9 Eylül 2014 Salı

KIRMIZILI KADIN – EILEEN GOUDGE


Bu kitap senelerdir kütüphanemdedir. Versem veremem bir türlü, çünkü hatırlayamıyordum okuyup okumadığımı bir türlü. Sonunda okumaya karar verdim.

Yazar Eileen Goudge hakkında internette biraz araştırma yaptım hem kendimi, hem sizleri aydınlatayım diye J İlk karşıma çıkan Elizabeth Goudge oldu, ve bir anda fark edemedim yanlış yerde olduğumu. O da bir yazarmış, 1900’lü yıllarda doğmuş. Ancak kitabın 2001’de olan İkiz Kuleler saldırısına yer verdiği aklıma gelince o olamayacağına uyandım.

Bizim yazarımız NewYork Times en çok satan listesine girmiş. Ancak anladığım kadarıyla Türkiye’de bu kitaptan başka kitabı çıkmış değil. Kendi orjinal sayfası dışında pek bir bilgi bulamadım. Wikipedia’da bile yok yani, o derece J Oysa idefix’in sitesinde “New York Times'ın en çok satan yazarı ve çağdaş roman yazarlarından en çarpıcı olanıdır. diye tanımlanıyor kendisi. 12 tane kitabı var görebildiğim kadarıyla. Daha fazla bilgi almak isteyenler yazarın kendi sitesine bakabilirler. ( http://eileengoudge.com/ )

Kitaba gelince... Dediğim gibi okudum mu, okumadım mı hala emin değilim. Daha doğrusu bitirip bitirmediğimden emin değilim. Başlamışım, orası kesin. Ancak bu kadar iz bırakmamış olması çok ilginçti tabii.

Alice Kessler bir trafik kazasında büyük oğlunu kaybeder. Kendisi sürücünün sarhoş olduğuna inanmaktadır, ancak mahkeme ufak bir ceza ile kapatır davayı. Her şey mahkeme çıkışında başlar. Kendini kaybeden Alice arabasıyla, yanında küçük oğlu varken oğlunu öldüren adamın arabasına bilerek çarpar ve adamın tekerlekli sandalyeye mahkum olmasına sebep olur. Tabii  kendi de hapishaneye gider. 9 yıl sonra Grays Adası’na geri döndüğünde küçük yerlere özgü o dışlanmayı taa iliklerine kadar hisseder. Üstüne üstlük çocuğunun katili olan adam bir de vali olmuştur. Yine aynı adadan olan Colin ile karşılaşmaları ikisine de heyecan verir. Çünkü Colin başarılı bir avukatken eşinin ölümüyle bir kaybedene dönüşür. Alkol ile arasına bir sınır koyamayışı yavaş yavaş ona her şeyini kaybettirir.

Bu arada bir hikaye daha katılır, kitaba adını veren Kırmızılı Kadın tablosunun hikayesi. Kitabın kapağına tarif edilen tabloya benzer bir resim koysalarmış çok daha iyi olurmuş.

(Buradan sonrasında kitabın detaylı konusu ve sonu ile ilgili bilgi vardır.)

Tablodaki kadın Alice’in anneannesi, ressam ise Colin’in dedesidir. Bu aşk hikayesi ise 1940’larda geçmektedir. Eleanor (anneanne) patronundan hamile kalır. Ancak adam çocuğu istemez. Eleanor papazın kızıdır ve babası tarafından uygun görülen ve çocuğu kabullenecek dünya iyisi bir adamla evlendirilir. Adam gerçekten iyidir, çocuğu kendi çocuğu gibi kabul eder. Ancak o sırada Amerika Japonlar ile savaşmaktadır ve o da savaşa gider. Eleanor yaşadıklarından dolayı kendini zaten suçlu görmekte ve kocasına bağlı bir hayat sürmektedir. Bu arada köpek çiftlikleri vardır ve köpek almaya bir adam gelir. Savaş zamanı olması onları birbirine yaklaştırır, ancak her ikisi de eşlerini aldatmazlar, birbirlerinin arkadaşlığı yeterli gelir. William ressamdır, karısı ise savaşa gitmediği için onun eksik olduğunu düşünmektedir. William Eleanor’un resmini yapmak ister ve o muhteşem (olduğu söylenen) tablo ortaya çıkar. Aralarında hala bir şey yoktur ancak William’ın eşi tabloyu bulduğunda kocasının aşık olduğunu anlar ve onu terk eder. Tam o esnada Eleanor eşinin askerde vefat ettiği haberini alır. Bu arada Eleanor’un yanında savaş nedeniyle herkesten gizlediği bir Japon çocuk vardır. Ancak tam her şey yoluna girecekken Eleanor’un kızının babası ortaya çıkar. Onun gibi davranan her adam gibi kadından yeniden faydalanmaya kalkar. Tam ona tecavüz etmek üzereyken William gelir ve adamı öldürür. Birlikte gömerler ve adamın kötü şöhretinden faydalanarak orayı terk etmiş süsü vermekte hiç zorlanmazlar. Ölümün verdiği azabı yok etmek için o gece birbirlerinin olurlar ve aşk dolu bir gece geçirirler. Ancak mutlulukları uzun sürmez, çünkü Eleanor’un kocası geri gelir ve Eleanor kocasını bırakamaz.

Günümüzde ise Alice’in oğlu hiç bir suçu olmadığı halde tecavüzle suçlanmaktadır. Alice Colin’den yardım ister. Bu yardım Colin’in de kendine gelmesine yardımcı olacaktır.

Neticede Alice eski kocasının yeniden birleşme taleplerine cevap vermez ve Colin’i seçer, küçük oğlunu tecavüz suçlamasından kurtarmışlardır ve onunla da arası düzelmiştir. Anneannesini ortada bırakıp giden, ona tecavüz etmeye kalkan ve sonunda öldürdükleri adamın oğludur çocuğunun katili.

Ve meşhur resim... Sonunda adanın yararına bir proje için resmi satmaya karar verirler. Ve alan kişi Eleanor’un savaştan sakladığı, evini açmış olduğu o Japon çocuk çıkar.


Oldukça girft ilişkiler söz konusu ancak benim gibi isimler konusunda sorun yaşayan bir insan için bile gayet çözülebilirdi J Öneriyor muyum? Eeehhh... vaktiniz çok bolsa... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder