Bu ülkenin siyasette sarışın
kadınlarla tanışması Tansu Çiller dönemine rastlar. Genellikle bıyıklı, esmer
esmer adamları görmeye alışık Türkiye için çok büyük bir devrimdi Tansu Çiller.
Sonrasında onun seviyesine kadar çıkan başka bir kadın daha olamadı ama alıştık
siyasette kadın görmeye.
Emine Ülker Tarhan’ı ilk ne zaman
fark ettim hatırlamıyorum. Ama sivri çıkışlarıyla, söylediği sözler tam da
yerine denk gelmesiyle, zekasıyla ve siyasi hayatımızdaki çok daha donanımlı
yeni bir sarışın kadın olmasıyla ilgimi çekti. Teslim bayrağını çekmem ise
kitabın da adı olan cümlesiyle geldi. Meclis kürsüsünde konuşurken kendine
hakaret eden AKP’li kadın milletvekiline “Beni susturabilecek tek şey bilgidir,
o da sizde yok hanımefendi.” cevabı ile bir çoğumuzun kahramanı oldu o.
Bu kitap röportaj gibi yapılmış
bir kitap. Öyle olduğu için de aslında okunması çok daha kolay. Sorular net,
cevaplar sorulardan daha net. Ben CHP’nin başına da çok yakışacağını
düşünüyorum. Bu kadar kültürlü, donanımlı bu kadının CHP’yi bugüne kadar hiç
görmediği yerlere taşıyabileceğinden eminim. Özellikle ülkemizin sağduyuya,
sakinliğe ve merhametli ancak adaletli bir bakış açısına sahip yöneticilere en
çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde bütün bu gerilimi ortadan kaldırabilecek
kapasitede bir kadın bence o. Örnek alınması gereken, bir kızım olsa onun gibi
olmasını isteyebileceğim türden bir kadın. Onu daha yakından tanımak için bu
kitabı mutlaka okumalısınız bence.
Çok kısaca Emine Ülker Tarhan
kimdir bir bakalım;
1963 doğumlu. Ankara Hukuk
Fakültesi mezunu. Avukatlık, kamu avukatlığı ve yargıçlık yapmış. YARSAV
(Yargıçlar ve Savcılar Birliği) kurucu üyesi olmuş ve başkanlığını yapmış. Halen
Ankara milletvekili, Haziran 2013’e kadar CHP Grup Başkanvekili olarak da görev
yapmış.
Sadece şu iki üç satırdaki bilgi
bile karşımızdaki kadını net olarak ortaya koymuyor mu? Okuduğum
röportajlarında, hatta kitabında da ADALETin önemini o kadar güzel ortaya
koyuyor ki... Keşke hepimiz adaleti onun kadar içselleştirebilsek. O zaman tüm
dünya çok daha yaşanabilir bir yer haline gelirdi.
Tanıtım bülteninde yazanları da
sizinle paylaşmak isterim.
“Ortak bir payda olmak ve orada
buluşmak hiç kolay değil. Hele 1980 öncesi iç savaş deneyimini yaşamış,
arkasından 12 Eylül üzerinden silindir gibi geçmiş, ardından terörle boğuşmuş,
çok büyük kayıplar vermiş, hemen ardından Erdoğan'ın eline düşmüş bir toplumun
ard arda gelen bu darbelerin etkisinden kurtulması kolay değil ama her
felaketin de bir sonu vardır.
Gücümüzü unutmamalıyız.
Kurtuluşu, kuruluşu, yokluklardan kurulmuş o genç temiz cumhuriyeti unutmamalıyız.
Yenilecek miyiz değerlerimizi kemirenlere? Hayır vazgeçmek yok, yenilmek yasak.
Ben de sizler gibi inançları için
postunu ortaya koyanlardanım. Kaldı ki, bunu yapabilecek yeteneğimiz var. Tek
eksiğimiz umut bugünlerde galiba….
Çünkü biz, "Yurtta barış,
dünyada barış" diyerek yüzünü Batı’ya dönüp, bu coğrafyanın İsviçre'si
olmayı düşlerken bizi bir Ortadoğu cengaverine dönüştürmeye çalışanlara suskun
kalamayız.
Bir düşünür "Eğer sessizlikten daha değerliyse sözcüklerinizi kullanın, yoksa susun" diyor, doğrusu bence de bu. Ne zaman konuşmaya hazır hissettimse o zaman konuştum hep.”
Bir düşünür "Eğer sessizlikten daha değerliyse sözcüklerinizi kullanın, yoksa susun" diyor, doğrusu bence de bu. Ne zaman konuşmaya hazır hissettimse o zaman konuştum hep.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder