Bu kitap o kadar uzun zamandır evde ki... Ne zaman aldığımı bile hatırlamıyorum. Ama daha da kötüsü okuyup okumadığımı da hatırlamıyordum. Ehh, normaldir... Haftada 1 kitap bitiriyorum genelde. Bu da senede 52 kitap demektir. Hepsini hatırlayabilmem mümkün değil.
Sonunda kitabı yeniden okumaya başladım. Bir yere kadar okuyup oradan sonra bırakmışım. Hayaletli, lanetli ev hikayelerini sevenler için iyi bir hikaye ile karşılaştığımı söyleyebilirim.
Öncelikle John Saul hakkında kısaca bilgi vereyim. Yazarın resmini gördüğünüz zaman tanıdığınız ama adını hiç bir zaman bilmediğiniz Amerikalı oyunculardan biriyle karşı karşıya kaldığınızı sanıyorsunuz. 1942 doğumlu korku kitapları yazarı NewYork Times Best Seller'ın gediklilerinden. 60 milyondan fazla basılı kitabı var. Gay olduğunu saklamıyor ve 32 senelik bir hayat arkadaşı var. Bu kitabı ise 1999 senesinde yazmış. Filme çevrilmiştir diye düşündüm ben ancak öyle bir bilgiye denk gelmedim.
Ted ve Janet ikiz çocukları Kim ve Jared ile birlikte yaşamaktadırlar. Ted bir alkoliktir ve Janet'in artık bu yükü taşıyabilecek gücü kalmamıştır. Kendi ayakları üzerinde durup duramayacağını tarttığı günlerden birinde Ted yine eve sarhoş ve işten kovulmuş olarak gelir.
Bu sırada Ted'in halasından St. Albans'da Victoria tarzı bir malikane ve yüklü bir para miras kalır.
Janet kocasının son bir şansı hak ettiğini düşünerek taşınmaya karar verir. Ted bu güzel ancak bakımsız, üzerinde ne olduğu belirsiz bir karanlık taşıyan bu evi otele çevirmek ister.
Küçük bir kasabaya yeni taşınan insanlar olmak zaten zorken, bu kasabada bir çok karanlık olaya sebep olmuş bir aileye mensup birileri olarak geri dönmek daha da zordur. Neredeyse tüm kasaba onlara karşıdır.
Ted taşınmalarından çok kısa bir süre sonra evdeki bütün içkileri dökerek olması gerektiği gibi bir kocaya ve babaya dönüşür. Ama bu arada oğulları da dönüşmektedir. İkizi Kim ile aralarındaki birbirini hissedebilme olayı bile neredeyse ortadan kalkmıştır.
Ve daha sonra ev onları garip şekillerde etkilemeye başlar.
Kara büyü olarak da bilinen vodoo büyüleri, lanetler, şeytan, kazalar ve ölümler, rahipler, akıl hastanesi, geçmişten kalan bir aile günlüğü, Cadılar Bayramı... Aslında korku gerilime ait neredeyse her şey var bu kitapta.
Ama bu tür ev hikayelerini çok seven birisi olarak çok daha iyilerini okuduğumu belirtmek isterim. Sanki biraz Stephen King'in The Shining'inden esinlenilmiş gibi geldi. Ortada yine bir otel mevzusu var. Ama pek yanından geçemez. Tabii bir de Jack Nicholson'ın hafızalarımıza kazıdığı oyunculuğu ile Şeytanın Sağ Eli şansını oldukça kaybediyor.
Okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz. Fena değil ancak iyi de değil. İlk 100 sayfa oldukça zorlayıcı. Orayı atlatırsanız gerisi daha kolay geliyor.

Biraz rastgele geldim bloguna, bu kitabı birde Wayne Thomas Batson'un Kılıçlar Adası kitabını 4-5 lira gibi bir fiyata almıştım.
YanıtlaSilAma kesinlikle ikisi de benim için güzeldiler, hatta çok beğendim.
Şeytanın Sağ Eli'nden daha iyi olan kitap önerilerin neler merak ettim.
Selam.