Güven konusu bu günlerde o kadar çok karşıma çıkıyor ki arkadaşlarım ile paylaştığım düşüncelerimi sonunda yazmaya karar verdim.
Bir ilişki için en önemli şeylerden birisidir güven duymak, değil mi? Ancak bu güvenin çerçevesini, sınırlarını çok iyi çizmek gerekiyor. Öncelikle GÜVEN’in Türkçe sözlükteki karşılığına bakalım; Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat.
Peki bizim güven duygumuz hangi noktada yıkılıyor? Aldatıldığımızda. Bunun dışındaki tüm sorunlar bir şekilde atlatılabiliyor ama aldatılmak bütün her şeyi değiştiriyor. Bence güvenimizin yıkılması konusunda belki de en son nokta olmalı aldatılmak. Erkekler bu sözlerime dört elle sarılacaktır, eminim. Ama başlarına ne çoraplar öreceğimden haberdar değiller henüz.
Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki; insan kimi zaman kendi yaptıklarına bile inanamıyor. Hayat öyle garip bir şey ki “Hayatta yapmam” dediğin şeyi öyle bir getirip koyuyor ki önüne... Tükürdüğünü yalamaktan başka bir şey kalmıyor sana. Şunu unutmamak lazım ki; insan ayıpladığını yaşamadan ölmezmiş. Onun için başkalarını ayıplamadan önce çok iyi düşünmek lazım. Hangi şartlar onu bu noktaya getirdi bilemezsiniz. O çok ayıpladığınız şey, aldatmak bile olsa, bir gün öyle bir şartlarda çıkar ki karşınıza ve öyle bir kapılıp gidebilirsiniz ki siz bile şaşırırsınız. Lütfen bir durup düşünün, bugüne kadar yaşamış olduğunuz şeylere bir bakın. Hiç mi kendi yaptığınıza inanamadığınız bir şey olmadı? Mutlaka olmuştur. Belki hatırlamaya bile utandığınız bir şeydir. Beyin öyle bir organ ki, başkalarını çok kolay yargılarken, sıra kendisine geldiğinde sizin önünüze o kadar mantıklı bahaneler koyar ki kendinizi bunu yapmakta yüzde bin haklı hissedersiniz. Seri katillerin bile kendilerinin Tanrı tarafından görevlendirilmiş olduğuna inandıklarını göz önünde bulundurursanız çok daha iyi anlarsınız ne demek istediğimi. Hele ki işin içine kadınlar için aşk, erkekler için cinsellik girdiğinde kendimiz olmaktan çıkmamız bile mümkündür.
Kendimize bile güvenmek bu kadar zorken bir başkasının sırtına bu yükü yüklemek bana çok da doğru gelmiyor. Güven benim için bambaşka şeylerden oluşuyor. Hasta olduğumda bana bakar mı, ihtiyacım olduğunda koşup gelir mi, başımıza çok kötü bir şey gelse hala yanımda kalır mı? Bu soruları çok daha çeşitlendirmek mümkün. Mesela eski bir sevgiliniz olduğunu düşünün, belki de sizi aldattı ve ayrıldınız. Ama bir şekilde sıkıntıda olduğunuzu duymuş veya siz paylaşmışsınız, koşup geliyorsa o insan güvenilirdir. Ama mesela sizi hiç aldatmamış, başkasına yan gözle bile bakmamış birisi, ama siz nezle olunca o arkadaşları ile maç seyretmeye gidiyorsa, paraya ihtiyacınız varken o kendine fazladan bir elbise daha alıyorsa, o zaman oturup düşünmeniz gerekir.
Çok genç yaşında evlenen bir arkadaşım kendisini hiç aldatmamış bir eşe sahipti. Aldatmama sebebi eşine olan sevgisinden çok Allah korkusuydu. Birlikte neredeyse 20 yıl geçirdiler. Bu kadar süre boyunca erkek öyle şeyler yaptı ki gidip aldatmış olsa bundan çok daha az zarar verirdi. Sonunda boşandılar, ancak bitti mi? Tabii ki hayır. Adam hala elinden gelen her türlü şekilde kadını zora sokmak için uğraşıyor. Hiç aldatmamış olan bu adama güvenilir mi sizce?
Tabii ki burada aldatanları desteklemiyorum. Bu yazıdan anlamanız gereken bu değil. Ancak güven=aldatmamak diye düşünülmesini çok yanlış buluyorum. Sizin iyi gününüzde de, kötü gününüzde de yanınızda olabilecek insan güvenilir insandır. (Bu arada ufak bir not; sadece kötü günlerinizde ortaya çıkan arkadaşlarınıza da dikkat edin derim. İyi gün dostu olmak kötüdür ancak sadece kötü gün dostu olanların da, insanların mutsuzluğundan beslendiğini düşünürüm ben.) Yoksa sadece sizi aldatmasına dayanarak güvenilir olup olmadığına karar vermemelisiniz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder