1 Nisan 2014 Salı

PATASANA - Ahmet Ümit


Uzun zamandan beri tanışmak istediğim bir yazar Ahmet Ümit. Başkalarının ellerinde kitaplarını, metronun duvarlarında reklamlarını gördükçe bir okuma isteği sarıyordu içimi. Sonunda tavsiye üzerine Patasana ile başladım okumaya.

Ben çok tanımıyorum Ahmet Ümit’i. O yüzden hem benim gibi tanımayanlar için, hem de hepinizden önce kendim için kısa bir tanıtımını yapayım.

1960 Gaziantep doğumlu. Üyesi olduğu TKP (Türkiye Komünist Partisi) tarafından  1985-1986 yılları arasında Moskova Sosyal Bilimler Akademisi'nde eğitim gördü. Kar Kokusu isimli kitabı bu dönemden izler taşır. Şiir de yazmaya başlayan Ahmet Ümit aktif siyaseti bırakarak Sokağın Zulası isimli şiir kitabını yayınlar. İlk öykü kitabı Çıplay Ayaklıydı Gece’yi 1992 yılında yayınladı. Yazarın "Başkomiser Nevzat, Çiçekçinin Ölümü" (2005) adlı bir de çizgi romanı vardır.
Öykülerinden yola çıkılarak Uğur Yücel tarafından Karanlıkta Koşanlar ve Cevdet Mercan tarafından Şeytan Ayrıntıda Gizlidir dizileri yapılmış, "Sis ve Gece" adlı romanı 2007 yılında Turgut Yasalar tarafından sinemaya uyarlanmıştır.

Ayrıca Okan Üniversitesi Danışma Kurulu üyesidir.

Kitaba gelince... Zorlanarak okumadım, dili rahat, anlaşılır, uzun ve gereksiz betimlere yer verilmemiş. Hızla ve sıkılmadan okumak mümkün. Kurgu güzel. Geçmişle geleceği birlikte okumak benim sevdiğim bir tarz. İyi kötü 3 tane aşk hikayesi var.

Ama beni yeterince mutlu etmedi. Nedenini tam bilemiyorum, birlikte çözmeye çalışalım biraz. (Kitabı okumadıysanız ve okumayı planlıyorsanız kitabın sonu ile ilgili bazı bilgiler olacak buradan sonra, ona göre okuyun :) )

Dediğim gibi romanın diliyle, anlatımıyla ilgili hiç bir sıkıntım yok. Konusuna gelince, arkeolojik kazı Fırat’ın kıyısına giden bir grup arkeolog bu çalışmalar esnasında esrarengiz ölümler olmaya başlar. Yapılan kazılarda da Hitit kralının yazıcısı Patasana’nın bin yedi yüz yıl önce yazdığı tabletler bulunuyor. Bu tabletleri önemli kılan şey insanlık tarihinin bulunmuş ilk kişisel günlüğü olması. Yani devlet işleri ile, sözleşmeler ile, kralların sözleri ile alakalı olmayan ilk yazılı kişisel belge. Bir tarafta o devre ışık tutarken, bir taraftan da Patasana’nın kralın gözdesi Aşmunikal ile kimi zaman yaşayamadığı, kimi zaman yaşayabildiği ilk aşkını anlatıyor. Yine kralın yazmanı olan dedesini ve babasını, onların sevgiden uzak ilişkisini anlatıyor. Kralın Tanrıların yeryüzündeki gölgesi olduğuna inanılan günlerden bahsediyoruz. Fırat kıyısında, bugün yaşayanların aklından bile geçemeyecek şeyler yaşanıyor. Patasana krala ve tanrılara olan saygısından ve korkusundan aşkından uzak durmaya çalışıyor. Ancak babasının ölümünde kralın parmağı olduğunu öğrendikten sonra aşkını yine gizli saklı ama doya doya yaşamaya başlıyor. Ancak sırlarımızı her zaman bizimle birlikte mezara götürecek kadar şanslı olamayabiliyoruz. Aşmunikal’in hamileliği, kralın saklamaya çalıştığı kısırlığını ve Aşmunikal’in sadakatsizliğini ortaya döküyor. Patasana bu işten sıyrılabiliyor, çünkü sevdiği kadın ailesine kralın eziyet edeceğini öğrendiğinde intihar ediyor. Patasana bu acı ile seneler boyu yaşıyor, krala hizmet etmeye devam ederek üstelik. Rahatça yaşayamadığı aşkının, sevdiği kadının, hiç göremediği çocuğunun ve babasının intikamını almak üzere bekleyerek yaşıyor. Ve sonunda emeline ulaşıyor. Tabletleri de muhtemelen hayatının son dönemecinde saklıyor.

Diğer hikaye ise iç içe geçmiş 2 cinayet serisinin üzerine kurulmuş. Kazı yapan ekip bir taraftan tabletleri çıkartmaya ve çözümlemeye uğraşırken diğer yandan zaten çok istenmediklerini düşündükleri köydeki 3 kişinin esrarengiz ölümleri ile sarsılırlar. Ekipteki Elif ve Kemal’in ilişkisi tipik bir Türk ilişkisine işaret ediyor. İlişki kopma noktasına gelmiş, kadının gönlü inceden bir başkasına kaymış, belki de bir türlü gerçekleştiremediği ayrılığa diğer adamı bahane ederek gerçekleştirebilecek. Kemal ise terk edileceğini fark etmiş bir erkek, kadını ne yapsa daha da kıskanıyor ve bu yıkıcı kıskançlık ilişkilerini hepten çıkmaza sokuyor. Kazıyı yöneten Esra baş kahramanımız. Eğitimli, ayakları yere sağlam basan ama hepimiz gibi zaman zaman kendine güvenmekte derin sorunlar yaşayan, boşanmış, insanlarla gerçek anlamda yakın olmak konusunda küçük problemleri olan güçlü ve akıllı bir kadın. Bölgede görevli Yüzbaşı Eşref ile yaşadıkları ilişki kitabın üçüncü aşkı.

Kitap süpriz bir sonla bitiyor, katil en başından beri burnumuzun dibinde olan birisi çıkıyor. Tam benim sevdiğim gibi. Ancak o heyecanı ben bir türlü yakalayamadım. Genelde bu tür kitaplarda katili bulana kadar okuyunun heyecanı giderek artar. Meraklandım, ancak heyecanlanamadım. O derinliği mi bulamadım bilemiyorum.

Patasana ile ilgili olan kısım daha heyecanlıydı benim için. Bu arada Hitit zamanında bir yazman Patasana yaşamış ancak isim benzerliği dışında ortak hiç bir noktaları yok. Bahsi geçen 28 tablet de aslında yok. Burada yazarın hakkını teslim etmek lazım araştırma yapıncaya kadar bu tabletlerin gerçek olabileceğini düşündüm. O kadar o zamanı hissettirebilen şiirsel bir dille yazılmış.

Ahmet Ümit kitaplarını bundan sonra tamamen göz ardı edecek de değilim, Sultanı Öldürmek kitabını hala çok merak ediyorum. Şimdiye kadar Ahmet Ümit hiç okumadıysanız Türk bir yazar olarak ilginizi hak ediyor. Aşağıda bugüne kadarki eserlerinin bir listesini bulabilirsiniz.


·         Sokağın Zulası (1989)
·         Çıplak Ayaklıydı Gece (1992)
·         Bir Ses Böler Geceyi (1994)
·         Masal Masal İçinde (1995)
·         Sis ve Gece (1996)
·         Agatha'nın Anahtarı (1999)
·         Kar Kokusu (1998)
·         Patasana (2000)
·         Şeytan Ayrıntıda Gizlidir (2002)
·         Kukla (2002)
·         Beyoğlu Rapsodisi (2003)
·         Aşk Köpekliktir (2004)
·         Kavim (2006)
·         Ninatta'nın Bileziği (2006)
·         İnsan Ruhunun Haritası (2007)
·         Olmayan Ülke (2008)
·         Bab-ı Esrar (2008)
·         İstanbul Hatırası (2010)
·         Sultanı Öldürmek (2012)

·         Beyoğlu'nun En Güzel Abisi (2013)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder