Bu
kitap senelerdir kütüphanemdedir. Versem veremem bir türlü, çünkü
hatırlayamıyordum okuyup okumadığımı bir türlü. Sonunda okumaya karar verdim.
Yazar
Eileen Goudge hakkında internette biraz araştırma yaptım hem kendimi, hem sizleri
aydınlatayım diye J İlk karşıma çıkan Elizabeth Goudge
oldu, ve bir anda fark edemedim yanlış yerde olduğumu. O da bir yazarmış, 1900’lü
yıllarda doğmuş. Ancak kitabın 2001’de olan İkiz Kuleler saldırısına yer verdiği
aklıma gelince o olamayacağına uyandım.
Bizim
yazarımız NewYork Times en çok satan listesine girmiş. Ancak anladığım
kadarıyla Türkiye’de bu kitaptan başka kitabı çıkmış değil. Kendi orjinal sayfası
dışında pek bir bilgi bulamadım. Wikipedia’da bile yok yani, o derece J Oysa idefix’in sitesinde “New York
Times'ın en çok satan yazarı ve çağdaş roman yazarlarından en çarpıcı olanıdır.”
diye tanımlanıyor kendisi. 12 tane kitabı var görebildiğim kadarıyla. Daha
fazla bilgi almak isteyenler yazarın kendi sitesine bakabilirler. ( http://eileengoudge.com/ )
Kitaba
gelince... Dediğim gibi okudum mu, okumadım mı hala emin değilim. Daha doğrusu
bitirip bitirmediğimden emin değilim. Başlamışım, orası kesin. Ancak bu kadar
iz bırakmamış olması çok ilginçti tabii.
Alice
Kessler bir trafik kazasında büyük oğlunu kaybeder. Kendisi sürücünün sarhoş
olduğuna inanmaktadır, ancak mahkeme ufak bir ceza ile kapatır davayı. Her şey
mahkeme çıkışında başlar. Kendini kaybeden Alice arabasıyla, yanında küçük oğlu
varken oğlunu öldüren adamın arabasına bilerek çarpar ve adamın tekerlekli
sandalyeye mahkum olmasına sebep olur. Tabii
kendi de hapishaneye gider. 9 yıl sonra Grays Adası’na geri döndüğünde
küçük yerlere özgü o dışlanmayı taa iliklerine kadar hisseder. Üstüne üstlük çocuğunun
katili olan adam bir de vali olmuştur. Yine aynı adadan olan Colin ile
karşılaşmaları ikisine de heyecan verir. Çünkü Colin başarılı bir avukatken
eşinin ölümüyle bir kaybedene dönüşür. Alkol ile arasına bir sınır koyamayışı
yavaş yavaş ona her şeyini kaybettirir.
Bu
arada bir hikaye daha katılır, kitaba adını veren Kırmızılı Kadın tablosunun
hikayesi. Kitabın kapağına tarif edilen tabloya benzer bir resim koysalarmış
çok daha iyi olurmuş.
(Buradan
sonrasında kitabın detaylı konusu ve sonu ile ilgili bilgi vardır.)
Tablodaki
kadın Alice’in anneannesi, ressam ise Colin’in dedesidir. Bu aşk hikayesi ise
1940’larda geçmektedir. Eleanor (anneanne) patronundan hamile kalır. Ancak adam
çocuğu istemez. Eleanor papazın kızıdır ve babası tarafından uygun görülen ve
çocuğu kabullenecek dünya iyisi bir adamla evlendirilir. Adam gerçekten iyidir,
çocuğu kendi çocuğu gibi kabul eder. Ancak o sırada Amerika Japonlar ile savaşmaktadır
ve o da savaşa gider. Eleanor yaşadıklarından dolayı kendini zaten suçlu
görmekte ve kocasına bağlı bir hayat sürmektedir. Bu arada köpek çiftlikleri
vardır ve köpek almaya bir adam gelir. Savaş zamanı olması onları birbirine
yaklaştırır, ancak her ikisi de eşlerini aldatmazlar, birbirlerinin arkadaşlığı
yeterli gelir. William ressamdır, karısı ise savaşa gitmediği için onun eksik
olduğunu düşünmektedir. William Eleanor’un resmini yapmak ister ve o muhteşem
(olduğu söylenen) tablo ortaya çıkar. Aralarında hala bir şey yoktur ancak
William’ın eşi tabloyu bulduğunda kocasının aşık olduğunu anlar ve onu terk
eder. Tam o esnada Eleanor eşinin askerde vefat ettiği haberini alır. Bu arada
Eleanor’un yanında savaş nedeniyle herkesten gizlediği bir Japon çocuk vardır. Ancak
tam her şey yoluna girecekken Eleanor’un kızının babası ortaya çıkar. Onun gibi
davranan her adam gibi kadından yeniden faydalanmaya kalkar. Tam ona tecavüz
etmek üzereyken William gelir ve adamı öldürür. Birlikte gömerler ve adamın
kötü şöhretinden faydalanarak orayı terk etmiş süsü vermekte hiç zorlanmazlar.
Ölümün verdiği azabı yok etmek için o gece birbirlerinin olurlar ve aşk dolu
bir gece geçirirler. Ancak mutlulukları uzun sürmez, çünkü Eleanor’un kocası
geri gelir ve Eleanor kocasını bırakamaz.
Günümüzde
ise Alice’in oğlu hiç bir suçu olmadığı halde tecavüzle suçlanmaktadır. Alice
Colin’den yardım ister. Bu yardım Colin’in de kendine gelmesine yardımcı
olacaktır.
Neticede
Alice eski kocasının yeniden birleşme taleplerine cevap vermez ve Colin’i
seçer, küçük oğlunu tecavüz suçlamasından kurtarmışlardır ve onunla da arası
düzelmiştir. Anneannesini ortada bırakıp giden, ona tecavüz etmeye kalkan ve
sonunda öldürdükleri adamın oğludur çocuğunun katili.
Ve
meşhur resim... Sonunda adanın yararına bir proje için resmi satmaya karar
verirler. Ve alan kişi Eleanor’un savaştan sakladığı, evini açmış olduğu o
Japon çocuk çıkar.
Oldukça
girft ilişkiler söz konusu ancak benim gibi isimler konusunda sorun yaşayan bir
insan için bile gayet çözülebilirdi J
Öneriyor muyum? Eeehhh... vaktiniz çok bolsa...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder