27 Eylül 2018 Perşembe

KOÇUM BENİM (KİTAP)



(kitabı download etmek isterseniz aşağıdaki linki kullanabilirsiniz. 

https://m.facebook.com/groups/2039621396110710?view=permalink&id=2232374413502073 ) 

BEN KİMİM VE ÖNSÖZ


Bundan aşağı yukarı otuz yıl önce annesi kanser olmuş 11 yaşında bir çocukken gördüm; fazla üzülmenin insana neler yapabileceğini ve ardında çocuğunu yalnız bırakmak istemeyen bir annenin sadece bu düşünceye tutunarak 3 kez kanseri yenebildiğini… Bu yüzden psikoloji hep ilgimi çekti. İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe okurken sadece psikoloji bilmenin yeterli gelmeyeceğini, aslında sorunlarımızın büyük bir kısmının beynimizin işleyişinden de kaynaklandığını öğrendim. Bizler yanlış giden her şey için kalbimizi suçlarken (“Beynim hayır diyor ama kalbime söz geçiremiyorum” ne kadar da tanıdık değil mi?) hiç düşündünüz mü mesela depresyona girdiğimizde, kalbimiz çok kırıldığında neden bize kalp ilacı yerine beynimize etki edecek anti-depresanlar, sakinleştiriciler verdiklerini?

Okulu bitirdikten sonra Siemens Nixdorf, Yapı Kredi Bankası, McDonald’s gibi şirketlerde çalıştım ve Yeditepe Üniversitesi’nde M.B.A. (Master of Business Administration) yaptım, kendi dergimi yayınladım, kendi şirketimi kurup satış üzerine eğitimler verdim, halkla ilişkiler faaliyetleri organize ettim.

Bu arada çeşitli eğitimler ile de kendimi geliştirmeye devam ettim. Access Consciousness(Bilince Giriş) ile tanışıp Access Bars ile bilinçaltı temizliği ve EnergiticFacelifting (Enerjili Yüz germe), How to be Your Own Coach (Nasıl Kendi Koçunuz Olursunuz) gibi eğitimler aldım.

Bir kaç yıl önce kurumsal iş hayatımı sonlandırdıktan sonra bir süre Amerika’da kalarak çeşitli workshoplara katıldım, Access Bars ve Facelifting uygulamaları yaptım.

Hepimiz aslında aynı şeyleri söylüyoruz. Dinler, kişisel gelişim uzmanları, psikologlar, spiritüel uzmanlar…

Ve hiç birimiz sana olumsuza odaklanarak mutlu olabilirsin demiyoruz.

Bugün kuantum fiziği bile dediklerimizi destekliyor. Yani söylediklerimiz bilimsel olarak ispat edilmiş durumda.

Aynı şeyleri yapmaya devam ederek farklı sonuçlar elde etmeyi bekleme. Aynı hatayı tekrar tekrar yapmak… hadi kibarca söyleyeyim, çok mantıklı değildir.

Bu kitabı aldığına göre hayatında bir şeyleri değiştirmek istiyorsun. Araştır… Olasılıkları değerlendir, karar ver ve uygula. Birimizin söyledikleri, anlatış şekli, kelimeleri, gidiş yolu zihnindeki o kilidi açacak anahtarı sunacak sana. Hangimiz, hangi yol? Buna sen karar vereceksin.

Tanrı Daima Tebdil- i Kıyafet Gezer isimli kitap hayatta karşımıza çıkan zorlukları aşmak için aslında sorundan çok çözüme ve harekete odaklanmamız gerektiğini çok şık bir şekilde anlatıyor. Kitapta iki psikiyatristten bahsediliyor. Bir tanesi psikanaliz yoluyla tedavi ediyor, bazı hastalar çözüme ulaşamadan senelerce süren seanslar görebiliyorlar. Diğeri ise çözüm odaklı. Sorunu bir kere tespit ettikten sonra nedenleri, nasılları üzerinde durmaktansa, sorunu aşmaya yönelik görevler vererek hem değişimin dünyanın sonu olmadığını yaşatarak gösteriyor, hem de aslında önümüzdeki tek engelin aslında kendimiz olduğunu çırılçıplak ortaya koyuyor. “Ben yapamam.” deme.

Çatışma yaşadığımız kişileri dışlayarak değil, o kişiyi kabullenerek, gerçekten olayları onun bakış açısı ile kavrayarak ancak bu esnada kendimizi ortaya koymaktan kaçınmadan, yargılayarak veya suçlayarak değil, sorular sorarak bu çatışmaları aşabileceğimizi de gösteriyor.

Hayatınızda değiştirmek istediğiniz noktalar varsa, nasıl değişebileceğinizi bilmiyorsanız veya değişmek size “artık ben olmayacağım o zaman” demek gibi geliyorsa bu kitabı bir motivasyon sağlayıcı olarak kesinlikle okumalısınız. 


Mutluluk anlık bir şey değildir. Bir olma halidir. Kimi zaman mutsuz, üzüntülü, bıkkın da olabilirsin ama genel olarak kendinden ve hayatından mutlu olabilmendir önemli olan.

Şunu unutmamak da lazım ki; çocuk yetiştirirken doğal olarak herkes çocuğunun mutlu olması için elinden geleni yapıyor, pamuklara sarıp sarmalıyor. Gerçek hayatla karşılaştıklarında çok daha fazla yaralanacak çocuklar yetişiyor. Çok fazla hijyenik davranmak nasıl ki bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep oluyorsa çocuklarınızı çok fazla korumak da güçsüz yetişmelerine sebep olur.
Yeni bir araba aldığında ondan tam performans alırsın ve mutlusundur. Ama arabandan memnun kalabilmen için düzenli servise götürmen, bakımlarını yaptırman gerekir. Arada bir sorun çıkaradabilir, normaldir, halledilir. Bu senin arabandan memnun olmanı engellemez.

Aynısını kendin için de düşün şimdi. Kendi bakımlarını düzenli yapıyor musun? Sisteminin düzgün çalıştığından emin misin? Ne istediğini, neye ihtiyacın olduğunu biliyor musun?

Şikayet etmek insanın çözüme değil soruna odaklanmasına sebep olur. Kendinin veya başkalarının neyi, neden yaptığını düşünüp şikayet etmektense ne yapılması gerektiğine odaklan. Geçmişle yüzleşme her zaman iyi sonuçlar vermez.

Söylenen o ki (bazılarına göre) yaşadığımız sorunların üç kaynağı var; kendi geçmişimiz, atalarımızın yaşadıkları ve kollektif bilinç. Ne kadar geriye gidebileceksiniz? Ortaya çıkan şeyin gerçekliğine ne kadar inanacaksınız?
Değiştiremeyeceğin anıların içinde savrulmaktansa düşünme şeklini değiştir. Soruna yol açan şey anıların değil, onlara bakış şeklin ve sonrasında aldığın tavır.

Bir ilişkiye başlarken aldatılacağını düşünerek başlarsan davranışların da bu yönde gelişir. Daha önce aldatılmış olabilirsin. Ama bu zaten dünyada ilk senin başına gelmiş değil. Senin aklında hiç böyle bir şey yokken sevgilin senin her hareketinden aldatılacağına dair bir anlam çıkarırsa, kıskançlık krizleriyle dünyayı sana dar ederse sonuçta ya ayrılırsın ya aldatırsın. Bu da “kendini gerçekleştiren kehanet” olur.

Oysa sen kendini gerçekten değerli gördüğünde, başına böyle bir şey gelse bile kaybedecek olanın kendin değil karşındaki olduğuna inanırsın. Kendine güvenli davranırsın. Tabii gereksiz bir şekilde burnun Kaf dağında gibi de davranma.
Dışarıdan konuşması kolay diyebilirsiniz. Bilin ki dışarıdan konuşmuyorum. Bugüne kadar bunları zorluk, hayatın sillesi gibi bile görmedim. Ama kendi hayatımdan biraz özet geçmeliyim…

Babasından dayak yiyen bir çocuktum. Üstelik de çoğu boş yere. Kendi hatalarından kaynaklanan şeyler yüzünden beni döverdi. 6 yaşlarımdayken annem kurtaramasın diye odaya kapatıp kemerle beni dövdüğünü hatırlıyorum.
Üstelik cahil, eğitimsiz bir adam da değildi.

Annemin de bu şiddetten pay almadığını düşünmeyin. İtalyan Filolojisi mezunu, bankacı, melek yüzlü şube müdürü babamı bir de evinde görebilseydiniz.

Babamın eve sarhoş gelip de annemin çığlıklarına uyandığım (uyuyan kadının boğazını sıkıyormuş çünkü) gecenin ertesinde dayım gelip babamı tehdit edince annem bir daha dayak yemedi ama babam benimle idare edebiliyordu.

Bu arada bir gece camdan bakarken babamı otoparkta, arabasının içinde bir kadınla otururken yakaladım. Kadın metresi. Hangi akla hizmetse annemle tanıştırmaya getirmiş.

Boşanma aşamasına gelindi. 12 yaşındayken babamın kuru iftiralarla doldurduğu mahkeme celbini postacıdan ben teslim aldım.

Barıştılar.

Ama annem bu yüzden kanser oldu, 2 sene içinde dört ameliyat geçirdi, ölümlerden döndü.

Ben o zaman gördüm; bir insanın üzüntüyle kendini nasıl ölümüne hasta edip, doktorlar tarafından tüm umutlarımız yok edilirken hayata yeniden tırnaklarını geçirip 36 yaşında doğurduğu tek çocuğu, biricik kızı olan ben için nasıl hayatta kalabileceğini… (Bunun üzerine 2 kanser daha atlattı. İlkinin üzerinden neredeyse 30 yıl geçti. Şimdi 80 yaşında ve çok şükür hala benim yanımda.)
Suadiye’den Bostancı’ya taşındığımızda 15 yaş civarı insanların dahi dışarıdan gelen yaşıtları bir kıza bile ne kadar acımasız olabileceklerini, hiç olmayan yalanları gerçek sanıp beni dışladıklarını gördüm. O zaman anladım ki; sen bir şey yapsan da yapmasan da insanlar konuşuyor, doğru yanlış ayırt etmeden, seni dinlemeden. O yaşlarımda vazgeçtim “Elalem ne der?” diye endişelenmekten.

Orta sondayken istismara uğradım. “Abi” dediğim birisi tarafından. Bazen insanın hayatında kaçamayacağı kötülüklerle karşı karşıya gelebileceğini gördüm. Benim suçum değil, karşımdakinin kötülüğüydü.

Aldatıldım, hem de çok…

Sonra genç erkeklerin hormonal durumlardan öte bir şey olmalı diye düşündüm. Sürekli bununla karşılaştığıma göre (o zamanlar kişisel gelişim henüz pek keşfedilmemişti.)

Tabii bu aldatılmalar esnasında adamı tokatlamaktan tut, oraya buraya yumruk atıp ellerimi morarttığım dönemler de geçirdim. Ama anladım ki düşünmeden anlık verdiğim tepkiler en çok bana zarar veriyor.

Eşimden önceki ciddi ilişkim 4 yıl sürmüştü ve sürekli aldatılmıştım, kaç defa yakaladığımı hatırlamıyorum bile. İkimiz de 18 yaşındaydık. O hani şu “Göster oğlum teyzelere pipini” denen, oğlunun 3-5 sevgilisi olmasıyla övünen, namusun sadece kadının iki bacağı arasında olduğu tarzda bir ailenin oğluydu. Kadınlığın bastırıldığı, erkekliğin kışkırtıldığı…

Bu şekilde büyütülmüş adamların ciddi ilişkiler içine girince bir anda tek eşli olabileceğini sanmayın. Kadın-erkek ilişkilerinde bilinçaltları o kadar yanlış bilgilerle dolu ki çünkü… İstese de doğruyu yapabilmesi zor.

Benzer bir durumu eşimle de yaşadım. İnsanların hayatlarında karışık dönemler olur, ne yapacağını bilemediği, hangi yoldan gideceğini seçemediği. Bu da eşim için öyle bir dönemdi.

Fal mı baktırsam, arkamı dönüp gitsem mi, hacılara, hocalara, büyücülere mi gitsem derken yavaş yavaş aklımda bir şeyler oluşmaya başladı. İlk sorum şuydu kendime “Ben bu adamla mutlu muyum, huzurlu muyum, ileride de mutlu olabilir miyiz?” Bu soruların cevabı olumluydu. Peki, mevcut durum içinde ben ne yapabilirdim? Büyü dediğimiz şey neydi? Birinin bazı ritüeller eşliğinde okuyup üflemesi. Üstelik de bir başkası tarafından da bozulabiliyor. Öyle bir çözüm bulmalıydım ki başkası etki edemesin.

Bir kadın olarak değişmeye karar verdim.

Ne yapabilirim diye düşünürken büyü gibi bir kadın olmaya karar verdim. Öyle bir kadın olmalıydım ki vazgeçememeliydi benden. Başkaları gibi değil, standart değil, farklı olmalıydım.

Öncelikle zihnimi sakinleştirmeliydim. Her şeye isyan eden, tartışmalar çıkaran, yaptığını sürekli başına kakacak bir kadın pek büyü gelmiyor kulağa çünkü. Haklı, gururlu, mağrur olmak mı yoksa mutlu olmak mı?

Ona karar vermesi için belli bir süre verdim, 1 ay sanırım. Bu süre içinde “O” konuyu hiç açmadım. Sadece birlikte olduğumuz zamanları güzel geçirmeye çalıştım, geçmişi ya da geleceği düşünmeden sadece o “an”ı yaşamaya odaklandım. Netice… Başka badireler de atlattıktan sonra evlendik. Bu sene birlikteliğimizin 22. yılı. O geçirdiğim 1 ay benim kendimi eğitmem açısından çok faydalı oldu. Aşk gerçekten çok ciddi bir motivasyon kaynağı.

Kriz dönemlerinde işten çıkarıldım, kendi işimi kurup battım, kredi kartı borçlarımı ödeyemediğim dönemler geçirdim, gün geldi eşimle evde bir ekmek parası bulmak için kıyafetlerimizin ceplerini karıştırdık. Beni öldürmeyen her şey bugünkü beni daha güçlü kıldı.

Ve yine en büyük hayat derslerimden birini annemden aldım. Çok sıkıntılı olduğum bir gün telefonda konuşurken “Hayat böyle kızım. Hep inişler çıkışlar olacak. Sıkıntılar hep gelip geçecek. Dert etme.” dedi.

Ve aklıma kalp atışlarımız geldi. Kalp atışımız nasıl ki inişli çıkışlıysa hayatımız da böyle geçecek. Asıl sorun düz çizgi olması.



YOLCULUĞA HAZIRLANMAK

Hayatın kendisi bir değişim ve gelişimdir. Bu kitabı almış olan herkes bir şeylerde gelişmek istiyor; daha iyi bir eş veya ebeveyn olmak, daha mutlu olmak, işinde yükselmek, daha huzurlu olmak, daha tatmin olmuş hissetmek. Gelişmek istemeyenler, on yıl öncesiyle aynı olmakla övünenler ise bu kitabın konusu değil. Herkes gelişirken sen aynı kalamazsın, duraklamak diye bir şey yok, geri düşersin.

Kendi kendine yardım kitapları raflardan taşıyor ve televizyon programlarında tek soruluk cevaplarla bilgi ve talimatlar paylaşılıyor, ama öğrendiklerimiz bir kulağımızdan giriyor, öbür kulağımızdan çıkıyor ve kendimizi başkalarının istediği hayatlarını yaşarken bulmaya devam ediyoruz. Unutma, insanın özgürlüğü yapmak istediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmamasındadır.

Küçük bir hikaye anlatmak istiyorum.

Amerikalı bir danışman deniz kıyısında harika bir manzarası olan ufak Meksika köyünün iskelesinde bir balıkçı ile tanışır. Amerikalı, Meksikalı balıkçıyı yakaladığı balıkların büyüklüğü yüzünden övdü.
“Bu balıkları yakalaman ne kadar sürdü?” diye sordu Amerikalı.
“Sadece kısa bir süre” diye cevap verdi balıkçı.
“Neden biraz daha kalıp daha fazla yakalamadın?” diye sordu Amerikalı.
“Ailemin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar balığım var” dedi balıkçı.
“Ama günün geri kalanında ne yapacaksın?”
“Uzun süre uyuyorum, biraz balık tutuyorum, çocuklarımla oynuyorum, eşimle siesta yapıyorum. Akşamları da köyde dolaşıp, şarap içip arkadaşlarımla şarkı söylüyorum”
Amerikalı dalga geçti “Harvard’da MBA yaptım ve danışman olarak çalışıyorum. Sana yardımcı olabilirim dedi.”
Balıkçı geri adım atarak “Bu nasıl olacak efendim?” dedi.
“Balık tutmak için daha fazla süre ayır. Kazanacağın gelir ile daha büyük bir tekne alabilirsin ve daha büyük bir tekne sayesinde kazanacaklarınla birden fazla tekne sahibi olabilirsin. Sonunda bir filon olabilir. Balıklarını aracılara satmak yerine, doğrudan müşteriye satacak güce erişebilirsin ve kendi konserve fabrikanı açabilirsin. Ürünü, işleme sürecini ve dağıtımı tam olarak kontrol edebilirsin. Bu küçük şehirden taşınıp Mexico City’e taşınabilirsin. Ardından Los Angeles ve en sonunda girişimini daha da büyütebileceğin New York’a gelebilirsin.”
“Bunların hepsi ne kadar sürecek?” diye sordu balıkçı.
“15, bilemedin 20 yıl.”
“Ya sonra?”
“Evet bundan sonrası gerçekten heyecan verici” dedi danışman. “Doğru zaman geldiğinde, halka arz olacak ve şirketin hisselerini satacaksın. Çok zengin olacaksın ve milyonların olacak.”
“Milyonlar mı efendim? Peki ya sonra?”
“Emekli olacaksın! Uzun süre uyuyabileceğin, biraz balık tutabileceğin, çocuklarınla oynayabileceğin, siesta yapabileceğin ve akşamları içkini içerken köyde dolaşıp arkadaşlarınla şarkı söyleyebileceğin bir köye taşınabilirsin!”
“Şu an bunları zaten yapıyorum efendim.”

Bazen önümüze konulan hayallerin bize gerçekten bir şey katıp katmayacağını düşünmemiz gerekiyor.

Kendi yaşam koçun olmak sadece ve sadece senin için anlamlı olan hayatı bulmanı ve yaşamanı sağlayacak. Yol gösterici bölümler ve alıştırmalar sayesinde, güçlü yönlerini takdir edebilir, zayıf yönlerini azaltabilir ve seni bekleyen olanakları keşfedebilirsin. Hatta çevrendekilere de yardımcı olabilir, kendilerini bulma yollarını aydınlatabilirsin.

Her bölüme bir hafta ayırman halinde bu kitap çok daha etkili olacaktır, böylelikle okuduklarını iyice düşünecek ve sindireceksin. Okudukça anlayacağın gibi kendi koçun olman çok ağırlıklı olarak konuları ne kadar içselleştirebildiğine, bulduğun hedeflerle ve fikirlerle yürüyebilmene ve kitaba devam etmene bağlıdır. Bazılarınız bazı bölümler veya her bölüm için bir haftadan daha uzun süreye ihtiyaç duyabilir, bu tamamen sana kalmış.
Kendi koçun olabilmen bir gecede gerçekleşmeyecek. Hayatını istediğin şekilde yeniden kurmak ve düzenlemek için atılacak adımlara karar verme süreci enerjini ve zamanınızı alacak.
Ayrıca isteklerinizi, ihtiyaçlarınızı ve hedeflerinizi belirlerken hatırlamalısınız ki bunlar zamanla değişir. Siz de zamanla değişirsiniz. Buradaki başlıklar üzerinde hayatın boyunca defalarca çalışman gerekebilir.
Hepimiz doğal olarak hayatımız boyunca değişmeye ve gelişmeye devam ederiz. Bununla beraber kendi istediğin kişi olma yolunda değişmeye devam ederken bu kişi olmayı gerçekten isteyip istemediğini de değerlendirmeye devam etmen zorunludur.
Çoğu zaman kendimize hiç soru sormayız, başkalarının hayatlarıyla, hatalarıyla, çelişkileri ile ilgilendiğimiz kadar kendi içimize dönük bir bakış açısı hiç geliştirmeyiz.
Kendi koçun olmaya başladığın andan itibaren kendinle sürekli bir diyalog halinde olman gerekecek. Sorular soracaksın ve cevaplarını araştıracaksın. Koçluk soru sorma sanatıdır. Aradan zaman geçecek verdiğin cevabı beğenmeyeceksin, yeni bir cevap arayacaksın. En önemli noktalardan biri soruda kalabilmek. Sen sor, beynin uygun cevapları araştırsın.
Kendine yön vermenin büyük bir kısmı; hayatından kötü şeyleri çıkartmak ve iyi şeyleri çoğaltmaktır. Bu sadece akıl, beden ve ruhuna düzgün bakmayı taahhüt ettiğiniz zaman olabilir. Yaptığın ve yapmadığın şeylerin senin için iyi olup olmadığını fark edeceksin, sadece dikkatli olmaya özen göstermen yeterli. Her gün alması gereken ilaçları olan bir hasta gibi hepimiz kendimize bakmalı ve kendimizi geliştirmeliyiz. Şu anda bunu nasıl yapacağını bilmemen gayet normal, bunun için bu kitabı aldın zaten.
Hızdan ziyade devamlılık kendi koçun olma yolundaki ikinci anahtarın. İlk anahtarın ise farkındalık;ki gelişmeyi istediğine göre geliştirilmesi gereken fırsat alanların olduğunun farkındasın. Farkındalığı da bu kitapla birlikte geliştireceğiz.

Bu kitabın devamına hazırlanırken tamamlaman gereken bazı görevler ve kendine vermen gereken bazı sözler var. Bu kitap kendi yolculuğunun sorumluluğunu aldığında en etkili hale gelecektir. Kendi hayat koçun olman senin için geçerli şeyleri ve istediğin hayatı ortaya koymandır.

Eğer bir partnerin, eşin, çok yakın yaşayarak hayatı birlikte geçirdiğin birisi varsa bu kişinin bu aktivitelere katılıp katılmayacağına da sen karar vereceksin. Bazı konuların üzerinden onunla birlikte geçmeyi tercih edebileceğin gibi, bir kısmını tamamen kendine de saklayabilirsin veya tamamını birlikte çalışmak da isteyebilirsin. Bu tamamen sana kalmış. Sadece şunu aklında tut; kendi koçun olmak kendinle ilgili tamamen dürüst olmayı ve şu anda bulunduğun noktayı kabul etmeyi gerektirir.

Sadece bu yolda ilerlerken sana yardımcı olabilecek birkaç araç önerim var.
   Bir defter ve yazan bir kalem – Defter, günlük veya bir bilgisayar dosyası kendine koçluk etmen için kesinlikle gereklidir. Eğer başkaları ile birlikte yaşıyorsan bu defteri yanında veya özel bir yerde tutman bulunmasından korkmadan tamamen dürüst ve açık olman bakımından önemlidir. Bilgisayarda bir dosya bazılarınıza çok daha kolay gelebilir, ama ben önermiyorum. Çünkü el yazısı beyninle doğrudan iletişim kurmanı sağlar.
İlkokuldayken derste konuştuğumuzda veya yaramazlık yaptığımızda hani öğretmenlerimiz tahtaya veya defterimize “Bir daha yaramazlık yapmayacağım.” yazdırırdı yüz kere… İşte bu beyni kodlamanın yollarından biridir. Bu kitabı okudukça psikoloji ve beynin işleyişi ile ilgili de bir çok şey öğreneceksin. Seni sen yaptığını sandığın bir çok şeyin aslında beynindeki hormonların veya beyninin çalışma şeklinin bir sonucu olduğunu öğrenip şaşıracaksın. Beyin; kendine yalan söyleyebilen tek organımızdır. Incognito - Beynin Gizli Hayatı kitabında nörobilimci
David Eagleman durumu şöyle özetler “Bilincin beyindeki durumu bir transatlantikte motor bölümünde seyahat eden kaçak yolcu gibidir. Oradadır ancak hiç bir şey bilmez.”
      Zaman - Her gün az bile olsa zaman ayırmak zor gibi görünebilir, ama buna değer. Bir saat veya on dakika bile olsa, kendine odaklanmak ve dinlemek için zaman bulabilirsiniz. Sabahın erken saatleri veya gece yatmadan öncesi meşgul insanlar için veya ailesi olanlar için en uygun zamanlardır. Aklından çıkarmaman gereken hayatını gerçekten değiştirmek istiyorsan bunun için zaman ve emek harcaman gerektiği.
    Ne bu kitap, ne başka bir kitap, ne birebir alacağın koçluk seansları sen çaba harcamadan hiçbir işe yaramaz. Sihirli değnek arıyorsan o bu kitap değil. Birebir koçluk seansları seni biraz daha çalışmak zorunda bırakacağından daha fazla ilerlemeni sağlayabilir. Ama yine de SEN uğraşmazsan biz senin için hiçbir şey yapamayız.  
    Dürüstlük ve açıklık – Bu senin yolculuğun. Kendine koçluk yapıyorsun. Bir futbolcu koçunun golcüsüne zayıf yanlarını söylemesi gibi, sen de kendine karşı dürüst ve açık olmalısın. Bu; her aktivite ve bölüm için geçerlidir. Eğer kendin hakkında beğenmediğin bir şey varsa, bu gayet normal, aslında işte bu yüzden kendi yaşam koçun haline geliyorsun. Bunu kabullenene kadar o alanda gelişebilmen zaten mümkün değildir. Benzer şekilde bazılarınız da yetenekleri ve güçlü yanları konusunda zorlanacaktır, ama bu da mecburi olarak yapılmalıdır. Senin hakkındaki o harika şeyler istediğiniz hayatı oluşturmak için kullanacağın şeyler olacak.
 Kullanma Kılavuzu - Kitaba devam ederken aktiviteleri ve yapılması gerekenleri atlamadan dürüst ve açık bir şekilde yapmalısın. Günlük notlarını da tutmayı ihmal etmeden.

  
BAZI İPUÇLARI

Bu Benim İçin İyi mi?

Bu soru bir iş teklifine ne cevap vereceğimizden tut da menüden ne yemek seçeceğimize kadar her kişisel seçimimizde olmalıdır. Yaptığımız seçimlerin çoğunda ya anlık kararlar veririz yada başkaları ile saatlerce konuşuruz. Bir arkadaşımıza sorarız ve sonra bir başkasına ve bir başkasına... sonra artılar ve eksiler listesi yaparız ve "Buldumm" deriz.

Bu da bir yol olmasına rağmen kendine sadece “Bu benim için iyi mi, fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak, bugün, önümüzdeki hafta ve 10 yıl sonra da iyi olmaya devam edecek mi?” diye sorabilirsiniz. Çünkü iç bakışınız gerçek ilgi alanlarınla ilgilenir, sadece egonun istekleri ile değil, böylece aradığın rehberliği bulacaksın.

Vücudum Bunun Hakkında Ne Söylüyor?

Gelişen teknoloji ile birlikte vücutlarımız ile iletişimimizi kaybettik. Tanrı’nın yaratımı ve şeytanın oyun alanının akıl karıştırıcı bir bileşimi… Aslında zekanın bir girdabı.

Her hücremiz farkındalıkla dolu olarak oluşur. Vücudumuzdaki 40 trilyon hücre aslında ciddi bir danışma kuruludur. Vücudumuz tüm hislerimize tepki verir. Bu yüzden korku filmi izlerken ürpeririz, katil kurbanın peşinden koşarken bizim de kalp atışımız hızlanır, ellerimiz terler, ağlayabiliriz…

Kararsız ve karmaşık hissettiğiniz onlara sor. Sessizce rahatlayabileceğin bir yere git ve vücuduna söyleyeceği neyi olduğunu sor. Her türlü hissini not et. Yeni bir şey yapacak olmanın heyecanına rağmen kalbinin hızla çarparak “Evet” dediğini mi duyuyorsun? Yoksa karnında başka bir yolu seçmeni söyleyen bir rahatsızlık mı hissediyorsun?

Şunu da not et bir kenara; beynimiz hislerimize tepki verdiği gibi vücudumuzdaki eksikleri de bize bir şekilde anlatmak için hislerimizi kullanır. Bu konuya daha sonra tekrar döneceğim.

Değerlerim Nelerdir?

Bu düzenli olarak kendine sorman gereken bir soru, doğum gününde veya yılbaşlarında. Değerlerini ihtiyaç halinde okuyabilecek kadar iyi bilmek özgürleştirici ve motive edicidir.

Bu soru üzerinde çalışan bir danışanım değerlerini “Takdir, bütünlük, hoşgörü, nezaket ve alçak gönüllülük” olarak açıkladı. Bu keşfiyle o kadar mutluydu ki kendisine bu kelimelerden oluşan bir broş bile yaptırdı. Sen de böyle bir şey yaptırmak isteyebilirsin. Ama değerlerin ruhuna ve davranışlarına kazınmış olduğu sürece, sadece bu bile yeterlidir.

Bu Durumda O Ne Yapardı? (Annem, Peygamberimiz, Buda, Bill Gates, vs)

 

Bir rol model hakkında düşünmek bir yol göstericiye telefonla danışmak gibidir. Kendine bu kişinin senin durumunda ne yapacağını sor. Onların bilgeliklerine ulaşmak için tekniklerden biri soruyu ve cevabı yazmaktır. Bu o kişiye yeni bir kanal olmak gibi bir durum değildir. O kişiyi ve sana kattıklarını düşünerek bilgeliklerine dokunabilmektir.

Başka birisinin yardımına ihtiyaç duyduğunda sana bunun kim olduğunu söyleyecek iç sesine güven. Otur, 2-3 dakika derin nefesler alarak sakinleş, alıcı konumuna geç ve sorunu sor.

Sufi nefes tekniği sizi sakinleştirecektir, içinden dörde kadar sayarak aldığın nefesi sekize kadar sayarak ver. Bu kadar basit.

Sorunu sorduktan sonra bir isim hemen aklınıza gelebilir veya bir fikir yolculuğundan geçebilirsin. Aslında soruda kalmak, doğrudan bir yargıya varmamak hayatımızın tüm alanlarında uygulayacağımız metod olmalı. Yargıya vardığın an beyninin o konu üstünde çalışmayı bıraktığı andır. Oysa soru sordukça bir sorun çözme makinesi olan beyin çalışmaya ve sana alternatif çözümler sunmaya devam eder.

Cevabı tartmak için mantığını kullan. Mesela evliliğin ile ilgili kiminle konuşacağını düşünürken aklına 6 yaşındaki kızın geliyorsa bu onunla evliliğini tartış demek değildir. Ama evliliğin ile ilgili konuşacağın kişiyi bulduğunda kızınızı ilk sıraya koyarak değerlendirme yapmanız gerekiyordur örneğin.

Aklımızdan geçen her şey bizim nihai düşüncemiz değildir. Düşüncelerimiz hakkında düşünmemiz gerekir.

Kağıt üzerindeki sorgulaman süprizlerle dolu büyüleyici bir iç konuşmaya dönüşebilir. “Yüksek mevkilerdeki tanıdıklar” kalıbına yepyeni anlamlar katabilir.


Hem bir şeyi öğrenmenin en iyi yolu –mış gibi yapmaktır, taklit etmektir. Bir konuda kendini geliştirmek istediğinde olması gerekenin ne olduğunu biliyorsan –mış gibi davranmaya başlayabilirsin. Mesela daha sakin, daha az tepki veren bir insan olmak istiyorsan sakinMİŞ gibi davranarak rol yapabilirsin. Rol yapmakla çıktığın bu yolda kısa bir süre sonra gerçekten çok daha sakin bir insana dönüştüğünü göreceksin ve artık rol yapıyor olmayacaksın. 

 

Görmediğim Ne?


Hepimiz göz bağları ile yaşıyoruz. Bu göz bağları stratejik yanlarımız ile ortaya çıkıyorlar, yani önceden oluşturmuş olduğumuz yargılarımızla. Yargılarımız aslında hayatımızı kolaylaştırmak amacıyla oluşurlar, bize kısa yollar sunarlar. Ama bazı noktalarda da görüşümüzü kapatırlar. Yargısız bir hayat aslında İslamiyet’in de bize önerdiğidir. Her şeyin Allah’tan geldiğine inandığında kötü diye bir şey kalır mı?
Bir sorunun cevabı durumun sadece bir milimetre ötesini görmekte yatıyor olabilir. “Burada göremediğim ne?” diye sor kendine. Genellikle göremediğimiz, görmek istemediğimiz şeydir.

Mesela işinden hiçbir sebep olmaksızın memnun olmadığını düşünelim. Resmin biraz daha dışını görebildiğinde sorunun işin değil kullanmadığın bir yeteneğin olduğunu anlarsın ya da hatırlarsın. Bunu fark ettikten sonra doğru karara varabilirsin.


Hayatımın Kutsal Amacı Ne? Gerçekten Önemli Olan Ne?


Hepimiz zaman zaman düşünmüşüzdür neden bu dünyada olduğumuzu, burada olmamızın amacını merak etmişizdir. Hayatımızın amacı aslında amacı olan bir hayat yaşamaktır. Yapmamız gereken bu kutsal amacımızı bulmak. Bunu sormak bile sizi otobana çıkartmıştır. Bu sorunun cevabı ihtiyacınız olan tek şey olabilir. Bulmakta zorlanıyorsan sorman gereken soru şu “Elimde bir sihirli değnek olsaydı bu dünya için, insanlar için ne yapmak isterdim?”

Bazen konu sadece neyin doğru veya yanlış olduğu değildir. En az bunun kadar önemli olan bir şey daha vardır; neyin daha çok veya daha az önemli olduğuna karar verebilecek ruhsal olgunluğa erişebilmek. Mesela haklı olmak mı mutlu olmak mı? Haklı olmak mı karşındakini kırmamak mı?

Bugün işe alımlarda yapılan karakter testleri bu temele dayanır mesela. Doğru veya yanlış bir sonuç yoktur testte, sadece senin için önemli olanın ne olduğunu ölçerek o pozisyona uygun olmadığını test ederler.

İster bugün yapman gerekenleri sıraya koymak olsun, ister hangi isteklerini şimdi yapacağına, hangilerini erteleyeceğine karar vermek olsun kendine sorman gereken gerçekten önemli olanın ne olduğu.
Genel olarak söylersem, duygularımız olan şeyler ilk sıralarda yer alacaktır, canlılar, yaşam, özellikle sana yakın olanlar. Cevabın ne olursa olsun bu durumda senin için en önemli şeyin ne olduğunu öğreneceksin.

Ne Zaman Harekete Geçmeli ve Ne Zaman Durmalı / Geri Adım Atmalıyım?


Yapman ve yapmaman gerekenler hakkında bir his sahibi olmak için bu soruyu sor. Bu aydınlanmış bir hayat yaşamak için ileri seviye bir derstir. Sayılamayacak kadar çok zaman ya gerekli bilgiye sahip olmadan çok erken hareket etmişizdir yada çok geç kalmışızdır.

Kendine sakince ve güvenli bir şekilde sor; bu durumun neresinde yer almalısın, ne zaman beklemeli veya tamamen çıkmalısın, rolün hakkında kesin bir fikir edineceksin. Cevabı aldıktan sonra hala iç sesine karşı hareket etmek istiyorsan unutma ki hayat küçük drama serilerinden oluşur ve hiç birinin bir drama kral veya kraliçesine ihtiyacı yoktur. Hayat dediğimiz bir sınavsa eğer amacımız bu sınavı başarıyla tamamlamak, geçer not almak… İyi ve mutlu bir insan olmak.


Beni Ne Tamamen Mutlu Eder?


Seni mutlu eden aktiviteler nelerdir? Bir liste yap. Bu listedekilerden hangilerini dün yaptın? Veya geçen hafta, geçen sene? Kendini şımartmak için hangilerini bugün yapabilirsin? Senin için meydan okuma olabilecek yeni bir durumla karşılaştığında kendine bu durumda beni ne mutlu eder diye sor.

Ve geniş bir yelpazede bak konuya. “Gemi seyahati”ni listene alabilirsin, ama “kütüphanede takılmak” veya “köpeğimle oynamak” senin için mutluluk verici ise her gün mutlu olabilirsin, ve bu gerçekten önemlidir. Seni şimdi, bugün mutlu edecek (ve daha sonra mutsuz olmana sebep olmayacak) şey nedir? Onu yap. Her gün kendini mutlu edecek ufak şeyler yapmayı unutma.

Bir danışanıma kendisini en çok neyin mutlu ettiğini sorduğumda “Evim temizse, yemeğim de varsa...” dedi. Bir insan böyle mutlu olamaz, kendinizi kandırmayın. Hayattan zevk aldığın şeyler olmalı, hobilerin olmalı, kendine vakit ayırmalısın, beyninde sürekli konuşan sesleri ve şehrin gürültüsünü susturabileceğin yerlere gitmelisin, bunu rutine bindirebilirsen doğayla baş başa geçireceğin zamanların ne kadar iyi geldiğine inanamayacaksın.

Çocukluğum ve gençliğim Suadiye’de geçti. Yeşil benim için bahçe demekti. Babam İstanbul’lu, annem İzmir’li olduğundan gidecek bir köyümüz de yoktu. En sevdiğim doğa parçası denizdi, çünkü ormanın ne olduğunu bilmiyordum. Derken Bahçeköy’e taşındık eşimle, Belgrat Ormanı’na yani. İlk bir kaç sene Bahçeköy’ün tadını çıkartamadığımı şimdi daha iyi anlıyorum. Sonra sokak köpeklerim oldu, Paşa ile aşağı yukarı 7-8 senedir orman yürüyüşleri yapıyoruz. Hayvanları çok seviyorum, onlarla vakit geçirmekten çok keyif alıyorum ve onlarla birlikte ormanda olmak bambaşka bir keyif. Benim gittiğim pek kimsenin girmediği yerler de var. “Deniz varken orman da neymiş ki?” diyen ben şimdi haftada en az 2 kere gitmezsem kendimi eksik, boğulmuş hissediyorum. Bundan başka sana artısı ne oldu diye soracak olursanız, 2 ay önce bilinç analizi yaptırdım ve yapan kişi bu derece dengede olabilmek için ne yapıyorsunuz, meditasyon mu, reiki mi diye sordu. Oysa hiç birini yapmıyorum.

İnsan araya çomak sokmadığı sürece doğa muhteşem bir dengeye sahip. Bizler de hayatımızda denge istiyorsak bunu alabileceğimiz en doğru yer doğa.


BEYİN
Beyin sırları hala tam çözülememiş bir organ. Ona rağmen hepimiz kendimizinkini çok iyi şekilde kullandığımızı, tam randımanlı çalıştırdığımızı zannediyoruz. Ama ne yazık ki gerçekler pek de öyle değil. Beynini bir araba gibi düşün. Eğer arabanızın teknik özelliklerini bilmezsen onu doğru şekilde kullanamazsın. İstediğin hayatı yaratman ve kendine doğru şekilde koçluk edebilmen için önce arabanın herhangi bir teknik sorunu var mı yok mu onu öğrenmemiz gerekiyor.

Şimdi aşağıdaki satırları okurken kendini orada hayal et, gözünde canlandır.
Teyzenlerin dağ evine bir kaç parça eşya getirmek için gitmişsin. Hava kararmak üzere. Evden alacağın tüm eşyaları toplamışsın. Bir tek bodrum kattan alacakların kalmış. Ortalık sessiz. Bodruma iniş kapısını açıyorsun. Aşağısı karanlık. Düğme bir kaç basamak aşağıda. Fazla bir şey düşünmemeye çalışarak düğmeye ulaşmaya çalışıyorsun. Evin seslerini duyuyorsun, rüzgarı, çıtırtıları… Ensenden soğuk bir şey geçmiş gibi ürperiyorsun. Tam o sırada ışığı yakıyorsun. Ortalık bir anda aydınlanıyor, ama henüz merdivenlerin üst kısımlarında olduğun için bodrumu net bir şekilde göremiyorsun. Temkinli olmaya çalışarak bir kaç basamak daha iniyorsun, garip bir gıcırtı duyuyorsun. Ne olduğunu anlamak için öne doğru eğildiğin sırada ampul patlıyor ve bodrumun kapısı büyük bir gürültüyle üzerine kapanıyor. Merdivenlerin ortasında, karanlıkta tek başınasın. Sesini duyabilecek kimse yok. Cep telefonun yukarıda şarjda, öylece kalakalıyorsun karanlığın içinde. Aşağıdan birisinin sana doğru yaklaştığını hissediyorsun, belli belirsiz bir kaç adım sesi duyuyorsun… Yukarıya doğru koşarak kaçmak istiyorsun ama bacakların emrine itaat edebilecek durumda değil.

Bu bir kaç satırı okurken neler hissettin? Kalp atışların hızlandı mı? Ellerin üşüdü ve gerildin mi?

Oysa muhtemelen gayet güvenli bildiğin bir yerde sadece kitap okuyorsun, değil mi?

Beynin düşündüklerine tepki verir.

Ve beyin en kolay kandırılabilen organdır.

Bir film izlediğinde heyecanlanmanı, gülmeni, korkmanı, ağlamanı sağlayan şey beyninin gerçek ile kurgu arasındaki farkı algılamamasıdır. Mesela korktuğun zaman avuçlarının terlemesi, kalp atışının hızlanması gibi tepkiler vücudunun beynindeki salgılanan hormonlara verdiği tepkilerdir. Beynin ve vücudun senin yediğin gıdalardan beslenir. Beynin eksik veya fazla gelen gıdalar konusunda seni uyarmak için “benim huyum böyle” sandığın davranışlar geliştirmene sebep olur. Şunu unutma ki insanın din ile olan ilişkisini belirleyen bile beynindeki hormonlardır. Depresyona girdiğinde, fazla endişe hissettiğinde, hatta “kalbin” kırılıp da aşk acısı çektiğinde bile doktor sana beynindeki hormonları düzenleyecek ilaçlar verir.

Bizler “Beynim bana “öyle yapmamalısın” diyor ama kalbime söz geçiremiyorum.” derken aslında kalbimizin hakkını yerken beynimize de hak ettiğinden fazla değer veriyoruz. Beyin salgıladığı hormonlara bağımlı yaşayan bir organdır çünkü.

Aşağıdaki her tabloda sorunlar kısmını 0 (hiç) - 4 (her zaman) şeklinde puanlandır. Eğer bir tabloda 3-4 puan verdiğin 5’ten fazla seçenek varsa reçeteleri uygulamaya koyman senin istediğin hayata ulaşabilmende en önemli adım olacaktır. Beslenmeni değiştirmene, reçetelerdeki uyarıları uygulamana rağmen 7 hafta içinde bir değişiklik görmezsen bir nöroloğa gitmeni ve SPECT çektirmeni öneririm.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak isteyenlere “Beyninizi Değiştirin Hayatınız Değişsin” kitabını kesinlikle tavsiye ederim.

Beyin testine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://goo.gl/forms/4WJYp8uTajm0fDPb2


Beynin görevleri, sorunları, kontrol listeleri ve reçetelere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.



ALIN KORTEKSİ REÇETELERİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR
1- Bir sayfalık mucize aslında kendine koçluk etmenin de temeli ve kısaltılmış versiyonudur. İlişkiler, İş, Para ve Kendin (Akıl, Beden, Ruh) başlıklarının kısa özetini çıkarıp aynanın kenarına asabilirsin mesela. Böylece her sabah kalktığında ve her akşam yatmadan önce görebilirsin.

2- Negatife ve hoşuna gitmeyenler yerine pozitife ve hoşuna gidenlere odaklan. Beyin bir problem çözme makinesi olduğundan olumsuzlukla beslenmeyi sever. Ama zaten amacımız seni beyninin kölesi olmaktan çıkarıp efendisi haline getirmek değil mi? Televizyondaki dizilere bak mesela… Kaç dram dizisine karşılık, kaç tane komedi var?

Hayat bir sınavsa yani aslında problem çözmekten ibaretse hayatında hiç sorun olmaması hayat olmaması anlamına geliyor. Kalp atışlarını düşün. Nasıl da inişli çıkışlılar. Hayatımız da öyle inişli çıkışlı geçecek, yeter ki düz çizgi olmasın. Bunu kabullendikten sonra artık hayatında olan olumlu şeylere, etrafındaki insanların senin için yaptığı güzelliklere odaklan. Bunu da çalışacağız.

3- Hayatının bir anlamı, amacı olsun. Bu dünyaya ne katmaya geldin?

4- Düzenli ol, ihtiyaç duyduğunda yardım al. Bir sayfalık mucize bunun bir adımıydı.

Bir not defteri, ki artık bunu cep telefonunda bile tutabilirsin ve unutmaman gerekenler için alarm kurabilirsin, hayat kurtarıcı olacaktır. Sürekli güncel tutacağın Yapılacaklar listen, randevu defterin, aklına gelenleri not alman işini çok kolaylaştıracaktır.

Kağıt ve ev işlerini aksatıyorsan yardımcı tut. Önce hoşlanmadığın işlerden başla, böylece motivasyonun veya enerjin düşmeden onlar bitmiş olur, senin de yapmamak için bir bahanen kalmaz.

İşlerini önceliklendir. İşleri gözünde büyütmemek için “Bebek adımları”nı kullan, yürümen gereken tüm yolu düşünme, sadece bir sonraki adımı düşün. Unutma her şey küçük bir adımla başlar.

Alın korteksi sorunları yaşayan biri olarak bir örnek vereyim; bütün evi temizlemem gerektiğini düşündüğümde (özellikle süpürme işinden nefret ediyorum) yapmam gereken tüm işleri bir film şeridi gibi gördüğümde motivasyonum o kadar düşüyor ki yapmamak için iki kişilik ailemize 5 çeşit yemek pişirdiğimi bilirim. Ama ufak ufak başladığım zaman “Şu kıyafetleri kaldırayım. Ay dur şuranın da bir tozunu alıvereyim. Şurayı süpüreyim de kalanını yarın yaparım…” diye başladığımda (ya da beynimi kandırdığımda) her şey çok daha kolay oluyor.

5- Biofeedback faydalı bir araç olabilir. Bu cihaz kişinin bedenindeki fizyolojik tepkileri (el ısısı, ter bezi etkinlikleri, kalp atışı, beyin dalgaları, vb.) ölçerek hastayı bilgilendirir. Nasıl değiştirebileceğini yolunda da eğitir.

Beynimiz 5 dalga boyutunda çalışır;

-          Delta (1-4 salınım / saniye): Çoğunlukla uykudayken oluşan dalga boyu

-          Teta (5-7 salınım / saniye): Hayal kurarken, gevşerken veya uykuya geçerken oluşan dalga boyu

-          Alfa (8-12 salınım / saniye): Gevşemişken oluşan dalga boyu

-          SMR (Sensorimotor ritim, 12-15 salınım / saniye): Odaklanmış gevşeme halinde oluşan dalga boyu

-          Beta (13-24 salınım / saniye): Konsantrasyon, zihinsel faaliyet veya acil durumlarda oluşan dalga boyu

DEB’si (Dikkat Eksikliği Bozukluğu) olan çocuklar ile yapılan Biofeedback çalışmaları neticesinde bu çocukların beta konsantrasyon durumunu uzun süre koruyamadıkları ve teta yani hayal kurma dalgasında çok zaman geçirdiği tespit edilmiş. Konsantre oldukça yani beta dalgasında kaldıkça daha fazla ödüle ulaşabildikleri bir oyun ile çalışma yapmışlar. Beta artıp, teta azaldıkça oyun devam ediyor, ancak oyuncu istenen beyin dalgasını sağlayamazsa oyun duruyor. Tabii ki bu bir gecede hayat değiştiren bir çalışma değil. 1-2 sene sürmesi gerekiyor. Ancak yine aynı noktaya geliyoruz ki; beyin eğitilebilir bir organ, geliştirilebilir bir kastır. Nasıl bir günde bir muhteşem bir sporcuya yada vücut geliştirmeciye dönüşmen mümkün değilse beyninin kontrolünü bir günde ele geçirmen de mümkün değil.

6- Görsel - işitsel uyarım University of Texas’da denenmiş bir çalışma. Beynin ayarlanması ve daha odaklı hale gelmesi amacıyla kişiye özel frekanslarda ani ses ve ışıklar veren gözlük ve kulaklıklar geliştirdiler. Hastalar bu gözlükleri günde 20-30 dakika takıyorlar. Teşvik edici sonuçlar alınmış. Ancak uyarımlar bırakıldığında belirtiler geri dönüyor. Gelecek vaat eden ancak geliştirilmesi gereken bir yöntem olarak gözüküyor.

7- Başka birinin uyarıcısı olma. Kargaşa ve çatışmadan beslenen insanlar var. Belki de o sensin hatta. O bağırırsa sen daha da sakin ol. Alçak bir sesle konuş, bağırma ve ılımlı tavırlar takın. Durum kontrolden çıkıyorsa ara ver, banyoya gitmen gerektiğini söyleyebilirsin veya bu konuyu bir kaç gün sonra konuşmak üzere bir tarih belirleyebilirsiniz. Cevap vermek için değil anlamak için dinle. Durumu doğru olarak anlamak ve üzerinde düşünmek için sakin bir ortama ihtiyacın olduğunu söyleyebilirsin. Kısa vadede işler kötüleşiyor gibi gözükse de uzun vadede düzelecek. Eğer bu durumdaki sensen yakın çevren ile bu bilgiyi paylaş ve sana yardımcı olmalarını iste.

8- Beslenme: Yüksek proteinli, düşük karbonhidratlı ve yağ oranı düşükçe bir beslenme şekli alın korteksi sorunları yaşayanlara oldukça yardımcı olabilir. Bu diyet kan şekerini dengelediği gibi, konsantrasyona da yardımcı olur. Fast-food yiyecekler, krepler, gözlemeler, hamur işleri basit karbonhidratlar içerdiği için önerilmez. Yağsız etler, yumurta, az yağlı peynirler, kuruyemiş ve baklagiller tavsiye edilir. Dopamin eksikliğini veya fazlalığını giderecek beslenme şekilleri araştırılmalıdır. Örnek günlük beslenme aşağıdaki gibi olabilir;

Sabah: Az yağlı peynirle hazırlanan omlet
Öğle: Balık veya tavuk salatası, karışık sebzeler
Akşam: Yağsız et ve sebzeler
Ancak serotonin eksikliği olanlar için bu beslenme şekli sıkıntı yaratabilir. Serotonin ve dopamin birbirini dengeleme eğilimindedirler, biri yükselirken diğeri düşer.
Üzüm çekirdeği, çam kabuğu, gingko biloba kombinasyonları gıda takviyesi olarak alınabilir. Lütfen doktoruna danış.

9- Mozart’ın 21 no’lu piyano konçertosu dinleyen DEB hastalarının %70’i herhangi bir ek tedavi olmaksızın araştırmanın bitiminden 6 ay sonra bile gelişmiş hallerini korudular. 

BAZAL GANGLİYA REÇETELERİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

1- İçindeki falcıyı öldür. Aklına gelen otomatik olumsuz düşüncelerin farkına var. En kötüyü düşündüğünde hiç hayal kırıklığına uğramamış olabilirsin ancak yaşadığın stres bağışıklık sistemini zayıflatacağı için hasta olabilir ve erken ölebilirsin. Hani korku filmi izlerken korkuya vücudunun verdiği tepkilerden bahsetmiştik ya… Düşüncelerin bedenindeki her hücreyi etkiler, unutma. Otomatik olumsuz düşüncelerinin farkına vardıktan sonra onu cevapla. Aklından geçen her düşünceyi kabul etme. Düşüncelerin hakkında düşünmen gerekir. Tüm şirketin önünde bir sunum yapacağını heyecanlanıp eline yüzüne bulaştıracağını ve bu yüzden rezil olacağını düşünüyorsun mesela. Sen değil de bir başkası olsa senin yerinde ve heyecanlandığını anlasan, arkadaşının rezil olduğunu mu düşünürsün? Hayır, değil mi? İnsanlar da senin rezil olduğunu düşünmeyecekler. Gülebilirler, sen de gülebilirsin kendine. Bu seni rahatlatacak. Onlara çok heyecanlı olduğunu söyleyerek, dürüst davranıp avantajlı konuma bile geçebilirsin. Seni çok daha sempati ile dinleyeceklerinden emin olabilirsin.

2- Güdümlü hayal kullan. Bütün sene boyunca çıkacağın o 1-2 haftalık tatili bekleyerek yaşama. Her gün 20-30 dakika kendine oturduğun yerde yaratabileceğin bir tatil var. Rahat bir yere otur, hatta bu süreyi uyumadan geçirebileceksen yatmadan önce uzanarak bile yapabilirsin, kendini en mutlu hissettiğin yerde olduğunu hayal et, deniz kenarında, ormanda, köyünüzde. Hayalin ne kadar canlı olursa etkisi de o kadar fazla olacaktır.

Beynini susturmaya çalış. Bu benim bu konularla ilgilenmeye başlamadan çok önce üzerinde çalıştığım bir şeydi. Arada aklın farklı yerlere kayacak. Üstelik de  çalışmaya ilk başladığında çok da hızlı olacak bu. Sorun değil. Fark ettiğin anda hayaline geri dön. Yavaş ve sakin nefes al.

3- Diyaframdan nefes alın. Bu da karnını şişirene kadar nefes almak demektir. Bebekliğimizde doğru nefes alırken büyüdükçe daha yüzeysel nefes alırız. Hele biz kadınlar karnımız şiş gözükmesin diye mümkün olsa nefes bile almayabiliriz.
Özellikle kaygı ve panik hallerinde mümkün olduğu kadar derin nefes alın, beynine giden oksijen arttıkça sakinleşecek ve daha doğru düşünmeye başlayacaksın.

Geçen gün kapı kolu çıkmış olan ve bizim raflarla ardiye haline getirdiğimiz, içinde tek başıma zor dönebildiğim küçük tuvaletin kapısına bir şeyler aranırken çarpınca kendimi bir anda orada kilitli kalmış buldum. İlk anda hissettiğim şey ensemden yukarıya doğru bir basınç ve yanmaydı. Aklımdan hızla geçenler cep telefonumun salonda şarjda olduğu, zaten yanımda olsa da evin kapısının kilitli olduğu ve telefonun bir işe yaramayacağı olunca panik bir kat daha arttı.

Sonra kendime sakin olursam buradan çıkmanın bir yolunu mutlaka bulacağımı söyleyerek derin bir kaç nefes aldım. En kötü ihtimalle camı kırıp kapıyı dış taraftan açabilirdim. 1-2 başarısız girişimden sonra kapı kolunu oradaki rafta buldum ve çıktım.

Falcılık yapıp “Ben burada kısıldım kaldım, asla çıkamayacağım, havasızlıktan öleceğim.” demedim. Korkumu bir kenara bırakıp mutlaka bir çözüm bulacağıma odaklandım.

Derin nefes almayı daha doğru bir şekilde çalışmak istiyorsan sırt üstü yattığında karnının üstüne bir kitap koy ve nefes alıp verdikçe onun yükselip alçalmasını sağla.

Ayrıca bu dünyada alacağımız nefes sayısının da belli olduğu söylenirken kısa nefeslerle süreyi kısaltmamak lazım sanırım.

4- Meditasyonu / Kendi kendine hipnozu dene. Namaz kıl. Hz. Ali namazı denilen tarzda ama. Rivayet odur ki Hz. Ali namaz kılarken kılıç saplanır ancak namazı bitene kadar farkına varmaz. Aslında bütün dinlerin bizi eğitmeye çalıştığı şey aynıdır, kendi nefsini yenebilmek yani beyninin sana dayattığı şeylere karşı koyabilmek, onun hakimi olabilmek. Meditasyon, hipnoz, dua, namaz, Ferrari’sini Satan Bilge’deki Gülün Kalbi gibi ritüeller… Seç beğen al. Yeter ki çalış üzerinde.

5- 18 / 40 / 60 Kuralını düşün.
18 yaşındayken herkes senin hakkında düşünüyor sanırsın.
40 yaşındayken başkalarının senin için ne düşündüğü umurunda bile değildir.
60 yaşındayken kimsenin senin hakkında bir şey düşünmediğini fark edersin.

Özellikle “Elalem ne der” diyerek hayatlar çürütmüş bir toplumun bunu içselleştirebilmesi biraz zor olabilir aslında ama sen değiş, dünya da seninle değişecek.

Evet, insanlar birbirleri hakkında konuşurlar, hatta dedikodu da yaparlar. Ama bu konuşmalar genelde anlık gerçekleşir. Bir çoğuna senin hakkında dediklerini sonra dinletsen utanırlar, aslında onu kastetmediklerini söylerler, aslında doğrudur da bu.

İnsanlar etrafındakilerin, özellikle sevdikleri kişilerin iyi ya da mükemmel olmasını isterler, hatalarını ortadan kaldırmak isterler. Bu yüzden de olumsuz taraflarını konuşurlar.

Yüzünüze karşı da konuşurlar. Bekarsanız ilk soru “Yok mu birisi”dir. Var dersen “Evlilik ne zaman?” der. Evlensen “Çocuk yok mu?” der. İlk çocuğunu yapsan ikinciyi sorar, ikinciyi yapsan üçüncüyü… Bu bizim toplumumuzda bir muhabbet etme şeklidir. Eğer sen bu aşamalardan herhangi biriyle ilgili kendi içinde sıkıntı yaşıyorsan, mesela çocuk sahibi olmak istiyorsan ama o sırada bazı nedenlerle olmuyorsa alınırsın. “Bak, biliyor ne kadar zamandır uğraşıyoruz. Beni gıcık etmek için soruyor.” dersin. Oysa o sadece muhabbet ediyor.

18 senedir aynı evi paylaşıp da çocuk sahibi olmadığımızı öğrenen herkes bizi çocuk sahibi yapmak için bir çaba içine giriyor. Bu ikimizin kararı ve hiç kimsenin bizim hayatlarımızı yönetmeye gücü yetmeyeceğini bildiğimden gülerek cevap veriyorum. Kızmıyorum, alınmıyorum, sinirlenmiyorum. Sen de öyle yap. Kimse sana zorla bir şey yaptıramaz, ailen dahil. Sadece kulaklarını tıkamayı ve geçiştirmeyi öğren yeter.

6- Çatışmayla başa çıkmayı öğren. Sırf hayır dememek için istemediğin şeyleri kabul etme. Çocuğunun ağlama krizleri ile başa çıkamadığın için onun hemen hemen her istediğini yaptığını düşünelim. Birinci; çocuğuna iyilik yapmıyorsun. Aşırı talepkar bir birey yetiştiriyorsun. Ağlama krizinde olduğu sürece İSTİSNASIZ hiç bir şey alınmayacağı konusunu netleştirmelisin önce. Kararlı, cana yakın ve tutarlı olmak durumundasın. Bir hareket almada ne kadar geç kalırsan bu durumdan kurtulman o kadar zor olacaktır.

Bu karşındakini sevmediğin anlamına gelmez.

Bu karşındakini üzmek ya da ona terbiyesizlik etmek anlamına da gelmez. Ama istemediğin bir şeyi yapmaya devam edersen ilişkin çok daha ağır yaralar alabilir.

7- Beslenme: Aç kalmamaya dikkat et. Hipoglisemin varsa bu kaygıyı daha da kötü bir hale getirir. Bazal gangliya etkinliğin düşükse gün boyu enerji sağlayacak yüksek protein - düşük karbonhidrat diyeti sana iyi gelecektir.

Kafein kaygıyı kötüleştirebilir.

Alkol kısa vadede çözüm gibi dursa da uzun vadede yokluğu kaygıya sebep olacak ve alkol bağımlılığı riskini arttıracaktır.

B vitaminleri, özellikle B6 yararlıdır.

Kava suyu, kediotu kökü gibi bitkisel takviyeler, papatya ve lavanta özü yağlarından elde edilen kokular da sakinleştirici etki gösterir. 


DERİN LİMBİK SİSTEM REÇETELERİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

1- Otomatik olumsuz düşünceleri öldür. Otomatik olumsuz düşünceler aslında bir nevi gereksiz yargılardır.

Umursamadığın için böyle yapıyorsun.
Beni sevmiyorsun.
Bu bir şey ifade etmiyor.
Zaten hiç bir şey yapmıyorsun.
Beni hiç dinlemiyorsun.
Bu senin hatan.
Kötü şeyler olacak.

Düşüncelerimizin vücudumuzu etkilediğini daha önce öğrenmiştik. Daha da bilimsel bir kanıt istiyorsanız; yalan makineleri bu şekilde çalışıyor. El ısısı, kas gerilimi, nefes oranı, kan basıncı gibi vücut tepkilerini ölçer. Yalan söyleyen veya söylemesi gerektiğini düşünen kişinin elleri soğur ve terler, kalbi hızlanır, kan basıncı yükselir, nefes alış verişi artar.

Beynimiz düşüncelerimize bu kadar hızlı tepki verirken size bir de güzel haberim var. Beyin çok da zeki bir organ değil aslında, kandırılmaya çok müsait. Mesela beyin mutlu olduğunu nereden anlıyor? Yüzündeki gülümsemeden. Güler yüzlü olmak, başta yalancıktan da yapıyor olsan, bir süre sonra beyin kimyanı etkileyerek basit bir şekilde mutlu olmanı sağlayacak. Ama bu arada aklından olumsuz düşünceler geçirmemeye de dikkat etmen gerekiyor.

“Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…” MAHATMA GANDI

Bu aslında NLP’nin (Neuro Linguistic Programming - Zihin Dil Programlaması) de temelini oluşturur.

İçimizdeki falcıyı öldürürken kullandığımıza benzer teknikler kullanacağız bu otomatik olumsuz düşüncelerden de kurtulmak için.

Düşüncelerimiz hakkında düşünmediğimiz sürece onlar otomatik düşüncelerdir. Durup dururken aklımıza gelmiş olmaları onları bizim düşüncemiz yapmadığı gibi, gerçek de yapmaz. Hiç kendi kendine yalan söylediğini fark etmedin mi şimdiye kadar? Bir başkası bize bir şey söylediği zaman nasıl bir değerlendirmeden geçiriyorsak, doğru mu yalan mı olduğunu test ediyorsak, bizim için faydalı mı zararlı mı olacağını düşünüyorsak aynı şeyi öncelikle kendi düşüncelerimiz için yapmamız gerekir.

Düşüncelerinin olumsuz olmasına, seni üzmesine ve sağlığını olumsuz etkilemesine göz mü yumacaksın yoksa onları olumlu olmaları için eğitecek misin?

-          Düşüncelerinin farkına var.
-          Düşüncelerin hakkında düşün.
-          Düşüncelerine cevap ver.
-          Düşüncelerini sına.

Her zaman / Asla düşüncesi. Her zaman, asla, hiç kimse, herkes, her şey, hep, hiç sözcükleri çoğunlukla yanlıştır. Bunları düşünürken veya söylerken kendini yakaladığında durumun farkına var. “Patron beni hiç sevmiyor.” Gerçekten mi? Belki de o gün kötü bir gün geçiriyordur. Sevmiyorsa neden seni hala işten atmadı?

Olumsuza odaklanmak. Apartmanında 2 asansör olan bir adam kendisini çok şansız sanıyor. Çünkü eve her geldiğinde asansör üst katlarda oluyor ve çok beklemek zorunda kalıyor. Bir gün yine buna hayıflanırken gerçek durumun ne olduğunu tespit etmeye karar veriyor ve eve her geldiğinde asansörün kaçıncı katta olduğunu not etmeye başlıyor. Ve bir süre sonunda fark ediyor ki aslında %70 oranında asansör 4. kat veya daha aşağısında. Apartman 12 katlı. Pollyannacılık oynamak çok da kötü bir şey değil. Dünyaya toz pembe gözlüklerle bakmayın tabii ki. Bir konunun olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendirin. Ama olayların içinde iyi bir şeyler bulmaya çalışın. Başına gelen iyi şeylere şükretmek kolaydır, asıl olan kötü olaylara da şükredebilmek ve bunun yine de olabilecek olanın en iyisi olduğuna inanmaktır.

Falcılık / Akıl okuma. “Eşim bunu asla kabul etmez.” Kendini gerçekleştiren kehanetleri de buna katarsak… Sen kabul etmeyeceğini düşünerek o kadar olumsuz anlatırsın ki konuyu kabul etmez. Ama gerçekten fikrini severek, onu da ikna edecek şekilde olumlu taraflarını, size neler katabileceğini anlatırsan… Bırak isterse ondan sonra kabul etmesin. Başkaları yerine kararlar vererek, yargılarda bulunarak elindeki fırsatları kaçırma, istediklerinden vazgeçme.

Sana negatif bir tavırla veya kötü davranacağın beklentisiyle yanaşan birine olduğun gibi davranabilmek zordur. Eşim Eyüp iş makinesinde çalıştırmak üzere bir operatör işe almıştı. Adamın çalışmasından da gayet memnundu. Ancak adam sürekli, bazen günde 1-2 defa yanına gelip “Abi beni kovmayacaksın, değil mi? Çalışmaya devam edeceğiz, değil mi? Eleman aramıyorsun abi inşallah…” dedi, dedi, dedi… Ve bil bakalım ne oldu? Eyüp sonunda adamın bu hallerinden o kadar bıktı ki hiç sorunları yokken adamı kovdu.

Hislerinle düşünmek. Her hissettiğimiz doğru olsaydı şimdiye muhtemelen dolar milyoneri olmuştuk. Tıpkı düşüncelerin gibi hissettiklerin üzerine de düşün. “Beni sevmediğini hissediyorum.” Neden böyle hissediyorsun? Sana olan sevgisini hiç hissetmedin mi? Sevmiyorsa neden hala seninle beraber? Bu hissin bir tek olaya mı dayanıyor yoksa bir şeylerin birikimi mi?

Suçluluk. İstemediğimiz şeyleri yapmamıza yol açabilecek bir his. Üretken olmadığı gibi amaçlarımıza da ulaşmamızı engeller. “Annemlere gitmem gerek. Çocuklarla daha çok zaman ayırmam lazım” Lazım, gerek, zorundayım, -malıyım diye konuştuğunuzu fark ettiğinizde bunları “... istiyorum, … yapsam ne güzel olur, … yararıma olacak” gibi cümlelerle değiştirin. Ne demiştik, NLP… Zihninizi doğru programlayın.

Etiketleme. Kendiniz veya başkaları hakkında olumsuz yargılara varma. “Odun, öküz, kibirli, sorumsuz, aptal vs” Ne demiş sevgili Sezen Aksu? Beni kategorize etme. Yargıya varmak o kişi (veya kendinle) ilgili artık bir daha değerlendirmede bulunmayacağın anlamına gelir. Ne yapsa (yada yapsan) boştur. Oysa insanlar her zaman değişebilir, gelişebilir ve hiç beklemediğin bir zamanda hiç beklemeyeceğin tepkiler verebilirler.

Kişiselleştirme. Zararsız olayları kendi üzerimize alınma. Patron sana rapordaki hatalarını gösterdiğinde ya da eşin bir konuyla ilgili fikrine katılmadığında bu sana kızgın ya da seni sevmiyor demek değildir. İnsanların neyi neden yaptığını bilemeyiz, daha kendimizinkileri çözmeye çalışıyoruz. Direkt şahsına yapılan bir hareket yoksa olayları kişiselleştirmeyin.

Suçlama. Başına gelenler için suçu bir başkasına atmak seni kurban konumuna getirir. Sorumluluğu üzerine almadığın sürece durumu değiştirmek için bir şeyler yapmak çok daha zor olur. Maddi bir konuda kandırıldığını düşün. Evet o insan seni kandırmak amacıyla sana yaklaştı. Ama SEN ona inandığın için kandın. Ve hatırla; eğer kulağa gerçek olamayacak kadar iyi geliyorsa, muhtemelen gerçek değildir.

Özellikle ilişkilerde kötü giden her şey için sevgili / eş suçlanır. Oysa trafik kazalarında bile bir kişiye %100 kusur verilmesi çok nadirdir. Karşındakini suçlamaya başlamadan önce düşün; sen neyi farklı yapsaydın böyle neticelenmezdi. Başkalarını değiştirebilmen onlar istemediği sürece çok zordur. Sen kendinden ve kendi yaptıklarından sorumlusun. Tek değiştirebileceğin sensin.

2- Olumlu düşünen insanlarla birlikte ol. Enerjini emen, sana negatif hisler yükleyen, yanından ayrıldığında omuzunda bir ton yük hissettiren, daraltan ve bunaltan insanlardan uzak dur. En çok vakit geçirdiğin on insanı listele ve değerlendir. Seni ne kadar destekliyorlar yoksa umutlarını ve hayallerini hafife mi alıyorlar? Onların yanından ayrıldığında nasıl hissediyorsun? Senden bir şey olmayacağına inanan, hevesini kıran insanlarla birlikte olmaktansa sana güven aşılayan, gitmek istediğin yolu destekleyecek, önerilerde bulunabilecek insanlarla birlikte ol.

3- Çocuklarını limbik bağlanma ile koru. Yapılan bir çalışmada anne-babalarını seven gençlerin erken hamilelik, uyuşturucu kullanımı, şiddet ve intihar olaylarının çok düşük olduğu tespit edilmiş. Çocuğunla kaliteli zaman geçirmek nedir peki?

Günde 20 dakika çocuğunun sevdiği şeyleri yaparak zaman geçir. “Seninle zaman geçirmeyi seviyorum, ne yapmamızı istersin şimdi?” gibi olumlu şeyler söyleyebilirsin.

Bu süre boyunca emir vermek, soru sormak ve yönlendirme yapmak yok. Çocuklarımıza doğruları öğretmek için her hatasını söylediğimizde çocukta “Ben her şeyi yanlış yapıyorum, hiç bir şey beceremiyorum.” (hangi olumsuz düşünce çeşidiydi o?) duygusu oluşur. Oyunda çocuğunun hile yaptığını fark edersen bile “Oyunun kurallarını değiştirdin demek ki… O zaman ben de öyle oynayayım.” diyebilirsin. Bu huyu devam ederse ayrıca bir zamanda konuşman iyi olur.
Olumlu davranışlarına odaklan ve takdir et. Ama ödül vererek takdir etmekten bahsetmiyorum. Çocuğunu ödülle cezalandırma. (Özgür Bolat’ın kitabı, çocuklu ailelerin mutlaka takip etmesi gereken bir yazar ve okunması gereken bir kitap.) Köpek eğitiminde de en önemli kurallardan biridir, köpeğin bir şeyi yanlış yaptığında ona bağırıp çağırman bir süre sonra bir işe yaramaz çünkü o dikkat çektiği ve senden bir tepki alabildiği için mutludur. Bu da kötü davranışları arttırır.

Az konuş, çok dinle. Çocuklar senin dediklerinden değil, davranışlarından örnek alırlar. Eltim Meryem iş çıkışı okuldan oğlu Derin’i (yaş 8) alır, dışarıda bir şeyler yiyeceklerdir. Ama Meryem cüzdanını bulamaz, yanlarında para yoktur. Derin çok üzülür. Derken Meryem acil durumlar için çantasında hep yedek para taşıdığını söyler ve yemeğe giderler. O günden sonra artık Derin yanında yedek para taşıyor. O yüzden konuşmaktan çok dinle, anlatmaktan çok örnek ol…

4- İnsan ilişkilerinizi geliştirin. Bu limbik bağlarınızı güçlendirecek. National Institutes of Health (Ulusal Sağlık Enstitüleri) ağır depresyon tedavisi gören hastalarla yaptığı araştırmada depresyon tedavisinde kullanılan 3 yaklaşımı karşılaştırdı; ilaç tedavisi (antidepresan), bilişsel terapi (olumsuz düşüncelerden kurtulma, olumluları besleme gibi bir terapi) ve bireyler arası psikoterapi yani başkaları ile sorunlarını paylaşma. Sonuç ilginçti, çünkü tedaviler eşit derecede etkiliydi; %33.3.

Çoğu insan ilacın en etkili tedavi olduğunu düşünür. Oysa depresyona girmişsen bir sebebi vardır. Sadece ilaç alarak tedavi etmeye çalışmak bataklığın üzerine sheltox sıkmaya benzer. Bataklığı kurutmadığın sürece, sheltox’u kestiğin anda sinekler basacaktır yine her yeri.

Ayrıca spor ve egzersizin de çok faydası olduğu tespit edilmiş.

Depresyonun en büyük kısır döngüsü ise; depresyona girdikçe insanlarla iletişimi kesersiniz, insanlarla iletişiminizi kestikçe daha çok depresyona girersiniz. Bu ikisi siz dur diyene kadar birbirini tetiklemeye devam eder. Ama insanlar ilaçların yan etkilerini düşünmeden ilaca sihirli değnek muamelesi yapar. Oysa biraz sosyalleşme, biraz spor, biraz terapi…

Çevrenizdekilerle iyi geçinmek kendini iyi hissettirir. Hata arama. Çünkü hiç birimiz hatasız değiliz zaten.

- İlişkilerinizi güçlü tutmak için sorumluluk alın. “Onun hatası” diyip 
geçmeyin.

- İlişkilerinizi hafife almayın. Zaman ayırmadığınız ve önem vermediğiniz ilişkiler yıpranır. Bir ilişkide ne istiyorsanız ona odaklanın. Olumsuza odaklanmak almayacağınız şeyler listesi ile markete gitmeye benzer.

-   İlişkinizi koruyun. Karşınızdaki insanı geliştirin, gelişebileceği alan tanıyın.

- Karşındaki insanın iyi niyetli olduğuna inan. Kurumsal bir şirkette çalışırken senede 2 kere performans değerlendirmesi yapılırdı bizlere. Değerlendirildiğimiz başlıklardan biri de “Karşısındakinin iyi niyetli olduğuna inanır.”dı. Bu seni bir çok olumsuz düşünceden ve hamleden korur. Karşındakinin söylediğini veya davranışını “iyi niyetli” olarak kabul edersen cevap vermek için değil anlamak için dinlemeye başlarsın. Olayı kişiselleştirmezsin.

- İlişkinizi taze tutun.

- Olumluya odaklanın, iyiyi fark edin. Aşkın gözü kördür devresi geçtikten, karşılıklı birçok taviz seve seve verildikten sonra artık ilişkimize güvenir hale geldiğimizde Aşk’ın gözleri açılıverir ve kusurları fark etmeye başlarız. Bir süre sonra o kusurlar ve yaptığımız tüm fedakârlıklar gözümüze batmaya başlar. İnsanlar genelde karşısındakine aşık olmasına sebep olan nedenlerden dolayı ayrılır mesela. İnce ruhu yüzünden birlikte olmaya başladığınız adamı pısırıklığından, hiç bir şey ile savaşamıyor olmasından dolayı terk ederiz. Bağımsız karakteri, uçarılığı nedeniyle aşık oldukları kadının üç gün sonra eteğinin boyuna karışmaya, onu standartlaştırmaya çalışırlar. Olmazsa ayrılırlar ya da o arada kadın kendinden vazgeçer.

-  İletişime geçin. Başkalarıyla değil, tartışma yaşadığınız kişiyle. Birçok tartışma yanlış iletişimden kaynaklanır. Aynı şeyi savunduğunuz halde tartışıyor olabilirsiniz, birbirinizi anlamak için dinlemediğinizden. Çok sinirliyseniz konuyu daha sonra, sakinleşince tartışın.

-   Güveni koruyun ve sürdürün. Verdiğiniz sözlere sadık kalın. Güven sadece aldatılmakla alakalı değildir, bir zorluk halinde yanınızda olacağına inanmak en büyük güvendir.

- Zorluklarla mücadele edin. En uzun ilişkiler sorunsuz ilişkiler değildir, zorlukları atlatmayı başarabilmiş ilişkilerdir.

-  Birbirinize zaman ayırın. Çocuklu çiftler, özellikle siz.

4-  Fiziksel temas sandığınızdan daha önemlidir. Sevgilinizi, eşinizi, özellikle erkek tarafını yatak odasında cezalandırmayın.

13. yüzyılda Alman İmparatoru II. Frederick birçok bebeği evlerinden aldı. Bebekler beslenecekti ama onlara bakacak olan kişiler çok katı emirler almışlardı. Bebeklerle konuşmak, onlara dokunmak, sarılmak yasaktı. Sonuç korkunç, bütün bebekler öldü. Dokunmak insan beyninde oksitosin denilen sadakat hormonunu tetikler. Bu hormon kadınlarda çok daha hızlı salgılanır. Erkekte salgılanması ise kadından daha uzun zaman alır. Bu yüzden kadınların bir gecelik ilişkilere girmesi uzmanlarca önerilmez.

Her ne kadar bizim toplumumuz karı kocanın bile elele olmasını, sarılıp öpüşmesini bile istemese de siz bulduğunuz her fırsatta eşinizle birbirinize dokunun. Bunlar cinsel amaçlı dokunuşlar değil. Çocuklarınızın yanında birbirinizi öpmekten, birbirinize sarılmaktan çekinmeyin. Böylece onlar da ileride sevgiyi bilen, sağlıklı ilişkiler kuran bireyler olarak yetişeceklerdir.

5- Kendinizi güzel kokularla çevreleyin. Derin limbik sistem beyinde koku ile doğrudan ilgilenen kısımdır. Mesela lavanta yağı aroması insanları daha az sıkıntılı ve daha az depresif yapar. Hoş kokular beyninin çalışmasını olumlu yönde etkiler.

6- Harika anılar kütüphanesi. İnsan beyni bir anıyı hatırladığında o anda salgıladıkları kimyasallara benzer kimyasallar salgılar. Bu yüzden terapiye giden kişilerin geçmiş kötü olayları hatırlaması istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu depresyonu daha da ağırlaştırabilir veya kişinin tüm o kötü olayları hatırlaması kişinin kendini depresyonda olmaya haklı bulmasıyla sonuçlanabilir. Kötü bir geçmiş beyin kimyasında izler bırakır. Bu da gelecekte de olaylara olumsuz bakmaya yol açabilir ve hayatına daha fazla olumsuzluk çeker.

Olumsuz şeyleri hatırlayarak mutlu olabilmen mümkün değildir. Beyin kimyanı değiştirmek için güzel anıları hatırlamalısın.

Hayatında en mutlu olduğun 10 anıyı düşün. Bunları zaman zaman hatırla. Mümkünse resimlerini bul. Eskiden aile albümleri vardı, her şeyin dijital ortamda tutulmadığı zamanlar… Kimi zaman açıp bakarken onlara, o güzel günleri tekrar yaşar gibi mutlu olurduk. Arada bir bakmak için, sıkıntı hissettiğinde sana bu hayatta çok güzel şeyler de yaşadığını hatırlatması için böyle bir albüm de hazırlayabilirsin.

Bu albüme eklemeler de yapabilirsin, o gün başından seni çok mutlu eden bir olay geçtiyse not edebilirsin. Eğer tek başına yaşamıyorsan, akşamları bir araya geldiğinizde o gün başınızdan geçen en keyifli anı düşünüp paylaşabilirsiniz. Bu bir fıkra da olabilir, beklemediğiniz bir yerden gelen bir destek veya takdir de olabilir, eşinizin, sevgilinizin size bir anlık bir bakışı, teması olabilir...

7- Fiziksel egzersiz. Egzersiz huzurlu bir duygu uyandıran endorfin salgılamanızı sağlar. Bu da derin limbik sistem için çok iyileştirici olabilir.

Fiziksel egzersiz kan akışını ve dolayısıyla damarları iyileştirir, bedeni sağlıklı tutar. Aynı şey beynimiz için de geçerlidir.

Egzersiz sana en başta yorgunluk verecekmiş gibi gelse de daha sonra enerji kattığını fark edeceksin.

Çok ağır sporlarla ilgilenmene gerek yok. Uzmanlar bir ömür boyu devam edebileceğimiz sporlar yapmamızı öneriyorlar; yürüyüş ve yüzme gibi. Günde minimum 5.000 adım, daha iyisi 7.500, eğer kilo da vermek istiyorsan 10.000 adım önerileri var.

Böylece metabolizman hızlanacak. İştahın denetim altında olacak.

Egzersiz; melatonin yani uyku düzeninden sorumlu hormonun da salgılanmasını sağlayacağından uyku kaliteniz artar. Bu hormon gece karanlıkta 23:00 - 05:00 arasında salgılanır. Vücudun yenilenmesinden de sorumludur. Kanseri önleyici ve bağışıklık sistemini destekleyici bir hormondur.

Ayrıca egzersiz ruh halini de iyileştiricidir.

8- Beslenme. Her yerde düşük yağ seviyesine sahip olmak övülüyor bu günlerde. Ama American Journal of Psychiatry (Amerikan Psikiyatri Dergisi)’nde yayınlanan 2 çalışma gösteriyor ki en yüksek intihar oranına sahip erkekler en düşük kolesterol seviyesine sahipler. Vücudumuzun ve doğal olarak beynimizin ve derin limbik sistemimizin de çalışmak için yağa ihtiyacı var. Omega-3 yağları sağlayacak balıklar daha da yararlı.

Proteinler de beyin sinir ileticilerinin yapı taşlarıdır. Az yağlı balıklar, peynirler, fasulyeler ve kuru yemişler zengin protein kaynaklarıdır.

Serotonin yani mutluluk hormonu seviyeni de yükseltmek için tam buğday ekmekleri gibi karmaşık karbonhidratlar tavsiye edilir.

Yeterli miktarda protein, yağ ve doğru karbonhidratlar ile beslenmek gerekiyor.
Çok okuduğumuz, bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı bu çağda aslında bazen çok şey bildiğimizi zannediyoruz. 5-6 sene önce gittiğim diyetisyen doğru beslenmeyi öğrenmem konusunda bana çok yardımcı oldu. O günden bu yana kilom kimi zaman biraz artsa yada azalsa da hep aynıyım. Dengeyi sağlamayı öğrendim, nasıl beslenmem gerektiğini öğrendim. Belki senin de bir diyetisyene giderek durum tespiti yaptırman ve doğru şekilde beslenmeyi öğrenmen gerekiyordur. Ufak formüllerle doğru beslenebilmek çok kolay. Seni zora sokacak, Türkiye’de bulunmayan şeyler önerecek, kendine ayrı yemek pişirmene sebep olacak, dışarıya yemeğe gittiğinde neler yiyebileceğini söylemeyecek, arada bir kaçamaklara izin vermeyecek kişilerden uzak dur.
  

SİNGULAT SİSTEMİ REÇETELERİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

1- Bir soruna takılıp kaldığınızda dikkatini başka yere ver. Sevdiğin bir şarkıyı söyle, hayvanınla oyna, seni oyalayabilecek bir şeyler izle, düzenli meditasyon yap.

Kilitlenen düşünceler de otomatik düşünceler gibidir. Aynı çözümleri kullanabilirsin.

2- Huzur duası’nı oku. Hayatta yapabileceğimiz ve yapamayacağımız bazı şeyler vardır. Bu dua sana bunu hatırlatacak. Özellikle ilk 3 mısrasını ezberlemek çok faydalı olabilir. Bu ilk 4 mısrasının bir Çin Tapınak yazısı olduğu söylenen bu metnin daha farklısını ilerideki sayfalarda da göreceksin. Geri kalan kısmı ise Reinhold Niebuhr’a atfedilmiş.

Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmem için huzur,
Değiştirebileceklerim için cesaret,
Ve ikisi arasındaki farkı anlayabilmem için bilgelik bahşet.
Bir günü hak ettiği gibi yaşayarak,
Her anın tadını çıkararak,
Barışa uzanan yolda zorlukları kabullenerek,
Sana sığındığımda her şeyin iyi olacağına güvenerek,
Ki bu dünyada makul bir mutluluğa,
Öbür dünyada ise yüce mutluluğa ulaşabileyim.

3- Çelişkili isteklerde bulun. Biz buna halk arasında “ters manyel verme” de deriz. Birisi sizin her dediğinizin tersini yapma eğilimindeyse sen de ona ters manyel ver. “Benimle akşam sinemaya gelmek istemezsin, değil mi?” “Bu raporu önümüzdeki Pazartesi’ne kadar yetiştiremezsin, değil mi?” “Anneye şimdi kocaman bir öpücük vermezsin sen şimdi.” gibi.

4- Beslenme. Kendimizi endişeli, sinirli ve huzursuz hissettiğimizde genellikle makarna, patates, ekmek, çikolata, patlamış mısır gibi serotonin salgılamamızı sağlayacak karbonhidratlara yöneliriz. Ama bunlar çok da önerilen karbonhidratlar değil, biliyorsun. Tavuk, hindi, somon, Fıstık ezmesi, yumurta, bezelye, patates ve süt de serotonin seviyesini yükseltir. Düşük karbonhidrat alımı bilişsel esneksizlik ve ruh hali sorunları yaratır. L-triptofan besin destekleri de çok faydalı olabilir. Ancak, doktoruna danışmadan alma lütfen.  


ŞAKAK LOBLARI REÇETELERİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

1- Mırıldanma ve tonlama kullanma. Şarkı söyleme, mırıldanma, şiir okuma veya sadece konuşmak bile tedavi edici olabilir. Müzik, Sağlık ve Eğitim Enstitüsü’nün kurucusu Don Campbell bunu Mozart Etkisi olarak adlandırır ve “Tonlamaya rakip olabilecek hiç bir şey yoktur.” sonucuna varır. Canımız acıdığında çıkardığımız sesler bu yüzdendir.

Ahhhh - gevşeme
Ayyy / Offff - Acıyı veya öfkeyi dindirme. En uyarıcı seslidir.
Ohhh / Mmmm - Deri ısısını ayarlama, kasları gevişetme. En zengin seslidir.

Campbell’a göre “Binlerce insanın sesleriyle birlikte gevşediklerine, korkularını ve diğer duygularını boşalttıklarına ve fiziksel acılardan kendilerini azat ettiklerine şahit oldum. Tonlama beyin dalgalarını dengeler, nefesi derinleştirir, kalp atışını yavaşlatır ve genel bir huzur duygusu verir.” der.

İki hafta boyunca her gün 5 dakika tonlama yaparak sana da yardımcı olup olmayacağını görebilirsin.

Tonlamayı sınavlardan önce rahatlamak, migren ağrılarını yok etmek, kulak çınlamasını durdurmak, uyku bozukluklarını düzenlemek, kısacası stres altında veya gergin hissettiğin durumlar için kullanabilirsin.

Mırıldanmak da hafıza ve ruh halini olumlu şekilde etkileyebilir. Ses beyni etkinleştirir, daha canlı hissettirir ve böylece ana daha iyi uyum sağlanır.

2- Müzik uzun yıllardır insanların ruh halini düzeltmek için tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Depresifsen atarlı giderli, damardan parçalar değil hızlı tempolu neşeli müzikler dinlemek iyi gelecektir.

Müziğin (tabii ki hepsinin değil) öğrenme becerilerini arttırdığı (İki Piyano İçin Sonat / Mozart), IQ seviyesinde 8-9 puanlık bir artışa sebep olduğu araştırmalar ile ispatlanmış. Özellikle Mozart’ın akıl yürütme ile ilişkili olan yaratıcı sağ beyin işlevlerini güçlendirdiği tespit edilmiş.

3- Bir müzik aleti çalmayı öğrenmek şakak lobu nöronlarının gelişimine ve etkinliğine yardımcı olabilir, bu da tüm beyin işlevlerini geliştirmeyi mümkün kılar.

Yapılan araştırmalar bir müzik aleti çalan öğrencilerin daha sözelde de matematikte de daha başarılı olduklarını, müzik öğrencilerinin ise okullarındaki en yüksek okuma becerilerine sahip olduklarını göstermiştir.

4- Ritimlerle hareket edin, yani dans edin. Şarkı söyleme, mırıldanma, müzik aleti çalma, dans etme… Hepsi iyileştirici etkiye sahiptir. Müzik ruhun gıdasıdır.
İlahiler insanı trans benzeri bir duruma sokar, iç huzur ve rahatlık getirir, kişinin aklını yeni öğretilere ve deneyimlere açar ve odaklanmayı kolaylaştırır.

5- Beslenme. Anlık patlamalar yaşayan ya da ani öfke krizlerine kapılanlar için yüksek protein ve düşük karbonhidratları beslenme yararlı olabilir. Eğer saldırganlık derin düşünceler, depresyon ve sinirlilikle birlikteyse karbonhidrat ve proteinin dengeli kullanıldığı bir beslenme daha faydalı olabilir. Şeker yüklemeleri saldırganlığı tetikler.





1: HAYAT VE ONDAN BEKLENTİLERİN 

Hayatının geri kalanı için bir planın var mı? Bir çok insan düşünmemiştir, ama hepimiz düşünmeliyiz.
Yol haritalarından ve kontrol listelerinden oluşan 50 sayfalık bir iş planından bahsetmiyorum. Senin için önemli tüm alanlarda şu anda nerede olduğunu, hangi alanlarda gelişmek istediğini ve hayatının ileride nasıl gözükmesini istediğini gösteren genel bir özetten bahsediyorum.
Başlık biraz korkutucu olabilir ama hayatınla ilgili bir plan yaratmak zor ve uzun bir süreç olmak zorunda değil. Yanlış şeyleri kovalamak, çok çalışmak ve sonunda mutsuz olmak yerine istediğin hayatı oluşturmak için bir saat harcamaya değer, öyle değil mi?
İsteklerinin bir listesini yapmak kolaydır; daha fazla para, daha büyük bir ev, daha pahalı bir araba, çocuklarınla daha fazla vakit geçirmek, hobilerin için zaman ayırabilmek, daha iyi bir patron, daha destekleyici bir eş olmak, vb. Bunları istediğimizi biliyoruz ama bilmediğimiz bunlara nasıl kavuşabileceğimiz. “Şimdi zengin ol” başlıkları internette en çok arananlar listesinde. Bir sebepten dolayı; bir anda istediğiniz her şeye sahip olabileceğinize inanmanızı sağladılar. Püf noktası (büyük ikramiyeyi kazanmış olanlara sorun) her şeyin farklı olmasını istemekten hiç bıkmazsınız. İstediğiniz her şeye asla sahip olamazsınız ve şu anda dünyadaki trend istediğiniz her şeyi almanız gerektiğine sizi inandırdı.

Radikal olan ise sahip olduklarınızı istemenizdir. Yani elinizdekilerle mutlu olmak. Yani şükredebilmek, sahip olduğun ve olamadığın her şey için. Yani kapitalist düzenin itelemelerinden kurtulabilmek.

Köylerde yaşayan insanlara sorsanız büyük kentlere taşınmak isterler, şehirdekiler ise ya daha küçük şehirlere yada köylere dönmek istiyorlar.
Tutumumuzu şükran duyacak şekilde değiştirmek oldukça zorlayıcıdır. Sahip olduğun ve olamadığın tüm nimetlerle mutlu olmayı öğrenmek söylendiği kadar kolay değildir. Bu konuda zorlananlar inançları kuvvetliyse dini inançlarından destek alabilirler. Çünkü ben “Şükretmeyin” diyen bir dine hiç rastlamadım.

Ayrıca ortada bir gerçek var ki; insan doğası sahip olmadıklarını istiyor. Öyleyse kendimizi limitli sayıda isteği kabul edilecek biri olarak nasıl tatmin olmuş hissedeceğiz?

Önceliklendireceğiz.

Meditasyon

Şimdi gözlerini kapatmanı istiyorum. Adım adım 10 veya 20 yıl içinde hayatının nasıl olmasını istediğinizi hayal edeceksin. Acil isteklerine ve bugünkü hayatına bakıp geleceğinde ne istediğine odaklanacaksın. Bu esnada hayal ettiklerini not et.
1.      Zihninizi mümkün olduğu kadar temizle. Sufi nefes tekniğini 5-10 dakika uyguladığında kendini çok rahatlamış hissedeceksin.
 (4 birimde içine çektiğin nefesi 8 birimde ver.)

Kendini mutluluk, sevgi, huzur ile çevrilmiş, halinden hoşnut bir durumda hayal et.
Olanaklar sınırsız, ama seni gerçekten tatmin olmuş, güvenli ve sevgi dolu hissettirecek olan ne?
Hayallerinin yaşamını yazıyor olacaksın, ama bunu istediğin her şeyi işaretleyeceğin bir magazinin sayfalarını çeviriyormuşsun gibi düşünmek yerine, gerçekten sana keyif ve huzur getirecek şeylere odaklan.
2.      Bir yer ile başla. Şehrin karmaşası mı, banliyolardaki samimi ortam mı, bir deniz kenarı mı? Hatta hangi ülkede olmak istediğini düşün. Gerçekten olabilecek şeyleri bir kenara bırak, ne istediğin konusunda açık olun. Limit gökyüzü ve şimdi hayal etme zamanı…
3.      Yaşayacağın yer nasıl olmalı? Büyük bir villa mı yoksa bir çatı katı mı? Geniş bir alana yayılan bir yer mi? Bir köy evi mi? Büyüdüğün ev gibi bir ev mi? Nasıl bir evin içinde yaşamak istiyorsun?

4.      O evde kimler seninle birlikte? Belki tek başına ve özgür yaşamak istiyorsun, belki evli olmak, belki de şu anda evli olmana rağmen bekar olmak istiyorsun. Çocuklar var mı yada olmalı mı? Yakınlarında başkaları var mı? Seninle birlikte yaşamıyor olsalar bile seni güvende ve seviliyor hissettirenler kimler?
5.      İşini hayal et. Zamanın büyük çoğunluğunu ne yaparak geçiriyorsun? Bir gökdelenin tepesinde bir ofisin mi var yoksa bir fotoğrafçı olarak dünyayı mı geziyorsun? Bir muhasebe veya teknoloji şirketinde size sosyal güvence de sağlayacak bir işin mi var yoksa hayır işlerinde mi çalışıyorsun?

6.      Evde zamanını nasıl geçiriyorsun? Hobiler stres azaltma konusunda etkili araçlardır, hobilerin neler? Resim veya heykelle mi uğraşıyorsun? Bir müzik aleti mi çalışıyorsun ya da tiyatroyla mı ilgileniyorsun? Uzun köpük banyoları mı seviyorsun? Evinde arkadaşlarını ağırlayıp, eğlendirmek mi istiyorsun? Gelecekteki mutlu hayatında başka ne gibi aktiviteler var?
7.      Evinin içini resmet. Parlak canlı renkler mi yoksa pastel tonlar mı? Duvarlarda ailenizin resimleri mi var yoksa sanatsal parçalar mı? Mutfak nasıl? Rüya evinde neler hayal ediyorsun?
8.      Aynaya baktığını düşünün. Nasıl görünüyorsun? Şimdiki görüntüne yakın mı yoksa çok mu farklı? En çekici haline mi bakıyorsun aynada? Şu anda olduğundan tamamen farklı mı gözükmek istiyorsun yoksa halinden memnun musun?
9.      Tanrı ile ilişkin nasıl? Dua ederek çok vakit geçiriyor musun? Kadere inancın çok mu yoksa Tanrı’nın olmadığına mı inanıyorsun? Bu konuda senin için önemli olan nedir ve rüya hayatında bu kendisini nasıl gösteriyor?

Yaşamak istediğin hayatı hayal ettin. Genellikle büyük ekran led televizyonlar ve Ferrariler’den oluşmaz bu liste. Bu şu anda istediğin şeylerin aslında uzun vadede istediklerinden tamamen farklı olduğunu keşfetmenin ilk adımıdır.
Hayal ettiğin hayata sahip olduğunda önemli olanın eşyalar değil, tutku ve keyif olduğunu gördün. Bu güçlendirici bir aydınlanmadır.

Bu kitap bittiğinde aşağıdaki konularda ustalaşmış olacaksın:
      Kendini yönetir ve kendine koçluk ederken ne bekleyeceğini tanımlamak,
      Ne istediğini, neden istediğini ve neden önemli olduğunu belirlemek,
   İstediğini ve ihtiyacın olanı almak için pratik planlar yapmak ve bunları uygulamak,
    Seni hedeflerine ulaşmaktan alıkoyan eksileri tespit etmek ve hedeflerine ulaşacağın yolda olup olmadığını takip etmek,
    Hayatını yönetmenin mesleki yaşantını ve gelecekteki kariyerin üzerinde ne kadar etkili olacağını tanımlamak
      Verimli hayat kavramını hayatına uygulamak
      Finansal durumunu yönetmene yardımcı olacak yöntemler,
      Sağlıklı ilişkiler oluşturmak ve bunları devam ettirmek.
Hayat: Planlar, Pratiklik, İmkanlar

Plansız bir hedef sadece istektir. Antoine de Saint-Exupery

Hayatta başarılı olmak için bir planınızın olması gerekir. Plan olmadan rüyalarınız hep rüya olarak kalacaktır. Öte yandan bir plan rüyalarınızın gerçeğe dönüşmesini sağlayacaktır. Planlar; size sadece varacağınız noktayı değil oraya nasıl varacağınızı da gösterdiğinden işe yarar. Ayrıca nereye gideceğini, varış noktanı bilmek zorundasın, yoksa kendini yanlış yerde bulabilirsin. Bu da zamanının ve emeklerinin boşa harcanması anlamına gelir.

Bir hayat planının komplike olmasına gerek yoktur. Sadece iki soruya yanıt vermesi gerekir.

1.      Hedefin ne?
2.      Oraya nasıl ulaşacaksın?

Bu bölüm senin rüya hayatını gerçeğe dönüştürmekle alakalıdır tamamen. Ancak şunu biliyoruz ki hayatta her istediğimizi elde edemeyiz, bu yüzden en çok istediklerimize odaklanmamız ve onların gerçekleşmesini sağlamamız gerekiyor.
Sana en fazla mutluluk getireceğine inandığın hayallerini seçeceğiz. Seni mutlu edeceğini düşündüğün ama öncelikli olmayanları ayıklayacağız.
Üzerinde çalıştığımız her başlıktan senin için gerçekten önemli olan 1-2 parça seçmeye veya tüm isteklerini en fazla 12-15 maddeye indirmeye çalış. Eğer 10 kilogram vermek istiyorsan ama bunun gerçekten çok da önemli olmadığını düşünüyorsan, onu listeden çıkar mesela. Gönüllü olarak palyaçoluk yapmayı istemen başkalarına çok saçma görünüyor olsa dahi bu sana güçlü bir mutluluk duygusu veriyorsa listende kalsın. Bu tamamen seni uzun vadede nelerin mutlu edeceği ile alakalı. Eğer birbirinin benzeri olan ve tekrarlayan maddelerin varsa bunları tek başlık altında toplayarak listeni sadeleştirebilirsin.
Bazı seçenekler ile yüzleşmek zor olabilir. Sağlıksız bir ilişki içindeysen ve bu kişiyi sevmene rağmen onunla mutlu bir gelecek hayal edemiyorsan, bu korkutucu olabilir. Eğer gerçekten çocuk sahibi olmayı çok istiyorsan ve kısırsan, bununla yüzleşmek de acı verici olabilir. Sadece gelecekte seni gerçekten en mutlu edecek şeyleri seç listenden, lojistik problemleri ilerde çözeceğiz. Burada unutulmaması gereken en önemli şey; başkalarının isteklerini ve hareketlerini kontrol edemeyeceğimiz gerçeği. Eğer gelecekteki mutlu hayatın bir başkasının bir şeyler yapmasına veya değişmesine bağlıysa bunu listende tutamazsın. Şu anda büyük kararlar vermek zorunda değilsin, tek yapman gereken gelecekte seni neyin mutlu veya mutsuz edeceğine ve bunlardan hangileri üzerinde kontrol sahibi olduğuna karar vermek. Bunları yaparken de aşağıdakileri göz önünde bulundur.

 

Hayatının amacını bul. Amacın yaptığın her şeye bir anlam katacaktır. Senin için gerçekten önemli olan şeyi yapmanı sağlarken tatmin olmuş da hissettirecektir. Bir amacın olmadan başarılı olabilirsin ama bu içinde anlamsız hissetmene sebep olur. Hayat amacının ne olduğunu bulmak için zaman harca.

Ne olduğunu bir türlü çözemediysen bu dünyada seni en rahatsız eden şeyi düşün. Sihirli bir değneğin olsa neyi değiştirmek, bu dünyadan neyi yok etmek isterdin? Bu sorular sana hayat amacını bulmakta yardımcı olacak.

Büyük hayallerini keşfet. Sıradan yaşamanın hayallerin ile çok ilgisi vardır. Eğer hayallerin küçükse sıradanlıktan öteye geçmen için bir sebep yoktur. Sadece basit bir hayat yaşamak çok daha kolaydır. Ama eğer hayallerin büyükse onları gerçekleştirmek için sıradanlıktan kurtulman gerekir. İçindeki büyük hayallerini, seni motive edecek şeyi keşfet.

Örnek bir egzersiz şöyle olabilir:
İleride içinde bolca huzur olan bir hayat hayal ediyorum.Küçük bir ev hayal ediyorum, bize ait, eşsiz parçalarla dolu, sıcak ve eğlenceli bir havası olan. Mizah ve merak duygusuyla birlikte evimin sıcaklığını hissetmek istiyorum. Kocamın eve dönmeyi dört gözle bekleyeceği, ikimizin temiz ve düzenli tutacağı bir ev istiyorum. Yakınlarda yüzmeye gidebileceğim bir yer istiyorum, tercihen arka bahçede veya yarı özel bir havuz da olabilir, ama bir spor salonu da aynı işi görür. Aslında en ideali deniz kenarında yaşamamız.
Evde çocukların olup olmaması sorun değil.Belki yeğenlerimiz bizleri ziyaret eder ve biz kendi çocuklarımız olmadan onların hayatlarında bir rolümüz olur, tabii eğer istediğimizin bu olduğuna karar verirsek.
Ev dışında gerçekten tutku duyduğum bir konuda gönüllü olarak çalışabilirim. Tercihen denetmen veya gözetmenlerle sınırlı teması olmalı. Kazancımı evden yazı yazarak, online çalışarak sağlayabilirim.  Programım esneklik gerektiren durumlar veya bir hastalık haline karşın oldukça rahat. Aynı zamanda resim yaparak da zaman geçirebilirim.
 Ailelerimizle ve arkadaşlarımızla görüşüyoruz, dış dünyadan daha farklı davranıyor ve önceliklendirmelerimizi genellikle farklı yapıyor olsak da .  Olayları olduğu gibi kabul ediyor, anlamlı kararlar veriyor ve sessizlik içinde çok zaman geçiriyoruz. Bütün bunlara ailemizle ve arkadaşlarımızla akşam yemekleri ve oyun geceleri de ekliyoruz. Birlikte ve ayrı ayrı zaman geçiriyor, bireyselliğimize ve evliliğimize aynı derecede önem veriyoruz.
Finansal olarak güçlüyüz. Uzun dönem kredimiz yada büyük araba taksitlerimiz yok. Eğitim ve ev için ödemeler olacaktır, ama çok büyük olmazlar umarım. Paramızla ilgili olarak dikkatliyiz, ama ihtiyaçlarımız ve özel durumlar için harcama yapmaktan çekinmiyoruz. Kredi notumuz yüksek, makul seviyede borcumuz ve emeklilik için yetecek paramız var.
Şu andaki kilomdan 15 kilo kadar daha zayıfım. Düzenli olarak egzersiz yapıyorum, çoğunlukla yüzme, ama bazen pilates veya zumbaya da katılıyorum. Zihinsel olarak çok iyi ve huzurlu bir durumdayım. Şeker hastalığım yok artık.  İyi görünüyorum ve iyi hissediyorum.
Çok geniş bir hayaldi ve yazanın elemeleriyle bölünür gibi oldu. Ama aslında sadece kendi açısından gerçekten mutlu olmasını sağlamayacak ikinci derece önemli şeyleri elemiş oldu.

Şimdi önceliklendirilmiş hayallerini al ve gerçekten istediklerinin bir listesini yap. Bu örnek için liste aşağıdaki gibi olurdu: 
      Küçük, sıcak, davetkar ve beni yansıtan bir ev istiyorum.
      Evimizin temiz ve düzenli olmasını istiyorum ki eşim ve benim için huzurlu bir yer olsun.
      Yüzmeye gidebileceğim bir yer istiyorum.
      Tutku duyduğum bir konu hakkında gönüllü çalışmak istiyorum.
      Esnek zamanlama yapabilmek istiyorum.
      Arkadaşlarımın ve ailemin evimizde eğlenmesini ve mutlu olmasını istiyorum.
      Kocamla kaliteli zaman geçirmek ve evliliğimizin öncelikli olmasını istiyorum.
      İhtiyaçlarımızı karşılayacak yeterli miktarda para istiyorum.
      Az borç, iyi bir kredi notu ve birikim istiyorum.
      15 kg daha zayıf olmak istiyorum.
      Zihinsel olarak sağlıklı olmak istiyorum.
Şimdi aslında yaşamak istediğin hayata ne kadar yaklaşmış olduğunu fark edeceksin. Daha da önemlisi mutlu olmak için neye ihtiyaç duyduğunu tanımladın. Bu istekler şimdi birer hedefe dönüşecek, SMART (Akıllı) hedeflere. İngilizce bir kelime olan SMART’ın baş harfleri kullanılarak hedeflerimiz üzerinde çalışırken nelere dikkat etmemiz gerektiği anlatılmış;

Specific (Kesin) – İsteklerini geniş bir yelpazede değil, özelleştirerek belirle. Bir araba almak istiyorum yerine nasıl bir araba istediğin gibi.

Measurable (Ölçülebilir) – “Çok param olsun.” yerine “Bankada nakit 500.000TL olsun.”

Attainable (Ulaşılabilir) – Hedeflerin gerçekçi olmalıdır. “İstiyorum” ifadesini çıkart ve olasılıkları düşün. İsteklerinin ulaşılabilir hale gelmesi için her zamanki çerçevenin dışında düşün.

Resonable (Makul, mantıklı) – “İstiyorum” ifadenle ulaşmak istediğin hedef arasında doğrudan bir bağlantı olmalı.
Time (Zaman İlişkisi) – Hedefinin bir bitiş tarihi olduğundan emin ol. Bu tarihi değiştirmek zorunda kalabilirsin, sorun değil. Ama bir bitiş tarihi ile başlamak hedefini ölçülebilir hale getirmek açısından önemlidir.
Her ifadeni SMART hedeflere böl. Uzun dönem hedeflerin için seni ulaşmak istediğin yere ulaştıracak ilk adıma odaklan, diğer adımları daha sonra ekleyebilirsin.
Hedefini belirledikten sonra oraya nasıl gideceğin konusunda aşağıdaki ipuçları yardımcı olacaktır:

Kısa dönem hedefler belirle. Varacağın son noktayı bilmelisin, ancak izleyeceğin rotayı da bilmelisin. Bu rotayı oluşturacak kilometre taşları hedefe doğru yaklaşıp yaklaşmadığını kontrol etmene yardımcı olacaktır.

Kilometre taşlarına; uzun dönem hedeflerini kısa dönem hedeflere bölerek ulaşırsın. Mesela beş yılın sonunda bankada bir milyon dolar paran olmasını hedefliyorsan birinci sene sonunda bankada iki yüz bin dolar, ay sonunda ise on altı bin altı yüz altmış altı dolar paran olması gerekiyor demektir. Veya 5 sene sonra müdür olmayı hedefliyorsan ona göre bir strateji belirlemen gerekir.

Kişisel markan oluştur. Hedeflerine ulaşmak için kendini pazarlaman gerekir. Başkalarına sunabileceğin eşsiz bir değerin olmalı ve bunu kullanarak iletişime geçmelisin. Böylelikle insanlar ihtiyaçlarının karşılanması için sana gelebileceklerini bilirler.


Yol gösterici prensipler belirle.
Hedefine ulaşmak üzere ilerlerken dikkat dağıtıcı bir çok şeyle karşılaşacaksın. Dikkatinin dağılmaması için sana yol gösterecek bazı prensipler belirlemelisin. İnandığın değerleri belirlemelisin. Bu prensipler yaptığın her şeyde senin kendine dürüst olmanı sağlar.

En iyi bildiğin konuyu bul. Dikkat çekici olabilmen için en iyi bildiğin konuyu bulman önemlidir.

En iyi bildiğin konu yeteneklerini sonuna kadar değerlendirebildiğin konudur. 10.000 saatlik bir deneyim seni o konuda bir eksper haline getirir. Bu 10.000 saatlik yatırımı nereye yapacağınıza iyi karar verin.

Duruma adapte ol. Dünya sürekli olarak değişiyorsa sen de buna adapte olmak için aynı şekilde değişmelisin. Duruma göre yönünü çevirirken kısa dönem hedefler belirler, başarmak için çok çalışır, performansını değerlendirir durumunu buna göre yeniden ayarlarsın.


Planını işletmek için bazı ipuçları:
 

Odaklan. Odaklanmadığın sürece emeğini, zamanını ve dikkatini gereksiz şeylere harcayacak ve hiçbir şey elde edemeyeceksin. Ama odaklanmak ile takıntı haline getirmeyi birbirine karıştırmamaya da dikkat et.

Israrlı ol. Başarıya giden yolda kimi zaman yenilgiler yaşamak gayet normaldir. Önüne çıkan her engeli seni hedefine bir adım daha yaklaştıracak bir fırsat olarak gör. Israrlı olmak hedefine ulaşmadan önce vazgeçmeni engelleyecektir. Sadece ilerlemeye devam et ve hedefine ulaşacağına inan.

İlişkiler oluştur. Kimse tek başına başarılı olamaz. Başka insanların başarılı olmasına destek olmalısın. Bu yüzden ihtiyacın olmadan önce kendine iyi bir ilişkiler ağı yani network oluşturmalısın.

Bugün işlemeye başlayacak iyi bir plan, bir hafta sonra işlemeye başlayacak mükemmel bir plandan daha iyidir. George S. Patton

Başlamadan önce planını mükemmelleştirmeyi bekleme.

Mükemmel zamanı bekleme.

Şimdi başla.

Bu sürede beklerken geçireceğin zamandan çok daha fazlasını öğreneceksin.

2 - VÜCUT: BİR TAPINAK 

“Vücudunuz değerlidir. O uyanış aracımızdır. Özenle ilgilenin.”
Buddha 

Buna dini olarak inansan da inanmasan da şu bir gerçek ki bu hayatın boyunca sadece bir tane bedenin olacak, dolayısıyla ona iyi davranmaya bak. WHO’nun (World Health Organization – Dünya Sağlık Örgütü) söylediği gibi “Sağlık sadece hastalık yada sakatlık durumunun olmaması değildir, aynı zamanda fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak tamamen iyi olma halidir.” Zihinsel, sosyal ve ruhsal olarak iyi olmak için öncelikle vücudunun sağlıklı olması gerekir.

ACINI DİNLE

Daha önce duymuş olduğun tüm kilo kaybetme ve egzersiz bilgilerini tekrarlamak yerine biz burada vücudunu dinlemeye odaklanacağız. Rüyaların ve hedeflerin hakkında samimi olduğun kadar vücudunun sana ne söylediğini duyma konusunda da samimi olmalısın. Vücutlarımız bizimle 7 gün 24 saat iletişim kurar. Bazen çok sessizdir, bazense o kadar seslidir ki mesela ayak parmağını bir yere vurduğunda bunu sen de sesli olarak dile getirmek zorunda kalırsın. Grip olduğunda da vücudun çok sesli bir hale gelir, dinlenmek ister, sıcak şeyler içmek ister.

Diş ağrımız berbat hale gelene kadar dişçiye gitmeyi erteleriz mesela. Oysa devamlılık gösteren ağrılar sana çok şey anlatmaya çalışıyordur.

Aynı zamanda aslında karakter yapımızdaki bazı noktalar da vücudumuzun bize seslenmesidir. Endişeli veya aksi bir insansın mesela. Beyindeki düşük serotonin seviyesinin endişe, aksilik veya duygusal katılıkla sonuçlandığını biliyor muydun? Serotonin seviyeni yükseltmek üzere tam buğdaydan yapılmış ekmekler gibi karmaşık karbonhidratlı hafif gıdalarla desteklenmiş dengeli yemekler yediğinde bu sorunu atlatabilirsiniz.

Vücudun sana başka şeyler de söyler, sadece bazen duymak veya anlamak zordur. Fast food’la besleniyorsan bel ölçün yeterince sesli bir ifadedir. Aslında bundan çok daha fazlası vardır. Eğer dikkat edersen sürekli bu şekilde beslenirsen daha yavaş davrandığını ve normalde kolaylıkla yaptığın şeyleri beceremediğinizi fark edeceksiniz. Eğer bir anda bundan vazgeçer ve sağlıklı bir şekilde beslenmeye başlarsan beyninin fark edilebilir şekilde daha iyi çalıştığını göreceksin.

Bu değişikliklerin bir çoğunu duymayız bile, çünkü kendimizi vücudumuzu dinlemek üzere ayarlamamışızdır. Bir çoğumuz için vücudumuz bize günü geçirtebiliyorsa yeterlidir. Ama aslında onun da duyulmaya ihtiyacı vardır. Onu
sonunda duyduğunda işler tamamen çığrından çıkmış olabilir.


UYKUYU ÖNCELİĞİN YAP

Daha yapacak çok şeyin olmasına rağmen yorgun hissediyorsan kendine uyumak için izin ver. Uykusuzluğunu sürekli göz ardı etmen ileride çok daha büyük sorunlara yol açabilir. Dinlenme ve uyku sağlığın en başlıca temellerinden biridir. Sadece güzel zaman geçirmek ve eğlenmek için biraz uykusuzluğu göze alabilirsin.

SAĞLIKLI BESLEN VE TADINI ÇIKAR

Yemek yemek vücudunu dinlemenin bir şeklidir. Yemek ister, vitaminler ister, su ister, tahmin edebileceğinden bile çok su ister. Ama sonunda anlayıp vücuduna damak tadının değil de onun istediği şeyleri vermeye başladığında derhal olumlu cevap vermeye başladığını göreceksin.

Günümüzde ne yediğimize çok daha dikkat eder olduk. Yediğimiz yemeğin içeriği de çok önemli. Kot pantolonunun içinde daha iyi gözükmek için değil, daha sağlıklı olmak için iyi beslen. Yemek vücudun yakıtıdır ve sağlıklı beslenmek vücudumuzun en ideal şekilde fonksiyonlarını gerçekleştirmesini sağlar.
Sağlıklı beslenmek mümkün olan en doğal ürünler ile doğru şekilde beslenmektir. Ama bu baştan aşağı tüm beslenme programını değiştirmek anlamına gelmeyebilir. Bazen sadece biraz meyve eklemek veya birkaç fincan kahveyi çıkarıp yerine su içmek bile yeterli olabilir.
Yediğin yemeğin tadını çıkar. Lokmalarını uzun uzun çiğneyerek tatlarının, kokularının, dokularının iyice farkına var.
Unutma ki beyninin doyduğunu anlayabilmesi için 20 dakika geçmesi gerekiyor. İlk 20 dakika içinde karnını tıka basa bir anda doldurmak yerine lokmalarını uzun süre çiğnemek kilo kaybı sağlamak için çok basit ama etkili bir yöntem olabilir. Ayrıca insanların susuzukluklarını çoğu zaman acıkmayla karıştırdığını biliyor muydun? Açlık hissettiğinde öncelikle bir bardak su iç.

EGZERSİZE ZAMAN AYIR

Egzersiz bizlerin kilomuzu kontrol altında tutmak için önemli saydığı başka bir alan. Ama aslında ağırlığımızdan bağımsız olarak hepimiz egzersiz yapıyor olmalıyız. Düzenli egzersiz yapmak pahalı yada çok vaktini alan bir şey olmamalı. Çoğumuza göre hayatımız yeterince egzersiz içermektedir, ama bunları egzersizden saymak biraz zor aslında. Eğer evini temizliyorsan fona hareketli bir müzik ekleyip normalde yaptığından daha hızlı hareket et. Eğer sosyal olmaktan hoşlanıyorsan yürüyüş gruplarına katıl. Hiçbir şey bilemiyorsan (her zaman duyduğun gibi) varacağın yerden 2 durak önce in veya günde otuz dakikayı yürüyüşe ayır. Vücudunun buna ihtiyacı var. O hareket etmek üzere tasarlanmış bir makine. Hareketsiz kalarak onu bozuyorsun. Vücudunun bozulması demek ruh sağlığının da bozulması demek.

Seçeceğin egzersizi tüm hayatın boyunca devam ettirmen gerektiğini göz önünde bulundurduğunda zaten yüzme veya yürüyüş alternatifleri ile karşı karşıya kalacaksın.  
Bazılarımızın vücudumuzu dinlemek, doğru beslenmek ve egzersiz yapmakla ilgili zorlayıcı ek durumları var. Kronik hastalıkları olanlar, özel fiziksel ihtiyaçları olanlar gibi. İşin pozitif tarafından bakacak olursak, çeşitli rahatsızlıklar yaşayanlar vücutlarını dinleme konusunda çalışmaya daha hazırdırlar.

Günlüğüne vücuduna neler yaptığını ve nasıl hissettirdiğini kaydet. Ne yiyip içtiğini, ne tür fiziksel aktivitelerde bulunduğunu, ne kadar uyuduğunu, ne kadar stres altında olduğunu yaz. Fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak nasıl hissettiğini yaz. Bir şablon oluşturarak bunları kayıt altına al. Her gün gözlerini kapatıp vücudunu dinleyerek biraz zaman geçir. Vücuduna güven, sana rehberlik edecektir.

Uzun süreli veya kronik hastalığı olanlar için 
Vücudunu dinlemenin senin için özel zorlukları olabilir çünkü karışık mesajlar alabilirsin. Vücudunun egzersiz yapmak istediğini biliyor olabilirsin ama egzersiz aynı zamanda ağrını arttırıyor veya enfeksiyonla savaşma gücünü düşürüyor olabilir. Hastalığın zihninde ve kalbinde ekstra strese sebep oluyordur muhtemelen. Bilmelisin ki sana yardımcı olabilecek bir çok şey var. Lokal bir destek grubuna başlamayı düşünebilirsin mesela. Veya internet üzerinden de online bir gruba katılabilirsin.

Vücudunda  birden fazla hastalık olduğunda daha karışık durumlarla karşılaşırsın. Bir çok hastalık stres sebebiyle veya karşılaşmayı beklemediğin değişiklikler nedeniyle şiddetlenir. Gıda hassasiyetleri, ilaç etkileşimleri, uykusuzluk veya sürekli uyku hali gibi durumlar vücudunun hastalık(lar)la mücadelesinden kaynaklanabilir. Dinle ve ilgi göster. Eğer bir tedavi yada ilaç beklediğin etkileri göstermiyorsa yada başka problemlere sebep oluyorsa doktoruna danış. Eğer doktorun yardımcı olamıyor veya vücudunla ilgili bilgine güvenmiyorsa başka bir doktora git.

YAVAŞLA

Her yere ve herkese yetişip, hiçbir organizasyonu, etkinliği kaçırmamaya çalışıp, mükemmel ebeveyn, harika çalışan olmaya uğraşırken kendini ne kadar yorduğunun farkında mısın? (Bu arada mükemmeliyetçiliğin aslında bir problem olduğunu biliyor musun?) Etrafından yavaşlaman gerektiği yönünde hiç uyarı aldın mı? Yavaşlamaya kimin vakti var ki diye düşündün mü?
Soruyu “Kimin vakti yok ki?” diye değiştirerek sorayım bir de. Cevap “vücutlarımızın”.
Tüm günümüzü rekor hızda geçiriyorsak kemiklerimiz, kaslarımız, organlarımız, tamamımız acı çekiyordur.
Fiziksel durumumuzu kabul etmeli ve kendi vücudumuzun iyiliği için yavaşlamalıyız. Her yere yetişemeyiz ve her işi biz üstlenemeyiz. Önceleri biraz zor gelebilir, ama zamanla kendini dinlenmiş ve mutlu hissedeceksin.
Vücutlarımız çok değerli ve başka bir vücutta yaşayabilme şansımız henüz yok. Öyleyse neden bu kadar basit konularda bile umursamaz davranıyoruz? Günde sadece 1 saat ayır kendine. Dinlen, masaj yaptır, vücudunu dinle. Karşılığını fazlasıyla alacaksın.


3- ZİHİN: KARANLIĞI ENGELLE, IŞIĞI SERBEST BIRAK

Ortalama bir insanın akıl sağlığı genellikle göz ardı edilir. Zihin ve duygu durum rahatsızlıkları ile uğraşan insanlar ile bunun ne kadar önemli olduğunu iyi bilirler. Akıl sağlığı yerinde olmayan bir çok insan düşüncelerinin, inançlarının ve zihin durumlarının iyi olduğunu düşünürler, her gün kulak vermeye gerek yoktur. Neticede beyniniz iyi çalışıyorsa kimin akıl sağlığınız için ne yapmanız gerekir ki?
Her şeyi.  

Stres fiziki ve akıl sağlığımızda çok önemli bir rol oynar. Suçluluk ve utanç zihnimiz için şizofreni kadar yok edici olabilir. Kızgınlık ve nefret sizi tamamen ele geçirebilir. Hayal kırıklığı ve hüsran uzun süreli kızgınlıklara neden olabilir. Zalim ve haksız davranışlara maruz kalanlar ömür boyu güvensizlik ve kurban hissiyatından kurtulamayabilir.

Bir çoğumuzun etrafta neden duygusal yaralarla gezdiğini görmek çok kolay. Kendi hayatının koçu olarak olayları tarafsızca yorumlamalısın, halen tutunmuş olduğun geçmiş yaraların hakkında dürüst ol, neyi ne zaman bırakacağına karar ver. Bazı yaralar unutulamaz veya unutulmamalıdır ya da bağışlanmamalıdır. Ama başkalarının hesabını yaptıkları için hala açık tutarken kendini kurtarabilir ve iyileşebilirsin. Eğer suçlayacak kendinden başka kimse yoksa, kendini affetmek üzere çalışmalısın. Hiç birimiz mükemmel değiliz. Yapmış olduğun seçimlerin zarara sebep olduğunu kabul edip ilerlemek ve kendini affetmek için savaşacaksın.

Geleceğinden ümitli olmayan geçmiş hatalarıyla barışamaz. Geçmiş hatalarıyla barışamayan da geleceğe umutla bakamaz. Sürekli dikiz aynasına bakarak ne kadar ileri gidebilirsin? Geçmiş hatalarının sana engel olmalarına daha ne kadar izin vereceksin?




Aktivite
Hala unutamadığın yaralarının, hayal kırıklıklarının, acılarının bir listesini yap. Bazıları tüm hayatını değiştirdiği gibi, bazıları ufak da olabilir. Sana nasıl hissettirdiklerini tanımla, kızgın mı, incitilmiş mi, kaybolmuş mu, alt edilmiş mi, vs? Konu ne olursa olsun bu acıyı hala taşıyor olmanın birinci sebebini yaz.
Şimdi bunların bir başkası ile konuşulmaya ihtiyacı olup olmadığına karar ver. Duygularını paylaşmak ve yaşanan sorunları biriyle baş başa vererek konuşmak acını azaltmaya yardımcı olabilir. Kendi hayat koçun olarak kendini her türlü tepkiye veya tepkisizliğe kesinlikle hazırlaman gerekir. Başkalarını kontrol edemezsin. Mesela kız kardeşinle tartışırken senin hakkında yaptığı acımasız bir yorumu hala taşıdığını düşünelim. Hatta senin buna ne kadar kırıldığını da bildiğini hissettiğini ama artık bu acıyla devam etmek istemediğini düşünelim. Kız kardeşin bunu duyduğunda özür dileyebilir, sinirlenebilir, senin ona söylemiş olduğun eski şeyleri gündeme getirebilir. Mümkün olan sınırsız sayıda tepki var. Kendini; bunu söyledikten sonra karşı tarafın tepkisinden bağımsız olarak bunu unutmaya hazırlaman gerekiyor.
Şimdi bu acıları gönderme zamanı. Tabii ki bu bir anda artık hiç umursamayacağın anlamına gelmez. Ama artık sizi tanımladığını düşündüğün geçmiş hareketlerinden kurtularak gerçekten istediğin gibi yaşamaya çalışacağın anlamına gelir. Bunu yapmanın çeşitli yolları vardır.
           Her gün bir acına zaman ayırarak o acıyla ilgili düşüncelerini ve duygularını değiştirmek üzere çalışabilirsin.
           Her acını yazıp bir balonun içine koyup, balonun acınla birlikte uzaklaşmasını seyredebilirsin.
           Acılarını yakabilirsin, ateşin onları nasıl temizlediğine ve yok ettiğine odaklanarak ruhunun da aynı şekilde temizlendiğini düşünebilirsin. 

Eski incinmişlikler ve hayal kırıkları aslında işin sadece bir bölümü. Her gün karşılaştığın hayal kırıklıkları ve mücadeleler hayatında istediğinden daha fazla yer tutabilir. Negatif duygularından kurtulmak için fazlasıyla çalışmış olsan da ofisteki bir dedikodudan tutun da eşinle yapmış olduğun bir tartışmaya kadar her şey seni incitebilir, kızdırabilir ve üzebilir.

Olayları olduğu gibi kabullenebilmek, bunlardan yara almamak ve akıl sağlığını koruyabilmek için geliştirebileceğin bazı davranışları aşağıda bulabilirsin;
      Kısa ama sürekli bir şekilde günlük tutmak ve hissettiklerinizle o gün olanlar arasında ilişki kurmak.
      Meditasyon veya derin düşünceler içinde biraz vakit geçirmek. Bu aktivite esnasında günlük tutabilir veya tutmayabilirsin. Bu çalışmadaki hedefin mutluluğunu bozan veya buna odaklanmana engel olan şeyleri tanımlaman.
      Olaylarla başa çıkmanı kolaylaştıracak motive edici kitaplar okumak.
      Üzerindeki baskıyı azaltmak üzere yalnız kalabileceğin bir veya birkaç yer belirlemek. Bu 15 dakikalığına ofisinin kapısını kapatmak da olabilir, çocukları yatırdıktan sonra alacağın uzun ve sıcak bir duş da olabilir, yeter ki düzenli olarak kendine zihinsel bir teneffüs sağlayabileceğin ve kimse tarafından bölünmeyeceğin bir yer olsun. Aslında en ideali doğada sessizlik içinde geçirebileceğin bir yerdir. Deniz kenarı, orman veya park...
Geçmişin karanlıklarını ve bugünün rahatsızlık verici şeylerini temizledikten sonra, şimdi aydınlık için yer açtın. Mutluluk, sevinç ve memnuniyet senin hayata nasıl baktığınla alakalıdır, hayatın sana ne sunduğu ile değil. Geçmişin ve bugünün acılarını temizlemeyi başardığında kendinizi pozitif düşünce ve duygulara açmış olursun. Temizlenmiş bu alanı boş bırakmamayı, sana neşe ve mutluluk getirecek düşüncelerle doldurmayı hedefle.


4- RUH: DIŞARIDAN VE İÇERDEN GELEN TEHDİTLER

Adına ne dersen de vücudunun içinde doğal olarak “SEN” olan bir şey olduğu kesin. Sana yol gösteren, seni motive eden, rahatlatan, seni sen yapan bir şey. Bildiklerinin ve nasıl göründüğünün ötesinde olan bir şey. Senin hakkındaki başka her şeyden daha derin, dolu ve kapsamlı bir şey.

Ne yazık ki bu “SEN” epey bir dayak yer.
Kimi zaman seni kırmaya çalışan başkaları tarafından, kimi zaman sadece ve sadece senin endişe ve korkularından… Edebiyatta ruhunu satmanın veya kaybetmenin neden bu kadar popüler olduğunu anlamak zor değil. Ama bunu korumak da mümkündür, sadece biraz çalışma ve bağışlayıcılık gerektirir.
Ruhunun tehdit ve risk altında olduğunu bulmanın sayısız yolu vardır. Bazılarımız geleneksel yöntemleri kullanır, hırs, zenginlik ve şehveti yenmek için bağış yapmak, affetmek ve merhameti kullanır. Bu değerleri reddetmeden önce, ya da ruhun uyanışı için çalışıyorsan, büyük ve derin bir ruhu olan insanların hayatlarını düşün. Hepimiz bütün bu kavramları somutlaştırabilen insanlar tanıyoruz; onlarla alay edildiğine, reddedildiklerine ya da kendimizi onlardan üstün gördüğümüze şahitlik ediyoruz. Ama içimizde, derinlerde bir yerlerde onlar kadar dolu ve mutlu olmak istiyoruz. En zor olayların bile iyi yönlerini görebilmek, kendi hayat seyrimizi belirleyecek kapasitede olduğumuzu bilmek ve geceleri başımızı yastığa koyduğumuzda huzur içinde uyuyabilmek istiyoruz. Kendini bu harika özelliklere sahip bir insana dönüştürmek gerçek bir meydan okumadır.
Bugüne kadar gelmiş geçmiş hiç bir din, hiç bir psikolojik yöntem yada hiç bir kişisel gelişim kitabı sana farklı bir şey söylemedi aslında. Neticede söylenen şeyler hep aynı, mutlu olmak için varılması gereken nokta belli. Sana gösterilen bu noktaya varacak farklı yollar, beynini en doğru şekilde kullanabilmen için sana sunulan disiplinler. İyi bir koşucu olmak istiyorsan sadece isteyerek olman mümkün değildir. Hedef aynı olsa da her antrenörün farklı yöntemleri vardır. Ama hangi yöntemi seçersen seç çok çalışman gerekir. Her konuda bunun böyle olduğuna inanırken her nedense beynimizi doğru kullanarak kendimizi mutlu etmek için çaba sarf etmemiz gerektiği aklımıza bile gelmez.
Ruhunu canlandırmak ve desteklemeye başlamak için, içinde gerçekten kim olduğunu hatırlamaya başlamalısın, diğerlerinin senin kim olduğunu düşündüğünü umursamadan… İnsanın aslında üç kimliği vardır;
·         Olduğunu zannettiği kişiliği (Olmak istediğimiz kişi, “ideal ben”)
·         Başkalarının olduğunu zannetikleri kişiliği (başkalarının gözünden “ben”)
·         Gerçek kişiliği
Şimdi aşağıdaki soruları oku ve gözlerini kapatıp cevaplarını düşün. Daha sonra cevaplarını defterine yaz.


1.      10 yaşımdayken nasıldım? Nasıl bir karakterim vardı? Dışa dönük müydüm, utangaç mıydım? Başkalarının hatalarını hep düzeltmek mi isterdim yoksa daha rahat mıydım? Gelecekte ne olmak istiyordum ve neden?
2.      15 yaşımdayken nasıldım? Hangi değerlerim vardı? Boş zamanlarımı tek başıma mı yoksa arkadaşlarımla mı geçiriyordum? Din ve Allah ile ilişkim nasıldı? Neden? İleride ne olmayı düşünüyordum ve neden?
3.      21 yaşımdayken nasıldım? Neler yapıyordum? Üniversiteye gittim mi ve bunu istedim mi? Aileme destek olmak için çalışıyor muydum? Ne olmak ya da nereye gitmek istiyordum? Kimlerle, nasıl ilişkilerim vardı? İleride ne olmayı istiyordum ve neden?
4.      5 yıl önce nasıldım? Neredeydim ve neden? İşimi seviyor muydum, nefret mi ediyordum? Doğru insanı bulup bir aile olmuş muydum yoksa yanlış olanları denemeye devam mı ediyordum? İleride ne olmayı istiyordum ve neden?
5.      Bugün nasılım? Aslında çocukluğumdaki gibi miyim? Hangi yönlerimle büyüdüm? Hangi yönlerim çocuk kaldı? Din ve Allah hakkında ne düşünüyorum? Hayattaki en önemli önceliklerim neler? Kaç tane yakın ilişkim var? Geçmişte olduğuna benziyor mu? Neden, hangi yönlerden? Arkadaşlarım beni nasıl tanımlar? İş arkadaşlarım beni nasıl tanımlar?
6.      Bazı insanlar çok rahattır ve başkalarının hayatlarındaki dramaya ortak olmak istemezler. Bazı insanlar pragmatizmin üzerine ilkelerini koyarlar ve ayaklarının yere sıkıca basmasını isterler. Bazıları uzlaşmacıdır ve diğer insanlara tutunurlar. Siz bu konuda nasıl davranıyorsunuz? Her zaman şimdi olduğunuz gibi  miydiniz? Böyle mi olmak istiyorsunuz? Neden değiştiniz veya değişmediniz?
7.      Ve son olarak, büyük soru geliyor; istediğiniz kişi olmak için değişebilecek misiniz?


Tabii ki değişebilirsin. Anahtar; senin değişmek istediğin şeye tamamen inanıyor olman. Eğer bir başkası istediği için kilo veriyorsan hedeflediğin kiloya kavuşsan bile kilonu koruman zor olur, bütün değişimler benzer şekildedir. Eğer daha şefkatli olmak istiyorsan çünkü buna değer veriyorsan ama daha başka şeylerin öne geçmesine şimdiye kadar izin vermişsen, bu değişikliği yapabilirsin. Daha kolay olduğu için uzlaşmacı olmak istiyor ama içinde hala bir savaşçı yaşıyorsa ve uzlaşmanın aslında doğru olmadığını düşünüyorsan, uzlaşmacı olmayı başaramazsın ve kendini bu konuda iyi hissetmen mümkün olmaz. Seçimlerin ancak onlara taa içinden inandığında etkili olur. Bu bütünleşmiş bir kişi olduğun noktadır, sadece dürüst değil, inandığın şeylere karşı da tamamen gerçekçi davrandığın ve onları önemsediğin noktadır.
Kendi hayat koçun olduğun zaman bazen kendine ne düşünmen veya ne söylemen gerektiği  konusunda zorluk yaşayabilirsin. Böyle zamanlarda bir başkasına koçluk ettiğini düşünebilirsin. Ruhuna yapılmış saldırıların çoğu zaman tavırlarına veya hayatına yapılan saldırılardan çok daha kırıcı olduğunu anlayacaksın. Kendini başkasının yerine koy ve o kişiye bir arkadaş / danışman gibi yol göster. Burada hatırlaman gereken şey şu; bir hayat koçu doğru soruları sorarak senin kendi içindeki doğruyu bulmana yardımcı olur, kendi açısından doğru gördüğü çözümü sana dikte etmez. Kendine doğru soruları sor ve olası cevapları düşün. Beynin bir problem çözme makinesi. Sen soruyu sor, o sana çözümler üretmek için çalışsın.

Eğer dindarsan ve ruhsal yolculuğunun bir yerlerde takılıp kaldığını hissediyorsan veya yaşadığın acıları, travmaları ve hayal kırıklıklarını aşmakta zorlanıyor ve bunun Allah tarafından verildiğini düşünüyorsan dindar kişilerden veya cemaatlerden destek alın. Eğer daha önce veya şimdi destek almakta olduğun kişilerle ilgili zorluk yaşıyor veya tatmin olmuyorsan kendine daha uygun birilerini araştır. Belki de öncelikle aslında kendini hangi inanca daha yakın hissettiğini bulman gerekiyordur. Değerlerin ve kişisel inançların örtüşebilecek inanışı bulmana yardımcı olabilecek kitaplar ve web siteleri var, bunlardan faydalanabilirsin. Bunlar şu anda ihtiyaç duyduğun ruhani desteği neden alamadığın konusunu anlamana yardımcı olacaktır.
Eğer ruhsal mücadeleni farklı bir şekilde sürdürmek istiyorsan bunlarla ilgili de pek çok kitap bulabilir veya yine internetten araştırabilirsin. Kesinlikle mensubu olduğun dinle ilerlemek istiyor olabilirsin, veya alternatif olarak kendininkinden farklı bir din hakkında bilgi sahibi olmak ve öğrenmek istiyor olabilirsin. Bazen yeni bir şeyler denemek beynini uyarır ve tekrar yolculuğuna dönmek için seni motive eder. Zaten bütün dinler aşağı yukarı aynı şeyi söylüyorlar, önemli olan iyi bir insan olmak. Bir de hepimizin hayatla olan sınavını kolaylaştıracak bir nokta var; başına her gelenin Yaratıcı’dan geldiğine inanmak. Buna içten bir şekilde inanabildiğin zaman o zaman hayatında kötü diye bir şey kalmayacak. Bu da seni daha mutlu bir insan yapacak.


5- İŞ: MESLEKİ HAYAT


Şimdi ne istediğini, vücudunu ve kalbini nasıl dinleyeceğini çok daha iyi kavramış durumdasın. Kendine daha pratik şekillerde koçluk etmek üzere hazırsın. İş ve kariyer insanların kendilerine yol gösterecek bir koç aradıkları ilk alanlardan biri. Bu bölümde kendine koçluk ederek senin için en iyi iş hedeflerini ve kariyer seçeneklerini bulma şansına sahipsin.

Öncelikle iş, kariyer ve meslek arasındaki farklılıkları anlamalıyız.

İş; karşılığında para almak üzere yaptığın şey veya oynadığınız roldür. Bu rüya işin de olabilir, bir hamburgercide patates kızartmak da olabilir. Ne şekilde olursa olsun karşılığında para alıyor olduğun durumdur.
Kariyer; ideal olarak ortak özellikler paylaşan ve sana dikey büyüme sağlayacak olan birbiriyle bağlantılı işler serisidir. Mesela önce çocuk bakıcılığı yaptın, daha sonra bir anaokulunda ve son olarak da Çocuk Esirgeme Kurumu’nda çalıştıysan tüm bunları hepsini çocuk sosyal servisleri üzerine bir kariyer olarak adlandırılabilir. Muhtemelen kariyerinin seni daha çok sorumluluk, yetki ve daha iyi ödeme sağlayacak bir yere taşımasını istiyorsun.
Meslek ise onu yapmak üzere doğmuş olduğun şeydir. Kendi koçun olmanın tüm konsepti; “olmak istediğin kişi olman” üzere yaşamanı sağlamak üzerine kurulmuştur. Neyi yapmak üzere doğmuş olduğunu düşündüğün zaman ilham ve umut hissediyor musun? Ezici ve korkutucu mu buluyorsun? Yada ne olduğunu henüz bulamadığın için bir şey hissedemiyor veya (çeşitli sebeplerle) yapamayacağını mı düşünüyorsun?
Bunların üçü de önemlidir ve hepsi aynı olabilir. Ama çoğunlukla, çoğumuz için böyle değildir. Bu üçlünün ikisi aynı şey olmaksızın kesişebilir.
      Diyelim ki bir şirkette üst yönetimde çalışıyorsun ve 20 senedir bu şirkettesin, bu senin kariyerin ve işindir. Ama seneye ikizlerini koleje göndermek için ek bir iş olarak katalogdan satış yapmaya başladın diyelim. Bu sadece bir iştir. Kariyerin diğer işi tam zamanlı yapmaya karar vermediğin sürece devam edecek. Diğer şirkette yönetimde yer almadığın sürece bu senin kariyerin değildir.
      Çok severek fotoğrafçılık yaptığını düşün, ama faturaları ve ev kirasını ödemek için yeterli olmadığından bir veterinerde yardımcı olarak çalışıyorsun. Hafta sonlarını ve akşamlarını fotoğrafçılıkla geçiriyorsun. Fotoğrafçılık bir gün kariyerin haline gelebilir, ama şimdilik sadece mesleğin ve ikinci işin. Veteriner yardımcılığı ilk işin.
      Anne olmak hayatta en çok istediğin şey mesela, anneliğin senin mesleğin olması gerektiğine inanıyorsun. Ama iki yakanızın bir araya gelebilmesi için evde part-time çalışıyorsun. Bu durumda; bir işin var, belki kariyerin olabilir ileride ama belki de hiçbir kariyer planlamıyorsun. Senin için en önemli şey sana özgürlük sağlayan bir iş, böylece hem evde kalabilir ve annelik yapabilir hem de finansal olarak rahatlayabilirsin.

İşinin, kariyerinin ve mesleğinin aynı olmasını isteyebilirsin, bu gerçekten asil bir hedef. Bazılarımız için şimdilik imkansız olabilir. İşte bu yüzden hedeflerimizi SMART olacak şekilde belirledik. Ulaşmak istediğin noktaya gelinceye kadar duruma göre adapte edebileceğin ve güncelleyebileceğin, sadece seni istediğin yöne götürecek küçük bir adım…




Aktivite
Günlüğünü al, işini tanımlayabileceğin en basit şekilde yaz. Hoşlandığın ve hoşlanmadığın yönlerini yaz.
Kariyerinin ileride nasıl olacağını düşün, işin bunun bir parçası mı? Kariyerin için çalışmaya başladın mı? Yoksa daha ne olmak istediğine karar veremedin mi?
Son olarak eğer karar vermişsen mesleğini tanımla. Eğer karar vermediysen önümüzdeki bölümün sana bu konuda yardımı olacak.
Bu bölümü okuduğun haftayı bu konu hakkında düşünerek geçir. Birisini işte gördüğünde anlamaya çalış, bu onun için sadece bir iş mi yoksa daha fazlası mı. Birlikte çalıştığın insanları düşün, bu onların mesleği mi yoksa kariyerleri mi? Ya sevdiklerin? Onlara hiç hangi konuda tutkuyla çalışmak isterlerdi diye sordun mu? Bunları düşünürken dışarılarda bir yerlerde seni çok daha mutlu edecek başka bir iş veya hatta kariyer olasılıkları hakkında zihnini açmış olacaksın.



KARİYERİNİ HAZIRLAMAK / UÇURMAK?

İş, kariyer ve meslek arasındaki farkları anladın. Kendi hayat koçun olarak mesleğinin ne olduğunu, işinin ve kariyerinin bununla birlikte yürüyüp yürüyemeyeceğini fark etmiş olmalısın.



Aktivite
 (Bu aktivite henüz mesleğine karar vermemiş olanlar içindir.)
Günlüğünü al. Ruh üzerine çalıştığımız bir önceki bölümde gençliğinde ne istediğini, nasıl olduğunu hatırlamıştın. Şimdi bu bilgilere tekrar bir göz at, hayatınla ilgili ne yapmak istediğine dair kısımlara ve kelimelere daha dikkatlice bakarak.
Bir birey olarak senin yansıman olmaktan çok sadece ilginç yada düzenli bir iş olabileceğini düşündüğün gençlik isteklerini ele. Mesela 10 yaşında bir oğlan oynamayı ve yarışmayı sevdiği için profesyonel bir futbol oyuncusu olmak isteyebilir, büyüyünce bir muhasebeci olmuş bile olsa bu iki şey hala gerçek olabilir; oynamak ve yarışmak. Ama bir muhasebecinin artık profesyonel futbolcu olması mümkün değildir, yani listeden eleyebilirsin.


Hala listende kalan işlere ve özelliklerine baktığında ortak bir nokta bulmaya çalış. Mesela bir kadın düşünelim; 10 yaşındayken öğretmen olmak istemiş, 15 yaşında sosyal görevli, 20 yaşında insan hakları konusunda uzmanlaşmış bir avukat olmak istemiş, ama şu anda bir sanat galerisinde çalışıyor. Çok açık ki başkalarına yardım etmek bu kadın için önemli. Şimdi bunu kendine ve hayatına uyarla.
Hala zorluk çekiyorsan bunu aşmanın bir kolay yolu daha var; kendini bir hapishanede hayal et. Çok ciddiyim. Hapishanedeyken ne üzerine istiyorsan çalışman mümkündür. Ne çalışırdın? Neyin eğitimini almak isterdin? Doktorsun ama sanat tarihine mi aşıksın? Yada 16 yaşından beri inşaatlarda çalışıyorsun ama nasıl pasta yapıldığını mı öğrenmek istiyorsun?
Senin için açıkça önemli olan özellikleri somutlaştırabileceğin tüm kariyer olasılıkları hakkında beyin fırtınası yap, detaylıca düşün. Pratiğe dökme kaygısı olmadan sadece düşün. Bu meslekler ile uğraşan birileriyle de konuşabilirsin.

Geçen bölümde işin ve kariyerin hakkında yazdıklarını gözden geçir. Sonra listende olan üzerinde düşündüğün her pozisyon için şu anda bulunduğun durumdan o işe ulaşmak için neler yapman gerektiğini düşün. Yolundaki engeller neler? Bunlar gerçekten engel mi yoksa alternatif planlar ile bu engeller aşılabilir mi? Çoğu zaman yeni bir kariyere geçmek için en baştan başlamamız gerektiğini düşünürüz, ama aslında bu doğru değildir. Taa baştan başlaman da gerekebilir, ama belki buna gerçekten değecektir. Emeklilik yaşı giderek yükseliyor, 40 yaşında en baştan başlamak sevmediğin bir kariyerde 20 yıl daha geçirmekten çok daha iyi olacaktır.

Peki, en iyi potansiyel geleceğe sahip gözüken hangisi? Mesela; en az zaman harcayacağın ve en fazla para kazanacağın hangisi? Pratiklik burada devreye giriyor. Eğer üniversitede bir profesör olmak istiyorsan ama üniversite mezunu değilsen ve 6 kişilik bir aileyi geçindirmeye çalışıyorsan hayalin şu an için pek pratik olmayabilir. Yine de bu profesör olmak üzere çalışmaya başlayamayacağın anlamına gelmez. Sadece varış noktasına ne zaman ulaşacağını iyi hesapla. 

Sahip olduğun her özellik veya tutku duyduğun her şey için bir çok alternatifler var.
Bugünlerde neredeyse tüm dünyanın hayali kendi işinin sahibi olmak. Bunu tamamen anlayabiliyorum, hangimiz berbat bir patron için çalışmadık ki? Belki kendi işin olarak bir motorsikletçi dükkanı açmak istiyorsun, ama şu an için kendi işini kuracak birikimin yok. Önemli olan kendi dükkanını açmak mı yoksa kendi işini yapıp, kendi motorsikletinle harcayacak zamanının olması mı? Dükkanın sahibi tamamen sen mi olmalısın yoksa bir ortaklık da olabilir mi? Bu konuda deneyimlerin var mı?

Hangi mesleğin senin için en iyisi olacağına karar verdikten sonra o noktaya ulaşana kadarki tüm yolculuğunu küçük SMART hedeflere böl. Bazı hedeflerinin zamanla yenilenmesi gerekiyor olabilir. İlk hedefine ulaşman 1 seneni alacaksa bu ilk adımı tamamladıktan sonra ikinci hedefine ulaşmak için gereken zamanı daha iyi hesaplayabilecek durumda olacaksın mesela. Bu arada belirlemiş olduğun bazı hedefleri alakalı olmadıkları, aslında başka bir adımın içinde çözüldükleri veya yeterince belirli olmadıkları için elemen de gerekebilir.
Yolunu seçtin ve hedeflerini belirledin, şimdi planlarını başkaları ile paylaşma zamanı. Eğer gelirinden sorumlu olduğun veya kaynak olduğun birileri varsa bir aile, bir eş veya ortak gibi, onlarla planlarınla ilgili nasıl  ve ne zaman iletişime geçeceğini de belirlemelisin. Eğer yeni hedeflerin seni mali olarak biraz zorlayacak ama yine de eve yeteri kadar para getirmeni sağlayacaksa daha fazla evde olmak, daha esnek bir programa sahip olmak, uzun vadede daha çok kazanmak gibi olumlu taraflarının altını çizerek anlat. Eğer eşin kararsızsa veya sorunlar öngörüyorsa bunu bir iş planı gibi ele al. Ödevini önceden iyi çalış ki nelerle uğraşacağını iyi bildiğini anlasınlar.

Birlikte çalıştığın kişileri de düşün elbette. Eğer bir ortağın varsa ve sen işi tamamen bırakmak istiyorsan işi kapatmaktan tutun da hisselerini alabileceğine kadar bir çok seçenek sunabilirsin. Ama tabii patronuna uzun vadede ne yapmaya karar verdiğini şimdiden söylemene gerek yok.

Ve son olarak, bir yedek plan oluştur. Para biriktir. A planının başarılı olacağından emin olana dek gerekiyorsa ek iş yap. Patronuna söylerken eğer ileride dönmek istersen bunu değerlendirip değerlendirmeyeceğini sor.


6- PARA: BOLLUK İÇİNDE YAŞAMAK

Bolluk içinde yaşamak ihtiyaçlarını karşılayacak kadar paranın olduğuna şükretmektir. Faturalarını ödeyebildiğin sürece, az veya çok fark etmez, bolluk içinde yaşayabilirsin.  

Bolluk içinde yaşayabilmek için önce o parayı hak etmen gerektiğini düşünme. Hak etmediği halde nefes alan bir çok insan var bu dünyada.

Paranın pis olduğunu düşünme.

Kendimizi çoğu zaman parayla rahatlatırız, bankadaki paramız arttıkça egomuz da büyür, bu çok net bir yoldur veya zor bir gün geçirdiğimizde kendimizi bir külah dondurma ile ödüllendiririz, bu da az net bir yoldur. Bazen birisi yolda bir dilenci görür ve sonra bir elektronik mağazasına girerek 500TL harcar, sadece bunu yapabildiğini görmek için. Bu genellikle iki yakasını bir araya zor getirenlerin yaptığı bir şeydir.



Aktivite
Bankadan son bir yıllık hesap ve kredi kartı dökümünü al. Ne kadar ucuz veya pahalı olduğu fark etmez, kendini rahatlatmak için harcadığın paraları tespit etmeye çalış ve defterine bunun size kaça mal olduğunu yaz. Uzun bir gün geçirdiğin için pizza mı sipariş ettin? Eşinle kavga ettiğin için arkadaşlarınla içmeye mi gittin? Sebep ne olursa olsun eğer amaç kendini rahatlatmaksa bunu listeye yazmalısın.
Listedekilerin hepsini topla.
Şimdi bu parayla ne yapabilirdin onu düşün.

Kendinizi ödüllendirmenin hiçbir sakıncası yok, ama iyi bir gündeki ödül, kötü bir gündeki ödülden çok daha etkili olur.
Bolluk içinde yaşamak davranışların için harika bir anlaşmadır, tekrarlıyorum, şükran dolu bir kalbin çok daha uzun yol gidebileceğini biliyoruz. Çocuklarımız berbat bir şey yaptıklarında bile nasıl ki onları ne kadar çok sevdiğimizi kendimize hatırlatıyorsak, bir şeye sahip olamadığımızda da aslında ne kadar çok şeye sahip olduğumuzu kendimize hatırlatmalıyız.


Aktivite
Şimdi günlüğüne genel olarak nelere sahip olduğunu yaz. Seni çok seven bir eşin veya ailen, huzurla yaşadığın bir evin, dolapta yemeğin olabilir, ama hepsi bu. Peki, şimdi kocaman bir villada yaşadığını, her tarafın muhteşem eşyalarla dolu olduğunu ama bunları paylaşabileceğin kimsenin olmadığını düşün. Şimdi sahip oldukların gözüne daha kıymetli gözükmeye başladı mı?
Bu aktivitenin sonraki kısmı biraz daha zorlu olabilir, ama her dakikasına değecek, daha çok zamana ihtiyacın olacağından eğer birkaç gün ara vermek istersen, bu tamamen uygundur.
Sahip olduğun ama aslında ihtiyacın olmayan her şeyi yaz. Evet, her şeyi.
Kıyafetlerini, fazla ayakkabılarını, filmlerini, albümlerini, ne varsa… Eğer çalışmak veya yaşamak için ona ihtiyacın yoksa listeye yazıyorsun. Listeniz başkalarınınkinden çok farklı olabilir, önemli olan bu değil, onlara gerçekten ihtiyacınız olup olmadığı.


Sahip olduğun “ekstralar” listesine bir bak. Alırken kaç tanesi için “çok gerekli” diye düşünmüştün? Bir çoğumuz sadece almayı sevdiğimiz için alışveriş yaparız. İyi hissettirir. İster rahatlamak, isterse tepki için olsun ihtiyacımız olmayan şeyler satın alırız, genellikle de sahip olmadığımız parayla.


Aktivite
Para sıkıntılarınla ve alışveriş davranışlarınla  mücadelede attığın ilk adımı takdir ediyorum. İkinci adım hiç para harcamadan veya minimum bir parayla seni mutlu edebilecek şeylerin bir listesini yapman. Aşağıda birkaç öneri bulabilirsin.
      Köpük banyoları
      Parklarda yürüyüşler
      Evcil hayvanınla oynamak
      Okumak
      En sevdiğin meyveyi yemek
      Piknik
      Yatakta kahvaltı, vb.

Ne zaman rahatlamaya, eğlenmeye yada sadece yapacak bir şeye ihtiyacın olursa aslında yapabilecek ne kadar çok şeyin olduğunu keşfettin. Eğer kendini alışveriş yapmak için, tepki olsun diye kendine bir şeyler almak için kıvranırken bulursan bunu en ucuz şekilde yapmaya çalış. İkinci el kitaplar satan bir yerden kitap almak iyi bir örnek olabilir mesela. Veya en azından birden fazla ihtiyacını karşılayacak bir şey almaya çalış.

Bu bölümü tamamladığında aşağıdaki konularda kendine koçluk edebilmede kendini çok daha gelişmiş hissetmelisin:
      Kendini yönetir ve kendine koçluk ederkenki beklentilerinin tanımlanması
      Ne istediğini ve neden istediğini belirlemek
      Pratik planlar üretmek, bunları istediklerine ve ihtiyaçlarına ulaşmak için kullanmak
      Hayatında ilerlemeni engelleyen negatif şeyleri belirlemek ve hedeflerine ulaşmak üzere takipte kalmak
      Etkili bir hayat yönetimi ile mesleki hayatının ve kariyerinin ilerlemesini sağlamak
      Bolluk içinde yaşamak terimini içselleştirip hayatına uygulayabilmek
      Finansal durumunu yönetmek için çeşitli metotlar kullanabilmek
      Sağlıklı ilişkileri tanımlayabilmek, oluşturabilmek ve devam ettirebilmek.

PARA YÖNETİMİ

Daha basit bir şekilde ama bolluk içinde yaşamaya artık hazırsın. Kişisel para yönetimin konusunu ele almaya geldi şimdi sıra. Eğer finansal durumunun kontrol dışına çıktığını düşünüyorsan, kendini kaybolmuş ve hayal kırıklığına uğramış hissediyorsan, bir ümidimiz var demektir. Kendi hayat koçun olarak finansal olarak yeniden kontrol altında hissedeceğin kaynakları kendine daha da güçlendirerek sağlayabilirsin. Tabii ki her şeyin bir gecede sihirli değnekle dokunulmuşçasına değişeceğini beklememelisin. Bu tablo bir günde oluşmadı, öyle değil  mi? Finansal zorluklardan kurtulmak fazlasıyla sabır ve çok çalışma isteyen bir iştir. Ama bu gerçeğin seni yıldırması yerine onu kucaklaman senin eski “istiyorum, istiyorum, çok ihtiyacım var” tuzaklarına düşmeni engelleyecektir.


Aktivite
Artık finansal durumunun seni daha fazla üzmesine izin verme. Aşağıdaki 5 adımın finansal özgürlüğün için çalışmasını sağlayarak hayatını geri al. Bu aktivite oldukça zamanını alacak. O yüzden ara vererek veya birkaç güne yayarak yapmanın bir sakıncası yok.
1.      Gelirini Belirle
Eğer maaşlı olarak çalışıyorsan bir önceki ayın bordrosuna bakarak net kaç lira kazandığını öğrenebilirsin, sene sonuna doğru maaşın azalıyorsa bunu da göz önünde bulundur. Eğer kendine ait bir işte çalışıyorsan son 2 yılın gelir tablolarına bakarak aylık ortalama gelirini hesaplaman gerekecek. Bunu belirlediğinde aylık ev bütçeni belirlemiş olacaksın.
2.      Giderlerini belirle
Finansal durumunu belirlemenin ikinci adımı aylık giderlerini hesaplamaktır. Her bir faturanı kontrol ederek her birine ne kadar ödeme yaptığını defterine not et. Benzine, bakkala, manava, eğer varsa kredilerine ve kredi kartlarına, ilaçlara, evcil hayvanına, giyime, eğlenmeye ve dışarıda yemeye de ne kadar para ayırdığını eklemeyi unutma. Diğer tüm adımlarda olduğu gibi, bu adımda da kendinize karşı dürüst olman çok önemlidir. Para harcadığın her noktayı bilmen paranın tekrar kontrolünü kazanmanı sağlayacak.
3.      Bütçe Oluştur
Bir bütçe oluşturmak için gereken tüm verileri topladın. 2. Adımda listelediğin tüm masrafları al ve tabloda her biri için oluşturulmuş satırlara yaz. Ayrıca vergiler, arabanın tamiri, tatiller, sigortalar, acil ödemeler gibi düzenli meydana gelmeyen ama düzenli tasarruf etmeni gerektiren durumlar için de bir satır oluşturman gerekir. Zaman içinde bu başlıklar için küçük katkılar ayırmak, acil bir durum olduğunda kullanılabilir bir fon oluşturmak bütçeye emin ol çok yardımcı olur. Bütçe fazlanı ya da açığını belirlemek için tüm masrafları gelirinden çıkar. Bir açık oluşursa aylık bütçeni dengeleyene kadar rakamları yeniden hesaplaman gerekir.
4.      Borcunu Öde
En düşük kredi kartına veya kredine her ay çok az fazla ödeyebilirsiniz, mesela borcunu yukarı doğru yuvarlayarak başlayabilirsin buna. 362 TL borcun varsa sen 400 TL öde. Bu borçlarına karşı bir kartopu etkisi yaratacak. Bu çok basit gibi gözükebilir ama plansız bir extra harcama çıktığında çok daha güvenli davranabilecek halde olmanı sağlar.
5.      Biriktirmeye Başlayın
Gerçek finansal kontrolün anahtarı finans kurumlarından borç istemene yani kredi çekmene gerek kalmayacak durumda olmandır. Birikim hesabı oluşturarak hedeflediğin finansal özgürlüğe kavuşmak üzere kolayca çalışmaya başlayabilirsin. İdeali aylık gelirinin %20’sini biriktirmendir. Birikim için ayıracağın miktar her ne olursa olsun bunu gelirini aldığın anda hesabına yatırman gerekir. Ay sonunda elinde kalanı biriktirmeyi düşünüyorsan biriktiremeyeceğini şimdiden söyleyebilirim.
Eğer masraflarını karşıladıktan sonra birikim yapabilecek kadar para kazanamıyorsan gelirini arttırmanın bazı yolları var. En bilindik çözüm ikinci bir iş edinmek. Avrupa ve Amerika’da ikinci bir işte çalışmak bize göre çok daha kolayken Türkiye’de kendine uygun bir iş bulman biraz daha vakit alabilir. Ama unutma, gerçekten yapmaya karar verdiğinde seni durdurabilecek hiçbir şey yok.


Mali durumu değiştirmek zor bir iştir, kararlı bir tutum ve sabır gerektirir. Mevcut mali durumunu bir gecede yaratmadığın gibi, o kadar hızlı da düzelmesini bekleyemezsin. Para tasarrufu mümkün olmadığı durumlar veya acil bir harcamanın tüm tasarrufunu çalacağı zamanlar olabilir. Bunlar hayatın bir parçası ve birlikte yaşamayı öğrenmemiz gereken kısımları. Finansal durumunu düzelterek hayatın küçük çelmelerini daha kolay atlatabilir ve hiç düşünmediğin şekilde çok daha yönetilebilir olduğunu görebilirsin.

PARA BİRİKTİRMENİN YOLLARI
Bankalar
1. Hesaplarını ve kredi kartlarını daha yüksek faiz kazanabileceğin, daha düşük faiz ödeyeceğin ve hesap işletim ücreti ödemeyeceğin (yeni) bankalara taşı. Faiz oranları eskisi kadar yüksek değil ama yine de bir bakmaya değer. Ödemelerini düzenli yaptığın sürece elinde güç olduğunu unutma.

2. Kredilerini birleştir. Farklı yerlere yaptığın ödemeleri tek bir bankada toplarsan bu sana aylık olarak çok daha düşük bir ödeme sağlar.

3. Bir sürü kredi kartı kullanmaktan vazgeç. Tek bir kredi kartı kullan, diğerlerini iptal et. Böylece boş yere senelik üyelik ücreti ve benzeri isimler altında gereksiz bir çok para da ödememiş olursun. Kredi kartını da cüzdanında değil, evinde güvenli bir yerde sakla.

4. Bankanıza faturalarınız için otomatik ödeme talimatı verin. Böylece ödemeyi unutup faiz ödemek zorunda kalmazsınız. Ancak faturalarını kontrol etmeyi de ihmal etme.

5. Borç kartopunu planla. Çeşitli yerlerden kısarak tasarruf ettiklerinden borçlarına küçük ek ödemeler yap. Hangi borcunu erken kapatmak senin için daha iyi olacaksa onun üzerine çalış. Kimi aylarda kartopunun çığa dönüşerek o ayki borcunu ödediğini göreceksin ki bu da elinde kalan ekstra toplu para demektir. Acil bir ihtiyacın yoksa ve başka ödemelerin varsa… Ne yapacağını biliyorsun artık.

6.Borçların için görsel bir hatırlatıcı oluştur. Askerler için olan şafak defteri gibi düşünebilirsin bunu. Sadece tek sayfada ve görebileceğin bir yerde olsun. Ödedikçe işaretle ve borçsuz bir hayata doğru ilerlediğini gör.

Ev
7. Toplayıcılığı bırak ve satmaya başla. Gereksiz eşyalar listeni gözden geçirerek satılabilecek olan her şeyi internet üzerinden veya ikinci el mağazalara götürerek satmaya başla. Hem evinde yer açılsın, hem hesabına ek para girişi olsun. Gereksiz eşyalardan kurtulmak psikolojik olarak da seni rahatlatacaktır. Senin için gereksiz olan başkasının ihtiyacı olabilir.

8. İkinci elden maksimum seviyede faydalan, satmak için de ihtiyaçlarını almak için de. Dikkat etmen gereken nokta sadece ucuz diye ihtiyacın olmayan bir şeyi almamak. Liste yapmayı ve ona sadık kalmayı unutma.

9. Televizyonu kapat, hayattaki diğer şeylere odaklan, mesela ikinci bir işe. Mutlaka izlemek istiyorsan, aylık aboneliklerini iptal edip her şeyi internet üzerinden izleyebilirsin.

10. Gereksiz ışıkları kapat. Elektrik çok pahalı olmayabilir ama kendi paranla birlikte ülkemizin kaynaklarını da harcadığını unutma. Odadan çıkarken bile ışıkları kapatmaya dikkat et.

11. Mümkün olan her yerde elektrik tasarrufu sağlayan ampuller veya aydınlatma kullan. Eski ampullerinden biraz daha pahalı olabilirler. Ama hem daha uzun ömürlüler, hem de elektrik tasarrufu sağlıyorlar.

12. Programlanabilir bir kombi al. Böylelikle gereksiz kullanımdan kaçınmış olacaksın.

13. Kıyafetlerini atmak yerine tamir et veya gerekiyorsa küçülttür. Temel dikiş becerilerini edinmek çok kolaydır.

14. Fırında pişireceğin şeylerden 4 tane hazırla. Bir tanesini fırına, diğer üçünü buzluğa at. Hızlı bir yemeğe ihtiyacın olduğunda fırına atıverirsin.

15. Tamiratları kendin yapmaya çalış. İnternette detaylı anlatımı olan videolar var. Becerilerine de bir yenisini eklemiş olursun.

16. Bir düdüklü tencere edin. Böylece hem yemeklerin çok daha çabuk pişmeye hazır hale gelir, hem de pişme süresini kısaltacağı için ekstra tasarruf edersin.

17. Evdeki aletlerin ve arabanın bakımı düzenli olarak yap. Ayda en fazla 1-2 saatini alacak bu çalışma eşyalarının ömürlerini uzatacağı gibi arızalanmalarını da engelleyerek seni para ödemekten kurtaracaktır.

18. Telefon faturanı kontrol et, kullanmadığın servisleri iptal ettir. Diğer telefon şirketlerinin kampanyalarını takip et, daha uygununa rastlarsan şirketini değiştirmekten çekinme. Hem artık numaran da değişmiyor.

19. Traş bıçağı kullan. Elektrikli makinelerden veya berbere gitmekten vazgeç. Banyodayken, yüzün iyice ıslanmış ve sakalların yumuşamışken traş olduğunda bu işe boş yere ne kadar para döktüğünü anlayacaksın.

20. Kullandığın deterjanları kendin yap. Bir evin en büyük ve en sürekli giderlerinden biridir deterjanlar. Bunları sirke, limon gibi her evde olan ve ucuza alabileceğin şeyler ile üretebilirsin. Gereksiz kimyasalları hayatından ve evinden uzaklaştırdığında ne kadar çok tasarruf edeceğini göreceksin.

21. Evinin ısı yalıtımının iyi bir şekilde yapıldığından emin ol. Klimayı veya kombiyi ne kadar az çalıştırırsan o kadar az para harcarsın. Bunun da en önemli adımlarından biri evinin iyi bir yalıtımının olması.

22. Elektrik kesilmelerine karşı evdeki elektrikli ve elektronik aletleri korumak üzere ek bir güç kaynağınız olsun. Elektrik kesintileri özellikle elektronik aletlerin çok çabuk bozulmalarına sebep olur.

23. Daha küçük bir ev al. Eğer evinde kullanmadığın bir çok alan varsa boş yere bir çok para ödüyorsun demektir. Aydınlatma, ısıtma, temizlik, kira veya kredi gibi…

24. Daha uygun fiyatlı bir yere taşınıp taşınamayacağını araştır. Şehrin merkezinde küçücük bir daireye ödediğin parayla şehrin biraz dışında, yeşillikler içinde çok daha ucuza yaşayabilirsin. Üstelik sinirlerine de iyi gelecektir şehrin karmaşasından uzaklaşmak. Ancak buradaki değerlendirmeyi iyi yapman gerekiyor. Geceleri çok çıkan biriysen, taşınacağın bölgeye belli bir saatten sonra toplu taşıma olmaması sana ekstra harcama getirebilir. Hesaplarını yaparken taşınma masrafını, emlakçı parasını da planlamayı unutma.

Alışveriş
25. Sezon alışverişini sezondan sonra, bayram alışverişini bayramdan sonra yap. Seneye bir mayo alman gerekiyorsa bunu yaz bittiğinde al ve seneye kadar sakla. Yılbaşı süsleri alacaksan yılbaşı geçtikten ve fiyatlar düştükten sonra al.

26. Kullanmadığın ve ücret ödediğin üyeliklerini iptal et. Dergi abonelikleri, spor kanalları gibi. Internet üzerinden de okuyabilir veya izleyebilirsin, öyle değil  mi?

27. Kredi kartı numaranı online hesaplarından kaldır, bir tıkla alışveriş yapama.

28. Stres kaynaklı harcamalardan uzak dur. Sadece kendini rahatlatmak için ihtiyacın olmayan şeyleri satın alıp bütçeni sarsarak daha büyük strese neden olmak yerine stresini azaltacak farklı yollar bul. Deniz kenarında veya ağaçların arasında bir yürüyüş, meditasyon veya namaz kılmak, biraz toprakla uğraşmak seni alışveriş yapmaktan çok daha fazla uzaklaştıracaktır stresten.

29. Yapabildiğin her şeyi kendin yap. Ekmek veya makarnayı evde yapmak sana tamamen zaman kaybı gibi gelebilir. Ancak bir kere yaptığında çok daha iyi ve sağlıklı bir lezzete, çok daha ucuza kavuşabileceğini göreceksin.

30. Fiyatları karşılaştır ve en ucuz manavı, marketi bul. Ayak alışkanlığı ile sürekli gittiğin markete gitmeden önce mutlaka fiyat araştırması yap. Gerekiyorsa alışveriş listeni birkaç farklı marketten tamamla.

31. Yemeklerini alışveriş yaptığınız market indirim programına göre planla. En yüksek indirimde olan ürünleri alabilirsin. Hem böylece ne pişirsem derdinden kurtulup, elindeki malzemelerle ne yapabileceğini keşfedeceğin bir oyun oynayarak eğlenebilirsin. Bunu birkaç ay yaptığında gıda giderinin fark edilir ölçüde azaldığını göreceksin.

32. Kalan yemeklerinden faydalan. Dünden biraz pilavın kalmışsa, un çorbası gibi bir pilav çorbası yapabilirsin. Biraz araştırdığında internette bir çok tarif bulabilirsin.

33. Öğle yemeğini en azından haftada birkaç gün evden götür.

34. Eğer bir şey almayacaksan alışveriş merkezlerinden uzak dur. Vitrinlere şöyle bir bakayım derken kendini kasada bulman an meselesi. Sinema veya yemek gibi bir nedenle alışveriş merkezine girmişsen vitrinlere bakmadan geçmek konusunda kendini eğit.

35. 10 saniye kuralını uygula. Herhangi bir şey satın almaya niyetlendiğinde 10 saniyeliğine dur ve kendine bunu neden almak istediğini sor. Eğer iyi bir cevabın yoksa veya gerçekten gerekli değilse alma

36. 30 Gün Kuralı’nı uygula. Anlık hazlar nedeniyle yapılabilecek alışverişlerden kaçınmanın en önemli kuralıdır bu. Sadece bekleyerek, o anlık oluşan isteğin geçmesini sağlayabilir ve bir ay sonra vereceğin paraya değip değmeyeceğini tekrar değerlendirebilirsin.

37. Uzun süre dayanacak kaliteli şeyler al. Unutma ucuz etin yahnisi yavan olur. Elektrikli aletler alırken A++ enerji sınıfı almaya dikkat et. Kullanacağın elektrikten, deterjana kadar her şeyden tasarruf sağlayacaksın.

38. Yararlanabileceğin, indirimli alışveriş yapmanı sağlayan tüm müşteri programlarına üye ol. Sırf bunlar için bir mail adresi açabilir, bir şey almadan önce ihtiyacın olan şeyi en ucuz fiyata alabilir ve puan biriktirerek daha sonra alacağın bir şeyleri tamamen bedavaya getirebilirsin. Burada önemli olan puan biriktirmek için veya sadece çok ucuz diye ihtiyacın olmayan bir şeyi almamak.

39. Bir derin dondurucuya yatırım yap. Bozulmadan saklayabileceğini bildiğinde toptan alışveriş ederek çok daha ucuza alabilirsin.

40. Alışverişe gitmeden önce liste oluştur ve o listeye sadık kal. Market alışverişlerine aç karnına çıkma.

41. Düzenli olarak satın aldığın ürünlerin daha ucuz markalarını dene. Kısa bir sürede fark edeceksin ki aslında aralarında bir kalite farkı yok. Sadece pahalı markanın pazarlama bütçesini de sen ödüyorsun. Mesela 120TL’lık yüz temizleme scrub’ına para vermenize gerek yok. Evde çok daha etkili ve doğalını yapabilirsin.

42. Başkalarına hediye alman gerektiğinde satın almak yerine kendin yap. Yemekler, mumlar, sabunlar, aklına ne geliyorsa veya ne yapabilirsen. Bu arada hem güzel zaman geçireceksin, hem de el emeğin olan çok özel bir hediye vermiş olacaksın. Bütçene katkısını da unutma. Arkadaşlarının çocuğuna veya evcil hayvanına bakabilirsin mesela. Bu hediyeler her zaman sevilir.

43. Dışarıya çıkmak yerine arkadaşlarını eve davet et veya evi müsait olan arkadaşlarında buluşmayı tercih et. Yemek yapabilir, film izleyebilir, sessiz sinema oynayabilir, kendi seçtiğiniz müzik eşliğinde muhabbet edebilirsiniz. Çok daha ucuz ve eğlenceli olacaktır.

44. Toptan alışverişi tercih et. Deterjanlar, çocuk bezleri, tuvalet kağıtları, bozulmayacak her şey için toptan alışverişten faydalan. Bu başta çok az bir tasarruf gibi gözükse de aslında ne kadar çok olduğunu uzun vadede fark edeceksin.

45. Her zaman masrafların düşülüp düşülemeyeceği sor. Herhangi bir hizmet veya servis için başvurduğun zaman başvuru ücreti, servis bedeli gibi ücretlerin iptal edilip edilemeyeceğini sor. Her zaman kabul edilmeyebilir ama denemekten bir zarar gelmez.

Çocuklar
46. Çocuklarını eğlendirmek için çok para harcama. Birlikte bir bitki dikin ve büyütün, parka oynamaya gidin, bisiklet kullanmayı öğret. Seninle geçirecekleri vakitler onlar için çok kıymetlidir, sadece para harcayarak eğlenebileceklerini öğretme onlara.

47. Türkiye’de çok geçerli olmayabilir ancak bir yerlere gidebilmek için arada çocuk bakıcısına ihtiyaç duyuyorsan bakıcı yerine komşuların veya akrabalarından faydalanabileceğini unutma. Bugün onlar sizin çocuğunuza bakar, yarın siz onların.

48. Çocuk sahibi olmak, büyütmek zor ve sabır isteyen bir iştir. Eşinle birlikte en azından haftada bir günü kendinize ayırmayı sakın ihmal etmeyin. Bu sizi ileride doğabilecek sorunlardan uzak tutar. Mutlu ebeveyn mutlu çocuktur.

Bilgisayar
49. Bilgisayar oyunlarını seviyorsan çok can hakkı tanıyan oyunlar oyna. Elindeki oyunda tamamen usta olmadan yeni bir oyun alma. Oyunu bitirdiğinde satma veya takas etme ihtimalini de göz önünde bulundur.

Sağlık
50. Daha fazla su iç. Sağlığın açısından harikadır su içmek ama kesene ne etkisi olabilir, değil mi? İnsanların çoğu zaman susuz kalmaları nedeniyle açlık hissettiğini biliyor muydun? Ayrıca her yemekten önce bir bardak su içmek daha uzun süre tok hissetmene neden olur. Hem sağlık, hem kilo, hem de finansal durum kontrolü sağlar bol bol su içmek.

51. Konserve ve fast food gıdalardan kaçın. Eve geldiğinde basit, sağlıklı ve gerekiyorsa yanında götürebileceğin yemekler hazırla.

52. Allah rızası için sigara içmeyi bırak. Öldürücü olduğu kadar pahalı da. Bir sürü seçenek var bırakman için. İçtiğin 1 senelik sigara parasını hesapla ve kendini zehirlemek için bu kadar para harcamak isteyip istemediğine karar ver.

53. Ellerini temiz tut. Her tuvalete gidişinden veya çiğ sebze, meyveye dokunmandan sonra ellerini yıka. Bu hastalıkları engellemek için çok kolay ve ucuz bir yöntemdir. Kirlenmekten korkma ama temel temizlik kurallarına uy.

54. Kahvaltı et. Doyurucu bir kahvaltı hem sağlığın açısından iyidir, hem de seni tok tutarak pahalı bir öğle yemeğinden uzak kalmanı sağlar.

Hobi
55. Kitapları, albümleri veya DVD’leri internet üzerinden veya mümkün olan diğer kanallardan takas et. Bir daha okumayacağın kitabı, izlemeyeceğin filmi tutmana gerek yok. Bırak başkaları da faydalansın. Sen de bu arada ihtiyacın olanı al.

56. Bir bahçe edin. Eğer bir bahçeye sahip olamıyorsan evinde, balkonunda neler ekebileceğini araştır. Toprakla uğraşmak seni mutlu edeceği gibi ailen için de sağlıklı ürünler üretmiş olacaksın.

57.Kütüphaneye daha sık git. Kütüphaneye sadece kitap ödünç alabileceğin bir yer gözüyle bakma. Başka insanlarla tanışabilir, yabancı dil öğrenebilir, internet kullanabilirsin. Uygulamalar bölgeden bölgeye değişebilir ancak gidip öğrenmeden bilemezsin.

58. Daha çok oku. Yapabileceğin en ucuz ve en keyifli aktivitelerden biridir okumak.

59. Şehirdeki ücretsiz etkinlikleri takip et. Artık belediyelerin de sunduğu bir çok kurs var mesela. İngilizce kursuna para ödemek yerine bölgendeki belediyenin kursuna ücretsiz katılabilirsin. Ücretsiz konserler, eğitimler, gösterimler, kütüphane, ücretsiz yemekler… Mümkün olduğu kadar takip etmeye çalış.

60. Kendi içkini kendin yap. Maliyetinin neredeyse yarı fiyatına geldiğini göreceksin. Bununla uğraşan arkadaşlar daha önce hiç almadığın bir tat alacağını ve bir daha hazır almayı asla tercih etmeyeceğini söylüyorlar.


Araba
61. Arabanın hava filtresini temizle veya değiştir. Temiz bir hava filtresi %7’ye kadar tasarruf sağlar ve hava filtresi ucuz bir şeydir.

62. Daha güvenli ve az yakan bir otomobile geç. Benzini ve motorini en pahalı kullanan ülkelerden birinde yaşıyoruz. Motor hacmi ve beygir gücü düşük bir araba çok para biriktirmeni sağlayabilir. LPG taktırmayı da göz önünde bulundur. İngiltere kraliçesi bile LPG’li araç kullanıyor. Benzine göre %60 civarında tasarruf sağlayabilirsin böylece.

63. Arabanın lastiklerini şişir. Lastiklerinin havası eksikse daha fazla benzin/mazot sarfiyatın olur. Sadece bu bile %5 yakıt tasarrufu sağlar.

64. Araba havuzu oluşturun. Aynı yöne gittiğin birileri varsa birlikte gitmeyi teklif edebilirsin. Ayrıca akıllı telefonu olanlar için artık böyle uygulamalar da var. Tek başına onca yolu gitmekten ve masrafına katlanmaktan sıkılmadın mı?

65. Bir araba alacağın zaman sadece ikinci ellere bak. Sıfır araba ile aynı senenin ikinci eli arasında vergiden kaynaklanan fiyat farkına bak, ne demek istediğimi anlayacaksın.

66. Hız yapma. Sadece yakıtı çok tüketeceğinden değil ama ceza da yiyebilirsin. Kaza yapma ihtimalin de yükseleceğinden seneye araç kaskonu daha pahalıya mal olabilir. Her türlü zararlı yani hız yapmak.

Diğer
67. Hayallerini sevdiğin insanlar ile paylaş. “Bunun para biriktirmekle ne alakası var?” diyebilirsin. Ama şöyle düşün; sevdiğin kişiyle hayallerini paylaşırken ortak bir hayale vardığını farz et. Böylelikle o hayale ulaşmak için birlikte hareket edebilirsiniz. Mesela eşimle oldukça büyük bir kumbaramız var. Ve günlük olarak cebimizdeki bozuk paraları ona atıyoruz. İlk sene biriktirdiğimiz parayla Amerika’ya uçak biletlerimizi alabildik, aşağı yukarı 4.000TL civarında tuttu biletler. Üzerine sadece 300TL ilave etmemiz gerekti. İkinci sene maddi olarak biraz sıkıntıda olduğumuz için 2.800TL civarında para biriktirebildik, şimdi nereye gitsek diye düşünüyoruz. Böylece tatillerimiz neredeyse bedavaya gelmiş gibi oluyor.

68. Kullandığın araçların bakımlarını düzenli yap veya yaptır. Böylelikle hem arıza ihtimalini minimuma indirmiş olursun, hem enerji (elektrik, benzin, mazot) kullanımları az olur, hem de çok daha uzun süre kullanabilirsin.

69. Gönüllü programlarına katıl. Gönüllü çalışmalar; yeni insanlarla tanışmak, biraz egzersiz yapmak ve ruhunu olumlu bir proje ile canlandırmak için idealdir.

70. Unutma sigorta bir yatırım değildir. Pahalı bir hayat sigortası ödüyorsan diğer sigorta şirketlerini de araştırarak daha ucuz bir sigortaya geçebilirsin.

71. Evinde kullanmadığın bir oda veya bölüm varsa burayı kiralamayı düşünebilirsin. www.airbnb.com sana bu konuda yardımcı olacaktır. Böylece turistlere kiralama yapabilirsin. Riskleri göz önünde bulundurmayı ve tedbirli olmayı ihmal etme.

72. Yakın çevrenden destek iste. En yakınındaki, en sevdiğin kişilere kemerleri sıktığını söyle ve bir önerileri olabilir mi sor. Dışarıdan bir göz senin görmediklerini görebilir. Belki maddi destek olmak isteyen bile çıkar.

73. Yanında bir fikir defteri taşı. Not alamadığımız için bazen en önemli fikirlerimizi unuturuz.

74. Toplu taşıma kullan. Yanına alacağınız bir kitapla trafik stresinden kurtulabilir, park yeri aramakla ve bir de buna ücret ödemekle uğraşmazsınız. Bazı güzergahlarda toplu taşımanın hızını kendi aracınızla yakalayabilmeniz de mümkün olmuyor hem de.

75. Saçını kendin kes. Her saç için çok uygulanır olmayabilir. Ama basit bir saç kesimin varsa biraz pratikle bu işi de halledebilirsin. Saçını tek renge boyatıyorsan artık evde boyaman da çok kolay, hatta çıkan yeni ürünlerle kendine röfle bile yapabilirsin. Bir arkadaşınla birlikte denemek çok eğlenceli bir aktivite olabilir.

76. Yolculuğa çıkarken yanına yolda kolayca atıştırabileceğin şeyler al.

77. Akıllı hareketler yapmanı sağlayacak günlük ilham kaynakları bul. Bu kimisi için çocukları olabilir, kimisi için karısı, bir başkası içinse saygı duyduğun birisi veya sadece kişisel bir hedeftir; erken emeklilik gibi. Sende pozitif değişiklikler sağlayacak olan bir ilham kaynağı bul. Onu sıklıkla düşün. Önüne çıkan zorlukları engel olarak görme, aştığın her zorluk aslında seni hedefine doğru bir adım daha yaklaştıran fırsatlardır.

78. Çalıştığın şirketin sana sağlayabileceği tüm imkanları öğren. Bankaya olan borcunu sıfır faizle şirketinden kredi çekerek ödeyebilirsin belki. Ücretsiz maç biletleri, çocuklarına eğitim desteği… Şirketinin yönetmeliklerini al ve iyice incele.

79. İşe farklı yollardan git. Özellikle otomatik olarak durup alışveriş yaptığın yerler varsa… Mesela her sabah kahve aldığın yere uğramaktansa farklı bir yoldan gidip hem zihnini çalıştırabilir, hem de ofiste bedava bir kahve içebilirsin. Günde 7 TL vererek içtiğin o kahve haftada 5 gün çalışsan sana senede 1.960TL’ya mal oluyor. American Airlines kahvaltılarından sadece 1 zeytin eksilterek bir senede 40.000$ kar etmiştir. Ufak değişiklikler toplamda çok büyük farklar yaratır.

80. Tatil harcamalarını kıs. Büyük ve pahalı tatillere para harcamak yerine arabana birkaç parça eşya atıp yakın çevrede görmediğin yerlere git. Tatilin hem son derece ucuza gelecek hem de unutulmayacak bir tatil olacak.

Giyim
81. Eğer acil bir kıyafete ihtiyacın varsa sahip olduğun her şeyi tara ve ne bulabilirsin bak. Dolabını her zaman kullandığın şekilden farklı bir şekle getirerek kullanmak da sana yepyeni eşyaların varmış gibi hissettirecektir.

82. Minimal giyinmeyi öğren. Birbiriyle uyumlu parçalar al. Geçici moda olan şeylere yönelmek yerine klasikleri tercih et. Böylece onar farklı parçan olsa (etek, pantolon, kazak, bluz, gömlek, vb.) sınırsız sayıda opsiyona sahip olursun.

Bir hata yaptığında kendini yerden yere vurma. Onlarca doğru karar vermiş olsan bile tek bir hata yaptığında kendini hırpalamak kolaydır. Büyük bir hata yaptığında ve bunu fark ettiğinde bunu neden önceden değil de şimdi fark ettiğini düşün. Hiç hata yapmıyorsan muhtemelen hiç bir şey yapmıyorsun.

Daima ileri bak. Geçmiş hatalarının seni aşağı çekmesine izin verme. O hatanın hatırası sonunda çok değerli olabilir. En iyi dersler yaşarken öğrenilir. O yüzden geçmişini memnuniyetle kucakla.

Bugün bizi biz yapan şeylerin çoğu aslında hatalarımızdan ve onlardan aldığımız derslerden kaynaklanır. Geçmişini kucaklayamıyorsan bugün olduğun kişiden memnun olmadığın ve geleceğin hakkında endişelerin olduğu içindir. Onu değiştirebilmen mümkün olmadığına göre, bundan sonra ne yapman gerektiğine odaklanmaktan başka bir şansın da yok demektir aslında.

Hiç bir zaman vazgeçme.

Ne zaman borcunun çok olduğunu düşünsen ve bunalsan, finans ile ilgili kişisel bir blog oku, yeni bir şeyler öğrenebilir, ilham alabilirsin. Bir çok insanın şu anda aynı sıkıntıları paylaştığını hatırla.
  
7- AŞK: SAĞLIKLI İLİŞKİLER

Kendi hayat koçun olarak, bu son bölüm belki de üstleneceğin en zor bölüm olacak. Hayatındaki ilişkileri tanımlarken kendin ile tamamen dürüst olmak daha zordur. Bu bölüm tüm yetişkin sevgi ilişkilerini kapsar, sadece romantik aşkı değil. Ebeveynlerinle, kardeşlerinle, eşin veya sevgilinle, arkadaşlarınla, hatta yetişkin çocuğunla olan ilişkilerini bu bölümde göreceğiz. Sahip olduğun her ilişki seni değiştirme gücüne sahiptir, bu yüzden istediğin hayatı yaşaman için sağlıklı ilişkilerinin olması hayati derecede önemli.

Stephen Chbosky The Perks of Being a Wallflower adlı kitabında ilişkilerimizi nasıl seçtiğimizi özetler:  
Hak ettiğimizi düşündüğümüz sevgiyi kabul ederiz.
Peki hangi sevgiyi hak ettiğimizi düşünürüz?
Ailemizden gördüğümüz (veya göremediğimiz) sevgiye en yakın olanını.
Baba özlemi çeken, babalarından bekledikleri sevgiyi göremeyen kızlar genelde babalarına yakın yaşlarda erkekleri tercih ederler mesela. Babası alkolik olan bir kızın alkolden uzak duran biriyle evlenmesini beklersin muhtemelen ama o hepimizi şaşırtan bir karar verir ve bir alkolikle evlenir. Bildiği düzen budur çünkü.
Anne ve babanızdan çocukluğunuzda gördüklerin, ev düzeniniz, sevgi… Hepsi bugün bilinçaltına işlenmiş durumda. Bazı huyları sana çok yanlış gelebilir. Ancak büyüdükçe onlara dönüşme ihtimalin de çok fazladır.
Bu yüzden ailemiz ile olan ilişkimizi doğru analiz etmemiz ilişkilerde yaptığımız hataları görmek açısından çok faydalı olacaktır.
Bu basit görünen görüş aslında ilişkilerin sağlıklı olup olmadığını anlamak için bir rehber olarak da kullanılabilir. Eğer yetersiz davranışlara maruz kaldığın bir ilişki içindeysen durumu net bir şekilde belirlemeni sağlar, bu durumda iki seçeneğin vardır; daha iyi bir ilişkiyi hak ettiğini bildiğin için bu ilişkiyi sonlandırmak veya daha iyi bir ilişkiyi hak ettiğine inanmadığın için bu ilişkiye devam etmek. Bir çok insan korku içinde yaşadığı için harika, verici partnerleri ile ilişkilerini sabote ederler. Bu korku o harika partneri hak etmedikleri inancından kök bulur. Yapman gereken, kendi hayat koçun olarak, hepimizin sağlıklı ve mutlu bir ilişkiyi hak ettiğini kendine hatırlatmak. Hepimiz kusurluyuz, güzel ve derin kusurlarımız var. Her şeye rağmen güzel bir sevgiyi hak eden iyi insanlarız.

Daha önce mutlaka, belki de birkaç defa kendini sağlıksız ilişkiler içinde buldun. Bazıları baştan sağlıksız başladı, ama yine de devam ettin (sebeplerini aşağıda bulacaksın). Kimi ilişkilerimiz görünüşte sağlıklı başladı ama sonra kötüye gitti. Bazen kademeli olarak yavaş yavaş kötüye gider, bazen de kötü bir olayla birlikte bir anda kötüleşir.

Bir ilişkiyi sağlıksız yapan nedir? Senin iyiliğin, mutluluğun için zararlı olmaya başladığı an o ilişki sağlıksızdır.

Belki duygusal veya zihinsel istismar unsurları vardır. Pasif-agresif davranışlar, zalim sözler, düşüncesizlik, sınırların olmaması, gerçekçi olmayan beklentiler, davranışlarda ciddi tutarsızlıklar sağlıksız ilişkilerin en yaygın yönleridir. Bunlar şu andaki partnerinle veya eşinle yaşadığın ilişkide mevcut olabilir, ama diğer sevgi ilişkilerinde de sıklıkla vardır. Belki ablan sana duygusuz olduğunu söylemiştir. Belki de annen onu memnun edecek bir hayat yaşamanı bekliyordur. Hatta çocuklardan çok fazla beklenti içine giren belki de sensin. Bu ilişkiler onarılabilir veya onarılamayabilir, ancak değişim için bir olasılık her zaman vardır.

Fiziksel ve cinsel taciz ve saldırı sağlıksız ilişkilerin daha belirgin yönüdür; genellikle ebeveynler ve çocuklar arasında ya da eşinle senin aranda görülme eğilimindedir. Eğer çocuk(lar) üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğuna inandığın biriyle ilişkin varsa, bunu göz ardı edemezsin. Belki eşin sana vuruyordur ya da bir şeyler atıyordur. Belki kocan sana tecavüz bile etmiştir. Bunlar çok gerçek, çok yaygın ve içinde olması çok rahatsızlık verici ilişkilerdir. Bu durumlarda o ilişkiyi bitirmekten başka seçeneğin yoktur.

Senin veya çocuklarının evinde bile güvende olmadığı bir durumda herhangi bir yaşam koçunun senin o evde kalmana izin verebileceğini düşünebiliyor musun? Tabii ki hayır. Neden orada, o ilişkide kalmaman gerektiğini sen de anlamalısın. Kullanabileceğin kaynaklar var; lütfen bunları araştır.
Belki fiziksel ama ilişki(ler)inde ortaya çıkan duygusal istismar varsa, bu da ele alınmalıdır, bu konuda mutabakat mümkün olabilir. Hepimiz bazen bencillik yapabiliriz ve bazen mantıksız beklentilerde bulunabiliriz; gerçek meydan okuma sadece sevdiklerimize bu konular hakkında yardımcı olmak değil, aynı zamanda kendimize de daha iyi olmakta yatıyor.
İlişkilerimizi tamir etmeye başlamak için 3 basit (ama zor) yol var:
1.      Sınırlarını belirle
2.      Sınırların, beklentilerin ve sonuçları hakkında iletişim kur
3.      Sonuçları takip et
Çok basit görünebilirler ama aslında göründüklerinden çok daha karmaşıklardır. Süreçten kaç kez geçilmesi gerektiği ilişkiye veya kişilere göre değişebilir. Çok yakın olmadığın bir arkadaşına sayısız şans tanımayabilirsin ama eş, aile veya çocuk gibi derin sevgi ilişkisi içinde olduğun birisi için bu sürecin üzerinden tekrar tekrar geçmekte bir sakınca görmeyebilirsin.
Bu süreci üstlenmene yol açan duygusal çanlarının büyük bir etkisi olabilir; babana aile işinde yer almayacağını söylediğin her sefer büyük bir kavga ile sonuçlanıyorsa, bu yıkıcı olabilir. İlişki negatife dönmeye başlıyorsa ve anlaşmaya çalıştığınız kişi değişmiyor veya değişemiyorsa ilişkine alternatif bir yol bulmalı veya onu sonlandırmalısın. Eğer bazı davranışların durması gerektiğini kesinleştirme yolunu seçersen, durmadığı takdirde ise sonuçlarının ne olacağı hakkında bilgi vermelisin ve bu sonuçları takip konusunda istekli olmalısın.
Mesela, abinin yargılayıcı olduğunu, onun çevresinde olmanın negatif bir deneyim olduğunu ve onun değişmesi gerektiğini düşünüyorsan, şöyle bir konuşma yapabilirsin:

"Ali, politik görüşlerim nedeniyle benim bir salak ve geri zekalı olduğumu söylediğinde, bu benim için çok sinir bozucu ve incitici oluyor. Özellikle çocuklarımın önünde bana bu tür şeyler söylemeni hiç uygun bulmuyorum. Politika konuşmaktan vazgeçebiliriz, veya bu tarz küçültücü kelimeleri kullanmaktan vazgeçersen politika konuşmaya devam edebiliriz, yada hep birlikte geçirdiğimiz bu zamanları kısıtlamam gerekecek.”

Burada problemi tanımlamış, ne hissettiğini söylemiş, alternatif çözüm yolları ortaya koymuş ve sonuçlarını açıklamış oluyorsun. Geriye kalan tek şey; eğer Ali bu çözüm yollarına uymazsa onunla geçirdiğin zamanı gerçekten kısıtlamaya istekli olman. Eğer bu tür bir sonucu uygulayamayacağını düşünüyorsan baştan koz olarak kullanmaman gerekiyor. Çünkü o zaman bunlar boşa savrulan tehditlerden başka bir şey olmayacak ve çok kısa bir süre etkileri tamamen kaybolacak, karşındaki seni hiç umursamayacak. 

Sağlıklı İlişkiler
      İnsanları daha mutlu eder ve stresi azaltırlar
      Gerçekçi ve esneklerdir
      Paylaşmak ve konuşmak önemlidir
      Kendine zaman ayırmayı da kapsar
      Eşit tartışma teknikleri kullanılır

SAĞLIKLI İLİŞKİLER İÇİN 10 İPUCU
Sağlıklı ilişkiler hayatımıza mutluluk ve sağlık getirir. Yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki sağlıklı ilişkilere sahip olan insanlar daha mutlu ve daha az streslidir. Bir ilişkiyi sağlıklı kılmanın birkaç basit yolu vardır, aile, kardeş, arkadaş, kız/erkek arkadaş, eş gibi farklı ilişki türleri olsa da. Buyrun ipuçlarına:
1. Beklentilerini gerçekçi tut. Hiç kimse tam anlamıyla bizim istediğimiz kişi olamaz. Bazen insanlar bizi hayal kırıklığına uğratır. Bu hepsi yada hiçbiri durumu değildir. Sağlıklı bir ilişki; insanları olduğu gibi kabul ettiğin ve onları değiştirmeye çalışmadığın ilişkidir.

2.  Birbirinizle konuşun. Asla yeterince söylenmiş olmayacak: iletişim sağlıklı bir ilişki için şarttır. Gerçekten. Zamanınızı kullanın. Gerçekten orada olun. Gerçekten dinleyin. Dinlerken ne cevap vereceğinizi düşünmeden, sadece karşı tarafın ne söylediğini iyice anlamaya çalışın. Bölmeyin. Kulaklarınız ve kalbinizle dinleyin. Bazen insanların duygusal mesajları vardır ve bunları kelimelerinin arasına serpiştirirler. Sorular sorun birbirinize. Kaçırmış olabileceğiniz bir nokta olabilir. Arkadaşça (ve uygun) sorular sor. Fikirlerini sor. İlgini göster. İletişim kapısını aç. Bilgi paylaşımında bulun. Yine çalışmalar gösteriyor ki bilgi paylaşımı bir ilişkinin başlamasına yardımcı oluyor. Kendini paylaşmakta cömert ol, ama çok hızlı ve çok erken davranarak karşındakini boğma.

3.  Esnek ol. Bir çoğumuz kişileri ve olayları tam istediğimiz şekilde tutmak isteriz. İnsanlar yada işler zamanla değiştiğinde biz bu değişime hazır değilsek doğal olarak endişeli, üzgün yada kızgın hissedebiliriz. Sağlıklı ilişkilerde değişim vardır ve büyümeye ve gelişmeye izin verilir.
4. Kendine bak. Genellikle etrafımızdaki insanları mutlu etmeye çalışırız. Unutmaman gereken kendini de mutlu etmen. Ne bencil ol ne de sadece başkaları için yaşa. Sağlıklı ilişkiler eşitlik temeline dayanır.
5.  Güvenilir ol. Birisiyle plan yaptıysan, ona uy. Bir işi yapmak için bir son gün belirlendiyse onu aşma. Bir sorumluluk aldıysan onu tamamla. Sağlıklı ilişkiler güvenilirdir.
6.   Adil mücadele edin. Bir çok ilişkide bir çok farklı konuda fikir ayrılıkları vardır. Bunun tek anlamı da bir konuda anlaşamadığınızdır, birbirinizi sevmediğiniz değil. Bir sorununuz olduğunda:

- Bunu tartışmak üzere bir zaman ayarlayın. Yorgunken veya kızgınken yapacağınız zor diyaloglar ile uğraşmayın. “Bu konuyu ne zaman konuşalım” diye sor. Sağlıklı ilişkiler karşılıklı saygı esasına dayanır ve her iki tarafı da kapsar.

o   Eleştirmeyin. Konuya saldır karşındakine değil. “Ben” ile başlayan duyarlı cümleler kur, sorun ile nasıl mücadele ettiğinizi konuşun. “Sen” ile başlayan cümlelerden ve kendi duygun ve düşüncelerin için karşındaki kişiyi suçlamaktan uzak dur. Sağlıklı ilişkilerde kişiler birbirlerini suçlamazlar.
o    
   Karşındakinin duygularını yada nedenlerini sen saptama. Bırak herkes kendi için konuşsun. Sağlıklı ilişkilerde her iki tarafın da kendini ifade edebilme özgürlüğü vardır.
o  
      Konuya bağlı kalın. O andaki konuyu seni rahatsız eden diğer şeylere sıçramak için kullanma. Geçmişten gelen sıkıntıları şimdiye yansıtma. Konuşulması gereken konular varsa daha sonra konuşabilirsiniz. Yanıldığını anladığında özür dile. Bazen yanlışları düzeltmek çok zaman alabilir. Sağlıklı ilişkilerde insanlar hata yaptığını kabul eder.
o   
   Varsayımlarda bulunma. Birisine yakın olduğumuz zaman onun düşündüğü yada hissettiği her şeyi bildiğimizi zannederiz. Ama çok yanılıyor olabiliriz. Herhangi bir davranışı veya hareketi nedeniyle bir karara vardıysan bunu o kişiyle paylaş veya sor. Toplum olarak en büyük sıkıntılarımızdan biri konuyu asıl sorunumuz olan kişiden başka herkesle konuşuyor olmamız. Oysa ki o kişiyle açık bir şekilde konuşsak bütün sorun çok daha kısa bir sürede çözülecek.
o  
   İhtiyacın varsa yardım al. Sana yardımcı olabilecek biriyle konuş, bir danışman, ailen, dini görevli, sosyal hizmetler uzmanı gibi… Sağlıklı ilişkilerde yardım almaktan korkulmaz. Bir çözüm bulunamayabilir. Taviz vermeye yada bazı noktalarda fikir ayrılıklarının olmasına hazırlıklı olun. Sağlıklı ilişkiler benzerlik yada mükemmel anlaşma talep etmez.
o      
   Kin tutma. Her şeyi kabul etmek zorunda değilsin, ama kin tutmak senin enerjini emer. Çalışmalar göstermiştir ki insanların iyi yönlerini görmeye odaklandıkça ilişkilerimiz daha sağlıklı hale geliyor. Sağlıklı ilişkiler geçmişin acılarına ve anlaşmazlıklarına tutunmaz. Eğer affettiyseniz gerçekten, unutun o konuyu. Herkes mükemmeli arıyor ama kimse mükemmel değil. Kimse sizin beklentilerinizi %100 karşılayamaz. Beklenti hayal kırıklığını da beraberinde getirir.
o     
  Herkesin amacı kazanan olmak. Oysa kazanan ve kaybedenin olduğu ilişki uzun sürmez. Sağlıklı ilişkiler sorunlarına çözümler arayanlardan çıkar. Her iki taraf da kazanandır.
o 
    Bir ilişkiden ayrılabilirsin. Çalışmalar sadakatin bir ilişkide çok önemli olduğunu gösteriyor, ama sağlıklı ilişkiler ŞİMDİ’dedir, gelecekte değişeceği ümidinde değil.
7.
      Sıcaklığını göster. Sıcaklık ve samimi davranışlar bir çok insan için bir ilişkide en çok değer gören şeylerden biridir. Sağlıklı ilişkiler duygusal sıcaklık taşır.
8.      
   Hayatını dengede tut. Diğer insanlar hayatlarımızı tatminkar hale getirmemize yardımcı olurlar ama bizim tam olarak tatmin olmamızı sağlayamazlar. Hayatını sadece kendin doldurabilirsin. Aktivitelere çok yüklenme ama gönüllülük, edebiyat gibi yeni şeyler deneyebilirsin. Sağlıklı ilişkiler bağımlı kişilerden oluşmazlar. Her iki tarafın da kendine ait yaşam alanları vardır.
9. 
    Bu bir süreçtir. Bazen bulunduğun yerdeki herkes birbiriyle bağlantılı ve çok güvenli gözükür. Ama aslında bir çok insan senin hissettiğin gibi hissediyordur, oraya nasıl uyum sağlayacağını ve nasıl iyi ilişkiler kuracağını düşünüyordur. İnsanlarla tanışmak ve onları tanımak zaman alır. Küçük konuşmalar yap, başkalarından gelen iletişim fırsatlarını değerlendir, gülümse ve uğraşmaya devam et. Sağlıklı ilişkiler öğrenilirler, pratik edilerek geliştirilirler ve gittikçe daha iyi olurlar.

10.  Kendin ol! Bir başkası veya başka bir şey olmaya çalışmaktansa kendin olmak çok daha kolay ve eğlencelidir. Sağlıklı ilişkiler gerçek kişilerden meydana gelir, imajlardan veya maskelerden değil. Ama bu maddeden kendini geliştirmemen veya değiştirmemen gerektiği sonucuna varma.

SAĞLIKLI – SAĞLIKSIZ İLİŞKİLER KARŞILAŞTIRMA

Sağlıklı İlişkiler
Sağlıksız İlişkiler
İlişkiden önce, ilişki sürerken ve sonrasında kendini sevmek ve kendine iyi bakmak.
Taraflardan birinin kendini göz ardı ederek tamamen diğer tarafa odaklanması.
Bireyselliğe saygı gösterme, farklılıkları kucaklama ve kişinin “kendisi” olmasını mümkün kılma
Taraflardan birinin diğerinin standartlarını karşılamak üzere değişmeye kendini mecbur hissetmesi, karşı çıkmaya korkması veya fikirlerinin aşağılanması.
Arkadaşlarla ve aile ile zaman geçirme, birbirinden bağımsız aktivitelerde bulunma.
Birinizin (yada ikinizin de) sürekli ne yaptığını, kimle görüştüğünü, nereye gittiğini düzenlemesi gerekir.
Tartışma, farklı düşüncelere saygı gösterme ve eşit derecede ödünlerde bulunma .
Bir taraf diğerini hiç dinlemeden tüm kararları verir ve kontrolü elinde tutar.
Birbirlerinin duygularını, isteklerini ve ihtiyaçlarını dinlerler.
Biriniz ne istediğine dair iletişime geçemez ve kendini duyulmuyormuş gibi hisseder.
Karşındakine ve kendine güvenmek ve dürüst olmak.
Birbirinize yalan söylersiniz ve yaptıkların için bahaneler üretirsiniz.
Birbirinin özel hayatına saygı gösterirsin.
Hiç özel alanın kalmamıştır ve her şeyini yanındaki ile paylaşmak zorundasındır.
Birbirinizle eski ilişkilerinizi ve cinsel sağlık durumunuzu paylaşabilirsiniz.
Geçmişinizi birbirinizden gizlersiniz.
Cinsel olarak korunmayı tercih edebilirler.
Partnerine korunması gerektiğini söylemekten korkarsın veya seni reddeder. Yada partnerin aynı durumdadır.
Cinsel sınırlara saygı gösterilir ve ilişkiye hayır denebilir.
Taraflardan biri diğerini gerçekten istemediği bir zamanda seks yapmaya zorlar.
Çatışmalar huzurlu ve rasyonel bir şekilde karşılıklı mutabık kalarak çözülür.
Taraflardan biri veya ikisi de bağırır, diğerine vurur, itip kakar, bir şeyler fırlatır.
Olumlu yönde büyüme ve gelişmeye her zaman yer vardır. Bu esnada birbiriniz hakkında daha çok şey öğrenirsiniz.
Boğulmuş, kapana kısılmış ve durgun hissedersin. İlişkinin baskısından kaçamazsın.



SEVGİ TOHUMLARI EK VE ONLARI BÜYÜT

Evet, hayatındaki sağlıksız ilişkileri ayıkladın, artık sevgi dolu ve sağlıklı ilişkilerine odaklanarak onları daha da güçlendirme zamanı. Hayat tarzına ve ailevi durumuna bağlı olarak senin için çok önemli ve geniş bir yelpazede ilişkilerin olabilir. Yine de genellikle en çok çocuklarımızla ve eşimizle / sevgilimizle olan ilişkilerimizin güçlendirilmeye ihtiyacı vardır. Kendi hayat koçun olarak bu bölümü tamamladıktan sonra bilge bir kişi gibi hangi ilişkilerine en çok değer verdiğini görecek ve bunları daha güçlü kılmak için neler yapman gerektiğini bileceksin.

Sevgi Dili
1996’da evlilik danışmanı Dr. Gary Chapman Beş Sevgi Dili (The Five Love Language) kitabını yazmıştır. Sonrasında Dr. Chapman bu 5 prensibi insan ilişkilerinin tüm çeşitlerine uygulamış.

Dr. Chapman şunu fark etmiş ki her insanın sevgiyi tanımlamak ve kabul etmek için kullandığı bir dil var:


Onaylama Sözcükleri
Kaliteli Zaman
Hediyeler Alma
Hizmet Hareketleri
Fiziksel Temas

İnsanların genellikle bir ana dilleri, bir veya iki de ikincil dilleri olur. Bir çok insanın ilişkisi aslında kısmen bir meydan okumadır, çünkü ilişkiye dahil olan iki taraf da birbirinin sevgiyi farklı şekillerde tanımladığını ve ifade ettiğini anlayamaz.
Örneğin, genç kızı olan bir anne düşünelim. Kızına bakıyor, ilgileniyor, onu okula bırakıyor, alışverişe götürüyor, okul sonrası aktivitelere götürüyor. Kızı ise havlularını yere atıyor, bir yere götürüldüğünde teşekkür etmeyi unutuyor, annesi kaç kere hatırlatmış olursa olsun odasını temiz tutmuyor. Anne kızının kendisini bir anne olarak takdir ettiğini hiç görmüyor. Ayrıca kızının kendisini sevdiğini de sanmıyor, söylediği şeyleri yapmadığına göre. Bir de kız açısından bakalım; bir gün eve geldiğinde kendisine hiç “seni seviyorum” demeyen annesinin telefonda bir arkadaşına abisini övdüğünü duyuyor ve o gün odasını dağınık gören annesi “Benim kızım hiçbir zaman böyle olmamalı” diyor. Kız annesinin kendisini sevdiğini hissetmiyor ve hiçbir zaman sevmeyeceğine de inanıyor olabilir. 
Şimdi birinin bu iki kadını karşısına alıp onlara annenin sevgi dilinin “Hizmet Hareketleri”, kızının sevgi dilinin ise “Onaylama Sözcükleri” olduğunu söylediğini hayal edin. Anne bir anda kullandığı kelimelerin kızına verdiği hizmetten daha fazla etki ettiğini anlar. Kızı ise olayın dağınık bir odaya sahip olmaktan çok aslında annesinin (kendisine bu kadar hizmet ediyor olmasına rağmen) istediği bir şeyi yapmadığını fark eder.
Kendinin ve etrafındaki insanların sevgi dilini anlamak ilişkilerini devrimsel bir şekilde değiştirebilir. Boşanmanın eşiğindeki çiftler bile kimi zaman partnerlerinin hareketlerini, sözlerini, hediyelerini, dokunuşunu ve zamanı kendinden farklı yorumladığını anladığında tekrar birbirlerine aşık olabiliyorlar.
Ayrıca birlikte seneler geçirmek o kişiye olan tahammülümüzü de azaltıyor zamanla. Hele bir de mesela emeklilik gibi bir durum varsa, çiftler birlikte her zaman olduğundan çok daha fazla zaman geçirmeye başlamışsa, ayrı hayatları kalmamışsa ilişkiler çok daha zorlaşabilir. Karşımızdakinin her hareketini, her söyleyeceğini, neyi neden yaptığını ondan daha iyi bildiğimizi zannederek bir nevi falcılık yaparız. Ama insanın kimi zaman kendi yaptıklarına bile şaşırdığını göz önünde bulundurduğumuzda bir başkasını kitap gibi okuduğunu sanmak aslında hiç de doğru değildir. İlişkinin en başındaki “aşkın gözü kördür” kısmını geçtiğimizde en baştan beri hiç rahatsız olunmayan şeyler insanı rahatsız etmeye başlayabilir.

Şu anda bir aşk ilişkisi içinde olmasan dahi yine de kendi sevgi dilini tanımlaman ve senden farklı sevgi diline sahip olanlar ile nasıl köprü kurabileceğine dair düşünmen, alternatifler üretmen çok önemlidir. Arkadaşlıklarını ve ailen ile olan ilişkilerini yeniden yapılandır. Romantik bir ilişki gelebilir de gelmeyebilir de, ama onsuz da siz sevdiğiniz diğer insanlarla pozitif ve güçlü ilişkilerinizle çok zengin bir hayat yaşayabilirsiniz.

SEVGİ DİLİ
NASIL İLETİŞİM KURMALI
YAPILMASI GEREKENLER
YAPILMAMASI GEREKENLER
ONAYLAMA SÖZCÜKLERİ
Teşvik edin, onaylayın, takdir edin, empati kurun, etkin bir şekilde dinleyin.
Beklenmedik bir not, mesaj yada kart gönderin. Sıklıkla ve gerçekten  teşvik edin.
Yapıcı olmayan eleştiriler, çabasının görülmemesi veya takdir edilmemesi.
FİZİKSEL TEMAS
Sözlü olmayan, vücut dilini kullanın ve aşkı vurgulamak için dokunun.
Sarılın, öpün, ellerini tutun, düzenli olarak fiziksel sevgi gösterin, bunu öncelik haline getirin.
Fiziksel teması reddetme, uzun süre ara verme, gösterilen sevgiyi soğukça kabul etme.
HEDİYELER ALMA
Düşünceli davranışlar, eşini ilk öncelik kabul etmek, amacı olan konuşmalar yapmak.
Anlamlı hediyeler verin ve jestler yapın. Küçük şeylerin çok büyük anlamları olur. Size hediye aldığında memnuniyetinizi gösterin.
Özel günleri unutmayın. Size aldığı hediyelere burun kıvırmayın.
KALİTELİ ZAMAN
Bölünmeyen ve odaklanılmış muhabbetler. Birebir zaman geçirme önemli.
Birlikte geçirebileceğiniz özel anlar yaratın, yürüyüşler ve diğer küçük şeyler gibi. Hafta sonu kaçamakları çok güzel olur.
Birlikte zaman geçirirken bölünmeler. Birebir birlikte olmadan geçirilen uzun süreler.
HİZMET HAREKETLERİ
“Yardım edeceğim” gibi cümleler kurun. Onlarla olduğunuzu, destek vermeye hazır olduğunuzu bilmeye ihtiyaçları vardır.
Ev işlerini birlikte yapmak veya ona yatakta bir kahvaltı hazırlamak. Onun günlük iş yükünü hafifletecek şeyler yapın.
Başkalarının isteklerini öncelikli hale getirmek. Sizden rica ettiği küçük büyük işleri yapmamak.

SEVGİYİ CANLI TUTMAK
Bazen tüm çabalarımıza rağmen, her şey çok sağlıklı görünüyor olmasına rağmen ilişkimiz bayat gelebilir. Romantizm kalmaz. Birlikte zaman geçirmek zevksizleşir. Eşinizi sevmenize rağmen başka romantik ilişkiler düşünüyor olabilirsiniz.
Kıvılcımı canlı tutmanın, evliliğinizi önceliklerinizin önünde ve merkezinde tutmanın sayısız yolları vardır. Konuyla ilgili çeşitli kitaplar okuyabilir, daha da ucuz ve kolay olanı internette konuyla ilgili bir çok kaynak bulabilirsiniz. Aşk hayatınızı alevlendirecek veya sizi tekrar eşinize bağlayacak alternatifleri düşünürken her seferinde sadece bir adım atın:
1.      İlişkinizi güçlendirecek farklı yollar düşünün. Ama şu anda sadece mevcut imkanlarınız dahilinde düşünün. Eğer pahalı buluşmalara harcayacak paranız yoksa, evde birlikte yapabileceğiniz romantik şeyleri düşünün. Nasıl hissettiğinizi eşinize nasıl gösterebileceğinizi düşünün. Yeniden iletişimde olduğunuzu hissetmek için neye ihtiyacınız var?

2.      Şimdi sınırlarını kaldırıp düşün. Senin hoşuna giden başkalarına rahatsız edici gelebilir, aynı şekilde başkalarının hayatlarına biraz heyecan katmak için yaptıkları şeyler de senin değerlerine ters gelebilir. Kendinin ve eşinin konfor alanının, kendinizi rahat hissedeceğiniz durumların dışına bir anda çıkmayın, ama biraz zorlayın. Biraz rol yapmak, bir başkasını canlandırmaktan tutun da alternatif hayat tarzlarına kadar her şey çiftler için olası. Kendin ve partnerin için neyin işe yarayacağını düşün. Bazılarının diğerlerinden çok farklı fikirleri var, dolayısıyla yaratıcı ol, ama fikrin ilişkinin bitmesi riskini içeriyorsa boş ver. Amacımız ilişkimizi güçlendirmek, bir meydan okuma veya yenilik değil.

Seni ve/veya partnerini neyin heyecanlandıracağını düşün, partnerini bu sahneye nasıl dahil edebileceğini düşün.
Ne kadar çok olasılık olduğunun farkına vardığında çok şaşıracaksın. Bu partnerinle sadece paylaşabileceğin değil paylaşman gereken bir yolculuk, doğru zaman geldiğinde.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder