7 Mart 2014 Cuma

ŞEYTAN VE ŞAİR


Şeytan ve Şair’i okumaya büyük bir hevesle başlamıştım. Çünkü arka kapak yazısı beni girdap gibi içine çekmişti.

“.....
Shakespeare, gerçekten bir dâhi mi, yoksa bir sahtekâr mıydı? 
.....
John Underwood'un usta kaleminden çıkan Şeytan ve Şair, gerçek belgelere dayandırılmış, ezber bozan bir roman.”

Özellikle gerçek(lere) belgelere dayandırılmış olması beni artık kitaplarda en çok çeken kısmı oluyor. Ancak kitap hakkındaki yorumlarıma gelmeden önce yazarımız John Underwood’dan bahsetmek istiyorum biraz. Yazarın Gerçek adı Gene Ayres, ancak hem E.C Ayres adıyla hem de John Underwood adıyla romanları yayınlanmaktadır. Yaratıcı yazarlık diploması aldıktan sonra diziler yazıp, yapımcılık yapmıştır. Kendisi ile ilgili bulabildiğim en net bilgiler başka bir blog sahibine ait. Emeğe saygı açısından yazar ile ilgili daha fazla bilgi almak isteyenlerin aşağıdaki linki ziyaret etmesini rica ederim.


Kitaba gelince... Dan Brown tarzı bir roman olmuş, en öncelikle söylenmesi gereken şey bu. Çok da dikkat çekici bir konu bulmuş bence. Ancak bir şekilde ben bir türlü romanın heyecanını yakalayamadım. Bahse konu tarihi kişilerin bir çoğu hakkında bilgi sahibi olmamam mı, aşkın kitabın taa sonlarında kendini bir gösterip kaybolması mı, yoksa çok fazla Dan Brown taklidi gibi kalması etkiledi beni bilemiyorum. Ama bu kitabı normalde 5 günde bitirecekken 12 günde falan, ite kaka bitirebildim ancak.

Kitap tam 600 sayfa ama 400 – 450 civarında olsa belki daha iyi olabilirmiş. Ayrıca kitapta bence mantık hataları veya hadi günümüz Türkiye’sinin sözleriyle söyleyim “hayatın akışına uygun” olmayan durumlar vardı. Peşlerinde bir çok kişi olmasına rağmen halen büyük bir rahatlıkla herkesin bildiği otellerinde kalmaya devam etmeleri, ellerini kollarını sallaya salllaya gezmeleri mantık hatalarından biriydi bence. Çünkü hiç bir baba bu kitaptaki şartlar altında kızını tehliye atmamak için aynı otelde kalmaya devam etmezdi bence.


Kitabı bitirdiğimde Shakespeare hakkındaki fikrim neydi peki? Dediğim gibi kitap gerçek belgeler üzerine kurgulanmış bir roman. Daha da ilginci orjinal dili İngilizce olmasına rağmen kitabın ne İngiltere’de ne Amerika’da hala basılmamış olması. Bence bu gerçekler kitaptan daha heyecan verici. İngiltere halen Shakespeare turizmi üzerinden inanılmaz paralar kazanıyor. Ki burada aklıma babamın bundan belki 20 yıl önce söylemiş olduğu bir cümle geliyor “İleride sadece tek bir –izm kalacak, turizm”. Netice olarak artık aslında Shakespeare yerine ilgilenmemiz gereken kişinin  bir başkası olduğuna inanıyorum. Çok şaşırmadığımı da eklemem gerekiyor. Hristiyanlık ve klise tarihinin benzeri bir çok pazarlama dehası ortaya koyduğu yer olduğunu çok net görebiliyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder