksiden.blogspot.com.tr/2013/12/gizli-anlarin-yolcusu-ayse-kulin.html 
http://ipeksiden.blogspot.com.tr/2013/12/boranin-kitabi-ayse-kulin.html 
http://ipeksiden.blogspot.com.tr/2013/12/donus-ayse-kulin.html

İlk kitap bu aşkı İlhami'nin gözünden, ikincisi İlhami'nin aşkı Bora'nın gözünden ve sonuncusu da İlhami'nin kızının gözünden anlatıyordu. İlk kitapta İlhami Bora'dan önce ortağı olan Handan ile de seks bazlı bir ilişki yaşamıştı. Bu son kitap işte o Handan'ın romanı. 

Öncelikle arka kapak yazısını paylaşmak istiyorum.
"
"Aşklarını kendileri yaratır, sonra da elleriyle yok mu ederdi bütün kadınlar, yoksa ben mi böyle tuhaftım? Yalnız bir kadın güçlü olabilir miydi? Mutlu olabilir miydi?"

Başına buyruk haliyle; hataları, sevapları, acıları, sakarlıkları, sonsuz içtenlikteki aşkları ve zaaflarıyla hepimizden bir şeyler taşıyan, ama aynı ölçüde özgün, benzersiz bir karakter, Handan… 70'lerin çocuğu Handan, hayatının son derece hassas bir noktasında (yaralı bereli orta yaşında), Halide Edib Adıvar'ın ölümsüz eseri Handan'ın eşliğinde bir keşif, bir hesaplaşma yolculuğuna çıkmaya zorlanır. Bu yolculuk ki aşklar, aldatmalar, aldanmalar, ölümler ve entrikalardan geçecek, dahası, İstanbul'un tarihinin en hareketli, en renkli ve en "gazlı" günlerini, hem de tam ortadan kat edecektir…

Ayşe Kulin her güçlüğe, her şarta göğüs geren ve "asla pes etmeyen" bir kadının, Handan'ın sıra dışı, şakrak ve capcanlı hayat mücadelesine davet ediyor okurları.
"

Handan'ın hayatı olabilirdi, İlhami ile Bora'nın aşkına dair gizli kalmış, bilmediğimiz noktalar olurdu... Ama Gezi Parkı ile ilgili bir kitap olmazdı bence ve olmamış da... 

Handan'ın hayatı öyle, kısaca üç beş sayfaya sığdırılmış ve geçilmiş. İlk aşkı, ilk evliliği ve boşanması elli sayfada geçmiş gitmiş. Bu arada Handan adını Halide Edip Adıvar'ın (Bundan sonra HEA diyeceğim) Handan isimli romanından almış ve HEA'nın Handan'ı bizim Handan'ımızı ziyarete geliyor. Birbirlerine karakter olarak yakın olan bu iki kadın hayatlarının analizini yapıyorlar. En başta kitap aslında bunun üzerine kurgulanmış diye düşündüm. Ancak bu da kırk sayfa civarında sürdü ve kendimizi Amerika'da bir hastane odasında bulduk, Handan'ın kardeşinin yanında. Acı bir şekilde Handan kardeşini kaybediyor ve onun kızını da yanına alarak gidişinden aşağı yukarı 1 sene sonra Türkiye'ye dönüyor. Döndüklerinde Taksim'de bir otele yerleşiyorlar ve Gezi Parkı olayları patlıyor o sırada. Üniversiteye gitmeye hazırlanan Defne'de bu olayların ortasında kalıyor. Yan hikayelerle desteklenmesine rağmen buradan sonrası aslında bir Gezi romanı olmuş. 

Bu kadarını anlattıktan sonra sonunu da anlatacağım, illa okuyacağım kitabı diyorsanız buradan sonrasını okumayın derim. 

Handan bir sürü hengamenin içinde 2-3 günlüğüne Urla'ya tek başına bir kaçamak yapmaya karar veriyor ve orada tabii ki İlhami'nin kızıyla karşılaşıyor. Bu karşılaşmaya kadar Handan aslında Bora ile İlhami'nin ilişkisinden haberdar değil. Çünkü Bora'yı Derya'nın (İlhami'nin kızı) erkek arkadaşı zannediyor. İlhami damadı mutlu etmek için ortak oldukları şirketteki Handan'ın hisselerini almak istiyor sanıyor. Derya bütün hikayeyi anlatıyor Handan'a ve sonra yemeğe davet ediyor. Handan ile İlhami sonunda yeniden arkadaş olmayı becerebiliyorlar. Ama bu kısım da böyle bir geçiştirilmiş havasında. Handan ve İlhami'nin bir araya geldiğini falan hiç görmüyoruz. 

Netice olarak bu kitap bana pek beklediğimi vermedi. Fazlasıyla çorba olmuş ve aceleye getirilmiş duygusu uyandırdı. Zaten 271 sayfa. Pazartesi sabah başladım, Salı akşamı bitmişti. Okuduğum tüm Ayşe Kulin romanları arasında en zayıf kalanıydı ve ne yazık ki tavsiye ederim diyemeyeceğim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder