Vay vay vay vay vay vay vayyyyyyy...
Kitabın ilanına Hürriyet'te denk geldim. İsim ilginçti. Kapakta Einstein vardı. Hemen bir kenara not ettim, acil okunacaklar arasına.
Hayatı sorgulamaktan zevk alan bir insan olarak böyle bir kitabı atlamam mümkün değildi. Üstelik de bir felsefe mezunu olarak, her ne kadar okulla çok ilgili bir şahsiyet olamadıysam da dört sene boyunca, bir çok insandan çok daha farklı bir bakış açısı kazandığımızı da neredeyse bütün arkadaşlarımda görebiliyorum.
Çok kısa bir sürede kitaba kavuştum neyse ki. 550 sayfa genelde benim için 5 iş günüdür :) Ama tabii ki fizik, kimya, matematik gibi bilimlerle ayrıldığımda lise 1'deydim, oldum 40. Haliyle anlamam ve sindirmem biraz zaman aldı. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim; ben kitabın roman olduğunu bir şekilde gözden kaçırmışım. Açıp bir de roman olduğunu görünce çok daha fazla sevindim. Kitap ile ilgili bir diğer çekincem de yazar hakkındaydı. Danimarkalı bir yazarın kitabını okumuştum. Beni en çok zorlayan şey kitaptaki karakterlerin bir çoğunun cinsiyetlerini anlamamış olmamdı. İsimler Micheal, David, Susan gibi değil çünkü. Ve bu kadarcık bir değişiklik bile kitap okuma zevkini kaçırabiliyor. Bu yüzden yazarın adını gördüğümde de içime bir kuşku düşmedi değil. Ancak neyse ki korktuğum başıma gelmedi, büyük bir rahatlıkla anlayabildim. Belki de uğraşmam gereken çok daha büyük problemler olduğundandır ;)
Yazarımız Portekiz doğumlu bir Mozambikli, halen Lizbon üniversitesinde gazetecilik üzerine dersler veriyor. Daha önce BBC ve CNN için çatışmaların bol olduğu bölgelerde gazetecilik yapmış. Portekiz'in en çok satan yazarlarından biri. Kitapları 18 dile çevrilmiş. 12 tane romanı var.
Kitaba gelirsek... Öncelikle tabii ki kitabın başında "Burada sunulan bilimsel verilerin tümü gerçektir; fizikçi ve matematikçiler bu romandaki bilimsel teorileri savunmaktadır." yazmış olması çok daha anlayarak okuma ihtiyacı doğruyor.
CIA ve FBI'ın, Einstein'ın evinde İsrail Başbakanı ile görüşmesini dinlemesi ile başlıyor roman. İsrail Einstein'dan kendileri için çok basit bir atom bombası yapmasını istiyor.
Aradan yıllar geçiyor ve kriptolog (şifre uzmanı) ve tarih profesörü Thomas Noronha (size de biraz Robert Langdon'ı anımsatmadı mı?) İranlı bir kadından inanılmaz bir teklif alıyor, gizli bir el yazmasının deşifre edilmesi gerekmektedir. Albert Einstein imzalı el yazmasının başlığı Tanrı'nın Formülü'dür. Tabii ki bu arada Amerika'nın gizli servisleri de olaydan haberdar olmuş ve Thomas'a reddedemeyeceği teklifler yaparak ve tehditlerle kendilerine casusluk yapmasını sağlamışlardır. Buradan gerisi tam bir polisiye takip romanı. Ancak detayda bir çok teori ve kuramı anlatıyor. Amerikalı'ların bir sözü vardır "For Dummies" diye, "Salaklar için" diye çevirebilirsiniz. Hatta böyle kitap serileri de var, karmaşık olayları salaklara anlatır gibi en basit şekliyle anlatan. Bu kitap da bütün bu teorileri o şekilde anlatıyor. Çok çok az bir kısmı haricinde hepsini anladım diyebilirim.
Eğer Tanrı'ya yada Allah'a körü körüne inanmıyor, ona ait deliller arıyor ve aslında etrafınıza her baktığınızda o delilleri görüyor da bunun bilimsel bir ispatı da olmalı diyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız. Zaman nasıl başladı, Büyük Patlama nedir, evren genişliyor mu, kuantum fiziği nedir, kaos teorisi veya kelebek etkisi nedir? Bunun gibi bir çok sorunun yanıtı bu kitapta. Benim eksik bulduğum nokta (Hristiyanlık ve Doğu felsefeleri/dinleri üzerinden konuyu bu denli incelemiş olmalarına rağmen, kitapta Thomas'a eşlik eden Müslüman bir İranlı kadın olmasına rağmen) konuya dair İslam'ın görüşlerine yer verilmemiş olması. Kişisel olarak ekleyebileceğim nokta şu, fizik kanunlarını bir kenara bırakırsak sorulan sorular ve vardıkları noktalar benim bugüne kadar düşündüklerimin çok ötesinde değil.
Seneler önce ÜlkeTV'de Sıradışı programında Mehmet Ali Bulut'a 1999'da olan depremin sebebinin insanların Allah'ın kanunlarına karşı gelinmiş olmasıyla bir alakası olup olmadığı soruldu. Soruyu duyunca "ne saçmalıyor bunlar?" diye düşündüm. Cevap "Evet, tabii ki var..." diye gelince (yalan söylemeyeceğim) küfrettim. Ancak devamını beklemem lazımmış. "Allah'ın ilk gönderdiği kanunlar aslında fizik kurallarıdır. Sen bu kurallara karşı gelip de gider dere yatağına ev yaparsan elbette cezasını çekersin." gibi bir cevap geldi. "Dinler aslında bizim daha iyi insanlar olabilmemiz için gönderilmiş disiplinlerdir." diye de ekledi. Ve ondan sonra benim dinlere bakış açım asla aynı olmadı. Bu kitap da bu konuyu en bilimsel şekli ile işliyor.
Bu konular size de ilginç geliyorsa kesinlikle kaçırmamanız gereken bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Akıcı, anlaşılır, heyecanlı ve bilgi dolu.
Arka kapak yazısı;
"Rab mahirdir ama zalim değildir. Doğa sırlarını sinsiliğinden değil özündeki yüceliğinden dolayı saklar."
-Albert Einstein-
1951 sonbaharı: İsrailin ilk başbakanı David Ben Gurion, Albert Einsteinla tanışmak için Princetona gider. Ziyaretinin amacı nükleer silah elde etmektir. Atomla başlayan gizli sohbetleri hızla Tanrının varlığına doğru yönelir. Einstein Tanrının formülünün peşindedir. Dünya düzenini tepe taklak edebilecek bir önemde olduğu için CIA de bu belgenin izini sürmektedir.
Günümüz Kahiresi, Tahrir Meydanı: Kriptolog ve tarih profesörü Thomas Noronhanın hayatı, çekici İranlı bir kadın olan Ariana Pakravanın, çok gizli bir elyazmasını deşifre etmek için yardımını istemesiyle alt üst olur. Albert Einstein imzalı elyazmasının başlığı Tanrının Formülüdür. Bu formülü deşifre edebilecek tek uzman Noronhadır. Bunun farkında olan tüm güçlerse Noronhayı izlemektedir. Kendisiyle birlikte dünyanın da kaderini ilgilendiren bu formül pandoranın kutusuna dönüşmek üzeredir.
Tanrının Formülü, zamanın başlangıcına, evrenin kökenine ve hayatın anlamına dair bu müthiş macerada kuantum fiziğini dinle, Batı felsefesini Doğu mistisizmiyle buluşturan "Tanrı var mı? Doğum ve ölüm nasıl şeyler? Evren sonsuz mu yoksa bir gün yok olacak mı?" gibi insanlığın her zaman üzerine kafa yorduğu sorulara da bir cevap ararken okurlara unutamayacakları bir macerayı da sunuyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder