Uzun zamandan beri tanışmak
istediğim bir yazar Ahmet Ümit. Başkalarının ellerinde kitaplarını, metronun
duvarlarında reklamlarını gördükçe bir okuma isteği sarıyordu içimi. Sonunda
tavsiye üzerine Patasana ile başladım okumaya.
Ben çok tanımıyorum Ahmet Ümit’i.
O yüzden hem benim gibi tanımayanlar için, hem de hepinizden önce kendim için
kısa bir tanıtımını yapayım.
1960 Gaziantep doğumlu. Üyesi
olduğu TKP (Türkiye Komünist Partisi) tarafından 1985-1986 yılları arasında Moskova Sosyal Bilimler Akademisi'nde eğitim gördü. Kar Kokusu isimli kitabı bu dönemden izler
taşır. Şiir de yazmaya başlayan Ahmet Ümit aktif siyaseti bırakarak Sokağın
Zulası isimli şiir kitabını yayınlar. İlk öykü kitabı Çıplay Ayaklıydı Gece’yi
1992 yılında yayınladı. Yazarın "Başkomiser Nevzat, Çiçekçinin Ölümü"
(2005) adlı bir de çizgi romanı vardır.
Öykülerinden
yola çıkılarak Uğur Yücel tarafından Karanlıkta Koşanlar ve Cevdet Mercan
tarafından Şeytan Ayrıntıda Gizlidir dizileri yapılmış, "Sis ve Gece"
adlı romanı 2007 yılında Turgut Yasalar tarafından sinemaya uyarlanmıştır.
Ayrıca Okan
Üniversitesi Danışma Kurulu üyesidir.
Kitaba
gelince... Zorlanarak okumadım, dili rahat, anlaşılır, uzun ve gereksiz
betimlere yer verilmemiş. Hızla ve sıkılmadan okumak mümkün. Kurgu güzel.
Geçmişle geleceği birlikte okumak benim sevdiğim bir tarz. İyi kötü 3 tane aşk
hikayesi var.
Ama beni
yeterince mutlu etmedi. Nedenini tam bilemiyorum, birlikte çözmeye çalışalım
biraz. (Kitabı okumadıysanız ve okumayı planlıyorsanız kitabın sonu ile ilgili
bazı bilgiler olacak buradan sonra, ona göre okuyun :) )
Dediğim gibi
romanın diliyle, anlatımıyla ilgili hiç bir sıkıntım yok. Konusuna gelince,
arkeolojik kazı Fırat’ın kıyısına giden bir grup arkeolog bu çalışmalar
esnasında esrarengiz ölümler olmaya başlar. Yapılan kazılarda da Hitit kralının
yazıcısı Patasana’nın bin yedi yüz yıl önce yazdığı tabletler bulunuyor. Bu
tabletleri önemli kılan şey insanlık tarihinin bulunmuş ilk kişisel günlüğü
olması. Yani devlet işleri ile, sözleşmeler ile, kralların sözleri ile alakalı
olmayan ilk yazılı kişisel belge. Bir tarafta o devre ışık tutarken, bir
taraftan da Patasana’nın kralın gözdesi Aşmunikal ile kimi zaman yaşayamadığı, kimi
zaman yaşayabildiği ilk aşkını anlatıyor. Yine kralın yazmanı olan dedesini ve
babasını, onların sevgiden uzak ilişkisini anlatıyor. Kralın Tanrıların
yeryüzündeki gölgesi olduğuna inanılan günlerden bahsediyoruz. Fırat kıyısında,
bugün yaşayanların aklından bile geçemeyecek şeyler yaşanıyor. Patasana krala ve
tanrılara olan saygısından ve korkusundan aşkından uzak durmaya çalışıyor.
Ancak babasının ölümünde kralın parmağı olduğunu öğrendikten sonra aşkını yine
gizli saklı ama doya doya yaşamaya başlıyor. Ancak sırlarımızı her zaman
bizimle birlikte mezara götürecek kadar şanslı olamayabiliyoruz. Aşmunikal’in
hamileliği, kralın saklamaya çalıştığı kısırlığını ve Aşmunikal’in sadakatsizliğini
ortaya döküyor. Patasana bu işten sıyrılabiliyor, çünkü sevdiği kadın ailesine
kralın eziyet edeceğini öğrendiğinde intihar ediyor. Patasana bu acı ile
seneler boyu yaşıyor, krala hizmet etmeye devam ederek üstelik. Rahatça
yaşayamadığı aşkının, sevdiği kadının, hiç göremediği çocuğunun ve babasının intikamını
almak üzere bekleyerek yaşıyor. Ve sonunda emeline ulaşıyor. Tabletleri de
muhtemelen hayatının son dönemecinde saklıyor.
Diğer hikaye ise
iç içe geçmiş 2 cinayet serisinin üzerine kurulmuş. Kazı yapan ekip bir
taraftan tabletleri çıkartmaya ve çözümlemeye uğraşırken diğer yandan zaten çok
istenmediklerini düşündükleri köydeki 3 kişinin esrarengiz ölümleri ile
sarsılırlar. Ekipteki Elif ve Kemal’in ilişkisi tipik bir Türk ilişkisine
işaret ediyor. İlişki kopma noktasına gelmiş, kadının gönlü inceden bir
başkasına kaymış, belki de bir türlü gerçekleştiremediği ayrılığa diğer adamı
bahane ederek gerçekleştirebilecek. Kemal ise terk edileceğini fark etmiş bir
erkek, kadını ne yapsa daha da kıskanıyor ve bu yıkıcı kıskançlık ilişkilerini
hepten çıkmaza sokuyor. Kazıyı yöneten Esra baş kahramanımız. Eğitimli,
ayakları yere sağlam basan ama hepimiz gibi zaman zaman kendine güvenmekte
derin sorunlar yaşayan, boşanmış, insanlarla gerçek anlamda yakın olmak
konusunda küçük problemleri olan güçlü ve akıllı bir kadın. Bölgede görevli Yüzbaşı
Eşref ile yaşadıkları ilişki kitabın üçüncü aşkı.
Kitap süpriz bir
sonla bitiyor, katil en başından beri burnumuzun dibinde olan birisi çıkıyor.
Tam benim sevdiğim gibi. Ancak o heyecanı ben bir türlü yakalayamadım. Genelde
bu tür kitaplarda katili bulana kadar okuyunun heyecanı giderek artar.
Meraklandım, ancak heyecanlanamadım. O derinliği mi bulamadım bilemiyorum.
Patasana ile
ilgili olan kısım daha heyecanlıydı benim için. Bu arada Hitit zamanında bir
yazman Patasana yaşamış ancak isim benzerliği dışında ortak hiç bir noktaları
yok. Bahsi geçen 28 tablet de aslında yok. Burada yazarın hakkını teslim etmek
lazım araştırma yapıncaya kadar bu tabletlerin gerçek olabileceğini düşündüm. O
kadar o zamanı hissettirebilen şiirsel bir dille yazılmış.
Ahmet Ümit
kitaplarını bundan sonra tamamen göz ardı edecek de değilim, Sultanı Öldürmek
kitabını hala çok merak ediyorum. Şimdiye kadar Ahmet Ümit hiç okumadıysanız Türk
bir yazar olarak ilginizi hak ediyor. Aşağıda bugüne kadarki eserlerinin bir
listesini bulabilirsiniz.
·
Sokağın Zulası (1989)
·
Sis ve Gece (1996)
·
Kar Kokusu (1998)
·
Aşk Köpekliktir (2004)
·
Olmayan Ülke (2008)
·
Bab-ı Esrar (2008)
·
Sultanı Öldürmek (2012)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder