19 Mart 2014 Çarşamba
Sinyora Da Vinci
Bu kitap uzun süredir annemin kütüphanesinde idi. Bir türlü okuma fırsatı bulamamıştım. Sonunda elim değdi ve başladığım gibi hızla bitirdim. Bitsin istemedim ama hızıma da engel olamadım. Okuduğum en güzel, en ilham verici kitaplardan biriydi. Öncelikle tüm anneler ve sonra tüm aile okumalı bence. İnancın, sevginin ve hür düşüncenin neler yaratabildiğini görmek için...
Kitabın yazarı Robin Maxwell, bir tarih sihirbazı olarak sunulmuş. The Secret Diary of Anne Boleyn, The Wild Irish: A Novel of Elizabeth I and the Pirate O'Malley,Mademoiselle Boleyn ve Signora da Vinci kitaplarının yazarı. Son kitabı ise O, Juliet ise Shakespeare'in Juliet’ini yeniden anlatıyor. Robin Maxwell California’da kocası Max ile birlikte yaşıyor. Internet sitesinden ( www.robinmaxwell.com ) veya blogundan ( robinmaxwell.blogspot.com ) ulaşabilirsiniz. Yaptığım araştırmaya göre Sinyora Da Vinci haricinde hiç bir kitabı Türkçe’ye çevrilmemiş ki bence çok büyük kayıp.
Sinyora Da Vinci Ortaçağ’ın karanlık günlerinde, Engizisyon mahkemelerinin gölgesinde, kadının sadece temizlikçi ve çocuk doğurmaya yarayan bir varlık olarak görüldüğü, ahırdaki hayvanlardan daha üst bir seviyede görülmediği günlerde çok zor bir hayat yaşamış.
Arka kapağındaki bilgi şu şekilde;
“1452 yılında, Vinci’nin ufak bir köyünde, babasız bir çocuk doğurduğumda on beş yaşındaydım. Adı Leonardo’ydu ve dünyayı değiştirmek onun kaderiydi.
Evlenmemiş bir anneydim ve akıl almaz eziyetler çektim. Oğlumu benden aldıklarında gidecek yerim yoktu. Hiçbir hakkım, umudum ve geleceğim de... Herkes, bunun, benim sonum olduğunu düşünüyordu. Ama çocukluğumdan beri sakladığım sırları bilmiyordu hiçbiri. Oğlum büyüyüp sıradışı yeteneklere sahip bir adama dönüşürken, onu korumak için tehlikeli planlar yapmak zorundaydım. Ve yaptım da.
Kimse farketmedi. Kimse bilmedi.
Bazılarınız bana yalancı diyebilirsiniz. Çünkü anlatacaklarım benim konumumda bir kadınla bağdaştırılamayacak kadar tuhaf. İstediğim de buydu. Tam anlamıyla bu.
Adım Caterina. İşte benim hikayem.”
Caterina ile evlenmeyi planlayan ama ailesinden izin alamadığı için bunu gerçekleştiremeyen noter katibi, varlıklı, üst sınıftan bir baba, ne yazık ki ufak bir iyilik haricinde hiç bir işe yaramayan... Caterina’ya en büyük desteği eczacı olan babası veriyor. Şaşırtıcı bir şekilde kızını zamane kızları gibi yetiştirmemiş, dinin sınırlandırmalarından uzak tutmuş, annesini kaybetmiş olmasına rağmen ona annelik yapabilmiş, sevgisini sunmuş bir baba, Leonardo’nun dedesi. Aslında Leornardo bana sorarsanız kendi babasından ruhsal olarak ve genetik olarak hiç bir şey almamış. Açık görüşlü, tabiatla iç içe geçmiş, simya ile uğraşan annesi ve dedesi atmışlar bütün temeli. Araştırmacılığının, doğayı rahatça inceleyebilmesinin ve buna ilgi duymasının sebepleri. Neredeyse eczacılık yapmanın bile büyücülükle eşdeğer tutulduğu, kızıl saçlı olmanın veya herhangi birinin ortaya attığı ispatlanamayan bir iddianın bile diri diri yakılmaya sebep olduğu karanlık ve ürkütücü bir dönemden bahsediyoruz. Caterina bu dönemde babasının da desteği ile belki de hiç bir kadının cesaret edemeyeceği bir işe kalkışıyor ve Floransa’ya oğlunun yanına gidiyor. Kitabın büyüsünü kaçırmamak için çok detay veremeyeceğim ancak burada büründüğü rol ile toplumda kendine çok iyi bir yer ediniyor. Floransa’nın yöneticileri ile, en üst seviyedeki sanatkarlar ve bilim adamlarıyla bir arada yaşamaya başlıyor. Oğluna sahip çıkıyor. Onu kısıtlamadan zamanın kör ve geri kafasından korumayı becerebiliyor ve hepimizin tanıdığı bir dahi çıkıyor ortaya.
Leonardo Da Vinci’den de kısaca bahsetmek istiyorum ki Sinyora Da Vinci’nin büyüklüğü bir kere daha anlaşılabilsin. Aslında en çok Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği tablolarıyla tanırız biz onu.
Döneminin önemli düşünürü, mimarı, mühendisi, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, heykeltıraşı, botnisti, jeoloğu, kartografı, yazarı ve ressamıdır. Rönesans sanatını doruğuna ulaştırmış, yalnız sanat yapısına değil, çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla da tanınan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından ve dehalarından biri kabul edilir. 2. milenyumun adamı seçilmiştir. 17 yıl boyunca Milano Dükü için çalıştı. Dük için sadece resim ve heykeller yapmak, festivaller organize etmekle uğraşmadı, aynı zamanda bina, makine ve silah tasarımları yaptı. 1485 - 1490 yıllarında doğa, mekanik, geometri, uçan makinelerin yanı sıra, kilise, kale ve kanal yapımı gibi mimari yapılar ile ilgilendi, anatomi çalışmaları yaptı, öğrenciler yetiştirdi. İlgi alanı o kadar genişti ki, başladığı çoğu işi bitiremiyordu. 1490 - 1495 yıllarında çalışmalarını ve çizimlerini deftere kaydetme alışkanlığı geliştirdi. Bu çizimler ve defter sayfaları, müzeler ve kişisel koleksiyonlarda toplanmıştır. Bu koleksiyonculardan birisi de Leonardo’nun hidrolik alanındaki çalışmalarının el yazmalarını toplayan Bill Gates’dir. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Leonardo_da_Vinci )
Etiketler:
anne,
anne-cocuk,
annelik,
babasız,
caterina da vinci,
çocuk yetiştirmek,
dahi,
deha,
din,
eczaci,
engizisyon,
karanlık çağ,
Leonardo da Vinci,
ortaçağ,
robin maxwell,
simya,
Sinyora da vinci
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder