(kitabı download etmek isterseniz aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.
https://m.facebook.com/groups/2039621396110710?view=permalink&id=2232374413502073 )
BEN KİMİM VE ÖNSÖZ
Bundan aşağı yukarı otuz yıl önce annesi kanser olmuş 11 yaşında bir çocukken gördüm; fazla üzülmenin insana neler yapabileceğini ve ardında çocuğunu yalnız bırakmak istemeyen bir annenin sadece bu düşünceye tutunarak 3 kez kanseri yenebildiğini… Bu yüzden psikoloji hep ilgimi çekti. İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe okurken sadece psikoloji bilmenin yeterli gelmeyeceğini, aslında sorunlarımızın büyük bir kısmının beynimizin işleyişinden de kaynaklandığını öğrendim. Bizler yanlış giden her şey için kalbimizi suçlarken (“Beynim hayır diyor ama kalbime söz geçiremiyorum” ne kadar da tanıdık değil mi?) hiç düşündünüz mü mesela depresyona girdiğimizde, kalbimiz çok kırıldığında neden bize kalp ilacı yerine beynimize etki edecek anti-depresanlar, sakinleştiriciler verdiklerini?
Okulu bitirdikten sonra Siemens Nixdorf, Yapı Kredi Bankası, McDonald’s gibi şirketlerde çalıştım ve Yeditepe Üniversitesi’nde M.B.A. (Master of Business Administration) yaptım, kendi dergimi yayınladım, kendi şirketimi kurup satış üzerine eğitimler verdim, halkla ilişkiler faaliyetleri organize ettim.
Bu arada çeşitli eğitimler ile de kendimi geliştirmeye devam ettim. Access Consciousness(Bilince Giriş) ile tanışıp Access Bars ile bilinçaltı temizliği ve EnergiticFacelifting (Enerjili Yüz germe), How to be Your Own Coach (Nasıl Kendi Koçunuz Olursunuz) gibi eğitimler aldım.
Bir kaç yıl önce kurumsal iş hayatımı sonlandırdıktan sonra bir süre Amerika’da kalarak çeşitli workshoplara katıldım, Access Bars ve Facelifting uygulamaları yaptım.
Hepimiz aslında aynı şeyleri söylüyoruz. Dinler, kişisel gelişim uzmanları, psikologlar, spiritüel uzmanlar…
Ve hiç birimiz sana olumsuza odaklanarak mutlu olabilirsin demiyoruz.
Bugün kuantum fiziği bile dediklerimizi destekliyor. Yani söylediklerimiz bilimsel olarak ispat edilmiş durumda.
Aynı şeyleri yapmaya devam ederek farklı sonuçlar elde etmeyi bekleme. Aynı hatayı tekrar tekrar yapmak… hadi kibarca söyleyeyim, çok mantıklı değildir.
Bu kitabı aldığına göre hayatında bir şeyleri değiştirmek istiyorsun. Araştır… Olasılıkları değerlendir, karar ver ve uygula. Birimizin söyledikleri, anlatış şekli, kelimeleri, gidiş yolu zihnindeki o kilidi açacak anahtarı sunacak sana. Hangimiz, hangi yol? Buna sen karar vereceksin.
Tanrı Daima Tebdil- i Kıyafet Gezer isimli kitap hayatta karşımıza çıkan zorlukları aşmak için aslında sorundan çok çözüme ve harekete odaklanmamız gerektiğini çok şık bir şekilde anlatıyor. Kitapta iki psikiyatristten bahsediliyor. Bir tanesi psikanaliz yoluyla tedavi ediyor, bazı hastalar çözüme ulaşamadan senelerce süren seanslar görebiliyorlar. Diğeri ise çözüm odaklı. Sorunu bir kere tespit ettikten sonra nedenleri, nasılları üzerinde durmaktansa, sorunu aşmaya yönelik görevler vererek hem değişimin dünyanın sonu olmadığını yaşatarak gösteriyor, hem de aslında önümüzdeki tek engelin aslında kendimiz olduğunu çırılçıplak ortaya koyuyor. “Ben yapamam.” deme.
Çatışma yaşadığımız kişileri dışlayarak değil, o kişiyi kabullenerek, gerçekten olayları onun bakış açısı ile kavrayarak ancak bu esnada kendimizi ortaya koymaktan kaçınmadan, yargılayarak veya suçlayarak değil, sorular sorarak bu çatışmaları aşabileceğimizi de gösteriyor.
Hayatınızda değiştirmek istediğiniz noktalar varsa, nasıl değişebileceğinizi bilmiyorsanız veya değişmek size “artık ben olmayacağım o zaman” demek gibi geliyorsa bu kitabı bir motivasyon sağlayıcı olarak kesinlikle okumalısınız.
Mutluluk anlık bir şey değildir. Bir olma halidir. Kimi zaman mutsuz, üzüntülü, bıkkın da olabilirsin ama genel olarak kendinden ve hayatından mutlu olabilmendir önemli olan.
Şunu unutmamak da lazım ki; çocuk yetiştirirken doğal olarak
herkes çocuğunun mutlu olması için elinden geleni yapıyor, pamuklara sarıp
sarmalıyor. Gerçek hayatla karşılaştıklarında çok daha fazla yaralanacak
çocuklar yetişiyor. Çok fazla hijyenik davranmak nasıl ki bağışıklık sisteminin
zayıflamasına sebep oluyorsa çocuklarınızı çok fazla korumak da güçsüz
yetişmelerine sebep olur.
Yeni bir araba aldığında ondan tam performans alırsın ve mutlusundur.
Ama arabandan memnun kalabilmen için düzenli servise götürmen, bakımlarını
yaptırman gerekir. Arada bir sorun çıkaradabilir, normaldir, halledilir. Bu
senin arabandan memnun olmanı engellemez.
Aynısını kendin için de düşün şimdi. Kendi bakımlarını düzenli
yapıyor musun? Sisteminin düzgün çalıştığından emin misin? Ne istediğini, neye
ihtiyacın olduğunu biliyor musun?
Şikayet etmek insanın çözüme değil soruna odaklanmasına sebep
olur. Kendinin veya başkalarının neyi, neden yaptığını düşünüp şikayet etmektense
ne yapılması gerektiğine odaklan. Geçmişle yüzleşme her zaman iyi sonuçlar
vermez.
Söylenen o ki (bazılarına göre) yaşadığımız sorunların üç kaynağı
var; kendi geçmişimiz, atalarımızın yaşadıkları ve kollektif bilinç. Ne kadar
geriye gidebileceksiniz? Ortaya çıkan şeyin gerçekliğine ne kadar
inanacaksınız?
Değiştiremeyeceğin anıların içinde savrulmaktansa düşünme şeklini
değiştir. Soruna yol açan şey anıların değil, onlara bakış şeklin ve sonrasında
aldığın tavır.
Bir ilişkiye başlarken aldatılacağını düşünerek başlarsan
davranışların da bu yönde gelişir. Daha önce aldatılmış olabilirsin. Ama bu
zaten dünyada ilk senin başına gelmiş değil. Senin aklında hiç böyle bir şey
yokken sevgilin senin her hareketinden aldatılacağına dair bir anlam çıkarırsa,
kıskançlık krizleriyle dünyayı sana dar ederse sonuçta ya ayrılırsın ya
aldatırsın. Bu da “kendini gerçekleştiren kehanet” olur.
Oysa sen kendini gerçekten değerli gördüğünde, başına böyle bir
şey gelse bile kaybedecek olanın kendin değil karşındaki olduğuna inanırsın.
Kendine güvenli davranırsın. Tabii gereksiz bir şekilde burnun Kaf dağında gibi
de davranma.
Dışarıdan konuşması kolay diyebilirsiniz. Bilin ki dışarıdan
konuşmuyorum. Bugüne kadar bunları zorluk, hayatın sillesi gibi bile görmedim.
Ama kendi hayatımdan biraz özet geçmeliyim…
Babasından dayak yiyen bir çocuktum. Üstelik de çoğu boş yere.
Kendi hatalarından kaynaklanan şeyler yüzünden beni döverdi. 6 yaşlarımdayken
annem kurtaramasın diye odaya kapatıp kemerle beni dövdüğünü hatırlıyorum.
Üstelik cahil, eğitimsiz bir adam da değildi.
Annemin de bu şiddetten pay almadığını düşünmeyin. İtalyan
Filolojisi mezunu, bankacı, melek yüzlü şube müdürü babamı bir de evinde
görebilseydiniz.
Babamın eve sarhoş gelip de annemin çığlıklarına uyandığım (uyuyan
kadının boğazını sıkıyormuş çünkü) gecenin ertesinde dayım gelip babamı tehdit
edince annem bir daha dayak yemedi ama babam benimle idare edebiliyordu.
Bu arada bir gece camdan bakarken babamı otoparkta, arabasının
içinde bir kadınla otururken yakaladım. Kadın metresi. Hangi akla hizmetse
annemle tanıştırmaya getirmiş.
Boşanma aşamasına gelindi. 12 yaşındayken babamın kuru iftiralarla
doldurduğu mahkeme celbini postacıdan ben teslim aldım.
Barıştılar.
Ama annem bu yüzden kanser oldu, 2 sene içinde dört ameliyat
geçirdi, ölümlerden döndü.
Ben o zaman gördüm; bir insanın üzüntüyle kendini nasıl ölümüne
hasta edip, doktorlar tarafından tüm umutlarımız yok edilirken hayata yeniden
tırnaklarını geçirip 36 yaşında doğurduğu tek çocuğu, biricik kızı olan ben
için nasıl hayatta kalabileceğini… (Bunun üzerine 2 kanser daha atlattı.
İlkinin üzerinden neredeyse 30 yıl geçti. Şimdi 80 yaşında ve çok şükür hala benim
yanımda.)
Suadiye’den Bostancı’ya taşındığımızda 15 yaş civarı insanların
dahi dışarıdan gelen yaşıtları bir kıza bile ne kadar acımasız
olabileceklerini, hiç olmayan yalanları gerçek sanıp beni dışladıklarını
gördüm. O zaman anladım ki; sen bir şey yapsan da yapmasan da insanlar
konuşuyor, doğru yanlış ayırt etmeden, seni dinlemeden. O yaşlarımda vazgeçtim
“Elalem ne der?” diye endişelenmekten.
Orta sondayken istismara uğradım. “Abi” dediğim birisi tarafından.
Bazen insanın hayatında kaçamayacağı kötülüklerle karşı karşıya gelebileceğini
gördüm. Benim suçum değil, karşımdakinin kötülüğüydü.
Aldatıldım, hem de çok…
Sonra genç erkeklerin hormonal durumlardan öte bir şey olmalı diye
düşündüm. Sürekli bununla karşılaştığıma göre (o zamanlar kişisel gelişim henüz
pek keşfedilmemişti.)
Tabii bu aldatılmalar esnasında adamı tokatlamaktan tut, oraya
buraya yumruk atıp ellerimi morarttığım dönemler de geçirdim. Ama anladım ki
düşünmeden anlık verdiğim tepkiler en çok bana zarar veriyor.
Eşimden önceki ciddi ilişkim 4 yıl sürmüştü ve sürekli
aldatılmıştım, kaç defa yakaladığımı hatırlamıyorum bile. İkimiz de 18
yaşındaydık. O hani şu “Göster oğlum teyzelere pipini” denen, oğlunun 3-5
sevgilisi olmasıyla övünen, namusun sadece kadının iki bacağı arasında olduğu
tarzda bir ailenin oğluydu. Kadınlığın bastırıldığı, erkekliğin kışkırtıldığı…
Bu şekilde büyütülmüş adamların ciddi ilişkiler içine girince bir
anda tek eşli olabileceğini sanmayın. Kadın-erkek ilişkilerinde bilinçaltları o
kadar yanlış bilgilerle dolu ki çünkü… İstese de doğruyu yapabilmesi zor.
Benzer bir durumu eşimle de yaşadım. İnsanların hayatlarında
karışık dönemler olur, ne yapacağını bilemediği, hangi yoldan gideceğini
seçemediği. Bu da eşim için öyle bir dönemdi.
Fal mı baktırsam, arkamı dönüp gitsem mi, hacılara, hocalara,
büyücülere mi gitsem derken yavaş yavaş aklımda bir şeyler oluşmaya başladı.
İlk sorum şuydu kendime “Ben bu adamla mutlu muyum, huzurlu muyum, ileride de
mutlu olabilir miyiz?” Bu soruların cevabı olumluydu. Peki, mevcut durum içinde
ben ne yapabilirdim? Büyü dediğimiz şey neydi? Birinin bazı ritüeller eşliğinde
okuyup üflemesi. Üstelik de bir başkası tarafından da bozulabiliyor. Öyle bir
çözüm bulmalıydım ki başkası etki edemesin.
Bir kadın olarak değişmeye karar verdim.
Ne yapabilirim diye düşünürken büyü gibi bir kadın olmaya karar
verdim. Öyle bir kadın olmalıydım ki vazgeçememeliydi benden. Başkaları gibi
değil, standart değil, farklı olmalıydım.
Öncelikle zihnimi sakinleştirmeliydim. Her şeye isyan eden,
tartışmalar çıkaran, yaptığını sürekli başına kakacak bir kadın pek büyü
gelmiyor kulağa çünkü. Haklı, gururlu, mağrur olmak mı yoksa mutlu olmak mı?
Ona karar vermesi için belli bir süre verdim, 1 ay sanırım. Bu
süre içinde “O” konuyu hiç açmadım. Sadece birlikte olduğumuz zamanları güzel
geçirmeye çalıştım, geçmişi ya da geleceği düşünmeden sadece o “an”ı yaşamaya odaklandım.
Netice… Başka badireler de atlattıktan sonra evlendik. Bu sene
birlikteliğimizin 22. yılı. O geçirdiğim 1 ay benim kendimi eğitmem açısından
çok faydalı oldu. Aşk gerçekten çok ciddi bir motivasyon kaynağı.
Kriz dönemlerinde işten çıkarıldım, kendi işimi kurup battım,
kredi kartı borçlarımı ödeyemediğim dönemler geçirdim, gün geldi eşimle evde
bir ekmek parası bulmak için kıyafetlerimizin ceplerini karıştırdık. Beni
öldürmeyen her şey bugünkü beni daha güçlü kıldı.
Ve yine en büyük hayat derslerimden birini annemden aldım. Çok
sıkıntılı olduğum bir gün telefonda konuşurken “Hayat böyle kızım. Hep inişler
çıkışlar olacak. Sıkıntılar hep gelip geçecek. Dert etme.” dedi.
Ve aklıma kalp atışlarımız geldi. Kalp atışımız nasıl ki inişli
çıkışlıysa hayatımız da böyle geçecek. Asıl sorun düz çizgi olması.
YOLCULUĞA HAZIRLANMAK
Hayatın
kendisi bir değişim ve gelişimdir. Bu kitabı almış olan herkes bir şeylerde
gelişmek istiyor; daha iyi bir eş veya ebeveyn olmak, daha mutlu olmak, işinde
yükselmek, daha huzurlu olmak, daha tatmin olmuş hissetmek. Gelişmek
istemeyenler, on yıl öncesiyle aynı olmakla övünenler ise bu kitabın konusu
değil. Herkes gelişirken sen aynı kalamazsın, duraklamak diye bir şey yok, geri
düşersin.
Kendi kendine yardım kitapları raflardan taşıyor ve televizyon programlarında tek soruluk cevaplarla bilgi ve talimatlar paylaşılıyor, ama öğrendiklerimiz bir kulağımızdan giriyor, öbür kulağımızdan çıkıyor ve kendimizi başkalarının istediği hayatlarını yaşarken bulmaya devam ediyoruz. Unutma, insanın özgürlüğü yapmak istediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmamasındadır.
Küçük
bir hikaye anlatmak istiyorum.
Amerikalı bir danışman deniz kıyısında
harika bir manzarası olan ufak Meksika köyünün iskelesinde bir balıkçı ile
tanışır. Amerikalı, Meksikalı balıkçıyı yakaladığı balıkların büyüklüğü
yüzünden övdü.
“Bu balıkları yakalaman ne kadar
sürdü?” diye sordu Amerikalı.
“Sadece kısa bir süre” diye cevap
verdi balıkçı.
“Neden biraz daha kalıp daha fazla yakalamadın?”
diye sordu Amerikalı.
“Ailemin ihtiyaçlarını karşılayacak
kadar balığım var” dedi balıkçı.
“Ama günün geri kalanında ne
yapacaksın?”
“Uzun süre uyuyorum, biraz balık
tutuyorum, çocuklarımla oynuyorum, eşimle siesta yapıyorum. Akşamları da köyde
dolaşıp, şarap içip arkadaşlarımla şarkı söylüyorum”
Amerikalı dalga geçti “Harvard’da MBA
yaptım ve danışman olarak çalışıyorum. Sana yardımcı olabilirim dedi.”
Balıkçı geri adım atarak “Bu nasıl
olacak efendim?” dedi.
“Balık tutmak için daha fazla süre
ayır. Kazanacağın gelir ile daha büyük bir tekne alabilirsin ve daha büyük bir
tekne sayesinde kazanacaklarınla birden fazla tekne sahibi olabilirsin. Sonunda
bir filon olabilir. Balıklarını aracılara satmak yerine, doğrudan müşteriye
satacak güce erişebilirsin ve kendi konserve fabrikanı açabilirsin. Ürünü,
işleme sürecini ve dağıtımı tam olarak kontrol edebilirsin. Bu küçük şehirden
taşınıp Mexico City’e taşınabilirsin. Ardından Los Angeles ve en sonunda
girişimini daha da büyütebileceğin New York’a gelebilirsin.”
“Bunların hepsi ne kadar sürecek?”
diye sordu balıkçı.
“15, bilemedin 20 yıl.”
“Ya sonra?”
“Evet bundan sonrası gerçekten heyecan
verici” dedi danışman. “Doğru zaman geldiğinde, halka arz olacak ve şirketin
hisselerini satacaksın. Çok zengin olacaksın ve milyonların olacak.”
“Milyonlar mı efendim? Peki ya sonra?”
“Emekli olacaksın! Uzun süre
uyuyabileceğin, biraz balık tutabileceğin, çocuklarınla oynayabileceğin, siesta
yapabileceğin ve akşamları içkini içerken köyde dolaşıp arkadaşlarınla şarkı
söyleyebileceğin bir köye taşınabilirsin!”
“Şu an bunları zaten yapıyorum
efendim.”
Bazen önümüze konulan hayallerin bize
gerçekten bir şey katıp katmayacağını düşünmemiz gerekiyor.
Kendi
yaşam koçun olmak sadece ve sadece senin için anlamlı olan hayatı bulmanı ve
yaşamanı sağlayacak. Yol gösterici bölümler ve alıştırmalar sayesinde, güçlü
yönlerini takdir edebilir, zayıf yönlerini azaltabilir ve seni bekleyen
olanakları keşfedebilirsin. Hatta
çevrendekilere de yardımcı olabilir, kendilerini bulma yollarını
aydınlatabilirsin.
Her bölüme bir hafta ayırman halinde
bu kitap çok daha etkili olacaktır, böylelikle okuduklarını iyice düşünecek ve
sindireceksin. Okudukça anlayacağın gibi kendi koçun olman çok ağırlıklı olarak
konuları ne kadar içselleştirebildiğine, bulduğun hedeflerle ve fikirlerle
yürüyebilmene ve kitaba devam etmene bağlıdır. Bazılarınız bazı bölümler veya
her bölüm için bir haftadan daha uzun süreye ihtiyaç duyabilir, bu tamamen sana
kalmış.
Kendi koçun olabilmen bir gecede gerçekleşmeyecek.
Hayatını istediğin şekilde yeniden kurmak ve düzenlemek için atılacak adımlara
karar verme süreci enerjini ve zamanınızı alacak.
Ayrıca isteklerinizi, ihtiyaçlarınızı ve
hedeflerinizi belirlerken hatırlamalısınız ki bunlar zamanla değişir. Siz de
zamanla değişirsiniz. Buradaki başlıklar üzerinde hayatın boyunca defalarca
çalışman gerekebilir.
Hepimiz doğal olarak hayatımız boyunca değişmeye ve
gelişmeye devam ederiz. Bununla beraber kendi istediğin kişi olma yolunda
değişmeye devam ederken bu kişi olmayı gerçekten isteyip istemediğini de
değerlendirmeye devam etmen zorunludur.
Çoğu zaman kendimize hiç soru sormayız, başkalarının
hayatlarıyla, hatalarıyla, çelişkileri ile ilgilendiğimiz kadar kendi içimize
dönük bir bakış açısı hiç geliştirmeyiz.
Kendi koçun olmaya başladığın andan itibaren
kendinle sürekli bir diyalog halinde olman gerekecek. Sorular soracaksın ve
cevaplarını araştıracaksın. Koçluk soru sorma sanatıdır. Aradan zaman geçecek
verdiğin cevabı beğenmeyeceksin, yeni bir cevap arayacaksın. En önemli
noktalardan biri soruda kalabilmek. Sen sor, beynin uygun cevapları araştırsın.
Kendine yön vermenin büyük bir kısmı; hayatından
kötü şeyleri çıkartmak ve iyi şeyleri çoğaltmaktır. Bu sadece akıl, beden ve
ruhuna düzgün bakmayı taahhüt ettiğiniz zaman olabilir. Yaptığın ve yapmadığın
şeylerin senin için iyi olup olmadığını fark edeceksin, sadece dikkatli olmaya
özen göstermen yeterli. Her gün alması gereken ilaçları olan bir hasta gibi
hepimiz kendimize bakmalı ve kendimizi geliştirmeliyiz. Şu anda bunu nasıl
yapacağını bilmemen gayet normal, bunun için bu kitabı aldın zaten.
Hızdan ziyade devamlılık kendi koçun olma yolundaki
ikinci anahtarın. İlk anahtarın ise farkındalık;ki gelişmeyi istediğine göre
geliştirilmesi gereken fırsat alanların olduğunun farkındasın. Farkındalığı da
bu kitapla birlikte geliştireceğiz.
Bu kitabın devamına
hazırlanırken tamamlaman gereken bazı görevler ve kendine vermen gereken bazı
sözler var. Bu kitap kendi yolculuğunun sorumluluğunu aldığında en etkili hale
gelecektir. Kendi hayat koçun olman senin için geçerli şeyleri ve istediğin
hayatı ortaya koymandır.
Eğer bir partnerin, eşin, çok
yakın yaşayarak hayatı birlikte geçirdiğin birisi varsa bu kişinin bu
aktivitelere katılıp katılmayacağına da sen karar vereceksin. Bazı konuların
üzerinden onunla birlikte geçmeyi tercih edebileceğin gibi, bir kısmını tamamen
kendine de saklayabilirsin veya tamamını birlikte çalışmak da isteyebilirsin.
Bu tamamen sana kalmış. Sadece şunu aklında tut; kendi koçun olmak kendinle
ilgili tamamen dürüst olmayı ve şu anda bulunduğun noktayı kabul etmeyi
gerektirir.
Sadece bu yolda ilerlerken sana
yardımcı olabilecek birkaç araç önerim var.
● Bir defter ve yazan bir kalem – Defter, günlük veya bir
bilgisayar dosyası kendine koçluk etmen için kesinlikle gereklidir. Eğer
başkaları ile birlikte yaşıyorsan bu defteri yanında veya özel bir yerde tutman
bulunmasından korkmadan tamamen dürüst ve açık olman bakımından önemlidir.
Bilgisayarda bir dosya bazılarınıza çok daha kolay gelebilir, ama ben
önermiyorum. Çünkü el yazısı beyninle doğrudan iletişim kurmanı sağlar.
İlkokuldayken derste konuştuğumuzda veya yaramazlık yaptığımızda hani öğretmenlerimiz tahtaya veya defterimize “Bir daha yaramazlık yapmayacağım.” yazdırırdı yüz kere… İşte bu beyni kodlamanın yollarından biridir. Bu kitabı okudukça psikoloji ve beynin işleyişi ile ilgili de bir çok şey öğreneceksin. Seni sen yaptığını sandığın bir çok şeyin aslında beynindeki hormonların veya beyninin çalışma şeklinin bir sonucu olduğunu öğrenip şaşıracaksın. Beyin; kendine yalan söyleyebilen tek organımızdır. Incognito - Beynin Gizli Hayatı kitabında nörobilimci David Eagleman durumu şöyle özetler “Bilincin beyindeki durumu bir transatlantikte motor bölümünde seyahat eden kaçak yolcu gibidir. Oradadır ancak hiç bir şey bilmez.”
İlkokuldayken derste konuştuğumuzda veya yaramazlık yaptığımızda hani öğretmenlerimiz tahtaya veya defterimize “Bir daha yaramazlık yapmayacağım.” yazdırırdı yüz kere… İşte bu beyni kodlamanın yollarından biridir. Bu kitabı okudukça psikoloji ve beynin işleyişi ile ilgili de bir çok şey öğreneceksin. Seni sen yaptığını sandığın bir çok şeyin aslında beynindeki hormonların veya beyninin çalışma şeklinin bir sonucu olduğunu öğrenip şaşıracaksın. Beyin; kendine yalan söyleyebilen tek organımızdır. Incognito - Beynin Gizli Hayatı kitabında nörobilimci David Eagleman durumu şöyle özetler “Bilincin beyindeki durumu bir transatlantikte motor bölümünde seyahat eden kaçak yolcu gibidir. Oradadır ancak hiç bir şey bilmez.”
●
Zaman - Her gün az bile olsa zaman ayırmak zor gibi
görünebilir, ama buna değer. Bir saat veya on dakika bile olsa, kendine
odaklanmak ve dinlemek için zaman bulabilirsiniz. Sabahın erken saatleri veya
gece yatmadan öncesi meşgul insanlar için veya ailesi olanlar için en uygun
zamanlardır. Aklından çıkarmaman gereken hayatını gerçekten değiştirmek
istiyorsan bunun için zaman ve emek harcaman gerektiği.
● Ne bu kitap, ne başka bir kitap, ne birebir alacağın
koçluk seansları sen çaba harcamadan hiçbir işe yaramaz. Sihirli değnek
arıyorsan o bu kitap değil. Birebir koçluk seansları seni biraz daha çalışmak
zorunda bırakacağından daha fazla ilerlemeni sağlayabilir. Ama yine de SEN
uğraşmazsan biz senin için hiçbir şey yapamayız.
● Dürüstlük ve açıklık – Bu senin yolculuğun. Kendine koçluk
yapıyorsun. Bir futbolcu koçunun golcüsüne zayıf yanlarını söylemesi gibi, sen
de kendine karşı dürüst ve açık olmalısın. Bu; her aktivite ve bölüm için
geçerlidir. Eğer kendin hakkında beğenmediğin bir şey varsa, bu gayet normal,
aslında işte bu yüzden kendi yaşam koçun haline geliyorsun. Bunu kabullenene
kadar o alanda gelişebilmen zaten mümkün değildir. Benzer şekilde bazılarınız
da yetenekleri ve güçlü yanları konusunda zorlanacaktır, ama bu da mecburi
olarak yapılmalıdır. Senin hakkındaki o harika şeyler istediğiniz hayatı
oluşturmak için kullanacağın şeyler olacak.
● Kullanma Kılavuzu - Kitaba devam ederken aktiviteleri ve yapılması gerekenleri atlamadan dürüst ve açık bir şekilde yapmalısın. Günlük notlarını da tutmayı ihmal etmeden.
BAZI İPUÇLARI
Bu Benim İçin İyi mi?
Bu
soru bir iş teklifine ne cevap vereceğimizden tut da menüden ne yemek
seçeceğimize kadar her kişisel seçimimizde olmalıdır. Yaptığımız seçimlerin
çoğunda ya anlık kararlar veririz yada başkaları ile saatlerce konuşuruz. Bir
arkadaşımıza sorarız ve sonra bir başkasına ve bir başkasına... sonra artılar
ve eksiler listesi yaparız ve "Buldumm" deriz.
Bu da
bir yol olmasına rağmen kendine sadece “Bu benim için iyi mi, fiziksel,
zihinsel ve ruhsal olarak, bugün, önümüzdeki hafta ve 10 yıl sonra da iyi
olmaya devam edecek mi?” diye sorabilirsiniz. Çünkü iç bakışınız gerçek ilgi
alanlarınla ilgilenir, sadece egonun istekleri ile değil, böylece aradığın
rehberliği bulacaksın.
Vücudum Bunun Hakkında Ne Söylüyor?
Gelişen
teknoloji ile birlikte vücutlarımız ile iletişimimizi kaybettik. Tanrı’nın
yaratımı ve şeytanın oyun alanının akıl karıştırıcı bir bileşimi… Aslında
zekanın bir girdabı.
Her
hücremiz farkındalıkla dolu olarak oluşur. Vücudumuzdaki 40 trilyon hücre
aslında ciddi bir danışma kuruludur. Vücudumuz tüm hislerimize tepki verir. Bu
yüzden korku filmi izlerken ürpeririz, katil kurbanın peşinden koşarken bizim
de kalp atışımız hızlanır, ellerimiz terler, ağlayabiliriz…
Kararsız ve karmaşık hissettiğiniz onlara sor. Sessizce rahatlayabileceğin bir yere git ve vücuduna söyleyeceği neyi olduğunu sor. Her türlü hissini not et. Yeni bir şey yapacak olmanın heyecanına rağmen kalbinin hızla çarparak “Evet” dediğini mi duyuyorsun? Yoksa karnında başka bir yolu seçmeni söyleyen bir rahatsızlık mı hissediyorsun?
Şunu da not et bir kenara; beynimiz hislerimize
tepki verdiği gibi vücudumuzdaki eksikleri de bize bir şekilde anlatmak için
hislerimizi kullanır. Bu konuya daha sonra tekrar döneceğim.
Değerlerim Nelerdir?
Bu
düzenli olarak kendine sorman gereken bir soru, doğum gününde veya
yılbaşlarında. Değerlerini ihtiyaç halinde okuyabilecek kadar iyi bilmek
özgürleştirici ve motive edicidir.
Bu
soru üzerinde çalışan bir danışanım değerlerini “Takdir, bütünlük, hoşgörü,
nezaket ve alçak gönüllülük” olarak açıkladı. Bu keşfiyle o kadar mutluydu ki
kendisine bu kelimelerden oluşan bir broş bile yaptırdı. Sen de böyle bir şey
yaptırmak isteyebilirsin. Ama değerlerin ruhuna ve davranışlarına kazınmış
olduğu sürece, sadece bu bile yeterlidir.
Bu Durumda O Ne Yapardı? (Annem,
Peygamberimiz, Buda, Bill Gates, vs)
Bir rol model hakkında düşünmek bir yol
göstericiye telefonla danışmak gibidir. Kendine bu kişinin senin durumunda ne
yapacağını sor. Onların bilgeliklerine ulaşmak için tekniklerden biri soruyu ve
cevabı yazmaktır. Bu o kişiye yeni bir kanal olmak gibi bir durum değildir. O
kişiyi ve sana kattıklarını düşünerek bilgeliklerine dokunabilmektir.
Başka
birisinin yardımına ihtiyaç duyduğunda sana bunun kim olduğunu söyleyecek iç
sesine güven. Otur, 2-3 dakika derin nefesler alarak sakinleş, alıcı konumuna
geç ve sorunu sor.
Sufi
nefes tekniği sizi sakinleştirecektir, içinden dörde kadar sayarak aldığın
nefesi sekize kadar sayarak ver. Bu kadar basit.
Sorunu sorduktan sonra bir isim hemen aklınıza
gelebilir veya bir fikir yolculuğundan geçebilirsin. Aslında soruda kalmak,
doğrudan bir yargıya varmamak hayatımızın tüm alanlarında uygulayacağımız metod
olmalı. Yargıya vardığın an beyninin o konu üstünde çalışmayı bıraktığı andır.
Oysa soru sordukça bir sorun çözme makinesi olan beyin çalışmaya ve sana
alternatif çözümler sunmaya devam eder.
Cevabı tartmak için mantığını kullan. Mesela
evliliğin ile ilgili kiminle konuşacağını düşünürken aklına 6 yaşındaki kızın
geliyorsa bu onunla evliliğini tartış demek değildir. Ama evliliğin ile ilgili
konuşacağın kişiyi bulduğunda kızınızı ilk sıraya koyarak değerlendirme
yapmanız gerekiyordur örneğin.
Aklımızdan geçen her şey bizim nihai düşüncemiz değildir. Düşüncelerimiz hakkında düşünmemiz gerekir.
Kağıt
üzerindeki sorgulaman süprizlerle dolu büyüleyici bir iç konuşmaya dönüşebilir.
“Yüksek mevkilerdeki tanıdıklar” kalıbına yepyeni anlamlar katabilir.
Hem bir şeyi öğrenmenin en iyi yolu –mış gibi
yapmaktır, taklit etmektir. Bir konuda kendini geliştirmek istediğinde olması
gerekenin ne olduğunu biliyorsan –mış gibi davranmaya başlayabilirsin. Mesela
daha sakin, daha az tepki veren bir insan olmak istiyorsan sakinMİŞ gibi
davranarak rol yapabilirsin. Rol yapmakla çıktığın bu yolda kısa bir süre sonra
gerçekten çok daha sakin bir insana dönüştüğünü göreceksin ve artık rol yapıyor
olmayacaksın.
Görmediğim Ne?
Hepimiz
göz bağları ile yaşıyoruz. Bu göz bağları stratejik yanlarımız ile ortaya
çıkıyorlar, yani önceden oluşturmuş olduğumuz yargılarımızla. Yargılarımız
aslında hayatımızı kolaylaştırmak amacıyla oluşurlar, bize kısa yollar
sunarlar. Ama bazı noktalarda da görüşümüzü kapatırlar. Yargısız bir hayat
aslında İslamiyet’in de bize önerdiğidir. Her şeyin Allah’tan geldiğine
inandığında kötü diye bir şey kalır mı?
Bir
sorunun cevabı durumun sadece bir milimetre ötesini görmekte yatıyor olabilir.
“Burada göremediğim ne?” diye sor kendine. Genellikle göremediğimiz, görmek
istemediğimiz şeydir.
Mesela
işinden hiçbir sebep olmaksızın memnun olmadığını düşünelim. Resmin biraz daha
dışını görebildiğinde sorunun işin değil kullanmadığın bir yeteneğin olduğunu
anlarsın ya da hatırlarsın. Bunu fark ettikten sonra doğru karara varabilirsin.
Hayatımın Kutsal Amacı Ne? Gerçekten Önemli Olan Ne?
Hepimiz
zaman zaman düşünmüşüzdür neden bu dünyada olduğumuzu, burada olmamızın amacını
merak etmişizdir. Hayatımızın amacı aslında amacı olan bir hayat yaşamaktır.
Yapmamız gereken bu kutsal amacımızı bulmak. Bunu sormak bile sizi otobana
çıkartmıştır. Bu sorunun cevabı ihtiyacınız olan tek şey olabilir. Bulmakta
zorlanıyorsan sorman gereken soru şu “Elimde bir sihirli değnek olsaydı bu
dünya için, insanlar için ne yapmak isterdim?”
Bazen konu sadece neyin doğru veya yanlış
olduğu değildir. En az bunun kadar önemli olan bir şey daha vardır; neyin daha
çok veya daha az önemli olduğuna karar verebilecek ruhsal olgunluğa
erişebilmek. Mesela haklı olmak mı mutlu olmak mı? Haklı olmak mı karşındakini
kırmamak mı?
Bugün işe alımlarda yapılan karakter testleri
bu temele dayanır mesela. Doğru veya yanlış bir sonuç yoktur testte, sadece
senin için önemli olanın ne olduğunu ölçerek o pozisyona uygun olmadığını test
ederler.
İster bugün yapman gerekenleri sıraya koymak
olsun, ister hangi isteklerini şimdi yapacağına, hangilerini erteleyeceğine
karar vermek olsun kendine sorman gereken gerçekten önemli olanın ne olduğu.
Genel olarak söylersem, duygularımız olan şeyler ilk sıralarda yer
alacaktır, canlılar, yaşam, özellikle sana yakın olanlar. Cevabın ne olursa
olsun bu durumda senin için en önemli şeyin ne olduğunu öğreneceksin.
Ne Zaman Harekete Geçmeli ve Ne Zaman Durmalı
/ Geri Adım Atmalıyım?
Yapman
ve yapmaman gerekenler hakkında bir his sahibi olmak için bu soruyu sor. Bu
aydınlanmış bir hayat yaşamak için ileri seviye bir derstir. Sayılamayacak
kadar çok zaman ya gerekli bilgiye sahip olmadan çok erken hareket etmişizdir
yada çok geç kalmışızdır.
Kendine
sakince ve güvenli bir şekilde sor; bu durumun neresinde yer almalısın, ne
zaman beklemeli veya tamamen çıkmalısın, rolün hakkında kesin bir fikir
edineceksin. Cevabı aldıktan sonra hala iç sesine karşı hareket etmek
istiyorsan unutma ki hayat küçük drama serilerinden oluşur ve hiç birinin bir
drama kral veya kraliçesine ihtiyacı yoktur. Hayat dediğimiz bir sınavsa eğer
amacımız bu sınavı başarıyla tamamlamak, geçer not almak… İyi ve mutlu bir
insan olmak.
Beni Ne Tamamen Mutlu Eder?
Seni
mutlu eden aktiviteler nelerdir? Bir liste yap. Bu listedekilerden hangilerini
dün yaptın? Veya geçen hafta, geçen sene? Kendini şımartmak için hangilerini
bugün yapabilirsin? Senin için meydan okuma olabilecek yeni bir durumla
karşılaştığında kendine bu durumda beni ne mutlu eder diye sor.
Ve
geniş bir yelpazede bak konuya. “Gemi seyahati”ni listene alabilirsin, ama
“kütüphanede takılmak” veya “köpeğimle oynamak” senin için mutluluk verici ise
her gün mutlu olabilirsin, ve bu gerçekten önemlidir. Seni şimdi, bugün mutlu
edecek (ve daha sonra mutsuz olmana sebep olmayacak) şey nedir? Onu yap. Her
gün kendini mutlu edecek ufak şeyler yapmayı unutma.
Bir danışanıma kendisini en çok neyin mutlu ettiğini sorduğumda “Evim temizse, yemeğim de varsa...” dedi. Bir insan böyle mutlu olamaz, kendinizi kandırmayın. Hayattan zevk aldığın şeyler olmalı, hobilerin olmalı, kendine vakit ayırmalısın, beyninde sürekli konuşan sesleri ve şehrin gürültüsünü susturabileceğin yerlere gitmelisin, bunu rutine bindirebilirsen doğayla baş başa geçireceğin zamanların ne kadar iyi geldiğine inanamayacaksın.
Bir danışanıma kendisini en çok neyin mutlu ettiğini sorduğumda “Evim temizse, yemeğim de varsa...” dedi. Bir insan böyle mutlu olamaz, kendinizi kandırmayın. Hayattan zevk aldığın şeyler olmalı, hobilerin olmalı, kendine vakit ayırmalısın, beyninde sürekli konuşan sesleri ve şehrin gürültüsünü susturabileceğin yerlere gitmelisin, bunu rutine bindirebilirsen doğayla baş başa geçireceğin zamanların ne kadar iyi geldiğine inanamayacaksın.
Çocukluğum
ve gençliğim Suadiye’de geçti. Yeşil benim için bahçe demekti. Babam
İstanbul’lu, annem İzmir’li olduğundan gidecek bir köyümüz de yoktu. En
sevdiğim doğa parçası denizdi, çünkü ormanın ne olduğunu bilmiyordum. Derken
Bahçeköy’e taşındık eşimle, Belgrat Ormanı’na yani. İlk bir kaç sene
Bahçeköy’ün tadını çıkartamadığımı şimdi daha iyi anlıyorum. Sonra sokak köpeklerim
oldu, Paşa ile aşağı yukarı 7-8 senedir orman yürüyüşleri yapıyoruz. Hayvanları
çok seviyorum, onlarla vakit geçirmekten çok keyif alıyorum ve onlarla birlikte
ormanda olmak bambaşka bir keyif. Benim gittiğim pek kimsenin girmediği yerler
de var. “Deniz varken orman da neymiş ki?” diyen ben şimdi haftada en az 2 kere
gitmezsem kendimi eksik, boğulmuş hissediyorum. Bundan başka sana artısı ne
oldu diye soracak olursanız, 2 ay önce bilinç analizi yaptırdım ve yapan kişi
bu derece dengede olabilmek için ne yapıyorsunuz, meditasyon mu, reiki mi diye
sordu. Oysa hiç birini yapmıyorum.
İnsan
araya çomak sokmadığı sürece doğa muhteşem bir dengeye sahip. Bizler de
hayatımızda denge istiyorsak bunu alabileceğimiz en doğru yer doğa.
BEYİN
Beyin sırları hala tam çözülememiş bir organ. Ona rağmen hepimiz
kendimizinkini çok iyi şekilde kullandığımızı, tam randımanlı çalıştırdığımızı
zannediyoruz. Ama ne yazık ki gerçekler pek de öyle değil. Beynini bir araba
gibi düşün. Eğer arabanızın teknik özelliklerini bilmezsen onu doğru şekilde
kullanamazsın. İstediğin hayatı yaratman ve kendine doğru şekilde koçluk
edebilmen için önce arabanın herhangi bir teknik sorunu var mı yok mu onu
öğrenmemiz gerekiyor.
Şimdi aşağıdaki satırları okurken kendini orada hayal et, gözünde
canlandır.
Teyzenlerin dağ evine bir kaç parça eşya getirmek için gitmişsin.
Hava kararmak üzere. Evden alacağın tüm eşyaları toplamışsın. Bir tek bodrum
kattan alacakların kalmış. Ortalık sessiz. Bodruma iniş kapısını açıyorsun.
Aşağısı karanlık. Düğme bir kaç basamak aşağıda. Fazla bir şey düşünmemeye
çalışarak düğmeye ulaşmaya çalışıyorsun. Evin seslerini duyuyorsun, rüzgarı,
çıtırtıları… Ensenden soğuk bir şey geçmiş gibi ürperiyorsun. Tam o sırada
ışığı yakıyorsun. Ortalık bir anda aydınlanıyor, ama henüz merdivenlerin üst
kısımlarında olduğun için bodrumu net bir şekilde göremiyorsun. Temkinli olmaya
çalışarak bir kaç basamak daha iniyorsun, garip bir gıcırtı duyuyorsun. Ne
olduğunu anlamak için öne doğru eğildiğin sırada ampul patlıyor ve bodrumun kapısı
büyük bir gürültüyle üzerine kapanıyor. Merdivenlerin ortasında, karanlıkta tek
başınasın. Sesini duyabilecek kimse yok. Cep telefonun yukarıda şarjda, öylece
kalakalıyorsun karanlığın içinde. Aşağıdan birisinin sana doğru yaklaştığını
hissediyorsun, belli belirsiz bir kaç adım sesi duyuyorsun… Yukarıya doğru
koşarak kaçmak istiyorsun ama bacakların emrine itaat edebilecek durumda değil.
Bu bir kaç satırı okurken neler hissettin? Kalp atışların hızlandı
mı? Ellerin üşüdü ve gerildin mi?
Oysa muhtemelen gayet güvenli bildiğin bir yerde sadece kitap
okuyorsun, değil mi?
Beynin düşündüklerine tepki verir.
Ve beyin en kolay kandırılabilen organdır.
Bir film izlediğinde heyecanlanmanı, gülmeni, korkmanı, ağlamanı
sağlayan şey beyninin gerçek ile kurgu arasındaki farkı algılamamasıdır. Mesela
korktuğun zaman avuçlarının terlemesi, kalp atışının hızlanması gibi tepkiler
vücudunun beynindeki salgılanan hormonlara verdiği tepkilerdir. Beynin ve
vücudun senin yediğin gıdalardan beslenir. Beynin eksik veya fazla gelen
gıdalar konusunda seni uyarmak için “benim huyum böyle” sandığın davranışlar
geliştirmene sebep olur. Şunu unutma ki insanın din ile olan ilişkisini
belirleyen bile beynindeki hormonlardır. Depresyona girdiğinde, fazla endişe
hissettiğinde, hatta “kalbin” kırılıp da aşk acısı çektiğinde bile doktor sana
beynindeki hormonları düzenleyecek ilaçlar verir.
Bizler “Beynim bana “öyle yapmamalısın” diyor ama kalbime söz
geçiremiyorum.” derken aslında kalbimizin hakkını yerken beynimize de hak
ettiğinden fazla değer veriyoruz. Beyin salgıladığı hormonlara bağımlı yaşayan
bir organdır çünkü.
Aşağıdaki her tabloda sorunlar kısmını 0 (hiç) - 4 (her zaman)
şeklinde puanlandır. Eğer bir tabloda 3-4 puan verdiğin 5’ten fazla seçenek
varsa reçeteleri uygulamaya koyman senin istediğin hayata ulaşabilmende en
önemli adım olacaktır. Beslenmeni değiştirmene, reçetelerdeki uyarıları
uygulamana rağmen 7 hafta içinde bir değişiklik görmezsen bir nöroloğa gitmeni
ve SPECT çektirmeni öneririm.
Bu konuda daha detaylı bilgi almak isteyenlere “Beyninizi
Değiştirin Hayatınız Değişsin” kitabını kesinlikle tavsiye ederim.
Beynin görevleri, sorunları, kontrol listeleri
ve reçetelere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
ALIN KORTEKSİ REÇETELERİ İLE İLGİLİ
AÇIKLAMALAR
1- Bir sayfalık mucize aslında kendine koçluk etmenin de temeli ve
kısaltılmış versiyonudur. İlişkiler, İş, Para ve Kendin (Akıl, Beden, Ruh)
başlıklarının kısa özetini çıkarıp aynanın kenarına asabilirsin mesela. Böylece
her sabah kalktığında ve her akşam yatmadan önce görebilirsin.
2- Negatife ve hoşuna gitmeyenler yerine pozitife ve hoşuna
gidenlere odaklan. Beyin bir problem çözme makinesi olduğundan olumsuzlukla
beslenmeyi sever. Ama zaten amacımız seni beyninin kölesi olmaktan çıkarıp
efendisi haline getirmek değil mi? Televizyondaki dizilere bak mesela… Kaç dram
dizisine karşılık, kaç tane komedi var?
Hayat bir sınavsa yani aslında problem çözmekten ibaretse
hayatında hiç sorun olmaması hayat olmaması anlamına geliyor. Kalp atışlarını
düşün. Nasıl da inişli çıkışlılar. Hayatımız da öyle inişli çıkışlı geçecek,
yeter ki düz çizgi olmasın. Bunu kabullendikten sonra artık hayatında olan
olumlu şeylere, etrafındaki insanların senin için yaptığı güzelliklere odaklan.
Bunu da çalışacağız.
3- Hayatının bir anlamı, amacı olsun. Bu dünyaya ne katmaya
geldin?
4- Düzenli ol, ihtiyaç duyduğunda yardım al. Bir sayfalık mucize
bunun bir adımıydı.
Bir not defteri, ki artık bunu cep telefonunda bile tutabilirsin
ve unutmaman gerekenler için alarm kurabilirsin, hayat kurtarıcı olacaktır.
Sürekli güncel tutacağın Yapılacaklar listen, randevu defterin, aklına
gelenleri not alman işini çok kolaylaştıracaktır.
Kağıt ve ev işlerini aksatıyorsan yardımcı tut. Önce hoşlanmadığın
işlerden başla, böylece motivasyonun veya enerjin düşmeden onlar bitmiş olur,
senin de yapmamak için bir bahanen kalmaz.
İşlerini önceliklendir. İşleri gözünde büyütmemek için “Bebek
adımları”nı kullan, yürümen gereken tüm yolu düşünme, sadece bir sonraki adımı
düşün. Unutma her şey küçük bir adımla başlar.
Alın korteksi sorunları yaşayan biri olarak bir örnek vereyim;
bütün evi temizlemem gerektiğini düşündüğümde (özellikle süpürme işinden nefret
ediyorum) yapmam gereken tüm işleri bir film şeridi gibi gördüğümde
motivasyonum o kadar düşüyor ki yapmamak için iki kişilik ailemize 5 çeşit
yemek pişirdiğimi bilirim. Ama ufak ufak başladığım zaman “Şu kıyafetleri
kaldırayım. Ay dur şuranın da bir tozunu alıvereyim. Şurayı süpüreyim de
kalanını yarın yaparım…” diye başladığımda (ya da beynimi kandırdığımda) her
şey çok daha kolay oluyor.
5- Biofeedback faydalı bir araç olabilir. Bu cihaz kişinin
bedenindeki fizyolojik tepkileri (el ısısı, ter bezi etkinlikleri, kalp atışı,
beyin dalgaları, vb.) ölçerek hastayı bilgilendirir. Nasıl değiştirebileceğini
yolunda da eğitir.
Beynimiz 5 dalga boyutunda çalışır;
-
Delta (1-4 salınım / saniye):
Çoğunlukla uykudayken oluşan dalga boyu
-
Teta (5-7 salınım / saniye): Hayal
kurarken, gevşerken veya uykuya geçerken oluşan dalga boyu
-
Alfa (8-12 salınım / saniye):
Gevşemişken oluşan dalga boyu
-
SMR (Sensorimotor ritim, 12-15 salınım
/ saniye): Odaklanmış gevşeme halinde oluşan dalga boyu
-
Beta (13-24 salınım / saniye):
Konsantrasyon, zihinsel faaliyet veya acil durumlarda oluşan dalga boyu
DEB’si (Dikkat Eksikliği Bozukluğu) olan çocuklar ile yapılan
Biofeedback çalışmaları neticesinde bu çocukların beta konsantrasyon durumunu
uzun süre koruyamadıkları ve teta yani hayal kurma dalgasında çok zaman
geçirdiği tespit edilmiş. Konsantre oldukça yani beta dalgasında kaldıkça daha
fazla ödüle ulaşabildikleri bir oyun ile çalışma yapmışlar. Beta artıp, teta
azaldıkça oyun devam ediyor, ancak oyuncu istenen beyin dalgasını sağlayamazsa
oyun duruyor. Tabii ki bu bir gecede hayat değiştiren bir çalışma değil. 1-2
sene sürmesi gerekiyor. Ancak yine aynı noktaya geliyoruz ki; beyin
eğitilebilir bir organ, geliştirilebilir bir kastır. Nasıl bir günde bir
muhteşem bir sporcuya yada vücut geliştirmeciye dönüşmen mümkün değilse
beyninin kontrolünü bir günde ele geçirmen de mümkün değil.
6- Görsel - işitsel uyarım University of Texas’da denenmiş bir
çalışma. Beynin ayarlanması ve daha odaklı hale gelmesi amacıyla kişiye özel
frekanslarda ani ses ve ışıklar veren gözlük ve kulaklıklar geliştirdiler.
Hastalar bu gözlükleri günde 20-30 dakika takıyorlar. Teşvik edici sonuçlar
alınmış. Ancak uyarımlar bırakıldığında belirtiler geri dönüyor. Gelecek vaat
eden ancak geliştirilmesi gereken bir yöntem olarak gözüküyor.
7- Başka birinin uyarıcısı olma. Kargaşa ve çatışmadan beslenen
insanlar var. Belki de o sensin hatta. O bağırırsa sen daha da sakin ol. Alçak
bir sesle konuş, bağırma ve ılımlı tavırlar takın. Durum kontrolden çıkıyorsa
ara ver, banyoya gitmen gerektiğini söyleyebilirsin veya bu konuyu bir kaç gün
sonra konuşmak üzere bir tarih belirleyebilirsiniz. Cevap vermek için değil
anlamak için dinle. Durumu doğru olarak anlamak ve üzerinde düşünmek için sakin
bir ortama ihtiyacın olduğunu söyleyebilirsin. Kısa vadede işler kötüleşiyor
gibi gözükse de uzun vadede düzelecek. Eğer bu durumdaki sensen yakın çevren
ile bu bilgiyi paylaş ve sana yardımcı olmalarını iste.
8- Beslenme: Yüksek proteinli, düşük karbonhidratlı ve yağ oranı
düşükçe bir beslenme şekli alın korteksi sorunları yaşayanlara oldukça yardımcı
olabilir. Bu diyet kan şekerini dengelediği gibi, konsantrasyona da yardımcı
olur. Fast-food yiyecekler, krepler, gözlemeler, hamur işleri basit
karbonhidratlar içerdiği için önerilmez. Yağsız etler, yumurta, az yağlı
peynirler, kuruyemiş ve baklagiller tavsiye edilir. Dopamin eksikliğini veya
fazlalığını giderecek beslenme şekilleri araştırılmalıdır. Örnek günlük
beslenme aşağıdaki gibi olabilir;
Sabah: Az yağlı peynirle hazırlanan omlet
Öğle: Balık veya tavuk salatası, karışık sebzeler
Akşam: Yağsız et ve sebzeler
Ancak serotonin eksikliği olanlar için bu beslenme şekli sıkıntı
yaratabilir. Serotonin ve dopamin birbirini dengeleme eğilimindedirler, biri
yükselirken diğeri düşer.
Üzüm çekirdeği, çam kabuğu, gingko biloba kombinasyonları gıda
takviyesi olarak alınabilir. Lütfen doktoruna danış.
9- Mozart’ın 21 no’lu piyano konçertosu dinleyen DEB hastalarının
%70’i herhangi bir ek tedavi olmaksızın araştırmanın bitiminden 6 ay sonra bile
gelişmiş hallerini korudular.
BAZAL GANGLİYA REÇETELERİ İLE İLGİLİ
AÇIKLAMALAR
1- İçindeki falcıyı öldür. Aklına gelen otomatik olumsuz
düşüncelerin farkına var. En kötüyü düşündüğünde hiç hayal kırıklığına
uğramamış olabilirsin ancak yaşadığın stres bağışıklık sistemini zayıflatacağı
için hasta olabilir ve erken ölebilirsin. Hani korku filmi izlerken korkuya
vücudunun verdiği tepkilerden bahsetmiştik ya… Düşüncelerin bedenindeki her
hücreyi etkiler, unutma. Otomatik olumsuz düşüncelerinin farkına vardıktan
sonra onu cevapla. Aklından geçen her düşünceyi kabul etme. Düşüncelerin
hakkında düşünmen gerekir. Tüm şirketin önünde bir sunum yapacağını
heyecanlanıp eline yüzüne bulaştıracağını ve bu yüzden rezil olacağını
düşünüyorsun mesela. Sen değil de bir başkası olsa senin yerinde ve
heyecanlandığını anlasan, arkadaşının rezil olduğunu mu düşünürsün? Hayır, değil
mi? İnsanlar da senin rezil olduğunu düşünmeyecekler. Gülebilirler, sen de
gülebilirsin kendine. Bu seni rahatlatacak. Onlara çok heyecanlı olduğunu
söyleyerek, dürüst davranıp avantajlı konuma bile geçebilirsin. Seni çok daha
sempati ile dinleyeceklerinden emin olabilirsin.
2- Güdümlü hayal kullan. Bütün sene boyunca çıkacağın o 1-2
haftalık tatili bekleyerek yaşama. Her gün 20-30 dakika kendine oturduğun yerde
yaratabileceğin bir tatil var. Rahat bir yere otur, hatta bu süreyi uyumadan
geçirebileceksen yatmadan önce uzanarak bile yapabilirsin, kendini en mutlu
hissettiğin yerde olduğunu hayal et, deniz kenarında, ormanda, köyünüzde.
Hayalin ne kadar canlı olursa etkisi de o kadar fazla olacaktır.
Beynini susturmaya çalış. Bu benim bu konularla ilgilenmeye
başlamadan çok önce üzerinde çalıştığım bir şeydi. Arada aklın farklı yerlere
kayacak. Üstelik de çalışmaya ilk
başladığında çok da hızlı olacak bu. Sorun değil. Fark ettiğin anda hayaline
geri dön. Yavaş ve sakin nefes al.
3- Diyaframdan nefes alın. Bu da karnını şişirene kadar nefes
almak demektir. Bebekliğimizde doğru nefes alırken büyüdükçe daha yüzeysel
nefes alırız. Hele biz kadınlar karnımız şiş gözükmesin diye mümkün olsa nefes
bile almayabiliriz.
Özellikle kaygı ve panik hallerinde mümkün olduğu kadar derin
nefes alın, beynine giden oksijen arttıkça sakinleşecek ve daha doğru düşünmeye
başlayacaksın.
Geçen gün kapı kolu çıkmış olan ve bizim raflarla ardiye haline
getirdiğimiz, içinde tek başıma zor dönebildiğim küçük tuvaletin kapısına bir
şeyler aranırken çarpınca kendimi bir anda orada kilitli kalmış buldum. İlk
anda hissettiğim şey ensemden yukarıya doğru bir basınç ve yanmaydı. Aklımdan
hızla geçenler cep telefonumun salonda şarjda olduğu, zaten yanımda olsa da
evin kapısının kilitli olduğu ve telefonun bir işe yaramayacağı olunca panik
bir kat daha arttı.
Sonra kendime sakin olursam buradan çıkmanın bir yolunu mutlaka
bulacağımı söyleyerek derin bir kaç nefes aldım. En kötü ihtimalle camı kırıp
kapıyı dış taraftan açabilirdim. 1-2 başarısız girişimden sonra kapı kolunu
oradaki rafta buldum ve çıktım.
Falcılık yapıp “Ben burada kısıldım kaldım, asla çıkamayacağım,
havasızlıktan öleceğim.” demedim. Korkumu bir kenara bırakıp mutlaka bir çözüm
bulacağıma odaklandım.
Derin nefes almayı daha doğru bir şekilde çalışmak istiyorsan sırt
üstü yattığında karnının üstüne bir kitap koy ve nefes alıp verdikçe onun
yükselip alçalmasını sağla.
Ayrıca bu dünyada alacağımız nefes sayısının da belli olduğu
söylenirken kısa nefeslerle süreyi kısaltmamak lazım sanırım.
4- Meditasyonu / Kendi kendine hipnozu dene. Namaz kıl. Hz. Ali
namazı denilen tarzda ama. Rivayet odur ki Hz. Ali namaz kılarken kılıç
saplanır ancak namazı bitene kadar farkına varmaz. Aslında bütün dinlerin bizi
eğitmeye çalıştığı şey aynıdır, kendi nefsini yenebilmek yani beyninin sana
dayattığı şeylere karşı koyabilmek, onun hakimi olabilmek. Meditasyon, hipnoz,
dua, namaz, Ferrari’sini Satan Bilge’deki Gülün Kalbi gibi ritüeller… Seç beğen
al. Yeter ki çalış üzerinde.
5- 18 / 40 / 60 Kuralını düşün.
18 yaşındayken herkes senin hakkında düşünüyor sanırsın.
40 yaşındayken başkalarının senin için ne düşündüğü umurunda bile
değildir.
60 yaşındayken kimsenin senin hakkında bir şey düşünmediğini fark
edersin.
Özellikle “Elalem ne der” diyerek hayatlar çürütmüş bir toplumun
bunu içselleştirebilmesi biraz zor olabilir aslında ama sen değiş, dünya da
seninle değişecek.
Evet, insanlar birbirleri hakkında konuşurlar, hatta dedikodu da
yaparlar. Ama bu konuşmalar genelde anlık gerçekleşir. Bir çoğuna senin
hakkında dediklerini sonra dinletsen utanırlar, aslında onu kastetmediklerini
söylerler, aslında doğrudur da bu.
İnsanlar etrafındakilerin, özellikle sevdikleri kişilerin iyi ya
da mükemmel olmasını isterler, hatalarını ortadan kaldırmak isterler. Bu yüzden
de olumsuz taraflarını konuşurlar.
Yüzünüze karşı da konuşurlar. Bekarsanız ilk soru “Yok mu
birisi”dir. Var dersen “Evlilik ne zaman?” der. Evlensen “Çocuk yok mu?” der.
İlk çocuğunu yapsan ikinciyi sorar, ikinciyi yapsan üçüncüyü… Bu bizim toplumumuzda
bir muhabbet etme şeklidir. Eğer sen bu aşamalardan herhangi biriyle ilgili
kendi içinde sıkıntı yaşıyorsan, mesela çocuk sahibi olmak istiyorsan ama o
sırada bazı nedenlerle olmuyorsa alınırsın. “Bak, biliyor ne kadar zamandır
uğraşıyoruz. Beni gıcık etmek için soruyor.” dersin. Oysa o sadece muhabbet
ediyor.
18 senedir aynı evi paylaşıp da çocuk sahibi olmadığımızı öğrenen
herkes bizi çocuk sahibi yapmak için bir çaba içine giriyor. Bu ikimizin kararı
ve hiç kimsenin bizim hayatlarımızı yönetmeye gücü yetmeyeceğini bildiğimden
gülerek cevap veriyorum. Kızmıyorum, alınmıyorum, sinirlenmiyorum. Sen de öyle
yap. Kimse sana zorla bir şey yaptıramaz, ailen dahil. Sadece kulaklarını
tıkamayı ve geçiştirmeyi öğren yeter.
6- Çatışmayla başa çıkmayı öğren. Sırf hayır dememek için
istemediğin şeyleri kabul etme. Çocuğunun ağlama krizleri ile başa çıkamadığın
için onun hemen hemen her istediğini yaptığını düşünelim. Birinci; çocuğuna
iyilik yapmıyorsun. Aşırı talepkar bir birey yetiştiriyorsun. Ağlama krizinde
olduğu sürece İSTİSNASIZ hiç bir şey alınmayacağı konusunu netleştirmelisin
önce. Kararlı, cana yakın ve tutarlı olmak durumundasın. Bir hareket almada ne
kadar geç kalırsan bu durumdan kurtulman o kadar zor olacaktır.
Bu karşındakini sevmediğin anlamına gelmez.
Bu karşındakini üzmek ya da ona terbiyesizlik etmek anlamına da
gelmez. Ama istemediğin bir şeyi yapmaya devam edersen ilişkin çok daha ağır
yaralar alabilir.
7- Beslenme: Aç kalmamaya dikkat et. Hipoglisemin varsa bu kaygıyı
daha da kötü bir hale getirir. Bazal gangliya etkinliğin düşükse gün boyu
enerji sağlayacak yüksek protein - düşük karbonhidrat diyeti sana iyi
gelecektir.
Kafein kaygıyı kötüleştirebilir.
Alkol kısa vadede çözüm gibi dursa da uzun vadede yokluğu kaygıya
sebep olacak ve alkol bağımlılığı riskini arttıracaktır.
B vitaminleri, özellikle B6 yararlıdır.
Kava suyu, kediotu kökü gibi bitkisel takviyeler, papatya ve
lavanta özü yağlarından elde edilen kokular da sakinleştirici etki gösterir.
DERİN LİMBİK SİSTEM REÇETELERİ İLE
İLGİLİ AÇIKLAMALAR
1- Otomatik olumsuz düşünceleri öldür. Otomatik olumsuz düşünceler
aslında bir nevi gereksiz yargılardır.
Umursamadığın için böyle yapıyorsun.
Beni sevmiyorsun.
Bu bir şey ifade etmiyor.
Zaten hiç bir şey yapmıyorsun.
Beni hiç dinlemiyorsun.
Bu senin hatan.
Kötü şeyler olacak.
Düşüncelerimizin vücudumuzu etkilediğini daha önce öğrenmiştik.
Daha da bilimsel bir kanıt istiyorsanız; yalan makineleri bu şekilde çalışıyor.
El ısısı, kas gerilimi, nefes oranı, kan basıncı gibi vücut tepkilerini ölçer.
Yalan söyleyen veya söylemesi gerektiğini düşünen kişinin elleri soğur ve
terler, kalbi hızlanır, kan basıncı yükselir, nefes alış verişi artar.
Beynimiz düşüncelerimize bu kadar hızlı tepki verirken size bir de
güzel haberim var. Beyin çok da zeki bir organ değil aslında, kandırılmaya çok
müsait. Mesela beyin mutlu olduğunu nereden anlıyor? Yüzündeki gülümsemeden.
Güler yüzlü olmak, başta yalancıktan da yapıyor olsan, bir süre sonra beyin
kimyanı etkileyerek basit bir şekilde mutlu olmanı sağlayacak. Ama bu arada
aklından olumsuz düşünceler geçirmemeye de dikkat etmen gerekiyor.
“Söylediklerinize
dikkat edin; düşüncelere dönüşür…
Düşüncelerinize
dikkat edin; duygularınıza dönüşür…
Duygularınıza
dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…
Davranışlarınıza
dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…
Alışkanlıklarınıza
dikkat edin; değerlerinize dönüşür…
Değerlerinize
dikkat edin; karakterinize dönüşür…
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…” MAHATMA
GANDI
Bu aslında NLP’nin (Neuro Linguistic Programming - Zihin Dil Programlaması) de
temelini oluşturur.
İçimizdeki
falcıyı öldürürken kullandığımıza benzer teknikler kullanacağız bu otomatik
olumsuz düşüncelerden de kurtulmak için.
Düşüncelerimiz
hakkında düşünmediğimiz sürece onlar otomatik düşüncelerdir. Durup dururken
aklımıza gelmiş olmaları onları bizim düşüncemiz yapmadığı gibi, gerçek de
yapmaz. Hiç kendi kendine yalan söylediğini fark etmedin mi şimdiye kadar? Bir
başkası bize bir şey söylediği zaman nasıl bir değerlendirmeden geçiriyorsak,
doğru mu yalan mı olduğunu test ediyorsak, bizim için faydalı mı zararlı mı
olacağını düşünüyorsak aynı şeyi öncelikle kendi düşüncelerimiz için yapmamız
gerekir.
Düşüncelerinin
olumsuz olmasına, seni üzmesine ve sağlığını olumsuz etkilemesine göz mü
yumacaksın yoksa onları olumlu olmaları için eğitecek misin?
-
Düşüncelerinin farkına var.
-
Düşüncelerin hakkında düşün.
-
Düşüncelerine cevap ver.
-
Düşüncelerini sına.
Her
zaman / Asla düşüncesi. Her zaman, asla, hiç kimse, herkes, her şey, hep, hiç
sözcükleri çoğunlukla yanlıştır. Bunları düşünürken veya söylerken kendini
yakaladığında durumun farkına var. “Patron beni hiç sevmiyor.” Gerçekten mi?
Belki de o gün kötü bir gün geçiriyordur. Sevmiyorsa neden seni hala işten
atmadı?
Olumsuza odaklanmak. Apartmanında 2 asansör olan bir adam
kendisini çok şansız sanıyor. Çünkü eve her geldiğinde asansör üst katlarda
oluyor ve çok beklemek zorunda kalıyor. Bir gün yine buna hayıflanırken gerçek
durumun ne olduğunu tespit etmeye karar veriyor ve eve her geldiğinde asansörün
kaçıncı katta olduğunu not etmeye başlıyor. Ve bir süre sonunda fark ediyor ki
aslında %70 oranında asansör 4. kat veya daha aşağısında. Apartman 12 katlı.
Pollyannacılık oynamak çok da kötü bir şey değil. Dünyaya toz pembe gözlüklerle
bakmayın tabii ki. Bir konunun olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendirin. Ama
olayların içinde iyi bir şeyler bulmaya çalışın. Başına gelen iyi şeylere
şükretmek kolaydır, asıl olan kötü olaylara da şükredebilmek ve bunun yine de
olabilecek olanın en iyisi olduğuna inanmaktır.
Falcılık / Akıl okuma. “Eşim bunu asla kabul
etmez.” Kendini gerçekleştiren kehanetleri de buna katarsak… Sen kabul
etmeyeceğini düşünerek o kadar olumsuz anlatırsın ki konuyu kabul etmez. Ama
gerçekten fikrini severek, onu da ikna edecek şekilde olumlu taraflarını, size
neler katabileceğini anlatırsan… Bırak isterse ondan sonra kabul etmesin.
Başkaları yerine kararlar vererek, yargılarda bulunarak elindeki fırsatları
kaçırma, istediklerinden vazgeçme.
Sana negatif
bir tavırla veya kötü davranacağın beklentisiyle yanaşan birine olduğun gibi
davranabilmek zordur. Eşim Eyüp iş makinesinde çalıştırmak üzere bir operatör
işe almıştı. Adamın çalışmasından da gayet memnundu. Ancak adam sürekli, bazen
günde 1-2 defa yanına gelip “Abi beni kovmayacaksın, değil mi? Çalışmaya devam
edeceğiz, değil mi? Eleman aramıyorsun abi inşallah…” dedi, dedi, dedi… Ve bil
bakalım ne oldu? Eyüp sonunda adamın bu hallerinden o kadar bıktı ki hiç
sorunları yokken adamı kovdu.
Hislerinle düşünmek. Her hissettiğimiz doğru olsaydı şimdiye
muhtemelen dolar milyoneri olmuştuk. Tıpkı düşüncelerin gibi hissettiklerin
üzerine de düşün. “Beni sevmediğini hissediyorum.” Neden böyle hissediyorsun?
Sana olan sevgisini hiç hissetmedin mi? Sevmiyorsa neden hala seninle beraber?
Bu hissin bir tek olaya mı dayanıyor yoksa bir şeylerin birikimi mi?
Suçluluk. İstemediğimiz şeyleri yapmamıza yol
açabilecek bir his. Üretken olmadığı gibi amaçlarımıza da ulaşmamızı engeller.
“Annemlere gitmem gerek. Çocuklarla daha çok zaman ayırmam lazım” Lazım, gerek,
zorundayım, -malıyım diye konuştuğunuzu fark ettiğinizde bunları “...
istiyorum, … yapsam ne güzel olur, … yararıma olacak” gibi cümlelerle
değiştirin. Ne demiştik, NLP… Zihninizi doğru programlayın.
Etiketleme. Kendiniz veya başkaları hakkında
olumsuz yargılara varma. “Odun, öküz, kibirli, sorumsuz, aptal vs” Ne demiş
sevgili Sezen Aksu? Beni kategorize etme. Yargıya varmak o kişi (veya kendinle)
ilgili artık bir daha değerlendirmede bulunmayacağın anlamına gelir. Ne yapsa
(yada yapsan) boştur. Oysa insanlar her zaman değişebilir, gelişebilir ve hiç
beklemediğin bir zamanda hiç beklemeyeceğin tepkiler verebilirler.
Kişiselleştirme. Zararsız olayları kendi üzerimize
alınma. Patron sana rapordaki hatalarını gösterdiğinde ya da eşin bir konuyla ilgili
fikrine katılmadığında bu sana kızgın ya da seni sevmiyor demek değildir.
İnsanların neyi neden yaptığını bilemeyiz, daha kendimizinkileri çözmeye
çalışıyoruz. Direkt şahsına yapılan bir hareket yoksa olayları
kişiselleştirmeyin.
Suçlama. Başına gelenler için suçu bir başkasına
atmak seni kurban konumuna getirir. Sorumluluğu üzerine almadığın sürece durumu
değiştirmek için bir şeyler yapmak çok daha zor olur. Maddi bir konuda
kandırıldığını düşün. Evet o insan seni kandırmak amacıyla sana yaklaştı. Ama
SEN ona inandığın için kandın. Ve hatırla; eğer kulağa gerçek olamayacak kadar
iyi geliyorsa, muhtemelen gerçek değildir.
Özellikle
ilişkilerde kötü giden her şey için sevgili / eş suçlanır. Oysa trafik
kazalarında bile bir kişiye %100 kusur verilmesi çok nadirdir. Karşındakini
suçlamaya başlamadan önce düşün; sen neyi farklı yapsaydın böyle
neticelenmezdi. Başkalarını değiştirebilmen onlar istemediği sürece çok zordur.
Sen kendinden ve kendi yaptıklarından sorumlusun. Tek değiştirebileceğin
sensin.
2- Olumlu
düşünen insanlarla birlikte ol. Enerjini emen, sana negatif hisler yükleyen,
yanından ayrıldığında omuzunda bir ton yük hissettiren, daraltan ve bunaltan
insanlardan uzak dur. En çok vakit geçirdiğin on insanı listele ve değerlendir.
Seni ne kadar destekliyorlar yoksa umutlarını ve hayallerini hafife mi
alıyorlar? Onların yanından ayrıldığında nasıl hissediyorsun? Senden bir şey
olmayacağına inanan, hevesini kıran insanlarla birlikte olmaktansa sana güven
aşılayan, gitmek istediğin yolu destekleyecek, önerilerde bulunabilecek
insanlarla birlikte ol.
3- Çocuklarını
limbik bağlanma ile koru. Yapılan bir çalışmada anne-babalarını seven gençlerin
erken hamilelik, uyuşturucu kullanımı, şiddet ve intihar olaylarının çok düşük
olduğu tespit edilmiş. Çocuğunla kaliteli zaman geçirmek nedir peki?
Günde 20 dakika
çocuğunun sevdiği şeyleri yaparak zaman geçir. “Seninle zaman geçirmeyi
seviyorum, ne yapmamızı istersin şimdi?” gibi olumlu şeyler söyleyebilirsin.
Bu süre boyunca
emir vermek, soru sormak ve yönlendirme yapmak yok. Çocuklarımıza doğruları
öğretmek için her hatasını söylediğimizde çocukta “Ben her şeyi yanlış
yapıyorum, hiç bir şey beceremiyorum.” (hangi olumsuz düşünce çeşidiydi o?)
duygusu oluşur. Oyunda çocuğunun hile yaptığını fark edersen bile “Oyunun
kurallarını değiştirdin demek ki… O zaman ben de öyle oynayayım.” diyebilirsin.
Bu huyu devam ederse ayrıca bir zamanda konuşman iyi olur.
Olumlu
davranışlarına odaklan ve takdir et. Ama ödül vererek takdir etmekten
bahsetmiyorum. Çocuğunu ödülle cezalandırma. (Özgür Bolat’ın kitabı, çocuklu
ailelerin mutlaka takip etmesi gereken bir yazar ve okunması gereken bir
kitap.) Köpek eğitiminde de en önemli kurallardan biridir, köpeğin bir şeyi
yanlış yaptığında ona bağırıp çağırman bir süre sonra bir işe yaramaz çünkü o
dikkat çektiği ve senden bir tepki alabildiği için mutludur. Bu da kötü
davranışları arttırır.
Az konuş, çok
dinle. Çocuklar senin dediklerinden değil, davranışlarından örnek alırlar.
Eltim Meryem iş çıkışı okuldan oğlu Derin’i (yaş 8) alır, dışarıda bir şeyler
yiyeceklerdir. Ama Meryem cüzdanını bulamaz, yanlarında para yoktur. Derin çok
üzülür. Derken Meryem acil durumlar için çantasında hep yedek para taşıdığını
söyler ve yemeğe giderler. O günden sonra artık Derin yanında yedek para taşıyor.
O yüzden konuşmaktan çok dinle, anlatmaktan çok örnek ol…
4- İnsan
ilişkilerinizi geliştirin. Bu limbik bağlarınızı güçlendirecek. National
Institutes of Health (Ulusal Sağlık Enstitüleri) ağır depresyon tedavisi gören
hastalarla yaptığı araştırmada depresyon tedavisinde kullanılan 3 yaklaşımı
karşılaştırdı; ilaç tedavisi (antidepresan), bilişsel terapi (olumsuz
düşüncelerden kurtulma, olumluları besleme gibi bir terapi) ve bireyler arası
psikoterapi yani başkaları ile sorunlarını paylaşma. Sonuç ilginçti, çünkü
tedaviler eşit derecede etkiliydi; %33.3.
Çoğu insan
ilacın en etkili tedavi olduğunu düşünür. Oysa depresyona girmişsen bir sebebi
vardır. Sadece ilaç alarak tedavi etmeye çalışmak bataklığın üzerine sheltox
sıkmaya benzer. Bataklığı kurutmadığın sürece, sheltox’u kestiğin anda sinekler
basacaktır yine her yeri.
Ayrıca spor ve
egzersizin de çok faydası olduğu tespit edilmiş.
Depresyonun en
büyük kısır döngüsü ise; depresyona girdikçe insanlarla iletişimi kesersiniz,
insanlarla iletişiminizi kestikçe daha çok depresyona girersiniz. Bu ikisi siz
dur diyene kadar birbirini tetiklemeye devam eder. Ama insanlar ilaçların yan
etkilerini düşünmeden ilaca sihirli değnek muamelesi yapar. Oysa biraz
sosyalleşme, biraz spor, biraz terapi…
Çevrenizdekilerle
iyi geçinmek kendini iyi hissettirir. Hata arama. Çünkü hiç birimiz hatasız
değiliz zaten.
- İlişkilerinizi güçlü tutmak için sorumluluk alın. “Onun
hatası” diyip
geçmeyin.
- İlişkilerinizi hafife almayın. Zaman ayırmadığınız ve önem
vermediğiniz ilişkiler yıpranır. Bir ilişkide ne istiyorsanız ona odaklanın. Olumsuza
odaklanmak almayacağınız şeyler listesi ile markete gitmeye benzer.
- İlişkinizi koruyun. Karşınızdaki insanı geliştirin,
gelişebileceği alan tanıyın.
- Karşındaki insanın iyi niyetli olduğuna inan. Kurumsal bir
şirkette çalışırken senede 2 kere performans değerlendirmesi yapılırdı bizlere.
Değerlendirildiğimiz başlıklardan biri de “Karşısındakinin iyi niyetli olduğuna
inanır.”dı. Bu seni bir çok olumsuz düşünceden ve hamleden korur. Karşındakinin
söylediğini veya davranışını “iyi niyetli” olarak kabul edersen cevap vermek
için değil anlamak için dinlemeye başlarsın. Olayı kişiselleştirmezsin.
- İlişkinizi taze tutun.
- Olumluya odaklanın, iyiyi fark edin. Aşkın gözü kördür
devresi geçtikten, karşılıklı birçok taviz seve seve verildikten sonra artık
ilişkimize güvenir hale geldiğimizde Aşk’ın gözleri açılıverir ve kusurları
fark etmeye başlarız. Bir süre sonra o kusurlar ve yaptığımız tüm fedakârlıklar
gözümüze batmaya başlar. İnsanlar genelde karşısındakine aşık olmasına sebep
olan nedenlerden dolayı ayrılır mesela. İnce ruhu yüzünden birlikte olmaya
başladığınız adamı pısırıklığından, hiç bir şey ile savaşamıyor olmasından
dolayı terk ederiz. Bağımsız karakteri, uçarılığı nedeniyle aşık oldukları kadının
üç gün sonra eteğinin boyuna karışmaya, onu standartlaştırmaya çalışırlar.
Olmazsa ayrılırlar ya da o arada kadın kendinden vazgeçer.
- İletişime geçin. Başkalarıyla değil, tartışma yaşadığınız
kişiyle. Birçok tartışma yanlış iletişimden kaynaklanır. Aynı şeyi savunduğunuz
halde tartışıyor olabilirsiniz, birbirinizi anlamak için dinlemediğinizden. Çok
sinirliyseniz konuyu daha sonra, sakinleşince tartışın.
- Güveni koruyun ve sürdürün. Verdiğiniz sözlere sadık
kalın. Güven sadece aldatılmakla alakalı değildir, bir zorluk halinde yanınızda
olacağına inanmak en büyük güvendir.
- Zorluklarla mücadele edin. En uzun ilişkiler sorunsuz
ilişkiler değildir, zorlukları atlatmayı başarabilmiş ilişkilerdir.
- Birbirinize zaman ayırın. Çocuklu çiftler, özellikle siz.
4- Fiziksel temas sandığınızdan daha önemlidir.
Sevgilinizi, eşinizi, özellikle erkek tarafını yatak odasında cezalandırmayın.
13. yüzyılda
Alman İmparatoru II. Frederick birçok bebeği evlerinden aldı. Bebekler
beslenecekti ama onlara bakacak olan kişiler çok katı emirler almışlardı.
Bebeklerle konuşmak, onlara dokunmak, sarılmak yasaktı. Sonuç korkunç, bütün
bebekler öldü. Dokunmak insan beyninde oksitosin denilen sadakat hormonunu
tetikler. Bu hormon kadınlarda çok daha hızlı salgılanır. Erkekte salgılanması
ise kadından daha uzun zaman alır. Bu yüzden kadınların bir gecelik ilişkilere
girmesi uzmanlarca önerilmez.
Her ne kadar
bizim toplumumuz karı kocanın bile elele olmasını, sarılıp öpüşmesini bile
istemese de siz bulduğunuz her fırsatta eşinizle birbirinize dokunun. Bunlar
cinsel amaçlı dokunuşlar değil. Çocuklarınızın yanında birbirinizi öpmekten,
birbirinize sarılmaktan çekinmeyin. Böylece onlar da ileride sevgiyi bilen,
sağlıklı ilişkiler kuran bireyler olarak yetişeceklerdir.
5- Kendinizi
güzel kokularla çevreleyin. Derin limbik sistem beyinde koku ile doğrudan
ilgilenen kısımdır. Mesela lavanta yağı aroması insanları daha az sıkıntılı ve
daha az depresif yapar. Hoş kokular beyninin çalışmasını olumlu yönde etkiler.
6- Harika
anılar kütüphanesi. İnsan beyni bir anıyı hatırladığında o anda salgıladıkları
kimyasallara benzer kimyasallar salgılar. Bu yüzden terapiye giden kişilerin
geçmiş kötü olayları hatırlaması istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu
depresyonu daha da ağırlaştırabilir veya kişinin tüm o kötü olayları
hatırlaması kişinin kendini depresyonda olmaya haklı bulmasıyla sonuçlanabilir.
Kötü bir geçmiş beyin kimyasında izler bırakır. Bu da gelecekte de olaylara
olumsuz bakmaya yol açabilir ve hayatına daha fazla olumsuzluk çeker.
Olumsuz şeyleri
hatırlayarak mutlu olabilmen mümkün değildir. Beyin kimyanı değiştirmek için
güzel anıları hatırlamalısın.
Hayatında en
mutlu olduğun 10 anıyı düşün. Bunları zaman zaman hatırla. Mümkünse resimlerini
bul. Eskiden aile albümleri vardı, her şeyin dijital ortamda tutulmadığı
zamanlar… Kimi zaman açıp bakarken onlara, o güzel günleri tekrar yaşar gibi
mutlu olurduk. Arada bir bakmak için, sıkıntı hissettiğinde sana bu hayatta çok
güzel şeyler de yaşadığını hatırlatması için böyle bir albüm de hazırlayabilirsin.
Bu albüme
eklemeler de yapabilirsin, o gün başından seni çok mutlu eden bir olay geçtiyse
not edebilirsin. Eğer tek başına yaşamıyorsan, akşamları bir araya geldiğinizde
o gün başınızdan geçen en keyifli anı düşünüp paylaşabilirsiniz. Bu bir fıkra
da olabilir, beklemediğiniz bir yerden gelen bir destek veya takdir de
olabilir, eşinizin, sevgilinizin size bir anlık bir bakışı, teması olabilir...
7- Fiziksel
egzersiz. Egzersiz huzurlu bir duygu uyandıran endorfin salgılamanızı sağlar.
Bu da derin limbik sistem için çok iyileştirici olabilir.
Fiziksel
egzersiz kan akışını ve dolayısıyla damarları iyileştirir, bedeni sağlıklı
tutar. Aynı şey beynimiz için de geçerlidir.
Egzersiz sana
en başta yorgunluk verecekmiş gibi gelse de daha sonra enerji kattığını fark
edeceksin.
Çok ağır
sporlarla ilgilenmene gerek yok. Uzmanlar bir ömür boyu devam edebileceğimiz
sporlar yapmamızı öneriyorlar; yürüyüş ve yüzme gibi. Günde minimum 5.000 adım,
daha iyisi 7.500, eğer kilo da vermek istiyorsan 10.000 adım önerileri var.
Böylece
metabolizman hızlanacak. İştahın denetim altında olacak.
Egzersiz;
melatonin yani uyku düzeninden sorumlu hormonun da salgılanmasını
sağlayacağından uyku kaliteniz artar. Bu hormon gece karanlıkta 23:00 - 05:00
arasında salgılanır. Vücudun yenilenmesinden de sorumludur. Kanseri önleyici ve
bağışıklık sistemini destekleyici bir hormondur.
Ayrıca egzersiz
ruh halini de iyileştiricidir.
8- Beslenme.
Her yerde düşük yağ seviyesine sahip olmak övülüyor bu günlerde. Ama American
Journal of Psychiatry (Amerikan Psikiyatri Dergisi)’nde yayınlanan 2 çalışma
gösteriyor ki en yüksek intihar oranına sahip erkekler en düşük kolesterol
seviyesine sahipler. Vücudumuzun ve doğal olarak beynimizin ve derin limbik
sistemimizin de çalışmak için yağa ihtiyacı var. Omega-3 yağları sağlayacak
balıklar daha da yararlı.
Proteinler de
beyin sinir ileticilerinin yapı taşlarıdır. Az yağlı balıklar, peynirler,
fasulyeler ve kuru yemişler zengin protein kaynaklarıdır.
Serotonin yani
mutluluk hormonu seviyeni de yükseltmek için tam buğday ekmekleri gibi karmaşık
karbonhidratlar tavsiye edilir.
Yeterli
miktarda protein, yağ ve doğru karbonhidratlar ile beslenmek gerekiyor.
Çok okuduğumuz,
bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı bu çağda aslında bazen çok şey bildiğimizi zannediyoruz.
5-6 sene önce gittiğim diyetisyen doğru beslenmeyi öğrenmem konusunda bana çok
yardımcı oldu. O günden bu yana kilom kimi zaman biraz artsa yada azalsa da hep
aynıyım. Dengeyi sağlamayı öğrendim, nasıl beslenmem gerektiğini öğrendim. Belki senin de bir
diyetisyene giderek durum tespiti yaptırman ve doğru şekilde beslenmeyi
öğrenmen gerekiyordur. Ufak formüllerle doğru beslenebilmek çok kolay. Seni
zora sokacak, Türkiye’de bulunmayan şeyler önerecek, kendine ayrı yemek
pişirmene sebep olacak, dışarıya yemeğe gittiğinde neler yiyebileceğini
söylemeyecek, arada bir kaçamaklara izin vermeyecek kişilerden uzak dur.
SİNGULAT SİSTEMİ REÇETELERİ İLE İLGİLİ
AÇIKLAMALAR
1- Bir soruna
takılıp kaldığınızda dikkatini başka yere ver. Sevdiğin bir şarkıyı söyle,
hayvanınla oyna, seni oyalayabilecek bir şeyler izle, düzenli meditasyon yap.
Kilitlenen
düşünceler de otomatik düşünceler gibidir. Aynı çözümleri kullanabilirsin.
2- Huzur
duası’nı oku. Hayatta yapabileceğimiz ve yapamayacağımız bazı şeyler vardır. Bu
dua sana bunu hatırlatacak. Özellikle ilk 3 mısrasını ezberlemek çok faydalı
olabilir. Bu ilk 4 mısrasının bir Çin Tapınak yazısı olduğu söylenen bu metnin
daha farklısını ilerideki sayfalarda da göreceksin. Geri kalan kısmı ise
Reinhold Niebuhr’a atfedilmiş.
Tanrım, bana
değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmem için huzur,
Değiştirebileceklerim
için cesaret,
Ve ikisi
arasındaki farkı anlayabilmem için bilgelik bahşet.
Bir günü hak
ettiği gibi yaşayarak,
Her anın tadını
çıkararak,
Barışa uzanan
yolda zorlukları kabullenerek,
Sana
sığındığımda her şeyin iyi olacağına güvenerek,
Ki bu dünyada
makul bir mutluluğa,
Öbür dünyada
ise yüce mutluluğa ulaşabileyim.
3- Çelişkili
isteklerde bulun. Biz buna halk arasında “ters manyel verme” de deriz. Birisi
sizin her dediğinizin tersini yapma eğilimindeyse sen de ona ters manyel ver.
“Benimle akşam sinemaya gelmek istemezsin, değil mi?” “Bu raporu önümüzdeki
Pazartesi’ne kadar yetiştiremezsin, değil mi?” “Anneye şimdi kocaman bir öpücük
vermezsin sen şimdi.” gibi.
4- Beslenme.
Kendimizi endişeli, sinirli ve huzursuz hissettiğimizde genellikle makarna,
patates, ekmek, çikolata, patlamış mısır gibi serotonin salgılamamızı
sağlayacak karbonhidratlara yöneliriz. Ama bunlar çok da önerilen
karbonhidratlar değil, biliyorsun. Tavuk, hindi, somon, Fıstık ezmesi, yumurta,
bezelye, patates ve süt de serotonin seviyesini yükseltir. Düşük karbonhidrat
alımı bilişsel esneksizlik ve ruh hali sorunları yaratır. L-triptofan besin
destekleri de çok faydalı olabilir. Ancak, doktoruna danışmadan alma lütfen.
ŞAKAK LOBLARI REÇETELERİ İLE İLGİLİ
AÇIKLAMALAR
1- Mırıldanma
ve tonlama kullanma. Şarkı söyleme, mırıldanma, şiir okuma veya sadece konuşmak
bile tedavi edici olabilir. Müzik, Sağlık ve Eğitim Enstitüsü’nün kurucusu Don
Campbell bunu Mozart Etkisi olarak adlandırır ve “Tonlamaya rakip olabilecek
hiç bir şey yoktur.” sonucuna varır. Canımız acıdığında çıkardığımız sesler bu
yüzdendir.
Ahhhh - gevşeme
Ayyy / Offff -
Acıyı veya öfkeyi dindirme. En uyarıcı seslidir.
Ohhh / Mmmm -
Deri ısısını ayarlama, kasları gevişetme. En zengin seslidir.
Campbell’a göre
“Binlerce insanın sesleriyle birlikte gevşediklerine, korkularını ve diğer
duygularını boşalttıklarına ve fiziksel acılardan kendilerini azat ettiklerine
şahit oldum. Tonlama beyin dalgalarını dengeler, nefesi derinleştirir, kalp
atışını yavaşlatır ve genel bir huzur duygusu verir.” der.
İki hafta
boyunca her gün 5 dakika tonlama yaparak sana da yardımcı olup olmayacağını
görebilirsin.
Tonlamayı
sınavlardan önce rahatlamak, migren ağrılarını yok etmek, kulak çınlamasını
durdurmak, uyku bozukluklarını düzenlemek, kısacası stres altında veya gergin
hissettiğin durumlar için kullanabilirsin.
Mırıldanmak da
hafıza ve ruh halini olumlu şekilde etkileyebilir. Ses beyni etkinleştirir,
daha canlı hissettirir ve böylece ana daha iyi uyum sağlanır.
2- Müzik uzun
yıllardır insanların ruh halini düzeltmek için tedavi amaçlı kullanılmaktadır.
Depresifsen atarlı giderli, damardan parçalar değil hızlı tempolu neşeli
müzikler dinlemek iyi gelecektir.
Müziğin (tabii
ki hepsinin değil) öğrenme becerilerini arttırdığı (İki Piyano İçin Sonat /
Mozart), IQ seviyesinde 8-9 puanlık bir artışa sebep olduğu araştırmalar ile
ispatlanmış. Özellikle Mozart’ın akıl yürütme ile ilişkili olan yaratıcı sağ
beyin işlevlerini güçlendirdiği tespit edilmiş.
3- Bir müzik
aleti çalmayı öğrenmek şakak lobu nöronlarının gelişimine ve etkinliğine
yardımcı olabilir, bu da tüm beyin işlevlerini geliştirmeyi mümkün kılar.
Yapılan
araştırmalar bir müzik aleti çalan öğrencilerin daha sözelde de matematikte de
daha başarılı olduklarını, müzik öğrencilerinin ise okullarındaki en yüksek
okuma becerilerine sahip olduklarını göstermiştir.
4- Ritimlerle
hareket edin, yani dans edin. Şarkı söyleme, mırıldanma, müzik aleti çalma,
dans etme… Hepsi iyileştirici etkiye sahiptir. Müzik ruhun gıdasıdır.
İlahiler insanı
trans benzeri bir duruma sokar, iç huzur ve rahatlık getirir, kişinin aklını
yeni öğretilere ve deneyimlere açar ve odaklanmayı kolaylaştırır.
5- Beslenme. Anlık
patlamalar yaşayan ya da ani öfke krizlerine kapılanlar için yüksek protein ve
düşük karbonhidratları beslenme yararlı olabilir. Eğer saldırganlık derin
düşünceler, depresyon ve sinirlilikle birlikteyse karbonhidrat ve proteinin
dengeli kullanıldığı bir beslenme daha faydalı olabilir. Şeker yüklemeleri
saldırganlığı tetikler.
1:
HAYAT VE ONDAN BEKLENTİLERİN
Hayatının geri kalanı için bir
planın var mı? Bir çok insan düşünmemiştir, ama hepimiz düşünmeliyiz.
Yol haritalarından ve kontrol
listelerinden oluşan 50 sayfalık bir iş planından bahsetmiyorum. Senin için
önemli tüm alanlarda şu anda nerede olduğunu, hangi alanlarda gelişmek
istediğini ve hayatının ileride nasıl gözükmesini istediğini gösteren genel bir
özetten bahsediyorum.
Başlık biraz korkutucu olabilir
ama hayatınla ilgili bir plan yaratmak zor ve uzun bir süreç olmak zorunda
değil. Yanlış şeyleri kovalamak, çok çalışmak ve sonunda mutsuz olmak yerine
istediğin hayatı oluşturmak için bir saat harcamaya değer, öyle değil mi?
İsteklerinin
bir listesini yapmak kolaydır; daha fazla para, daha büyük bir ev, daha pahalı
bir araba, çocuklarınla daha fazla vakit geçirmek, hobilerin için zaman
ayırabilmek, daha iyi bir patron, daha destekleyici bir eş olmak, vb. Bunları
istediğimizi biliyoruz ama bilmediğimiz bunlara nasıl kavuşabileceğimiz. “Şimdi
zengin ol” başlıkları internette en çok arananlar listesinde. Bir sebepten
dolayı; bir anda istediğiniz her şeye sahip olabileceğinize inanmanızı
sağladılar. Püf noktası (büyük ikramiyeyi kazanmış olanlara sorun) her şeyin
farklı olmasını istemekten hiç bıkmazsınız. İstediğiniz her şeye asla sahip
olamazsınız ve şu anda dünyadaki trend istediğiniz her şeyi almanız gerektiğine
sizi inandırdı.
Radikal
olan ise sahip olduklarınızı istemenizdir. Yani elinizdekilerle mutlu
olmak. Yani şükredebilmek, sahip olduğun ve olamadığın her şey için. Yani
kapitalist düzenin itelemelerinden kurtulabilmek.
Köylerde
yaşayan insanlara sorsanız büyük kentlere taşınmak isterler, şehirdekiler ise
ya daha küçük şehirlere yada köylere dönmek istiyorlar.
Tutumumuzu
şükran duyacak şekilde değiştirmek oldukça zorlayıcıdır. Sahip olduğun ve
olamadığın tüm nimetlerle mutlu olmayı öğrenmek söylendiği kadar kolay
değildir. Bu konuda zorlananlar inançları kuvvetliyse dini inançlarından destek
alabilirler. Çünkü ben “Şükretmeyin” diyen bir dine hiç rastlamadım.
Ayrıca
ortada bir gerçek var ki; insan doğası sahip olmadıklarını istiyor. Öyleyse
kendimizi limitli sayıda isteği kabul edilecek biri olarak nasıl tatmin olmuş
hissedeceğiz?
Önceliklendireceğiz.
Meditasyon
Şimdi
gözlerini kapatmanı istiyorum. Adım adım 10 veya 20 yıl içinde hayatının nasıl
olmasını istediğinizi hayal edeceksin. Acil isteklerine ve bugünkü hayatına
bakıp geleceğinde ne istediğine odaklanacaksın. Bu esnada hayal ettiklerini not
et.
1. Zihninizi mümkün olduğu kadar temizle. Sufi nefes tekniğini 5-10
dakika uyguladığında kendini çok rahatlamış hissedeceksin.
(4 birimde içine çektiğin nefesi 8 birimde ver.) Kendini mutluluk, sevgi, huzur ile çevrilmiş, halinden hoşnut bir durumda hayal et.
Olanaklar sınırsız, ama seni gerçekten
tatmin olmuş, güvenli ve sevgi dolu hissettirecek olan ne?
Hayallerinin yaşamını yazıyor olacaksın, ama
bunu istediğin her şeyi işaretleyeceğin bir magazinin sayfalarını
çeviriyormuşsun gibi düşünmek yerine, gerçekten sana keyif ve huzur getirecek
şeylere odaklan.
2. Bir yer ile başla. Şehrin karmaşası mı, banliyolardaki samimi
ortam mı, bir deniz kenarı mı? Hatta hangi ülkede olmak istediğini düşün.
Gerçekten olabilecek şeyleri bir kenara bırak, ne istediğin konusunda açık
olun. Limit gökyüzü ve şimdi hayal etme zamanı…
3. Yaşayacağın yer nasıl olmalı? Büyük bir villa mı yoksa bir çatı
katı mı? Geniş bir alana yayılan bir yer mi? Bir köy evi mi? Büyüdüğün ev
gibi bir ev mi? Nasıl bir evin içinde yaşamak istiyorsun?
4. O evde kimler seninle birlikte? Belki tek başına ve özgür
yaşamak istiyorsun, belki evli olmak, belki de şu anda evli olmana rağmen
bekar olmak istiyorsun. Çocuklar var mı yada olmalı mı? Yakınlarında
başkaları var mı? Seninle birlikte yaşamıyor olsalar bile seni güvende ve
seviliyor hissettirenler kimler?
5. İşini hayal et. Zamanın büyük çoğunluğunu ne yaparak
geçiriyorsun? Bir gökdelenin tepesinde bir ofisin mi var yoksa bir fotoğrafçı
olarak dünyayı mı geziyorsun? Bir muhasebe veya teknoloji şirketinde size
sosyal güvence de sağlayacak bir işin mi var yoksa hayır işlerinde mi
çalışıyorsun?
6. Evde zamanını nasıl geçiriyorsun? Hobiler stres azaltma
konusunda etkili araçlardır, hobilerin neler? Resim veya heykelle mi
uğraşıyorsun? Bir müzik aleti mi çalışıyorsun ya da tiyatroyla mı
ilgileniyorsun? Uzun köpük banyoları mı seviyorsun? Evinde arkadaşlarını
ağırlayıp, eğlendirmek mi istiyorsun? Gelecekteki mutlu hayatında başka ne
gibi aktiviteler var?
7. Evinin içini resmet. Parlak canlı renkler mi yoksa pastel tonlar
mı? Duvarlarda ailenizin resimleri mi var yoksa sanatsal parçalar mı? Mutfak
nasıl? Rüya evinde neler hayal ediyorsun?
8. Aynaya baktığını düşünün. Nasıl görünüyorsun? Şimdiki görüntüne
yakın mı yoksa çok mu farklı? En çekici haline mi bakıyorsun aynada? Şu anda
olduğundan tamamen farklı mı gözükmek istiyorsun yoksa halinden memnun musun?
9. Tanrı ile ilişkin nasıl? Dua ederek çok vakit geçiriyor musun?
Kadere inancın çok mu yoksa Tanrı’nın olmadığına mı inanıyorsun? Bu konuda
senin için önemli olan nedir ve rüya hayatında bu kendisini nasıl gösteriyor?
|
Yaşamak
istediğin hayatı hayal ettin. Genellikle büyük ekran led televizyonlar ve
Ferrariler’den oluşmaz bu liste. Bu şu anda istediğin şeylerin aslında uzun
vadede istediklerinden tamamen farklı olduğunu keşfetmenin ilk adımıdır.
Hayal ettiğin
hayata sahip olduğunda önemli olanın eşyalar değil, tutku ve keyif olduğunu
gördün. Bu güçlendirici bir aydınlanmadır.
Bu kitap
bittiğinde aşağıdaki konularda ustalaşmış olacaksın:
●
Kendini yönetir ve
kendine koçluk ederken ne bekleyeceğini tanımlamak,
●
Ne istediğini, neden
istediğini ve neden önemli olduğunu belirlemek,
● İstediğini ve ihtiyacın
olanı almak için pratik planlar yapmak ve bunları uygulamak,
● Seni hedeflerine
ulaşmaktan alıkoyan eksileri tespit etmek ve hedeflerine ulaşacağın yolda olup
olmadığını takip etmek,
● Hayatını yönetmenin
mesleki yaşantını ve gelecekteki kariyerin üzerinde ne kadar etkili olacağını
tanımlamak
●
Verimli hayat kavramını
hayatına uygulamak
●
Finansal durumunu
yönetmene yardımcı olacak yöntemler,
●
Sağlıklı ilişkiler
oluşturmak ve bunları devam ettirmek.
Hayat: Planlar, Pratiklik, İmkanlar
Plansız bir hedef sadece
istektir. Antoine de Saint-Exupery
Hayatta
başarılı olmak için bir planınızın olması gerekir. Plan olmadan rüyalarınız hep
rüya olarak kalacaktır. Öte yandan bir plan rüyalarınızın gerçeğe dönüşmesini
sağlayacaktır. Planlar; size sadece varacağınız noktayı değil oraya nasıl
varacağınızı da gösterdiğinden işe yarar. Ayrıca nereye gideceğini, varış
noktanı bilmek zorundasın, yoksa kendini yanlış yerde bulabilirsin. Bu da
zamanının ve emeklerinin boşa harcanması anlamına gelir.
Bir
hayat planının komplike olmasına gerek yoktur. Sadece iki soruya yanıt vermesi
gerekir.
1. Hedefin ne?
2. Oraya nasıl ulaşacaksın?
Bu bölüm senin rüya hayatını gerçeğe dönüştürmekle
alakalıdır tamamen. Ancak şunu biliyoruz ki hayatta her istediğimizi elde
edemeyiz, bu yüzden en çok istediklerimize odaklanmamız ve onların
gerçekleşmesini sağlamamız gerekiyor.
Sana en fazla mutluluk getireceğine inandığın hayallerini seçeceğiz.
Seni mutlu edeceğini düşündüğün ama öncelikli olmayanları ayıklayacağız.
Üzerinde çalıştığımız her başlıktan senin için gerçekten önemli olan 1-2
parça seçmeye veya tüm isteklerini en fazla 12-15 maddeye indirmeye çalış. Eğer
10 kilogram vermek istiyorsan ama bunun gerçekten çok da önemli olmadığını
düşünüyorsan, onu listeden çıkar mesela. Gönüllü olarak palyaçoluk yapmayı
istemen başkalarına çok saçma görünüyor olsa dahi bu sana güçlü bir mutluluk
duygusu veriyorsa listende kalsın. Bu tamamen seni uzun vadede nelerin mutlu
edeceği ile alakalı. Eğer birbirinin benzeri olan ve tekrarlayan maddelerin varsa bunları tek başlık altında toplayarak listeni
sadeleştirebilirsin.
Bazı seçenekler ile yüzleşmek zor
olabilir. Sağlıksız bir ilişki içindeysen ve bu kişiyi sevmene rağmen onunla
mutlu bir gelecek hayal edemiyorsan, bu korkutucu olabilir. Eğer gerçekten
çocuk sahibi olmayı çok istiyorsan ve kısırsan, bununla yüzleşmek de acı verici
olabilir. Sadece gelecekte seni gerçekten en mutlu edecek şeyleri seç
listenden, lojistik problemleri ilerde çözeceğiz. Burada unutulmaması gereken
en önemli şey; başkalarının isteklerini ve hareketlerini kontrol edemeyeceğimiz
gerçeği. Eğer gelecekteki mutlu hayatın bir başkasının bir şeyler yapmasına
veya değişmesine bağlıysa bunu listende tutamazsın. Şu anda büyük kararlar
vermek zorunda değilsin, tek yapman gereken gelecekte seni neyin mutlu veya
mutsuz edeceğine ve bunlardan hangileri üzerinde kontrol sahibi olduğuna karar
vermek. Bunları yaparken de aşağıdakileri göz önünde bulundur.
Hayatının amacını bul. Amacın yaptığın her şeye bir
anlam katacaktır. Senin için gerçekten önemli olan şeyi yapmanı sağlarken
tatmin olmuş da hissettirecektir. Bir amacın olmadan başarılı olabilirsin ama
bu içinde anlamsız hissetmene sebep olur. Hayat amacının ne olduğunu bulmak
için zaman harca.
Ne olduğunu bir türlü çözemediysen bu dünyada seni en rahatsız eden şeyi düşün. Sihirli bir değneğin olsa neyi değiştirmek, bu dünyadan neyi yok etmek isterdin? Bu sorular sana hayat amacını bulmakta yardımcı olacak.
Ne olduğunu bir türlü çözemediysen bu dünyada seni en rahatsız eden şeyi düşün. Sihirli bir değneğin olsa neyi değiştirmek, bu dünyadan neyi yok etmek isterdin? Bu sorular sana hayat amacını bulmakta yardımcı olacak.
Büyük hayallerini keşfet. Sıradan yaşamanın hayallerin ile
çok ilgisi vardır. Eğer hayallerin küçükse sıradanlıktan öteye geçmen için bir
sebep yoktur. Sadece basit bir hayat yaşamak çok daha kolaydır. Ama eğer
hayallerin büyükse onları gerçekleştirmek için sıradanlıktan kurtulman gerekir.
İçindeki büyük hayallerini, seni motive edecek şeyi keşfet.
Örnek bir
egzersiz şöyle olabilir:
Ev dışında gerçekten
tutku duyduğum bir konuda gönüllü olarak çalışabilirim. Tercihen denetmen
veya gözetmenlerle sınırlı teması olmalı. Kazancımı evden yazı yazarak, online
çalışarak sağlayabilirim. Programım
esneklik gerektiren durumlar veya bir hastalık haline karşın oldukça rahat. Aynı
zamanda resim yaparak da zaman geçirebilirim.
Şu andaki kilomdan 15
kilo kadar daha zayıfım. Düzenli olarak egzersiz yapıyorum, çoğunlukla yüzme, ama
bazen pilates veya zumbaya da katılıyorum. Zihinsel olarak çok iyi ve
huzurlu bir durumdayım. Şeker hastalığım yok artık. İyi
görünüyorum ve iyi hissediyorum.
Çok geniş bir hayaldi ve yazanın elemeleriyle
bölünür gibi oldu. Ama aslında sadece kendi açısından gerçekten mutlu olmasını
sağlamayacak ikinci derece önemli şeyleri elemiş oldu.
Şimdi önceliklendirilmiş
hayallerini al ve gerçekten istediklerinin bir listesini yap. Bu örnek için
liste aşağıdaki gibi olurdu:
●
Küçük, sıcak, davetkar ve beni yansıtan bir ev istiyorum.
●
Evimizin temiz ve düzenli olmasını istiyorum ki eşim ve
benim için huzurlu bir yer olsun.
●
Yüzmeye gidebileceğim bir yer istiyorum.
●
Tutku duyduğum bir konu hakkında gönüllü çalışmak
istiyorum.
●
Esnek zamanlama yapabilmek istiyorum.
●
Arkadaşlarımın ve ailemin evimizde eğlenmesini ve mutlu
olmasını istiyorum.
●
Kocamla kaliteli zaman geçirmek ve evliliğimizin öncelikli
olmasını istiyorum.
●
İhtiyaçlarımızı karşılayacak yeterli miktarda para
istiyorum.
●
Az borç, iyi bir kredi notu ve birikim istiyorum.
●
15 kg daha zayıf olmak istiyorum.
●
Zihinsel olarak sağlıklı olmak istiyorum.
Şimdi aslında yaşamak istediğin hayata ne kadar
yaklaşmış olduğunu fark edeceksin. Daha da önemlisi mutlu olmak için neye
ihtiyaç duyduğunu tanımladın. Bu istekler şimdi birer hedefe dönüşecek, SMART
(Akıllı) hedeflere. İngilizce bir kelime olan SMART’ın baş harfleri
kullanılarak hedeflerimiz üzerinde çalışırken nelere dikkat etmemiz gerektiği
anlatılmış;
Specific
(Kesin) – İsteklerini geniş bir yelpazede değil, özelleştirerek belirle. Bir
araba almak istiyorum yerine nasıl bir araba istediğin gibi.
Measurable (Ölçülebilir) – “Çok param olsun.” yerine
“Bankada nakit 500.000TL olsun.”
Attainable
(Ulaşılabilir) – Hedeflerin gerçekçi olmalıdır. “İstiyorum” ifadesini çıkart ve
olasılıkları düşün. İsteklerinin ulaşılabilir hale gelmesi için her zamanki
çerçevenin dışında düşün.
Resonable (Makul,
mantıklı) – “İstiyorum” ifadenle ulaşmak istediğin hedef arasında doğrudan bir
bağlantı olmalı.
Time (Zaman
İlişkisi) – Hedefinin bir bitiş tarihi olduğundan emin ol. Bu tarihi değiştirmek
zorunda kalabilirsin, sorun değil. Ama bir bitiş tarihi ile başlamak hedefini
ölçülebilir hale getirmek açısından önemlidir.
Her ifadeni
SMART hedeflere böl. Uzun dönem hedeflerin için seni ulaşmak istediğin yere
ulaştıracak ilk adıma odaklan, diğer adımları daha sonra ekleyebilirsin.
Hedefini
belirledikten sonra oraya nasıl gideceğin konusunda aşağıdaki ipuçları yardımcı
olacaktır:
Kısa dönem hedefler belirle.
Varacağın son noktayı bilmelisin, ancak izleyeceğin rotayı da bilmelisin. Bu
rotayı oluşturacak kilometre taşları hedefe doğru yaklaşıp yaklaşmadığını
kontrol etmene yardımcı olacaktır.
Kilometre
taşlarına; uzun dönem hedeflerini kısa dönem hedeflere bölerek ulaşırsın.
Mesela beş yılın sonunda bankada bir milyon dolar paran olmasını hedefliyorsan
birinci sene sonunda bankada iki yüz bin dolar, ay sonunda ise on altı bin altı
yüz altmış altı dolar paran olması gerekiyor demektir. Veya 5 sene sonra müdür
olmayı hedefliyorsan ona göre bir strateji belirlemen gerekir.
Kişisel markan oluştur. Hedeflerine
ulaşmak için kendini pazarlaman gerekir. Başkalarına sunabileceğin eşsiz bir
değerin olmalı ve bunu kullanarak iletişime geçmelisin. Böylelikle insanlar
ihtiyaçlarının karşılanması için sana gelebileceklerini bilirler.
Yol gösterici prensipler belirle. Hedefine ulaşmak üzere ilerlerken dikkat dağıtıcı bir çok şeyle karşılaşacaksın. Dikkatinin dağılmaması için sana yol gösterecek bazı prensipler belirlemelisin. İnandığın değerleri belirlemelisin. Bu prensipler yaptığın her şeyde senin kendine dürüst olmanı sağlar.
En iyi bildiğin konuyu bul. Dikkat
çekici olabilmen için en iyi bildiğin konuyu bulman önemlidir.
En iyi bildiğin konu yeteneklerini sonuna kadar değerlendirebildiğin konudur. 10.000 saatlik bir deneyim seni o konuda bir eksper haline getirir. Bu 10.000 saatlik yatırımı nereye yapacağınıza iyi karar verin.
Duruma adapte ol. Dünya sürekli
olarak değişiyorsa sen de buna adapte olmak için aynı şekilde değişmelisin.
Duruma göre yönünü çevirirken kısa dönem hedefler belirler, başarmak için çok
çalışır, performansını değerlendirir durumunu buna göre yeniden ayarlarsın.
Planını
işletmek için bazı ipuçları:
Odaklan. Odaklanmadığın
sürece emeğini, zamanını ve dikkatini gereksiz şeylere harcayacak ve hiçbir şey
elde edemeyeceksin. Ama odaklanmak ile takıntı haline getirmeyi birbirine
karıştırmamaya da dikkat et.
Israrlı ol. Başarıya giden yolda kimi zaman
yenilgiler yaşamak gayet normaldir. Önüne çıkan her engeli seni hedefine bir
adım daha yaklaştıracak bir fırsat olarak gör. Israrlı olmak hedefine ulaşmadan
önce vazgeçmeni engelleyecektir. Sadece ilerlemeye devam et ve hedefine
ulaşacağına inan.
İlişkiler oluştur. Kimse tek başına
başarılı olamaz. Başka insanların başarılı olmasına destek olmalısın. Bu yüzden
ihtiyacın olmadan önce kendine iyi bir ilişkiler ağı yani network
oluşturmalısın.
Bugün işlemeye başlayacak iyi bir plan, bir hafta sonra işlemeye
başlayacak mükemmel bir plandan daha iyidir. George S. Patton
Başlamadan
önce planını mükemmelleştirmeyi bekleme.
Mükemmel
zamanı bekleme.
Şimdi
başla.
Bu
sürede beklerken geçireceğin zamandan çok daha fazlasını öğreneceksin.
2 - VÜCUT: BİR TAPINAK
“Vücudunuz değerlidir. O uyanış
aracımızdır. Özenle ilgilenin.”
Buddha
Buna dini olarak inansan da inanmasan da şu bir gerçek ki bu hayatın
boyunca sadece bir tane bedenin olacak, dolayısıyla ona iyi davranmaya bak.
WHO’nun (World Health Organization – Dünya Sağlık Örgütü) söylediği gibi
“Sağlık sadece hastalık yada sakatlık durumunun olmaması değildir, aynı zamanda
fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak tamamen iyi olma halidir.” Zihinsel, sosyal
ve ruhsal olarak iyi olmak için öncelikle vücudunun sağlıklı olması gerekir.
ACINI DİNLE
Daha önce duymuş olduğun tüm
kilo kaybetme ve egzersiz bilgilerini tekrarlamak yerine biz burada vücudunu
dinlemeye odaklanacağız. Rüyaların ve hedeflerin hakkında samimi olduğun kadar
vücudunun sana ne söylediğini duyma konusunda da samimi olmalısın. Vücutlarımız
bizimle 7 gün 24 saat iletişim kurar. Bazen çok sessizdir, bazense o kadar
seslidir ki mesela ayak parmağını bir yere vurduğunda bunu sen de sesli olarak
dile getirmek zorunda kalırsın. Grip olduğunda da vücudun çok sesli bir hale
gelir, dinlenmek ister, sıcak şeyler içmek ister.
Diş ağrımız berbat hale gelene kadar dişçiye
gitmeyi erteleriz mesela. Oysa devamlılık gösteren ağrılar sana çok şey
anlatmaya çalışıyordur.
Aynı
zamanda aslında karakter yapımızdaki bazı noktalar da vücudumuzun bize seslenmesidir.
Endişeli veya aksi bir insansın mesela. Beyindeki düşük serotonin seviyesinin
endişe, aksilik veya duygusal katılıkla sonuçlandığını biliyor muydun?
Serotonin seviyeni yükseltmek üzere tam buğdaydan yapılmış ekmekler gibi
karmaşık karbonhidratlı hafif gıdalarla desteklenmiş dengeli yemekler yediğinde
bu sorunu atlatabilirsiniz.
Vücudun sana başka şeyler
de söyler, sadece bazen duymak veya anlamak zordur. Fast food’la besleniyorsan
bel ölçün yeterince sesli bir ifadedir. Aslında bundan çok daha fazlası vardır.
Eğer dikkat edersen sürekli bu şekilde beslenirsen daha yavaş davrandığını ve
normalde kolaylıkla yaptığın şeyleri beceremediğinizi fark edeceksiniz. Eğer
bir anda bundan vazgeçer ve sağlıklı bir şekilde beslenmeye başlarsan beyninin
fark edilebilir şekilde daha iyi çalıştığını göreceksin.
Bu değişikliklerin bir çoğunu
duymayız bile, çünkü kendimizi vücudumuzu dinlemek üzere ayarlamamışızdır. Bir
çoğumuz için vücudumuz bize günü geçirtebiliyorsa yeterlidir. Ama aslında onun
da duyulmaya ihtiyacı vardır. Onu
sonunda duyduğunda işler
tamamen çığrından çıkmış olabilir.
UYKUYU ÖNCELİĞİN YAP
Daha yapacak çok şeyin olmasına
rağmen yorgun hissediyorsan kendine uyumak için izin ver. Uykusuzluğunu sürekli
göz ardı etmen ileride çok daha büyük sorunlara yol açabilir. Dinlenme ve uyku
sağlığın en başlıca temellerinden biridir. Sadece güzel zaman geçirmek ve
eğlenmek için biraz uykusuzluğu göze alabilirsin.
SAĞLIKLI BESLEN VE TADINI ÇIKAR
Yemek yemek vücudunu dinlemenin
bir şeklidir. Yemek ister, vitaminler ister, su ister, tahmin edebileceğinden
bile çok su ister. Ama sonunda anlayıp vücuduna damak tadının değil de onun
istediği şeyleri vermeye başladığında derhal olumlu cevap vermeye başladığını
göreceksin.
Günümüzde ne yediğimize çok daha
dikkat eder olduk. Yediğimiz yemeğin içeriği de çok önemli. Kot pantolonunun
içinde daha iyi gözükmek için değil, daha sağlıklı olmak için iyi beslen. Yemek
vücudun yakıtıdır ve sağlıklı beslenmek vücudumuzun en ideal şekilde
fonksiyonlarını gerçekleştirmesini sağlar.
Sağlıklı beslenmek mümkün olan en
doğal ürünler ile doğru şekilde beslenmektir. Ama bu baştan aşağı tüm beslenme
programını değiştirmek anlamına gelmeyebilir. Bazen sadece biraz meyve eklemek
veya birkaç fincan kahveyi çıkarıp yerine su içmek bile yeterli olabilir.
Yediğin yemeğin tadını çıkar.
Lokmalarını uzun uzun çiğneyerek tatlarının, kokularının, dokularının iyice
farkına var.
Unutma ki beyninin doyduğunu
anlayabilmesi için 20 dakika geçmesi gerekiyor. İlk 20 dakika içinde karnını
tıka basa bir anda doldurmak yerine lokmalarını uzun süre çiğnemek kilo kaybı
sağlamak için çok basit ama etkili bir yöntem olabilir. Ayrıca insanların
susuzukluklarını çoğu zaman acıkmayla karıştırdığını biliyor muydun? Açlık
hissettiğinde öncelikle bir bardak su iç.
EGZERSİZE ZAMAN AYIR
Egzersiz bizlerin kilomuzu
kontrol altında tutmak için önemli saydığı başka bir alan. Ama aslında
ağırlığımızdan bağımsız olarak hepimiz egzersiz yapıyor olmalıyız. Düzenli
egzersiz yapmak pahalı yada çok vaktini alan bir şey olmamalı. Çoğumuza göre
hayatımız yeterince egzersiz içermektedir, ama bunları egzersizden saymak biraz
zor aslında. Eğer evini temizliyorsan fona hareketli bir müzik ekleyip normalde
yaptığından daha hızlı hareket et. Eğer sosyal olmaktan hoşlanıyorsan yürüyüş gruplarına
katıl. Hiçbir şey bilemiyorsan (her zaman duyduğun
gibi) varacağın yerden 2 durak önce in veya günde otuz dakikayı yürüyüşe ayır.
Vücudunun buna ihtiyacı var. O hareket etmek üzere tasarlanmış bir makine.
Hareketsiz kalarak onu bozuyorsun. Vücudunun bozulması demek ruh sağlığının da
bozulması demek.
Seçeceğin egzersizi tüm hayatın boyunca devam
ettirmen gerektiğini göz önünde bulundurduğunda zaten yüzme veya yürüyüş
alternatifleri ile karşı karşıya kalacaksın.
Bazılarımızın vücudumuzu dinlemek, doğru beslenmek
ve egzersiz yapmakla ilgili zorlayıcı ek durumları var. Kronik hastalıkları
olanlar, özel fiziksel ihtiyaçları olanlar gibi. İşin pozitif tarafından
bakacak olursak, çeşitli rahatsızlıklar yaşayanlar vücutlarını dinleme
konusunda çalışmaya daha hazırdırlar.
Günlüğüne vücuduna neler
yaptığını ve nasıl hissettirdiğini kaydet. Ne yiyip içtiğini, ne tür fiziksel
aktivitelerde bulunduğunu, ne kadar uyuduğunu, ne kadar stres altında olduğunu
yaz. Fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak nasıl hissettiğini yaz. Bir şablon
oluşturarak bunları kayıt altına al. Her gün gözlerini kapatıp vücudunu
dinleyerek biraz zaman geçir. Vücuduna güven, sana rehberlik edecektir.
Uzun süreli veya kronik hastalığı olanlar için
Vücudunu dinlemenin senin için özel zorlukları
olabilir çünkü karışık mesajlar alabilirsin. Vücudunun egzersiz yapmak
istediğini biliyor olabilirsin ama egzersiz aynı zamanda ağrını arttırıyor veya
enfeksiyonla savaşma gücünü düşürüyor olabilir. Hastalığın zihninde ve kalbinde
ekstra strese sebep oluyordur muhtemelen. Bilmelisin ki sana yardımcı
olabilecek bir çok şey var. Lokal bir destek grubuna başlamayı düşünebilirsin
mesela. Veya internet üzerinden de online bir gruba katılabilirsin.
Vücudunda birden fazla
hastalık olduğunda daha karışık durumlarla karşılaşırsın. Bir çok hastalık
stres sebebiyle veya karşılaşmayı beklemediğin değişiklikler nedeniyle
şiddetlenir. Gıda hassasiyetleri, ilaç etkileşimleri, uykusuzluk veya sürekli
uyku hali gibi durumlar vücudunun hastalık(lar)la mücadelesinden
kaynaklanabilir. Dinle ve ilgi göster. Eğer bir tedavi yada ilaç beklediğin
etkileri göstermiyorsa yada başka problemlere sebep oluyorsa doktoruna danış.
Eğer doktorun yardımcı olamıyor veya vücudunla ilgili bilgine güvenmiyorsa
başka bir doktora git.
YAVAŞLA
Her yere ve herkese yetişip,
hiçbir organizasyonu, etkinliği kaçırmamaya çalışıp, mükemmel ebeveyn, harika
çalışan olmaya uğraşırken kendini ne kadar yorduğunun farkında mısın? (Bu arada
mükemmeliyetçiliğin aslında bir problem olduğunu biliyor musun?) Etrafından
yavaşlaman gerektiği yönünde hiç uyarı aldın mı? Yavaşlamaya kimin vakti var ki
diye düşündün mü?
Soruyu “Kimin vakti yok ki?” diye
değiştirerek sorayım bir de. Cevap “vücutlarımızın”.
Tüm günümüzü rekor hızda
geçiriyorsak kemiklerimiz, kaslarımız, organlarımız, tamamımız acı çekiyordur.
Fiziksel durumumuzu kabul etmeli
ve kendi vücudumuzun iyiliği için yavaşlamalıyız. Her yere yetişemeyiz ve her
işi biz üstlenemeyiz. Önceleri biraz zor gelebilir, ama zamanla kendini
dinlenmiş ve mutlu hissedeceksin.
Vücutlarımız çok değerli ve başka
bir vücutta yaşayabilme şansımız henüz yok. Öyleyse neden bu kadar basit
konularda bile umursamaz davranıyoruz? Günde sadece 1 saat ayır kendine.
Dinlen, masaj yaptır, vücudunu dinle. Karşılığını fazlasıyla alacaksın.
3- ZİHİN: KARANLIĞI
ENGELLE, IŞIĞI SERBEST BIRAK
Ortalama bir insanın akıl sağlığı genellikle göz
ardı edilir. Zihin ve duygu durum rahatsızlıkları ile uğraşan insanlar ile
bunun ne kadar önemli olduğunu iyi bilirler. Akıl sağlığı yerinde olmayan bir
çok insan düşüncelerinin, inançlarının ve zihin durumlarının iyi olduğunu
düşünürler, her gün kulak vermeye gerek yoktur. Neticede beyniniz iyi
çalışıyorsa kimin akıl sağlığınız için ne yapmanız gerekir ki?
Her şeyi.
Stres fiziki ve akıl sağlığımızda
çok önemli bir rol oynar. Suçluluk ve utanç zihnimiz için şizofreni kadar yok
edici olabilir. Kızgınlık ve nefret sizi tamamen ele geçirebilir. Hayal
kırıklığı ve hüsran uzun süreli kızgınlıklara neden olabilir. Zalim ve haksız
davranışlara maruz kalanlar ömür boyu güvensizlik ve kurban hissiyatından
kurtulamayabilir.
Bir çoğumuzun etrafta neden
duygusal yaralarla gezdiğini görmek çok kolay. Kendi hayatının koçu olarak
olayları tarafsızca yorumlamalısın, halen tutunmuş olduğun geçmiş yaraların hakkında
dürüst ol, neyi ne zaman bırakacağına karar ver. Bazı yaralar unutulamaz veya
unutulmamalıdır ya da bağışlanmamalıdır. Ama başkalarının hesabını yaptıkları
için hala açık tutarken kendini kurtarabilir ve iyileşebilirsin. Eğer
suçlayacak kendinden başka kimse yoksa, kendini affetmek üzere çalışmalısın.
Hiç birimiz mükemmel değiliz. Yapmış olduğun seçimlerin zarara sebep olduğunu
kabul edip ilerlemek ve kendini affetmek için savaşacaksın.
Geleceğinden ümitli olmayan
geçmiş hatalarıyla barışamaz. Geçmiş hatalarıyla barışamayan da geleceğe umutla
bakamaz. Sürekli dikiz aynasına bakarak ne kadar ileri gidebilirsin? Geçmiş
hatalarının sana engel olmalarına daha ne kadar izin vereceksin?
Aktivite
Hala unutamadığın yaralarının, hayal
kırıklıklarının, acılarının bir listesini yap. Bazıları tüm hayatını
değiştirdiği gibi, bazıları ufak da olabilir. Sana nasıl hissettirdiklerini
tanımla, kızgın mı, incitilmiş mi, kaybolmuş mu, alt edilmiş mi, vs? Konu ne
olursa olsun bu acıyı hala taşıyor olmanın birinci sebebini yaz.
Şimdi bunların bir başkası ile
konuşulmaya ihtiyacı olup olmadığına karar ver. Duygularını paylaşmak ve
yaşanan sorunları biriyle baş başa vererek konuşmak acını azaltmaya yardımcı
olabilir. Kendi hayat koçun olarak kendini her türlü tepkiye veya
tepkisizliğe kesinlikle hazırlaman gerekir. Başkalarını kontrol edemezsin.
Mesela kız kardeşinle tartışırken senin hakkında yaptığı acımasız bir yorumu
hala taşıdığını düşünelim. Hatta senin buna ne kadar kırıldığını da bildiğini
hissettiğini ama artık bu acıyla devam etmek istemediğini düşünelim. Kız
kardeşin bunu duyduğunda özür dileyebilir, sinirlenebilir, senin ona söylemiş
olduğun eski şeyleri gündeme getirebilir. Mümkün olan sınırsız sayıda tepki
var. Kendini; bunu söyledikten sonra karşı tarafın tepkisinden bağımsız
olarak bunu unutmaya hazırlaman gerekiyor.
Şimdi bu acıları gönderme zamanı.
Tabii ki bu bir anda artık hiç umursamayacağın anlamına gelmez. Ama artık
sizi tanımladığını düşündüğün geçmiş hareketlerinden kurtularak gerçekten
istediğin gibi yaşamaya çalışacağın anlamına gelir. Bunu yapmanın çeşitli
yolları vardır.
●
Her gün bir acına zaman ayırarak o
acıyla ilgili düşüncelerini ve duygularını değiştirmek üzere çalışabilirsin.
●
Her acını yazıp bir balonun içine
koyup, balonun acınla birlikte uzaklaşmasını seyredebilirsin.
●
Acılarını yakabilirsin, ateşin
onları nasıl temizlediğine ve yok ettiğine odaklanarak ruhunun da aynı
şekilde temizlendiğini düşünebilirsin.
|
Eski incinmişlikler ve hayal kırıkları aslında işin
sadece bir bölümü. Her gün karşılaştığın hayal kırıklıkları ve mücadeleler
hayatında istediğinden daha fazla yer tutabilir. Negatif duygularından
kurtulmak için fazlasıyla çalışmış olsan da ofisteki bir dedikodudan tutun da
eşinle yapmış olduğun bir tartışmaya kadar her şey seni incitebilir,
kızdırabilir ve üzebilir.
Olayları olduğu gibi
kabullenebilmek, bunlardan yara almamak ve akıl sağlığını koruyabilmek için
geliştirebileceğin bazı davranışları aşağıda bulabilirsin;
●
Kısa ama sürekli bir şekilde günlük tutmak ve hissettiklerinizle
o gün olanlar arasında ilişki kurmak.
●
Meditasyon veya derin düşünceler içinde biraz vakit
geçirmek. Bu aktivite esnasında günlük tutabilir veya tutmayabilirsin. Bu
çalışmadaki hedefin mutluluğunu bozan veya buna odaklanmana engel olan şeyleri
tanımlaman.
●
Olaylarla başa çıkmanı kolaylaştıracak motive edici
kitaplar okumak.
●
Üzerindeki baskıyı azaltmak üzere yalnız kalabileceğin bir
veya birkaç yer belirlemek. Bu 15 dakikalığına ofisinin kapısını kapatmak da
olabilir, çocukları yatırdıktan sonra alacağın uzun ve sıcak bir duş da
olabilir, yeter ki düzenli olarak kendine zihinsel bir teneffüs
sağlayabileceğin ve kimse tarafından bölünmeyeceğin bir yer olsun. Aslında en
ideali doğada sessizlik içinde geçirebileceğin bir yerdir. Deniz kenarı, orman
veya park...
Geçmişin
karanlıklarını ve bugünün rahatsızlık verici şeylerini temizledikten sonra,
şimdi aydınlık için yer açtın. Mutluluk, sevinç ve memnuniyet senin hayata
nasıl baktığınla alakalıdır, hayatın sana ne sunduğu ile değil. Geçmişin ve
bugünün acılarını temizlemeyi başardığında kendinizi pozitif düşünce ve
duygulara açmış olursun. Temizlenmiş bu alanı boş bırakmamayı, sana neşe ve
mutluluk getirecek düşüncelerle doldurmayı hedefle.
4- RUH: DIŞARIDAN VE İÇERDEN
GELEN TEHDİTLER
Adına ne dersen de vücudunun
içinde doğal olarak “SEN” olan bir şey olduğu kesin. Sana yol gösteren, seni
motive eden, rahatlatan, seni sen yapan bir şey. Bildiklerinin ve nasıl
göründüğünün ötesinde olan bir şey. Senin hakkındaki başka her şeyden daha
derin, dolu ve kapsamlı bir şey.
Ne yazık ki bu “SEN” epey bir dayak yer.
Kimi zaman seni kırmaya çalışan başkaları
tarafından, kimi zaman sadece ve sadece senin endişe ve korkularından…
Edebiyatta ruhunu satmanın veya kaybetmenin neden bu kadar popüler olduğunu
anlamak zor değil. Ama bunu korumak da mümkündür, sadece biraz çalışma ve
bağışlayıcılık gerektirir.
Ruhunun tehdit ve risk altında olduğunu bulmanın
sayısız yolu vardır. Bazılarımız geleneksel yöntemleri kullanır, hırs,
zenginlik ve şehveti yenmek için bağış yapmak, affetmek ve merhameti kullanır.
Bu değerleri reddetmeden önce, ya da ruhun uyanışı için çalışıyorsan, büyük ve
derin bir ruhu olan insanların hayatlarını düşün. Hepimiz bütün bu kavramları
somutlaştırabilen insanlar tanıyoruz; onlarla alay edildiğine,
reddedildiklerine ya da kendimizi onlardan üstün gördüğümüze şahitlik ediyoruz.
Ama içimizde, derinlerde bir yerlerde onlar kadar dolu ve mutlu olmak
istiyoruz. En zor olayların bile iyi yönlerini görebilmek, kendi hayat seyrimizi
belirleyecek kapasitede olduğumuzu bilmek ve geceleri başımızı yastığa
koyduğumuzda huzur içinde uyuyabilmek istiyoruz. Kendini bu harika özelliklere
sahip bir insana dönüştürmek gerçek bir meydan okumadır.
Bugüne kadar gelmiş geçmiş hiç bir din, hiç bir psikolojik
yöntem yada hiç bir kişisel gelişim kitabı sana farklı bir şey söylemedi
aslında. Neticede söylenen şeyler hep aynı, mutlu olmak için varılması gereken
nokta belli. Sana gösterilen bu noktaya varacak farklı yollar, beynini en doğru
şekilde kullanabilmen için sana sunulan disiplinler. İyi bir koşucu olmak
istiyorsan sadece isteyerek olman mümkün değildir. Hedef aynı olsa da her
antrenörün farklı yöntemleri vardır. Ama hangi yöntemi seçersen seç çok
çalışman gerekir. Her konuda bunun böyle olduğuna inanırken her nedense
beynimizi doğru kullanarak kendimizi mutlu etmek için çaba sarf etmemiz
gerektiği aklımıza bile gelmez.
Ruhunu canlandırmak ve desteklemeye başlamak için,
içinde gerçekten kim olduğunu hatırlamaya başlamalısın, diğerlerinin senin kim
olduğunu düşündüğünü umursamadan… İnsanın aslında üç kimliği vardır;
·
Olduğunu zannettiği
kişiliği (Olmak istediğimiz kişi, “ideal ben”)
·
Başkalarının olduğunu
zannetikleri kişiliği (başkalarının gözünden “ben”)
·
Gerçek kişiliği
Şimdi aşağıdaki soruları oku ve gözlerini kapatıp
cevaplarını düşün. Daha sonra cevaplarını defterine yaz.
1. 10 yaşımdayken nasıldım? Nasıl bir
karakterim vardı? Dışa dönük müydüm, utangaç mıydım? Başkalarının hatalarını
hep düzeltmek mi isterdim yoksa daha rahat mıydım? Gelecekte ne olmak
istiyordum ve neden?
2. 15 yaşımdayken nasıldım? Hangi değerlerim
vardı? Boş zamanlarımı tek başıma mı yoksa arkadaşlarımla mı geçiriyordum?
Din ve Allah ile ilişkim nasıldı? Neden? İleride ne olmayı düşünüyordum ve
neden?
3. 21 yaşımdayken nasıldım? Neler yapıyordum?
Üniversiteye gittim mi ve bunu istedim mi? Aileme destek olmak için çalışıyor
muydum? Ne olmak ya da nereye gitmek istiyordum? Kimlerle, nasıl ilişkilerim
vardı? İleride ne olmayı istiyordum ve neden?
4. 5 yıl önce nasıldım? Neredeydim ve neden?
İşimi seviyor muydum, nefret mi ediyordum? Doğru insanı bulup bir aile olmuş
muydum yoksa yanlış olanları denemeye devam mı ediyordum? İleride ne olmayı
istiyordum ve neden?
5. Bugün nasılım? Aslında çocukluğumdaki gibi
miyim? Hangi yönlerimle büyüdüm? Hangi yönlerim çocuk kaldı? Din ve Allah
hakkında ne düşünüyorum? Hayattaki en önemli önceliklerim neler? Kaç tane
yakın ilişkim var? Geçmişte olduğuna benziyor mu? Neden, hangi yönlerden?
Arkadaşlarım beni nasıl tanımlar? İş arkadaşlarım beni nasıl tanımlar?
6. Bazı insanlar çok rahattır ve başkalarının
hayatlarındaki dramaya ortak olmak istemezler. Bazı insanlar pragmatizmin
üzerine ilkelerini koyarlar ve ayaklarının yere sıkıca basmasını isterler.
Bazıları uzlaşmacıdır ve diğer insanlara tutunurlar. Siz bu konuda nasıl
davranıyorsunuz? Her zaman şimdi olduğunuz gibi miydiniz? Böyle mi olmak istiyorsunuz?
Neden değiştiniz veya değişmediniz?
7. Ve son olarak, büyük soru geliyor;
istediğiniz kişi olmak için değişebilecek misiniz?
|
Tabii ki
değişebilirsin. Anahtar; senin değişmek istediğin şeye tamamen inanıyor olman.
Eğer bir başkası istediği için kilo veriyorsan hedeflediğin kiloya kavuşsan
bile kilonu koruman zor olur, bütün değişimler benzer şekildedir. Eğer daha
şefkatli olmak istiyorsan çünkü buna değer veriyorsan ama daha başka şeylerin
öne geçmesine şimdiye kadar izin vermişsen, bu değişikliği yapabilirsin. Daha
kolay olduğu için uzlaşmacı olmak istiyor ama içinde hala bir savaşçı yaşıyorsa
ve uzlaşmanın aslında doğru olmadığını düşünüyorsan, uzlaşmacı olmayı
başaramazsın ve kendini bu konuda iyi hissetmen mümkün olmaz. Seçimlerin ancak
onlara taa içinden inandığında etkili olur. Bu bütünleşmiş bir kişi olduğun
noktadır, sadece dürüst değil, inandığın şeylere karşı da tamamen gerçekçi
davrandığın ve onları önemsediğin noktadır.
Kendi hayat koçun olduğun zaman bazen kendine ne düşünmen veya ne
söylemen gerektiği konusunda zorluk yaşayabilirsin. Böyle zamanlarda bir
başkasına koçluk ettiğini düşünebilirsin. Ruhuna yapılmış saldırıların çoğu
zaman tavırlarına veya hayatına yapılan saldırılardan çok daha kırıcı olduğunu
anlayacaksın. Kendini başkasının yerine koy ve o kişiye bir arkadaş / danışman gibi yol
göster. Burada hatırlaman gereken şey şu; bir hayat koçu doğru soruları sorarak
senin kendi içindeki doğruyu bulmana yardımcı olur, kendi açısından doğru
gördüğü çözümü sana dikte etmez. Kendine doğru soruları sor ve olası cevapları
düşün. Beynin bir problem çözme makinesi. Sen soruyu sor, o sana çözümler
üretmek için çalışsın.
Eğer dindarsan ve ruhsal yolculuğunun bir yerlerde takılıp kaldığını
hissediyorsan veya yaşadığın acıları, travmaları ve hayal kırıklıklarını
aşmakta zorlanıyor ve bunun Allah tarafından verildiğini düşünüyorsan dindar
kişilerden veya cemaatlerden destek alın. Eğer daha önce veya şimdi destek
almakta olduğun kişilerle ilgili zorluk yaşıyor veya tatmin olmuyorsan kendine
daha uygun birilerini araştır.
Belki de öncelikle aslında kendini hangi inanca daha yakın hissettiğini bulman
gerekiyordur. Değerlerin ve kişisel inançların örtüşebilecek inanışı bulmana
yardımcı olabilecek kitaplar ve web siteleri var, bunlardan faydalanabilirsin.
Bunlar şu anda ihtiyaç duyduğun ruhani desteği neden alamadığın konusunu
anlamana yardımcı olacaktır.
Eğer ruhsal
mücadeleni farklı bir şekilde sürdürmek istiyorsan bunlarla ilgili de pek çok
kitap bulabilir veya yine internetten araştırabilirsin. Kesinlikle mensubu
olduğun dinle ilerlemek istiyor olabilirsin, veya alternatif olarak
kendininkinden farklı bir din hakkında bilgi sahibi olmak ve öğrenmek istiyor olabilirsin.
Bazen yeni bir şeyler denemek beynini uyarır ve tekrar yolculuğuna dönmek için
seni motive eder. Zaten bütün dinler aşağı yukarı aynı şeyi söylüyorlar, önemli
olan iyi bir insan olmak. Bir de hepimizin hayatla olan sınavını
kolaylaştıracak bir nokta var; başına her gelenin Yaratıcı’dan geldiğine
inanmak. Buna içten bir şekilde inanabildiğin zaman o zaman hayatında kötü diye
bir şey kalmayacak. Bu da seni daha mutlu bir insan yapacak.
5- İŞ: MESLEKİ HAYAT
Şimdi ne istediğini, vücudunu ve
kalbini nasıl dinleyeceğini çok daha iyi kavramış durumdasın. Kendine daha
pratik şekillerde koçluk etmek üzere hazırsın. İş ve kariyer insanların
kendilerine yol gösterecek bir koç aradıkları ilk alanlardan biri. Bu bölümde
kendine koçluk ederek senin için en iyi iş hedeflerini ve kariyer seçeneklerini
bulma şansına sahipsin.
Öncelikle iş, kariyer ve meslek
arasındaki farklılıkları anlamalıyız.
İş; karşılığında para almak
üzere yaptığın şey veya oynadığınız roldür. Bu rüya işin de olabilir, bir hamburgercide
patates kızartmak da olabilir. Ne şekilde olursa olsun karşılığında para alıyor
olduğun durumdur.
Kariyer; ideal olarak ortak özellikler paylaşan ve
sana dikey büyüme sağlayacak olan birbiriyle bağlantılı işler serisidir. Mesela
önce çocuk bakıcılığı yaptın, daha sonra bir anaokulunda ve son olarak da Çocuk
Esirgeme Kurumu’nda çalıştıysan tüm bunları hepsini çocuk sosyal servisleri
üzerine bir kariyer olarak adlandırılabilir. Muhtemelen kariyerinin seni daha
çok sorumluluk, yetki ve daha iyi ödeme sağlayacak bir yere taşımasını
istiyorsun.
Meslek ise onu yapmak üzere doğmuş olduğun şeydir.
Kendi koçun olmanın tüm konsepti; “olmak istediğin kişi olman” üzere yaşamanı
sağlamak üzerine kurulmuştur. Neyi yapmak üzere doğmuş olduğunu düşündüğün
zaman ilham ve umut hissediyor musun? Ezici ve korkutucu mu buluyorsun? Yada ne
olduğunu henüz bulamadığın için bir şey hissedemiyor veya (çeşitli sebeplerle)
yapamayacağını mı düşünüyorsun?
Bunların üçü de
önemlidir ve hepsi aynı olabilir. Ama çoğunlukla, çoğumuz için böyle değildir.
Bu üçlünün ikisi aynı şey olmaksızın kesişebilir.
●
Diyelim ki bir şirkette üst yönetimde çalışıyorsun ve 20
senedir bu şirkettesin, bu senin kariyerin ve işindir. Ama seneye ikizlerini
koleje göndermek için ek bir iş olarak katalogdan satış yapmaya başladın
diyelim. Bu sadece bir iştir. Kariyerin diğer işi tam zamanlı yapmaya karar
vermediğin sürece devam edecek. Diğer şirkette yönetimde yer almadığın sürece
bu senin kariyerin değildir.
●
Çok severek fotoğrafçılık yaptığını düşün, ama faturaları
ve ev kirasını ödemek için yeterli olmadığından bir veterinerde yardımcı olarak
çalışıyorsun. Hafta sonlarını ve akşamlarını fotoğrafçılıkla geçiriyorsun.
Fotoğrafçılık bir gün kariyerin haline gelebilir, ama şimdilik sadece mesleğin
ve ikinci işin. Veteriner yardımcılığı ilk işin.
●
Anne olmak hayatta en çok istediğin şey mesela, anneliğin
senin mesleğin olması gerektiğine inanıyorsun. Ama iki yakanızın bir araya
gelebilmesi için evde part-time çalışıyorsun. Bu durumda; bir işin var, belki
kariyerin olabilir ileride ama belki de hiçbir kariyer planlamıyorsun. Senin
için en önemli şey sana özgürlük sağlayan bir iş, böylece hem evde kalabilir ve
annelik yapabilir hem de finansal olarak rahatlayabilirsin.
İşinin, kariyerinin ve mesleğinin aynı olmasını
isteyebilirsin, bu gerçekten asil bir hedef. Bazılarımız için şimdilik imkansız
olabilir. İşte bu yüzden hedeflerimizi SMART olacak şekilde belirledik. Ulaşmak
istediğin noktaya gelinceye kadar duruma göre adapte edebileceğin ve
güncelleyebileceğin, sadece seni istediğin yöne götürecek küçük bir adım…
Aktivite
Günlüğünü al, işini
tanımlayabileceğin en basit şekilde yaz. Hoşlandığın ve hoşlanmadığın
yönlerini yaz.
Kariyerinin ileride nasıl olacağını
düşün, işin bunun bir parçası mı? Kariyerin için çalışmaya başladın mı? Yoksa
daha ne olmak istediğine karar veremedin mi?
Son olarak eğer karar vermişsen
mesleğini tanımla. Eğer karar vermediysen önümüzdeki bölümün sana bu konuda
yardımı olacak.
Bu bölümü okuduğun haftayı bu konu
hakkında düşünerek geçir. Birisini işte gördüğünde anlamaya çalış, bu onun
için sadece bir iş mi yoksa daha fazlası mı. Birlikte çalıştığın insanları
düşün, bu onların mesleği mi yoksa kariyerleri mi? Ya sevdiklerin? Onlara hiç
hangi konuda tutkuyla çalışmak isterlerdi diye sordun mu? Bunları düşünürken
dışarılarda bir yerlerde seni çok daha mutlu edecek başka bir iş veya hatta
kariyer olasılıkları hakkında zihnini açmış olacaksın.
|
KARİYERİNİ HAZIRLAMAK / UÇURMAK?
İş, kariyer ve meslek arasındaki farkları anladın. Kendi hayat koçun
olarak mesleğinin ne olduğunu, işinin ve kariyerinin bununla birlikte yürüyüp
yürüyemeyeceğini fark etmiş olmalısın.
Aktivite
(Bu aktivite henüz mesleğine karar vermemiş olanlar içindir.)
Günlüğünü al. Ruh üzerine
çalıştığımız bir önceki bölümde gençliğinde ne istediğini, nasıl olduğunu
hatırlamıştın. Şimdi bu bilgilere tekrar bir göz at, hayatınla ilgili ne
yapmak istediğine dair kısımlara ve kelimelere daha dikkatlice bakarak.
Bir birey olarak senin yansıman
olmaktan çok sadece ilginç yada düzenli bir iş olabileceğini düşündüğün
gençlik isteklerini ele. Mesela 10 yaşında bir oğlan oynamayı ve yarışmayı
sevdiği için profesyonel bir futbol oyuncusu olmak isteyebilir, büyüyünce bir
muhasebeci olmuş bile olsa bu iki şey hala gerçek olabilir; oynamak ve
yarışmak. Ama bir muhasebecinin artık profesyonel futbolcu olması mümkün
değildir, yani listeden eleyebilirsin.
|
Hala listende kalan işlere ve özelliklerine
baktığında ortak bir nokta bulmaya çalış. Mesela bir kadın düşünelim; 10 yaşındayken
öğretmen olmak istemiş, 15 yaşında sosyal görevli, 20 yaşında insan hakları
konusunda uzmanlaşmış bir avukat olmak istemiş, ama şu anda bir sanat
galerisinde çalışıyor. Çok açık ki başkalarına yardım etmek bu kadın için
önemli. Şimdi bunu kendine ve hayatına uyarla.
Hala zorluk çekiyorsan bunu aşmanın bir kolay yolu
daha var; kendini bir hapishanede hayal et. Çok ciddiyim. Hapishanedeyken ne
üzerine istiyorsan çalışman mümkündür. Ne çalışırdın? Neyin eğitimini almak
isterdin? Doktorsun ama sanat tarihine mi aşıksın? Yada 16 yaşından beri
inşaatlarda çalışıyorsun ama nasıl pasta yapıldığını mı öğrenmek istiyorsun?
Senin için açıkça önemli olan özellikleri
somutlaştırabileceğin tüm kariyer olasılıkları hakkında beyin fırtınası yap,
detaylıca düşün. Pratiğe dökme kaygısı olmadan sadece düşün. Bu meslekler ile uğraşan birileriyle de konuşabilirsin.
Geçen bölümde işin ve kariyerin hakkında yazdıklarını gözden geçir.
Sonra listende olan üzerinde düşündüğün her pozisyon için şu anda bulunduğun
durumdan o işe ulaşmak için neler yapman gerektiğini düşün. Yolundaki engeller
neler? Bunlar gerçekten engel mi yoksa alternatif planlar ile bu engeller
aşılabilir mi? Çoğu zaman yeni bir kariyere geçmek için en baştan başlamamız
gerektiğini düşünürüz, ama aslında bu doğru değildir. Taa baştan başlaman da
gerekebilir, ama belki buna gerçekten değecektir. Emeklilik yaşı giderek
yükseliyor, 40 yaşında en baştan başlamak sevmediğin bir kariyerde 20 yıl daha
geçirmekten çok daha iyi olacaktır.
Peki, en iyi potansiyel geleceğe sahip gözüken hangisi? Mesela; en az
zaman harcayacağın ve en fazla para kazanacağın hangisi? Pratiklik burada
devreye giriyor. Eğer üniversitede bir profesör olmak istiyorsan ama üniversite
mezunu değilsen ve 6 kişilik bir aileyi geçindirmeye çalışıyorsan hayalin şu an
için pek pratik olmayabilir. Yine de bu profesör olmak üzere çalışmaya
başlayamayacağın anlamına gelmez. Sadece varış noktasına ne zaman ulaşacağını
iyi hesapla.
Sahip olduğun her özellik veya tutku duyduğun her şey için bir çok alternatifler var. Bugünlerde neredeyse tüm dünyanın hayali kendi işinin sahibi olmak. Bunu tamamen anlayabiliyorum, hangimiz berbat bir patron için çalışmadık ki? Belki kendi işin olarak bir motorsikletçi dükkanı açmak istiyorsun, ama şu an için kendi işini kuracak birikimin yok. Önemli olan kendi dükkanını açmak mı yoksa kendi işini yapıp, kendi motorsikletinle harcayacak zamanının olması mı? Dükkanın sahibi tamamen sen mi olmalısın yoksa bir ortaklık da olabilir mi? Bu konuda deneyimlerin var mı?
Hangi mesleğin senin için en
iyisi olacağına karar verdikten sonra o noktaya ulaşana kadarki tüm yolculuğunu
küçük SMART hedeflere böl. Bazı hedeflerinin zamanla yenilenmesi gerekiyor
olabilir. İlk hedefine ulaşman 1 seneni alacaksa bu ilk adımı tamamladıktan sonra
ikinci hedefine ulaşmak için gereken zamanı daha iyi hesaplayabilecek durumda
olacaksın mesela. Bu arada belirlemiş olduğun bazı hedefleri alakalı
olmadıkları, aslında başka bir adımın içinde çözüldükleri veya yeterince
belirli olmadıkları için elemen de gerekebilir.
Yolunu seçtin
ve hedeflerini belirledin, şimdi planlarını başkaları ile paylaşma zamanı. Eğer
gelirinden sorumlu olduğun veya kaynak olduğun birileri varsa bir aile, bir eş
veya ortak gibi, onlarla planlarınla ilgili nasıl ve ne zaman iletişime geçeceğini de
belirlemelisin. Eğer yeni hedeflerin seni mali olarak biraz zorlayacak ama yine
de eve yeteri kadar para getirmeni sağlayacaksa daha fazla evde olmak, daha
esnek bir programa sahip olmak, uzun vadede daha çok kazanmak gibi olumlu taraflarının
altını çizerek anlat. Eğer eşin kararsızsa veya sorunlar öngörüyorsa bunu bir
iş planı gibi ele al. Ödevini önceden iyi çalış ki nelerle uğraşacağını iyi
bildiğini anlasınlar.
Birlikte çalıştığın kişileri de
düşün elbette. Eğer bir ortağın varsa ve sen işi tamamen bırakmak istiyorsan işi kapatmaktan tutun da
hisselerini alabileceğine kadar bir çok seçenek sunabilirsin. Ama tabii
patronuna uzun vadede ne yapmaya karar verdiğini şimdiden söylemene gerek yok.
Ve son olarak, bir yedek plan oluştur. Para biriktir. A planının
başarılı olacağından emin olana dek gerekiyorsa ek iş yap. Patronuna söylerken
eğer ileride dönmek istersen bunu değerlendirip değerlendirmeyeceğini sor.
6- PARA: BOLLUK İÇİNDE YAŞAMAK
Bolluk içinde yaşamak ihtiyaçlarını karşılayacak kadar paranın olduğuna şükretmektir. Faturalarını ödeyebildiğin sürece, az veya çok fark etmez, bolluk içinde yaşayabilirsin.
Bolluk içinde yaşayabilmek için
önce o parayı hak etmen gerektiğini düşünme. Hak etmediği halde nefes alan bir
çok insan var bu dünyada.
Paranın pis olduğunu düşünme.
Kendimizi çoğu zaman parayla
rahatlatırız, bankadaki paramız arttıkça egomuz da büyür, bu çok net bir yoldur
veya zor bir gün geçirdiğimizde kendimizi bir külah dondurma ile
ödüllendiririz, bu da az net bir yoldur. Bazen birisi yolda bir dilenci görür
ve sonra bir elektronik mağazasına girerek 500TL harcar, sadece bunu
yapabildiğini görmek için. Bu genellikle iki yakasını bir araya zor
getirenlerin yaptığı bir şeydir.
Aktivite
Bankadan son bir yıllık hesap ve
kredi kartı dökümünü al. Ne kadar ucuz veya pahalı olduğu fark etmez, kendini
rahatlatmak için harcadığın paraları tespit etmeye çalış ve defterine bunun
size kaça mal olduğunu yaz. Uzun bir gün geçirdiğin için pizza mı sipariş
ettin? Eşinle kavga ettiğin için arkadaşlarınla içmeye mi gittin? Sebep ne
olursa olsun eğer amaç kendini rahatlatmaksa bunu listeye yazmalısın.
Listedekilerin hepsini topla.
Şimdi bu parayla ne yapabilirdin onu
düşün.
|
Kendinizi ödüllendirmenin hiçbir sakıncası yok, ama iyi bir gündeki
ödül, kötü bir gündeki ödülden çok daha etkili olur.
Bolluk içinde
yaşamak davranışların için harika bir anlaşmadır, tekrarlıyorum, şükran dolu
bir kalbin çok daha uzun yol gidebileceğini biliyoruz. Çocuklarımız berbat bir
şey yaptıklarında bile nasıl ki onları ne kadar çok sevdiğimizi kendimize
hatırlatıyorsak, bir şeye sahip olamadığımızda da aslında ne kadar çok şeye
sahip olduğumuzu kendimize hatırlatmalıyız.
Aktivite
Şimdi günlüğüne genel olarak nelere
sahip olduğunu yaz. Seni çok seven bir eşin veya ailen, huzurla yaşadığın bir
evin, dolapta yemeğin olabilir, ama hepsi bu. Peki, şimdi kocaman bir villada
yaşadığını, her tarafın muhteşem eşyalarla dolu olduğunu ama bunları
paylaşabileceğin kimsenin olmadığını düşün. Şimdi sahip oldukların gözüne
daha kıymetli gözükmeye başladı mı?
Bu aktivitenin sonraki kısmı biraz
daha zorlu olabilir, ama her dakikasına değecek, daha çok zamana ihtiyacın
olacağından eğer birkaç gün ara vermek istersen, bu tamamen uygundur.
Sahip olduğun ama aslında ihtiyacın
olmayan her şeyi yaz. Evet, her şeyi.
Kıyafetlerini, fazla ayakkabılarını,
filmlerini, albümlerini, ne varsa… Eğer çalışmak veya yaşamak için ona
ihtiyacın yoksa listeye yazıyorsun. Listeniz başkalarınınkinden çok farklı
olabilir, önemli olan bu değil, onlara gerçekten ihtiyacınız olup olmadığı.
|
Sahip olduğun
“ekstralar” listesine bir bak. Alırken kaç tanesi için “çok gerekli” diye
düşünmüştün? Bir çoğumuz sadece almayı sevdiğimiz için alışveriş yaparız. İyi
hissettirir. İster rahatlamak, isterse tepki için olsun ihtiyacımız olmayan
şeyler satın alırız, genellikle de sahip olmadığımız parayla.
Aktivite
Para sıkıntılarınla ve alışveriş
davranışlarınla mücadelede attığın ilk
adımı takdir ediyorum. İkinci adım hiç para harcamadan veya minimum bir
parayla seni mutlu edebilecek şeylerin bir listesini yapman. Aşağıda birkaç
öneri bulabilirsin.
●
Köpük banyoları
●
Parklarda yürüyüşler
●
Evcil hayvanınla oynamak
●
Okumak
●
En sevdiğin meyveyi yemek
●
Piknik
●
Yatakta kahvaltı, vb.
|
Ne zaman rahatlamaya, eğlenmeye yada sadece yapacak bir şeye ihtiyacın
olursa aslında yapabilecek ne kadar çok şeyin olduğunu keşfettin. Eğer kendini
alışveriş yapmak için, tepki olsun diye kendine bir şeyler almak için
kıvranırken bulursan bunu en ucuz şekilde yapmaya çalış. İkinci el kitaplar
satan bir yerden kitap almak iyi bir örnek olabilir mesela. Veya en azından
birden fazla ihtiyacını karşılayacak bir şey almaya çalış.
Bu bölümü tamamladığında aşağıdaki konularda kendine
koçluk edebilmede kendini çok daha gelişmiş hissetmelisin:
●
Kendini yönetir ve
kendine koçluk ederkenki beklentilerinin tanımlanması
●
Ne istediğini ve neden
istediğini belirlemek
●
Pratik planlar üretmek,
bunları istediklerine ve ihtiyaçlarına ulaşmak için kullanmak
●
Hayatında ilerlemeni
engelleyen negatif şeyleri belirlemek ve hedeflerine ulaşmak üzere takipte
kalmak
●
Etkili bir hayat
yönetimi ile mesleki hayatının ve kariyerinin ilerlemesini sağlamak
●
Bolluk içinde yaşamak
terimini içselleştirip hayatına uygulayabilmek
●
Finansal durumunu
yönetmek için çeşitli metotlar kullanabilmek
●
Sağlıklı ilişkileri
tanımlayabilmek, oluşturabilmek ve devam ettirebilmek.
PARA YÖNETİMİ
Daha basit bir şekilde ama
bolluk içinde yaşamaya artık hazırsın. Kişisel para yönetimin konusunu ele
almaya geldi şimdi sıra. Eğer finansal durumunun kontrol dışına çıktığını
düşünüyorsan, kendini kaybolmuş ve hayal kırıklığına uğramış hissediyorsan, bir
ümidimiz var demektir. Kendi hayat koçun olarak finansal olarak yeniden kontrol
altında hissedeceğin kaynakları kendine daha da güçlendirerek sağlayabilirsin.
Tabii ki her şeyin bir gecede sihirli değnekle dokunulmuşçasına değişeceğini
beklememelisin. Bu tablo bir günde oluşmadı, öyle değil mi? Finansal zorluklardan kurtulmak
fazlasıyla sabır ve çok çalışma isteyen bir iştir. Ama bu gerçeğin seni
yıldırması yerine onu kucaklaman senin eski “istiyorum, istiyorum, çok
ihtiyacım var” tuzaklarına düşmeni engelleyecektir.
Aktivite
Artık finansal durumunun seni
daha fazla üzmesine izin verme. Aşağıdaki 5 adımın finansal özgürlüğün için
çalışmasını sağlayarak hayatını geri al. Bu aktivite oldukça zamanını alacak.
O yüzden ara vererek veya birkaç güne yayarak yapmanın bir sakıncası yok.
1.
Gelirini
Belirle
Eğer maaşlı olarak
çalışıyorsan bir önceki ayın bordrosuna bakarak net kaç lira kazandığını
öğrenebilirsin, sene sonuna doğru maaşın azalıyorsa bunu da göz önünde
bulundur. Eğer kendine ait bir işte çalışıyorsan son 2 yılın gelir
tablolarına bakarak aylık ortalama gelirini hesaplaman gerekecek. Bunu belirlediğinde
aylık ev bütçeni belirlemiş olacaksın.
2.
Giderlerini
belirle
Finansal durumunu belirlemenin
ikinci adımı aylık giderlerini hesaplamaktır. Her bir faturanı kontrol ederek
her birine ne kadar ödeme yaptığını defterine not et. Benzine, bakkala, manava,
eğer varsa kredilerine ve kredi kartlarına, ilaçlara, evcil hayvanına, giyime, eğlenmeye ve
dışarıda yemeye de ne kadar para ayırdığını eklemeyi unutma. Diğer tüm
adımlarda olduğu gibi, bu adımda da kendinize karşı dürüst olman çok
önemlidir. Para harcadığın her noktayı bilmen paranın tekrar kontrolünü
kazanmanı sağlayacak.
3.
Bütçe
Oluştur
Bir bütçe oluşturmak için
gereken tüm verileri topladın. 2. Adımda listelediğin tüm masrafları al ve
tabloda her biri için oluşturulmuş satırlara yaz. Ayrıca vergiler, arabanın
tamiri, tatiller, sigortalar, acil ödemeler gibi düzenli meydana gelmeyen ama
düzenli tasarruf etmeni gerektiren durumlar için de bir satır oluşturman
gerekir. Zaman içinde bu başlıklar için küçük katkılar ayırmak, acil bir
durum olduğunda kullanılabilir bir fon oluşturmak bütçeye emin ol çok
yardımcı olur. Bütçe fazlanı ya da açığını belirlemek için tüm masrafları
gelirinden çıkar. Bir açık oluşursa aylık bütçeni dengeleyene kadar rakamları
yeniden hesaplaman gerekir.
4.
Borcunu
Öde
En düşük kredi kartına veya
kredine her ay çok az fazla ödeyebilirsiniz, mesela borcunu yukarı doğru
yuvarlayarak başlayabilirsin buna. 362 TL borcun varsa sen 400 TL öde. Bu
borçlarına karşı bir kartopu etkisi yaratacak. Bu çok basit gibi gözükebilir
ama plansız bir extra harcama çıktığında çok daha güvenli davranabilecek
halde olmanı sağlar.
5.
Biriktirmeye
Başlayın
Gerçek finansal kontrolün
anahtarı finans kurumlarından borç istemene yani kredi çekmene gerek
kalmayacak durumda olmandır. Birikim hesabı oluşturarak hedeflediğin finansal
özgürlüğe kavuşmak üzere kolayca çalışmaya başlayabilirsin. İdeali aylık
gelirinin %20’sini biriktirmendir. Birikim için ayıracağın miktar her ne
olursa olsun bunu gelirini aldığın anda hesabına yatırman gerekir. Ay sonunda
elinde kalanı biriktirmeyi düşünüyorsan biriktiremeyeceğini şimdiden
söyleyebilirim.
Eğer masraflarını
karşıladıktan sonra birikim yapabilecek kadar para kazanamıyorsan gelirini
arttırmanın bazı yolları var. En bilindik çözüm ikinci bir iş edinmek. Avrupa ve Amerika’da ikinci bir işte çalışmak bize göre çok daha
kolayken Türkiye’de kendine uygun bir iş bulman biraz daha vakit alabilir.
Ama unutma, gerçekten yapmaya karar verdiğinde seni durdurabilecek hiçbir şey
yok.
|
Mali durumu değiştirmek zor bir
iştir, kararlı bir tutum ve sabır gerektirir. Mevcut mali durumunu bir gecede
yaratmadığın gibi, o kadar hızlı da düzelmesini bekleyemezsin. Para tasarrufu
mümkün olmadığı durumlar veya acil bir harcamanın tüm tasarrufunu çalacağı
zamanlar olabilir. Bunlar hayatın bir parçası ve birlikte yaşamayı öğrenmemiz
gereken kısımları. Finansal durumunu düzelterek hayatın küçük çelmelerini daha
kolay atlatabilir ve hiç düşünmediğin şekilde çok daha yönetilebilir olduğunu
görebilirsin.
PARA BİRİKTİRMENİN YOLLARI
Bankalar
1. Hesaplarını ve kredi kartlarını daha yüksek faiz kazanabileceğin, daha düşük faiz ödeyeceğin ve hesap işletim ücreti ödemeyeceğin (yeni) bankalara taşı. Faiz oranları eskisi kadar yüksek değil ama yine de bir bakmaya değer. Ödemelerini düzenli yaptığın sürece elinde güç olduğunu unutma.
1. Hesaplarını ve kredi kartlarını daha yüksek faiz kazanabileceğin, daha düşük faiz ödeyeceğin ve hesap işletim ücreti ödemeyeceğin (yeni) bankalara taşı. Faiz oranları eskisi kadar yüksek değil ama yine de bir bakmaya değer. Ödemelerini düzenli yaptığın sürece elinde güç olduğunu unutma.
2.
Kredilerini birleştir. Farklı yerlere yaptığın ödemeleri tek bir bankada
toplarsan bu sana aylık olarak çok daha düşük bir ödeme sağlar.
3.
Bir sürü kredi kartı kullanmaktan vazgeç. Tek bir kredi kartı kullan,
diğerlerini iptal et. Böylece boş yere senelik üyelik ücreti ve benzeri isimler
altında gereksiz bir çok para da ödememiş olursun. Kredi kartını da cüzdanında
değil, evinde güvenli bir yerde sakla.
4.
Bankanıza faturalarınız için otomatik ödeme talimatı verin. Böylece ödemeyi unutup
faiz ödemek zorunda kalmazsınız. Ancak faturalarını kontrol etmeyi de ihmal
etme.
5.
Borç kartopunu planla. Çeşitli yerlerden kısarak tasarruf ettiklerinden
borçlarına küçük ek ödemeler yap. Hangi borcunu erken kapatmak senin için daha
iyi olacaksa onun üzerine çalış. Kimi aylarda kartopunun çığa dönüşerek o ayki
borcunu ödediğini göreceksin ki bu da elinde kalan ekstra toplu para demektir.
Acil bir ihtiyacın yoksa ve başka ödemelerin varsa… Ne yapacağını biliyorsun
artık.
6.Borçların
için görsel bir hatırlatıcı oluştur. Askerler için olan şafak defteri gibi
düşünebilirsin bunu. Sadece tek sayfada ve görebileceğin bir yerde olsun.
Ödedikçe işaretle ve borçsuz bir hayata doğru ilerlediğini gör.
Ev
7. Toplayıcılığı bırak ve satmaya başla. Gereksiz eşyalar listeni gözden geçirerek satılabilecek olan her şeyi internet üzerinden veya ikinci el mağazalara götürerek satmaya başla. Hem evinde yer açılsın, hem hesabına ek para girişi olsun. Gereksiz eşyalardan kurtulmak psikolojik olarak da seni rahatlatacaktır. Senin için gereksiz olan başkasının ihtiyacı olabilir.
7. Toplayıcılığı bırak ve satmaya başla. Gereksiz eşyalar listeni gözden geçirerek satılabilecek olan her şeyi internet üzerinden veya ikinci el mağazalara götürerek satmaya başla. Hem evinde yer açılsın, hem hesabına ek para girişi olsun. Gereksiz eşyalardan kurtulmak psikolojik olarak da seni rahatlatacaktır. Senin için gereksiz olan başkasının ihtiyacı olabilir.
8.
İkinci elden maksimum seviyede faydalan, satmak için de ihtiyaçlarını almak
için de. Dikkat etmen gereken nokta sadece ucuz diye ihtiyacın olmayan bir şeyi
almamak. Liste yapmayı ve ona sadık kalmayı unutma.
9.
Televizyonu kapat, hayattaki diğer şeylere odaklan, mesela ikinci bir işe.
Mutlaka izlemek istiyorsan, aylık aboneliklerini iptal edip her şeyi internet
üzerinden izleyebilirsin.
10.
Gereksiz ışıkları kapat. Elektrik çok pahalı olmayabilir ama kendi paranla
birlikte ülkemizin kaynaklarını da harcadığını unutma. Odadan çıkarken bile
ışıkları kapatmaya dikkat et.
11.
Mümkün olan her yerde elektrik tasarrufu sağlayan ampuller veya aydınlatma
kullan. Eski ampullerinden biraz daha pahalı olabilirler. Ama hem daha uzun
ömürlüler, hem de elektrik tasarrufu sağlıyorlar.
12.
Programlanabilir bir kombi al. Böylelikle gereksiz kullanımdan kaçınmış
olacaksın.
13.
Kıyafetlerini atmak yerine tamir et veya gerekiyorsa küçülttür. Temel dikiş
becerilerini edinmek çok kolaydır.
14.
Fırında pişireceğin şeylerden 4 tane hazırla. Bir tanesini fırına, diğer üçünü
buzluğa at. Hızlı bir yemeğe ihtiyacın olduğunda fırına atıverirsin.
15.
Tamiratları kendin yapmaya çalış. İnternette detaylı anlatımı olan videolar
var. Becerilerine de bir yenisini eklemiş olursun.
16.
Bir düdüklü tencere edin. Böylece hem yemeklerin çok daha çabuk pişmeye hazır
hale gelir, hem de pişme süresini kısaltacağı için ekstra tasarruf edersin.
17.
Evdeki aletlerin ve arabanın bakımı düzenli olarak yap. Ayda en fazla 1-2
saatini alacak bu çalışma eşyalarının ömürlerini uzatacağı gibi
arızalanmalarını da engelleyerek seni para ödemekten kurtaracaktır.
18.
Telefon faturanı kontrol et, kullanmadığın servisleri iptal ettir. Diğer
telefon şirketlerinin kampanyalarını takip et, daha uygununa rastlarsan
şirketini değiştirmekten çekinme. Hem artık numaran da değişmiyor.
19.
Traş bıçağı kullan. Elektrikli makinelerden veya berbere gitmekten vazgeç.
Banyodayken, yüzün iyice ıslanmış ve sakalların yumuşamışken traş olduğunda bu
işe boş yere ne kadar para döktüğünü anlayacaksın.
20.
Kullandığın deterjanları kendin yap. Bir evin en büyük ve en sürekli
giderlerinden biridir deterjanlar. Bunları sirke, limon gibi her evde olan ve
ucuza alabileceğin şeyler ile üretebilirsin. Gereksiz kimyasalları hayatından
ve evinden uzaklaştırdığında ne kadar çok tasarruf edeceğini göreceksin.
21.
Evinin ısı yalıtımının iyi bir şekilde yapıldığından emin ol. Klimayı veya
kombiyi ne kadar az çalıştırırsan o kadar az para harcarsın. Bunun da en önemli
adımlarından biri evinin iyi bir yalıtımının olması.
22.
Elektrik kesilmelerine karşı evdeki elektrikli ve elektronik aletleri korumak
üzere ek bir güç kaynağınız olsun. Elektrik kesintileri özellikle elektronik
aletlerin çok çabuk bozulmalarına sebep olur.
23.
Daha küçük bir ev al. Eğer evinde kullanmadığın bir çok alan varsa boş yere bir
çok para ödüyorsun demektir. Aydınlatma, ısıtma, temizlik, kira veya kredi
gibi…
24.
Daha uygun fiyatlı bir yere taşınıp taşınamayacağını araştır. Şehrin merkezinde
küçücük bir daireye ödediğin parayla şehrin biraz dışında, yeşillikler içinde
çok daha ucuza yaşayabilirsin. Üstelik sinirlerine de iyi gelecektir şehrin
karmaşasından uzaklaşmak. Ancak buradaki değerlendirmeyi iyi yapman gerekiyor.
Geceleri çok çıkan biriysen, taşınacağın bölgeye belli bir saatten sonra toplu
taşıma olmaması sana ekstra harcama getirebilir. Hesaplarını yaparken taşınma
masrafını, emlakçı parasını da planlamayı unutma.
Alışveriş
25.
Sezon alışverişini sezondan sonra, bayram alışverişini bayramdan sonra yap.
Seneye bir mayo alman gerekiyorsa bunu yaz bittiğinde al ve seneye kadar sakla.
Yılbaşı süsleri alacaksan yılbaşı geçtikten ve fiyatlar düştükten sonra al.
26.
Kullanmadığın ve ücret ödediğin üyeliklerini iptal et. Dergi abonelikleri, spor
kanalları gibi. Internet üzerinden de okuyabilir veya izleyebilirsin, öyle
değil mi?
27.
Kredi kartı numaranı online hesaplarından kaldır, bir tıkla alışveriş yapama.
28.
Stres kaynaklı harcamalardan uzak dur. Sadece kendini rahatlatmak için
ihtiyacın olmayan şeyleri satın alıp bütçeni sarsarak daha büyük strese neden
olmak yerine stresini azaltacak farklı yollar bul. Deniz kenarında veya
ağaçların arasında bir yürüyüş, meditasyon veya namaz kılmak, biraz toprakla
uğraşmak seni alışveriş yapmaktan çok daha fazla uzaklaştıracaktır stresten.
29.
Yapabildiğin her şeyi kendin yap. Ekmek veya makarnayı evde yapmak sana tamamen
zaman kaybı gibi gelebilir. Ancak bir kere yaptığında çok daha iyi ve sağlıklı
bir lezzete, çok daha ucuza kavuşabileceğini göreceksin.
30.
Fiyatları karşılaştır ve en ucuz manavı, marketi bul. Ayak alışkanlığı ile
sürekli gittiğin markete gitmeden önce mutlaka fiyat araştırması yap.
Gerekiyorsa alışveriş listeni birkaç farklı marketten tamamla.
31.
Yemeklerini alışveriş yaptığınız market indirim programına göre planla. En
yüksek indirimde olan ürünleri alabilirsin. Hem böylece ne pişirsem derdinden
kurtulup, elindeki malzemelerle ne yapabileceğini keşfedeceğin bir oyun
oynayarak eğlenebilirsin. Bunu birkaç ay yaptığında gıda giderinin fark edilir
ölçüde azaldığını göreceksin.
32.
Kalan yemeklerinden faydalan. Dünden biraz pilavın kalmışsa, un çorbası gibi
bir pilav çorbası yapabilirsin. Biraz araştırdığında internette bir çok tarif
bulabilirsin.
33.
Öğle yemeğini en azından haftada birkaç gün evden götür.
34.
Eğer bir şey almayacaksan alışveriş merkezlerinden uzak dur. Vitrinlere şöyle
bir bakayım derken kendini kasada bulman an meselesi. Sinema veya yemek gibi
bir nedenle alışveriş merkezine girmişsen vitrinlere bakmadan geçmek konusunda
kendini eğit.
35.
10 saniye kuralını uygula. Herhangi bir şey satın almaya niyetlendiğinde 10
saniyeliğine dur ve kendine bunu neden almak istediğini sor. Eğer iyi bir
cevabın yoksa veya gerçekten gerekli değilse alma
36.
30 Gün Kuralı’nı uygula. Anlık hazlar nedeniyle yapılabilecek alışverişlerden
kaçınmanın en önemli kuralıdır bu. Sadece bekleyerek, o anlık oluşan isteğin
geçmesini sağlayabilir ve bir ay sonra vereceğin paraya değip değmeyeceğini
tekrar değerlendirebilirsin.
37.
Uzun süre dayanacak kaliteli şeyler al. Unutma ucuz etin yahnisi yavan olur.
Elektrikli aletler alırken A++ enerji sınıfı almaya dikkat et. Kullanacağın
elektrikten, deterjana kadar her şeyden tasarruf sağlayacaksın.
38.
Yararlanabileceğin, indirimli alışveriş yapmanı sağlayan tüm müşteri
programlarına üye ol. Sırf bunlar için bir mail adresi açabilir, bir şey
almadan önce ihtiyacın olan şeyi en ucuz fiyata alabilir ve puan biriktirerek
daha sonra alacağın bir şeyleri tamamen bedavaya getirebilirsin. Burada önemli
olan puan biriktirmek için veya sadece çok ucuz diye ihtiyacın olmayan bir şeyi
almamak.
39.
Bir derin dondurucuya yatırım yap. Bozulmadan saklayabileceğini bildiğinde
toptan alışveriş ederek çok daha ucuza alabilirsin.
40.
Alışverişe gitmeden önce liste oluştur ve o listeye sadık kal. Market
alışverişlerine aç karnına çıkma.
41.
Düzenli olarak satın aldığın ürünlerin daha ucuz markalarını dene. Kısa bir
sürede fark edeceksin ki aslında aralarında bir kalite farkı yok. Sadece pahalı
markanın pazarlama bütçesini de sen ödüyorsun. Mesela 120TL’lık yüz temizleme
scrub’ına para vermenize gerek yok. Evde çok daha etkili ve doğalını
yapabilirsin.
42. Başkalarına hediye alman gerektiğinde satın almak yerine kendin yap. Yemekler, mumlar, sabunlar, aklına ne geliyorsa veya ne yapabilirsen. Bu arada hem güzel zaman geçireceksin, hem de el emeğin olan çok özel bir hediye vermiş olacaksın. Bütçene katkısını da unutma. Arkadaşlarının çocuğuna veya evcil hayvanına bakabilirsin mesela. Bu hediyeler her zaman sevilir.
42. Başkalarına hediye alman gerektiğinde satın almak yerine kendin yap. Yemekler, mumlar, sabunlar, aklına ne geliyorsa veya ne yapabilirsen. Bu arada hem güzel zaman geçireceksin, hem de el emeğin olan çok özel bir hediye vermiş olacaksın. Bütçene katkısını da unutma. Arkadaşlarının çocuğuna veya evcil hayvanına bakabilirsin mesela. Bu hediyeler her zaman sevilir.
43.
Dışarıya çıkmak yerine arkadaşlarını eve davet et veya evi müsait olan
arkadaşlarında buluşmayı tercih et. Yemek yapabilir, film izleyebilir, sessiz
sinema oynayabilir, kendi seçtiğiniz müzik eşliğinde muhabbet edebilirsiniz.
Çok daha ucuz ve eğlenceli olacaktır.
44.
Toptan alışverişi tercih et. Deterjanlar, çocuk bezleri, tuvalet kağıtları,
bozulmayacak her şey için toptan alışverişten faydalan. Bu başta çok az bir
tasarruf gibi gözükse de aslında ne kadar çok olduğunu uzun vadede fark
edeceksin.
45. Her
zaman masrafların düşülüp düşülemeyeceği sor. Herhangi bir hizmet veya servis
için başvurduğun zaman başvuru ücreti, servis bedeli gibi ücretlerin iptal
edilip edilemeyeceğini sor. Her zaman kabul edilmeyebilir ama denemekten bir
zarar gelmez.
Çocuklar
46.
Çocuklarını eğlendirmek için çok para harcama. Birlikte bir bitki dikin ve
büyütün, parka oynamaya gidin, bisiklet kullanmayı öğret. Seninle geçirecekleri
vakitler onlar için çok kıymetlidir, sadece para harcayarak eğlenebileceklerini
öğretme onlara.
47.
Türkiye’de çok geçerli olmayabilir ancak bir yerlere gidebilmek için arada
çocuk bakıcısına ihtiyaç duyuyorsan bakıcı yerine komşuların veya
akrabalarından faydalanabileceğini unutma. Bugün onlar sizin çocuğunuza bakar,
yarın siz onların.
48.
Çocuk sahibi olmak, büyütmek zor ve sabır isteyen bir iştir. Eşinle birlikte en
azından haftada bir günü kendinize ayırmayı sakın ihmal etmeyin. Bu sizi
ileride doğabilecek sorunlardan uzak tutar. Mutlu ebeveyn mutlu çocuktur.
Bilgisayar
49. Bilgisayar oyunlarını seviyorsan çok can hakkı tanıyan oyunlar oyna. Elindeki oyunda tamamen usta olmadan yeni bir oyun alma. Oyunu bitirdiğinde satma veya takas etme ihtimalini de göz önünde bulundur.
49. Bilgisayar oyunlarını seviyorsan çok can hakkı tanıyan oyunlar oyna. Elindeki oyunda tamamen usta olmadan yeni bir oyun alma. Oyunu bitirdiğinde satma veya takas etme ihtimalini de göz önünde bulundur.
Sağlık
50.
Daha fazla su iç. Sağlığın açısından harikadır su içmek ama kesene ne etkisi
olabilir, değil mi? İnsanların çoğu zaman susuz kalmaları nedeniyle açlık
hissettiğini biliyor muydun? Ayrıca her yemekten önce bir bardak su içmek daha
uzun süre tok hissetmene neden olur. Hem sağlık, hem kilo, hem de finansal
durum kontrolü sağlar bol bol su içmek.
51.
Konserve ve fast food gıdalardan kaçın. Eve geldiğinde basit, sağlıklı ve
gerekiyorsa yanında götürebileceğin yemekler hazırla.
52.
Allah rızası için sigara içmeyi bırak. Öldürücü olduğu kadar pahalı da. Bir
sürü seçenek var bırakman için. İçtiğin 1 senelik sigara parasını hesapla ve
kendini zehirlemek için bu kadar para harcamak isteyip istemediğine karar ver.
53.
Ellerini temiz tut. Her tuvalete gidişinden veya çiğ sebze, meyveye dokunmandan
sonra ellerini yıka. Bu hastalıkları engellemek için çok kolay ve ucuz bir
yöntemdir. Kirlenmekten korkma ama temel temizlik kurallarına uy.
54.
Kahvaltı et. Doyurucu bir kahvaltı hem sağlığın açısından iyidir, hem de seni
tok tutarak pahalı bir öğle yemeğinden uzak kalmanı sağlar.
Hobi
55.
Kitapları, albümleri veya DVD’leri internet üzerinden veya mümkün olan diğer
kanallardan takas et. Bir daha okumayacağın kitabı, izlemeyeceğin filmi tutmana
gerek yok. Bırak başkaları da faydalansın. Sen de bu arada ihtiyacın olanı al.
56.
Bir bahçe edin. Eğer bir bahçeye sahip olamıyorsan evinde, balkonunda neler
ekebileceğini araştır. Toprakla uğraşmak seni mutlu edeceği gibi ailen için de
sağlıklı ürünler üretmiş olacaksın.
57.Kütüphaneye
daha sık git. Kütüphaneye sadece kitap ödünç alabileceğin bir yer gözüyle
bakma. Başka insanlarla tanışabilir, yabancı dil öğrenebilir, internet
kullanabilirsin. Uygulamalar bölgeden bölgeye değişebilir ancak gidip
öğrenmeden bilemezsin.
58.
Daha çok oku. Yapabileceğin en ucuz ve en keyifli aktivitelerden biridir
okumak.
59.
Şehirdeki ücretsiz etkinlikleri takip et. Artık belediyelerin de sunduğu bir
çok kurs var mesela. İngilizce kursuna para ödemek yerine bölgendeki
belediyenin kursuna ücretsiz katılabilirsin. Ücretsiz konserler, eğitimler, gösterimler,
kütüphane, ücretsiz yemekler… Mümkün olduğu kadar takip etmeye çalış.
60.
Kendi içkini kendin yap. Maliyetinin neredeyse yarı fiyatına geldiğini
göreceksin. Bununla uğraşan arkadaşlar daha önce hiç almadığın bir tat
alacağını ve bir daha hazır almayı asla tercih etmeyeceğini söylüyorlar.
Araba
61.
Arabanın hava filtresini temizle veya değiştir. Temiz bir hava filtresi %7’ye
kadar tasarruf sağlar ve hava filtresi ucuz bir şeydir.
62.
Daha güvenli ve az yakan bir otomobile geç. Benzini ve motorini en pahalı
kullanan ülkelerden birinde yaşıyoruz. Motor hacmi ve beygir gücü düşük bir
araba çok para biriktirmeni sağlayabilir. LPG taktırmayı da göz önünde
bulundur. İngiltere kraliçesi bile LPG’li araç kullanıyor. Benzine göre %60
civarında tasarruf sağlayabilirsin böylece.
63.
Arabanın lastiklerini şişir. Lastiklerinin havası eksikse daha fazla
benzin/mazot sarfiyatın olur. Sadece bu bile %5 yakıt tasarrufu sağlar.
64.
Araba havuzu oluşturun. Aynı yöne gittiğin birileri varsa birlikte gitmeyi
teklif edebilirsin. Ayrıca akıllı telefonu olanlar için artık böyle uygulamalar
da var. Tek başına onca yolu gitmekten ve masrafına katlanmaktan sıkılmadın mı?
65.
Bir araba alacağın zaman sadece ikinci ellere bak. Sıfır araba ile aynı senenin
ikinci eli arasında vergiden kaynaklanan fiyat farkına bak, ne demek istediğimi
anlayacaksın.
66.
Hız yapma. Sadece yakıtı çok tüketeceğinden değil ama ceza da yiyebilirsin.
Kaza yapma ihtimalin de yükseleceğinden seneye araç kaskonu daha pahalıya mal
olabilir. Her türlü zararlı yani hız yapmak.
Diğer
67.
Hayallerini sevdiğin insanlar ile paylaş. “Bunun para biriktirmekle ne alakası
var?” diyebilirsin. Ama şöyle düşün; sevdiğin kişiyle hayallerini paylaşırken
ortak bir hayale vardığını farz et. Böylelikle o hayale ulaşmak için birlikte
hareket edebilirsiniz. Mesela eşimle oldukça büyük bir kumbaramız var. Ve
günlük olarak cebimizdeki bozuk paraları ona atıyoruz. İlk sene biriktirdiğimiz
parayla Amerika’ya uçak biletlerimizi alabildik, aşağı yukarı 4.000TL civarında
tuttu biletler. Üzerine sadece 300TL ilave etmemiz gerekti. İkinci sene maddi
olarak biraz sıkıntıda olduğumuz için 2.800TL civarında para biriktirebildik,
şimdi nereye gitsek diye düşünüyoruz. Böylece tatillerimiz neredeyse bedavaya
gelmiş gibi oluyor.
68.
Kullandığın araçların bakımlarını düzenli yap veya yaptır. Böylelikle hem arıza
ihtimalini minimuma indirmiş olursun, hem enerji (elektrik, benzin, mazot)
kullanımları az olur, hem de çok daha uzun süre kullanabilirsin.
69.
Gönüllü programlarına katıl. Gönüllü çalışmalar; yeni insanlarla tanışmak,
biraz egzersiz yapmak ve ruhunu olumlu bir proje ile canlandırmak için
idealdir.
70.
Unutma sigorta bir yatırım değildir. Pahalı bir hayat sigortası ödüyorsan diğer
sigorta şirketlerini de araştırarak daha ucuz bir sigortaya geçebilirsin.
71.
Evinde kullanmadığın bir oda veya bölüm varsa burayı kiralamayı düşünebilirsin.
www.airbnb.com sana
bu konuda yardımcı olacaktır. Böylece turistlere kiralama yapabilirsin.
Riskleri göz önünde bulundurmayı ve tedbirli olmayı ihmal etme.
72.
Yakın çevrenden destek iste. En yakınındaki, en sevdiğin kişilere kemerleri
sıktığını söyle ve bir önerileri olabilir mi sor. Dışarıdan bir göz senin
görmediklerini görebilir. Belki maddi destek olmak isteyen bile çıkar.
73.
Yanında bir fikir defteri taşı. Not alamadığımız için bazen en önemli
fikirlerimizi unuturuz.
74.
Toplu taşıma kullan. Yanına alacağınız bir kitapla trafik stresinden
kurtulabilir, park yeri aramakla ve bir de buna ücret ödemekle uğraşmazsınız.
Bazı güzergahlarda toplu taşımanın hızını kendi aracınızla yakalayabilmeniz de
mümkün olmuyor hem de.
75.
Saçını kendin kes. Her saç için çok uygulanır olmayabilir. Ama basit bir saç
kesimin varsa biraz pratikle bu işi de halledebilirsin. Saçını tek renge
boyatıyorsan artık evde boyaman da çok kolay, hatta çıkan yeni ürünlerle
kendine röfle bile yapabilirsin. Bir arkadaşınla birlikte denemek çok eğlenceli
bir aktivite olabilir.
76.
Yolculuğa çıkarken yanına yolda kolayca atıştırabileceğin şeyler al.
77.
Akıllı hareketler yapmanı sağlayacak günlük ilham kaynakları bul. Bu kimisi
için çocukları olabilir, kimisi için karısı, bir başkası içinse saygı duyduğun
birisi veya sadece kişisel bir hedeftir; erken emeklilik gibi. Sende pozitif
değişiklikler sağlayacak olan bir ilham kaynağı bul. Onu sıklıkla düşün. Önüne
çıkan zorlukları engel olarak görme, aştığın her zorluk aslında seni hedefine
doğru bir adım daha yaklaştıran fırsatlardır.
78.
Çalıştığın şirketin sana sağlayabileceği tüm imkanları öğren. Bankaya olan
borcunu sıfır faizle şirketinden kredi çekerek ödeyebilirsin belki. Ücretsiz
maç biletleri, çocuklarına eğitim desteği… Şirketinin yönetmeliklerini al ve
iyice incele.
79.
İşe farklı yollardan git. Özellikle otomatik olarak durup alışveriş yaptığın
yerler varsa… Mesela her sabah kahve aldığın yere uğramaktansa farklı bir
yoldan gidip hem zihnini çalıştırabilir, hem de ofiste bedava bir kahve
içebilirsin. Günde 7 TL vererek içtiğin o kahve haftada 5 gün çalışsan sana
senede 1.960TL’ya mal oluyor. American Airlines kahvaltılarından sadece 1
zeytin eksilterek bir senede 40.000$ kar etmiştir. Ufak değişiklikler toplamda
çok büyük farklar yaratır.
80.
Tatil harcamalarını kıs. Büyük ve pahalı tatillere para harcamak yerine arabana
birkaç parça eşya atıp yakın çevrede görmediğin yerlere git. Tatilin hem son
derece ucuza gelecek hem de unutulmayacak bir tatil olacak.
Giyim
81.
Eğer acil bir kıyafete ihtiyacın varsa sahip olduğun her şeyi tara ve ne
bulabilirsin bak. Dolabını her zaman kullandığın şekilden farklı bir şekle
getirerek kullanmak da sana yepyeni eşyaların varmış gibi hissettirecektir.
82.
Minimal giyinmeyi öğren. Birbiriyle uyumlu parçalar al. Geçici moda olan
şeylere yönelmek yerine klasikleri tercih et. Böylece onar farklı parçan olsa
(etek, pantolon, kazak, bluz, gömlek, vb.) sınırsız sayıda opsiyona sahip
olursun.
Bir
hata yaptığında kendini yerden yere vurma. Onlarca doğru karar vermiş olsan
bile tek bir hata yaptığında kendini hırpalamak kolaydır. Büyük bir hata
yaptığında ve bunu fark ettiğinde bunu neden önceden değil de şimdi fark
ettiğini düşün. Hiç hata yapmıyorsan muhtemelen hiç bir şey yapmıyorsun.
Daima
ileri bak. Geçmiş hatalarının seni aşağı çekmesine izin verme. O hatanın
hatırası sonunda çok değerli olabilir. En iyi dersler yaşarken öğrenilir. O
yüzden geçmişini memnuniyetle kucakla.
Bugün
bizi biz yapan şeylerin çoğu aslında hatalarımızdan ve onlardan aldığımız
derslerden kaynaklanır. Geçmişini kucaklayamıyorsan bugün olduğun kişiden
memnun olmadığın ve geleceğin hakkında endişelerin olduğu içindir. Onu
değiştirebilmen mümkün olmadığına göre, bundan sonra ne yapman gerektiğine
odaklanmaktan başka bir şansın da yok demektir aslında.
Hiç
bir zaman vazgeçme.
Ne
zaman borcunun çok olduğunu düşünsen ve bunalsan, finans ile ilgili kişisel bir
blog oku, yeni bir şeyler öğrenebilir, ilham alabilirsin. Bir çok insanın şu
anda aynı sıkıntıları paylaştığını hatırla.
7- AŞK: SAĞLIKLI İLİŞKİLER
Kendi hayat koçun olarak, bu son bölüm belki de üstleneceğin en zor
bölüm olacak. Hayatındaki ilişkileri tanımlarken kendin ile tamamen dürüst
olmak daha zordur. Bu bölüm tüm yetişkin sevgi ilişkilerini kapsar, sadece
romantik aşkı değil. Ebeveynlerinle, kardeşlerinle, eşin veya sevgilinle,
arkadaşlarınla, hatta yetişkin çocuğunla olan ilişkilerini bu bölümde
göreceğiz. Sahip olduğun her ilişki seni değiştirme gücüne sahiptir, bu yüzden
istediğin hayatı yaşaman için sağlıklı ilişkilerinin olması hayati derecede
önemli.
Stephen Chbosky The Perks of Being a Wallflower adlı kitabında ilişkilerimizi
nasıl seçtiğimizi özetler:
Hak ettiğimizi düşündüğümüz sevgiyi kabul ederiz.
Peki hangi sevgiyi hak ettiğimizi düşünürüz?
Ailemizden gördüğümüz (veya göremediğimiz) sevgiye
en yakın olanını.
Baba özlemi çeken, babalarından bekledikleri sevgiyi
göremeyen kızlar genelde babalarına yakın yaşlarda erkekleri tercih ederler
mesela. Babası alkolik olan bir kızın alkolden uzak duran biriyle evlenmesini
beklersin muhtemelen ama o hepimizi şaşırtan bir karar verir ve bir alkolikle
evlenir. Bildiği düzen budur çünkü.
Anne ve babanızdan çocukluğunuzda gördüklerin, ev
düzeniniz, sevgi… Hepsi bugün bilinçaltına işlenmiş durumda. Bazı huyları sana
çok yanlış gelebilir. Ancak büyüdükçe onlara dönüşme ihtimalin de çok fazladır.
Bu yüzden ailemiz ile olan ilişkimizi doğru analiz
etmemiz ilişkilerde yaptığımız hataları görmek açısından çok faydalı olacaktır.
Bu basit görünen görüş aslında ilişkilerin sağlıklı
olup olmadığını anlamak için bir rehber olarak da kullanılabilir. Eğer yetersiz
davranışlara maruz kaldığın bir ilişki içindeysen durumu net bir şekilde
belirlemeni sağlar, bu durumda iki seçeneğin vardır; daha iyi bir ilişkiyi hak
ettiğini bildiğin için bu ilişkiyi sonlandırmak veya daha iyi bir ilişkiyi hak
ettiğine inanmadığın için bu ilişkiye devam etmek. Bir çok insan korku içinde
yaşadığı için harika, verici partnerleri ile ilişkilerini sabote ederler. Bu
korku o harika partneri hak etmedikleri inancından kök bulur. Yapman gereken,
kendi hayat koçun olarak, hepimizin sağlıklı ve mutlu bir ilişkiyi hak ettiğini
kendine hatırlatmak. Hepimiz kusurluyuz, güzel ve derin kusurlarımız var. Her
şeye rağmen güzel bir sevgiyi hak eden iyi insanlarız.
Daha önce mutlaka, belki de
birkaç defa kendini sağlıksız ilişkiler içinde buldun. Bazıları baştan
sağlıksız başladı, ama yine de devam ettin (sebeplerini aşağıda bulacaksın).
Kimi ilişkilerimiz görünüşte sağlıklı başladı ama sonra kötüye gitti. Bazen
kademeli olarak yavaş yavaş kötüye gider, bazen de kötü bir olayla birlikte bir
anda kötüleşir.
Bir ilişkiyi sağlıksız yapan
nedir? Senin iyiliğin, mutluluğun için zararlı olmaya başladığı an o ilişki
sağlıksızdır.
Belki duygusal veya zihinsel
istismar unsurları vardır. Pasif-agresif davranışlar, zalim sözler,
düşüncesizlik, sınırların olmaması, gerçekçi olmayan beklentiler, davranışlarda
ciddi tutarsızlıklar sağlıksız ilişkilerin en yaygın yönleridir. Bunlar şu
andaki partnerinle veya eşinle yaşadığın ilişkide mevcut olabilir, ama diğer
sevgi ilişkilerinde de sıklıkla vardır. Belki ablan sana duygusuz olduğunu söylemiştir.
Belki de annen onu memnun edecek bir hayat yaşamanı bekliyordur. Hatta
çocuklardan çok fazla beklenti içine giren belki de sensin. Bu ilişkiler
onarılabilir veya onarılamayabilir, ancak değişim için bir olasılık her zaman
vardır.
Fiziksel ve cinsel taciz ve
saldırı sağlıksız ilişkilerin daha belirgin yönüdür; genellikle ebeveynler ve
çocuklar arasında ya da eşinle senin aranda görülme eğilimindedir. Eğer
çocuk(lar) üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğuna inandığın biriyle ilişkin
varsa, bunu göz ardı edemezsin. Belki eşin sana vuruyordur ya da bir şeyler
atıyordur. Belki kocan sana tecavüz bile etmiştir. Bunlar çok gerçek, çok
yaygın ve içinde olması çok rahatsızlık verici ilişkilerdir. Bu durumlarda o
ilişkiyi bitirmekten başka seçeneğin yoktur.
Senin veya çocuklarının evinde
bile güvende olmadığı bir durumda herhangi bir yaşam koçunun senin o evde
kalmana izin verebileceğini düşünebiliyor musun? Tabii ki hayır. Neden orada, o
ilişkide kalmaman gerektiğini sen de anlamalısın. Kullanabileceğin kaynaklar
var; lütfen bunları araştır.
Belki fiziksel ama ilişki(ler)inde ortaya çıkan
duygusal istismar varsa, bu da ele alınmalıdır, bu konuda mutabakat mümkün
olabilir. Hepimiz bazen bencillik yapabiliriz ve bazen mantıksız beklentilerde
bulunabiliriz; gerçek meydan okuma sadece sevdiklerimize bu konular hakkında
yardımcı olmak değil, aynı zamanda kendimize de daha iyi olmakta yatıyor.
İlişkilerimizi
tamir etmeye başlamak için 3 basit (ama zor) yol var:
1.
Sınırlarını belirle
2.
Sınırların, beklentilerin ve sonuçları hakkında iletişim
kur
3.
Sonuçları takip et
Çok basit görünebilirler ama aslında
göründüklerinden çok daha karmaşıklardır. Süreçten kaç kez geçilmesi gerektiği
ilişkiye veya kişilere göre değişebilir. Çok yakın olmadığın bir arkadaşına
sayısız şans tanımayabilirsin ama eş, aile veya çocuk gibi derin sevgi ilişkisi
içinde olduğun birisi için bu sürecin üzerinden tekrar tekrar geçmekte bir
sakınca görmeyebilirsin.
Bu süreci üstlenmene yol açan duygusal çanlarının
büyük bir etkisi olabilir; babana aile işinde yer almayacağını söylediğin her
sefer büyük bir kavga ile sonuçlanıyorsa, bu yıkıcı olabilir. İlişki negatife
dönmeye başlıyorsa ve anlaşmaya çalıştığınız kişi değişmiyor veya değişemiyorsa
ilişkine alternatif bir yol bulmalı veya onu sonlandırmalısın. Eğer bazı
davranışların durması gerektiğini kesinleştirme yolunu seçersen, durmadığı
takdirde ise sonuçlarının ne olacağı hakkında bilgi vermelisin ve bu sonuçları
takip konusunda istekli olmalısın.
Mesela, abinin yargılayıcı olduğunu, onun çevresinde
olmanın negatif bir deneyim olduğunu ve onun değişmesi gerektiğini
düşünüyorsan, şöyle bir konuşma yapabilirsin:
"Ali, politik görüşlerim nedeniyle benim bir salak ve geri zekalı olduğumu söylediğinde, bu benim için çok sinir bozucu ve incitici oluyor. Özellikle çocuklarımın önünde bana bu tür şeyler söylemeni hiç uygun bulmuyorum. Politika konuşmaktan vazgeçebiliriz, veya bu tarz küçültücü kelimeleri kullanmaktan vazgeçersen politika konuşmaya devam edebiliriz, yada hep birlikte geçirdiğimiz bu zamanları kısıtlamam gerekecek.”
Burada
problemi tanımlamış, ne hissettiğini söylemiş, alternatif çözüm yolları ortaya
koymuş ve sonuçlarını açıklamış oluyorsun. Geriye kalan tek şey; eğer Ali bu
çözüm yollarına uymazsa onunla geçirdiğin zamanı gerçekten kısıtlamaya istekli
olman. Eğer bu tür bir sonucu uygulayamayacağını düşünüyorsan baştan koz olarak
kullanmaman gerekiyor. Çünkü o zaman bunlar boşa savrulan tehditlerden başka
bir şey olmayacak ve çok kısa bir süre etkileri tamamen kaybolacak, karşındaki
seni hiç umursamayacak.
Sağlıklı İlişkiler
●
İnsanları daha mutlu
eder ve stresi azaltırlar
●
Gerçekçi ve esneklerdir
●
Paylaşmak ve konuşmak
önemlidir
●
Kendine zaman ayırmayı
da kapsar
●
Eşit tartışma teknikleri
kullanılır
SAĞLIKLI İLİŞKİLER İÇİN 10 İPUCU
Sağlıklı ilişkiler hayatımıza mutluluk ve sağlık
getirir. Yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki sağlıklı ilişkilere sahip
olan insanlar daha mutlu ve daha az streslidir. Bir ilişkiyi sağlıklı kılmanın
birkaç basit yolu vardır, aile, kardeş, arkadaş, kız/erkek arkadaş, eş gibi
farklı ilişki türleri olsa da. Buyrun ipuçlarına:
1. Beklentilerini gerçekçi tut. Hiç kimse tam anlamıyla bizim istediğimiz kişi
olamaz. Bazen insanlar bizi hayal kırıklığına uğratır. Bu hepsi yada hiçbiri
durumu değildir. Sağlıklı bir ilişki; insanları olduğu gibi kabul ettiğin ve
onları değiştirmeye çalışmadığın ilişkidir.
2. Birbirinizle konuşun. Asla yeterince söylenmiş olmayacak: iletişim
sağlıklı bir ilişki için şarttır. Gerçekten. Zamanınızı kullanın. Gerçekten
orada olun. Gerçekten dinleyin. Dinlerken ne cevap vereceğinizi düşünmeden,
sadece karşı tarafın ne söylediğini iyice anlamaya çalışın. Bölmeyin.
Kulaklarınız ve kalbinizle dinleyin. Bazen insanların duygusal mesajları vardır
ve bunları kelimelerinin arasına serpiştirirler. Sorular sorun birbirinize.
Kaçırmış olabileceğiniz bir nokta olabilir. Arkadaşça (ve uygun) sorular sor.
Fikirlerini sor. İlgini göster. İletişim kapısını aç. Bilgi paylaşımında bulun.
Yine çalışmalar gösteriyor ki bilgi paylaşımı bir ilişkinin başlamasına
yardımcı oluyor. Kendini paylaşmakta cömert ol, ama çok hızlı ve çok erken
davranarak karşındakini boğma.
3. Esnek ol.
Bir çoğumuz kişileri ve olayları tam istediğimiz şekilde tutmak isteriz.
İnsanlar yada işler zamanla değiştiğinde biz bu değişime hazır değilsek doğal
olarak endişeli, üzgün yada kızgın hissedebiliriz. Sağlıklı ilişkilerde değişim
vardır ve büyümeye ve gelişmeye izin verilir.
4. Kendine bak. Genellikle
etrafımızdaki insanları mutlu etmeye çalışırız. Unutmaman gereken kendini de
mutlu etmen. Ne bencil ol ne de sadece başkaları için yaşa. Sağlıklı ilişkiler
eşitlik temeline dayanır.
5. Güvenilir ol. Birisiyle
plan yaptıysan, ona uy. Bir işi yapmak için bir son gün belirlendiyse onu aşma.
Bir sorumluluk aldıysan onu tamamla. Sağlıklı ilişkiler güvenilirdir.
6. Adil mücadele edin. Bir çok ilişkide bir çok farklı konuda fikir
ayrılıkları vardır. Bunun tek anlamı da bir konuda anlaşamadığınızdır,
birbirinizi sevmediğiniz değil. Bir sorununuz olduğunda:
- Bunu tartışmak üzere bir zaman ayarlayın. Yorgunken veya kızgınken yapacağınız zor diyaloglar ile uğraşmayın. “Bu konuyu ne zaman konuşalım” diye sor. Sağlıklı ilişkiler karşılıklı saygı esasına dayanır ve her iki tarafı da kapsar.
o Eleştirmeyin. Konuya saldır
karşındakine değil. “Ben” ile
başlayan duyarlı cümleler kur, sorun ile nasıl mücadele ettiğinizi konuşun.
“Sen” ile başlayan cümlelerden ve kendi duygun ve düşüncelerin için karşındaki
kişiyi suçlamaktan uzak dur. Sağlıklı ilişkilerde kişiler birbirlerini
suçlamazlar.
o
Karşındakinin duygularını yada nedenlerini sen
saptama. Bırak herkes kendi için
konuşsun. Sağlıklı ilişkilerde her iki tarafın da kendini ifade edebilme
özgürlüğü vardır.
o
Konuya bağlı kalın. O andaki konuyu seni rahatsız eden diğer şeylere sıçramak için
kullanma. Geçmişten gelen sıkıntıları şimdiye yansıtma. Konuşulması gereken konular varsa daha sonra konuşabilirsiniz.
Yanıldığını anladığında özür dile. Bazen yanlışları
düzeltmek çok zaman alabilir. Sağlıklı ilişkilerde insanlar hata yaptığını
kabul eder.
o
Varsayımlarda bulunma. Birisine yakın olduğumuz zaman onun düşündüğü
yada hissettiği her şeyi bildiğimizi zannederiz. Ama çok yanılıyor olabiliriz.
Herhangi bir davranışı veya hareketi nedeniyle bir karara vardıysan bunu o
kişiyle paylaş veya sor. Toplum olarak en büyük sıkıntılarımızdan biri konuyu
asıl sorunumuz olan kişiden başka herkesle konuşuyor olmamız. Oysa ki o kişiyle
açık bir şekilde konuşsak bütün sorun çok daha kısa bir sürede çözülecek.
o
İhtiyacın varsa yardım al. Sana yardımcı olabilecek biriyle konuş, bir
danışman, ailen, dini görevli, sosyal hizmetler uzmanı gibi… Sağlıklı
ilişkilerde yardım almaktan korkulmaz. Bir çözüm bulunamayabilir. Taviz vermeye
yada bazı noktalarda fikir ayrılıklarının olmasına hazırlıklı olun. Sağlıklı
ilişkiler benzerlik yada mükemmel anlaşma talep etmez.
o
Kin tutma. Her
şeyi kabul etmek zorunda değilsin, ama kin tutmak senin enerjini emer.
Çalışmalar göstermiştir ki insanların iyi yönlerini görmeye odaklandıkça
ilişkilerimiz daha sağlıklı hale geliyor. Sağlıklı ilişkiler geçmişin acılarına ve anlaşmazlıklarına tutunmaz. Eğer affettiyseniz gerçekten,
unutun o konuyu. Herkes mükemmeli arıyor ama kimse mükemmel değil. Kimse sizin
beklentilerinizi %100 karşılayamaz. Beklenti hayal kırıklığını da beraberinde
getirir.
o
Herkesin amacı kazanan olmak. Oysa kazanan ve kaybedenin olduğu ilişki uzun
sürmez. Sağlıklı ilişkiler sorunlarına çözümler arayanlardan çıkar. Her iki
taraf da kazanandır.
o
Bir ilişkiden ayrılabilirsin. Çalışmalar sadakatin bir ilişkide çok önemli
olduğunu gösteriyor, ama sağlıklı ilişkiler ŞİMDİ’dedir, gelecekte değişeceği
ümidinde değil.
7.
Sıcaklığını göster. Sıcaklık ve samimi davranışlar bir çok insan için bir ilişkide
en çok değer gören şeylerden biridir. Sağlıklı ilişkiler duygusal sıcaklık
taşır.
8.
Hayatını dengede tut. Diğer insanlar hayatlarımızı tatminkar hale
getirmemize yardımcı olurlar ama bizim tam olarak tatmin olmamızı
sağlayamazlar. Hayatını sadece kendin doldurabilirsin. Aktivitelere çok
yüklenme ama gönüllülük, edebiyat gibi yeni şeyler deneyebilirsin. Sağlıklı
ilişkiler bağımlı kişilerden oluşmazlar. Her iki tarafın da kendine
ait yaşam alanları vardır.
9.
Bu bir süreçtir. Bazen bulunduğun yerdeki herkes birbiriyle bağlantılı ve
çok güvenli gözükür. Ama aslında bir çok insan senin hissettiğin gibi
hissediyordur, oraya nasıl uyum sağlayacağını ve nasıl iyi ilişkiler kuracağını
düşünüyordur. İnsanlarla tanışmak ve onları tanımak zaman alır. Küçük
konuşmalar yap, başkalarından gelen iletişim fırsatlarını değerlendir, gülümse
ve uğraşmaya devam et. Sağlıklı ilişkiler öğrenilirler, pratik edilerek
geliştirilirler ve gittikçe daha iyi olurlar.
10. Kendin ol! Bir başkası veya başka bir şey olmaya
çalışmaktansa kendin olmak çok daha kolay ve eğlencelidir. Sağlıklı ilişkiler
gerçek kişilerden meydana gelir, imajlardan veya maskelerden değil. Ama bu maddeden kendini geliştirmemen veya değiştirmemen gerektiği
sonucuna varma.
SAĞLIKLI –
SAĞLIKSIZ İLİŞKİLER KARŞILAŞTIRMA
Sağlıklı İlişkiler
|
Sağlıksız İlişkiler
|
İlişkiden önce, ilişki sürerken ve
sonrasında kendini sevmek ve kendine iyi bakmak.
|
Taraflardan birinin kendini göz ardı ederek
tamamen diğer tarafa odaklanması.
|
Bireyselliğe saygı gösterme, farklılıkları
kucaklama ve kişinin “kendisi” olmasını mümkün kılma
|
Taraflardan birinin diğerinin standartlarını
karşılamak üzere değişmeye kendini mecbur hissetmesi, karşı çıkmaya korkması
veya fikirlerinin aşağılanması.
|
Arkadaşlarla ve aile ile zaman geçirme,
birbirinden bağımsız aktivitelerde bulunma.
|
Birinizin (yada ikinizin de) sürekli ne
yaptığını, kimle görüştüğünü, nereye gittiğini düzenlemesi gerekir.
|
Tartışma, farklı düşüncelere saygı gösterme
ve eşit derecede ödünlerde bulunma .
|
Bir taraf diğerini hiç dinlemeden tüm
kararları verir ve kontrolü elinde tutar.
|
Birbirlerinin duygularını, isteklerini ve
ihtiyaçlarını dinlerler.
|
Biriniz ne istediğine dair iletişime geçemez
ve kendini duyulmuyormuş gibi hisseder.
|
Karşındakine ve kendine güvenmek ve dürüst
olmak.
|
Birbirinize yalan söylersiniz ve yaptıkların
için bahaneler üretirsiniz.
|
Birbirinin özel hayatına saygı gösterirsin.
|
Hiç özel alanın kalmamıştır ve her şeyini
yanındaki ile paylaşmak zorundasındır.
|
Birbirinizle eski ilişkilerinizi ve cinsel
sağlık durumunuzu paylaşabilirsiniz.
|
Geçmişinizi birbirinizden gizlersiniz.
|
Cinsel olarak korunmayı tercih edebilirler.
|
Partnerine korunması gerektiğini söylemekten
korkarsın veya seni reddeder. Yada partnerin aynı durumdadır.
|
Cinsel sınırlara saygı gösterilir ve
ilişkiye hayır denebilir.
|
Taraflardan biri diğerini gerçekten
istemediği bir zamanda seks yapmaya zorlar.
|
Çatışmalar huzurlu ve rasyonel bir şekilde
karşılıklı mutabık kalarak çözülür.
|
Taraflardan biri veya ikisi de bağırır,
diğerine vurur, itip kakar, bir şeyler fırlatır.
|
Olumlu yönde büyüme ve gelişmeye her zaman
yer vardır. Bu esnada birbiriniz hakkında daha çok şey öğrenirsiniz.
|
Boğulmuş, kapana kısılmış ve durgun
hissedersin. İlişkinin baskısından kaçamazsın.
|
SEVGİ TOHUMLARI EK VE ONLARI
BÜYÜT
Evet, hayatındaki sağlıksız ilişkileri ayıkladın, artık sevgi dolu ve
sağlıklı ilişkilerine odaklanarak onları daha da güçlendirme zamanı. Hayat
tarzına ve ailevi durumuna bağlı olarak senin için çok önemli ve geniş bir
yelpazede ilişkilerin olabilir. Yine de genellikle en çok çocuklarımızla ve
eşimizle / sevgilimizle olan ilişkilerimizin güçlendirilmeye ihtiyacı vardır.
Kendi hayat koçun olarak bu bölümü tamamladıktan sonra bilge bir kişi gibi
hangi ilişkilerine en çok değer verdiğini görecek ve bunları daha güçlü kılmak
için neler yapman gerektiğini bileceksin.
Sevgi Dili
1996’da evlilik
danışmanı Dr. Gary Chapman Beş Sevgi Dili (The Five Love Language) kitabını
yazmıştır. Sonrasında Dr. Chapman bu 5 prensibi insan ilişkilerinin tüm
çeşitlerine uygulamış.
Dr. Chapman şunu fark etmiş ki
her insanın sevgiyi tanımlamak ve kabul etmek için kullandığı bir dil var:
Onaylama Sözcükleri
Kaliteli Zaman
Hediyeler Alma
Hizmet Hareketleri
Fiziksel Temas
İnsanların genellikle bir ana
dilleri, bir veya iki de ikincil dilleri olur. Bir çok insanın ilişkisi aslında
kısmen bir meydan okumadır, çünkü ilişkiye dahil olan iki taraf da birbirinin
sevgiyi farklı şekillerde tanımladığını ve ifade ettiğini anlayamaz.
Örneğin, genç kızı olan bir anne düşünelim. Kızına
bakıyor, ilgileniyor, onu okula bırakıyor, alışverişe götürüyor, okul sonrası
aktivitelere götürüyor. Kızı ise havlularını yere atıyor, bir yere
götürüldüğünde teşekkür etmeyi unutuyor, annesi kaç kere hatırlatmış olursa
olsun odasını temiz tutmuyor. Anne kızının kendisini bir anne olarak takdir
ettiğini hiç görmüyor. Ayrıca kızının kendisini sevdiğini de sanmıyor, söylediği
şeyleri yapmadığına göre. Bir de kız açısından bakalım; bir gün eve geldiğinde
kendisine hiç “seni seviyorum” demeyen annesinin telefonda bir arkadaşına
abisini övdüğünü duyuyor ve o gün odasını dağınık gören annesi “Benim kızım
hiçbir zaman böyle olmamalı” diyor. Kız annesinin kendisini sevdiğini
hissetmiyor ve hiçbir zaman sevmeyeceğine de inanıyor olabilir.
Şimdi birinin bu iki kadını karşısına alıp onlara
annenin sevgi dilinin “Hizmet Hareketleri”, kızının sevgi dilinin ise “Onaylama
Sözcükleri” olduğunu söylediğini hayal edin. Anne bir anda kullandığı
kelimelerin kızına verdiği hizmetten daha fazla etki ettiğini anlar. Kızı ise
olayın dağınık bir odaya sahip olmaktan çok aslında annesinin (kendisine bu
kadar hizmet ediyor olmasına rağmen) istediği bir şeyi yapmadığını fark eder.
Kendinin ve etrafındaki insanların sevgi dilini
anlamak ilişkilerini devrimsel bir şekilde değiştirebilir. Boşanmanın
eşiğindeki çiftler bile kimi zaman partnerlerinin hareketlerini, sözlerini,
hediyelerini, dokunuşunu ve zamanı kendinden farklı yorumladığını anladığında
tekrar birbirlerine aşık olabiliyorlar.
Ayrıca birlikte seneler geçirmek o kişiye olan tahammülümüzü de
azaltıyor zamanla. Hele bir de mesela emeklilik gibi bir durum varsa, çiftler
birlikte her zaman olduğundan çok daha fazla zaman geçirmeye başlamışsa, ayrı
hayatları kalmamışsa ilişkiler çok daha zorlaşabilir. Karşımızdakinin her
hareketini, her söyleyeceğini, neyi neden yaptığını ondan daha iyi bildiğimizi
zannederek bir nevi falcılık yaparız. Ama insanın kimi zaman kendi yaptıklarına
bile şaşırdığını göz önünde bulundurduğumuzda bir başkasını kitap gibi
okuduğunu sanmak aslında hiç de doğru değildir. İlişkinin en başındaki “aşkın
gözü kördür” kısmını geçtiğimizde en baştan beri hiç rahatsız olunmayan şeyler
insanı rahatsız etmeye başlayabilir.
Şu anda bir aşk ilişkisi içinde
olmasan dahi yine de kendi sevgi dilini tanımlaman ve senden farklı sevgi
diline sahip olanlar ile nasıl köprü kurabileceğine dair düşünmen,
alternatifler üretmen çok önemlidir. Arkadaşlıklarını ve ailen ile olan
ilişkilerini yeniden yapılandır. Romantik bir ilişki gelebilir de gelmeyebilir
de, ama onsuz da siz sevdiğiniz diğer insanlarla pozitif ve güçlü
ilişkilerinizle çok zengin bir hayat yaşayabilirsiniz.
SEVGİ DİLİ
|
NASIL İLETİŞİM
KURMALI
|
YAPILMASI
GEREKENLER
|
YAPILMAMASI
GEREKENLER
|
ONAYLAMA SÖZCÜKLERİ
|
Teşvik edin, onaylayın, takdir edin, empati kurun, etkin bir
şekilde dinleyin.
|
Beklenmedik bir not, mesaj yada kart gönderin. Sıklıkla ve
gerçekten teşvik edin.
|
Yapıcı olmayan eleştiriler, çabasının görülmemesi veya takdir
edilmemesi.
|
FİZİKSEL TEMAS
|
Sözlü olmayan, vücut dilini kullanın ve aşkı vurgulamak için
dokunun.
|
Sarılın, öpün, ellerini tutun, düzenli olarak fiziksel sevgi
gösterin, bunu öncelik haline getirin.
|
Fiziksel teması reddetme, uzun süre ara verme, gösterilen
sevgiyi soğukça kabul etme.
|
HEDİYELER ALMA
|
Düşünceli davranışlar, eşini ilk öncelik kabul etmek, amacı olan
konuşmalar yapmak.
|
Anlamlı hediyeler verin ve jestler yapın. Küçük şeylerin çok
büyük anlamları olur. Size hediye aldığında memnuniyetinizi gösterin.
|
Özel günleri unutmayın. Size aldığı hediyelere burun kıvırmayın.
|
KALİTELİ ZAMAN
|
Bölünmeyen ve odaklanılmış muhabbetler. Birebir zaman geçirme
önemli.
|
Birlikte geçirebileceğiniz özel anlar yaratın, yürüyüşler ve
diğer küçük şeyler gibi. Hafta sonu kaçamakları çok güzel olur.
|
Birlikte zaman geçirirken bölünmeler. Birebir birlikte olmadan
geçirilen uzun süreler.
|
HİZMET HAREKETLERİ
|
“Yardım edeceğim” gibi cümleler kurun. Onlarla olduğunuzu,
destek vermeye hazır olduğunuzu bilmeye ihtiyaçları vardır.
|
Ev işlerini birlikte yapmak veya ona yatakta bir kahvaltı
hazırlamak. Onun günlük iş yükünü hafifletecek şeyler yapın.
|
Başkalarının isteklerini öncelikli hale getirmek. Sizden rica
ettiği küçük büyük işleri yapmamak.
|
SEVGİYİ CANLI TUTMAK
Bazen tüm
çabalarımıza rağmen, her şey çok sağlıklı görünüyor olmasına rağmen ilişkimiz
bayat gelebilir. Romantizm kalmaz. Birlikte zaman geçirmek zevksizleşir.
Eşinizi sevmenize rağmen başka romantik ilişkiler düşünüyor olabilirsiniz.
Kıvılcımı canlı
tutmanın, evliliğinizi önceliklerinizin önünde ve merkezinde tutmanın sayısız
yolları vardır. Konuyla ilgili çeşitli kitaplar okuyabilir, daha da ucuz ve
kolay olanı internette konuyla ilgili bir çok kaynak bulabilirsiniz. Aşk hayatınızı
alevlendirecek veya sizi tekrar eşinize bağlayacak alternatifleri düşünürken
her seferinde sadece bir adım atın:
1.
İlişkinizi güçlendirecek farklı yollar düşünün. Ama şu
anda sadece mevcut imkanlarınız dahilinde düşünün. Eğer pahalı buluşmalara
harcayacak paranız yoksa, evde birlikte yapabileceğiniz romantik şeyleri
düşünün. Nasıl hissettiğinizi eşinize nasıl gösterebileceğinizi düşünün.
Yeniden iletişimde olduğunuzu hissetmek için neye ihtiyacınız var?
2.
Şimdi sınırlarını
kaldırıp düşün. Senin hoşuna giden başkalarına rahatsız edici gelebilir, aynı
şekilde başkalarının hayatlarına biraz heyecan katmak için yaptıkları şeyler de
senin değerlerine ters gelebilir. Kendinin ve eşinin konfor alanının, kendinizi
rahat hissedeceğiniz durumların dışına bir anda çıkmayın, ama biraz zorlayın.
Biraz rol yapmak, bir başkasını canlandırmaktan tutun da alternatif hayat
tarzlarına kadar her şey çiftler için olası. Kendin ve partnerin için neyin işe
yarayacağını düşün. Bazılarının diğerlerinden çok farklı fikirleri var,
dolayısıyla yaratıcı ol, ama fikrin ilişkinin bitmesi riskini içeriyorsa boş
ver. Amacımız ilişkimizi güçlendirmek, bir meydan okuma veya yenilik değil.
Seni ve/veya partnerini neyin heyecanlandıracağını düşün, partnerini bu sahneye nasıl dahil edebileceğini düşün.
Ne kadar çok
olasılık olduğunun farkına vardığında çok şaşıracaksın. Bu partnerinle sadece
paylaşabileceğin değil paylaşman gereken bir yolculuk, doğru zaman geldiğinde.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder