ŞEYTAN BU KİTABA ÇOK
KIZACAK
Geçen hafta cep telefonuma Wattpad isimli bir uygulama
yükledim. Bu uygulama ile hem kitapları ücretsiz olarak okuyabiliyorsunuz, hem
yeni yazarların denemelerini takip edebiliyorsunuz, hem de kendini
hikayelerinizi yayınlayabiliyorsunuz. Benim gibi bir kitap kurdu için bulunmaz
nimet şeklinde.
Bugün ne kitaplar var diye uygulamayı karıştırırken “Şeytan
Bu Kitaba Çok Kızacak” isimli kitaba denk geldim ve isminin ilginçliği
nedeniyle başladım okumaya. Cep telefonundan okumanın kolaylığı mıdır yoksa kitabın
basılı versiyonunda bir çok sayfayı kısa cümlelerle mi geçmişler bilemiyorum
ama 230 sayfalık kitabı öğlen olmadan bitirmiştim.
Kitaba gelince... Her zamanki gibi önce yazar hakkında biraz
bilgi ile başlayalım. Feyzullah Işık 1969 Malatya doğumlu. 1998’de yazı
hayatına, 1999’da ise Polen ve Karınca yayınlarını kurarak yayıncılık hayatına
başlamış. 3 yıldan bu yana www.habervaktim.com isimli internet sitesinde
yazıları yayınlanıyor. Bir yıldır Özgün Duruş isimli haftalık bir gazetede
yazılar yazıyor.2010 yılında Mısır El-Ezher Üniversitesi Şeriat Fakültesine
kayıt yaptırmış. Eserlerinden bazılarının isimleri şöyledir: Müslümanım Diyen
Bir İnsan Niçin Peygamberimizi Örnek Almak İstemez?, Niçin Yaratıldın?, Müslümanım
Diyen Bir İnsan Niçin Namaz Kılmak İstemez?, Gelin Bir Saat Tefekkür Edelim,
Esma- ül Hüsna, Cep Mesaj Yolu İle Öğütler, % Kaç Müslümanım?, Şeytan Bu Sete
Çok Kızacak (3 Kitap Takım), Bir Bayan Niçin Örtünmek İstemez?, Allah İle
Dostluk Nasıl Kurulabilir?, Cenaze Dolayısıyla Açığız..!, İstanbul'da İman
Nasıl Artar Nasıl Azalır?, Namazda Huşuya Götüren 155 Etken, Cenaze Namazım
Kılınmadan Önce Namaza Başlamak İstiyorum Ama Nasıl?, “Ev İçindeki Sünnetler”
isimli yeni bir eseri ise basılma aşamasındaymış. Feyzullah Birışık, evli ve 4
çocuk babası.
Şeytan Bu Kitaba Çok Kızacak, Neale Donald
Walsch’ın Tanrı ile Dostluk kitabı gibi, Şeytan ile soru cevap
şeklinde ilerliyor. Şeytan’a sorular sorup, aldığı cevapları Kuran-ı Kerim’den
sureler ile mukayese ediyor. Okuma dili gayet kolay. Dini terimler çok ağır
şekilde kullanılmamış, okuyan herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir şekilde
yazılmış.
Okuduktan sonra uzun zamandır aklımda olan bir fikir biraz
daha netleşti. Bizler Allah’ın dünyadaki suretleri olarak yaratılmışız ve Allah
bize şah damarımızdan daha yakın. Yani aslında Allah içimizde ve haliyle şeytan
da... Beynimizin nasıl çalıştığını bir süredir araştırıyorum. Beynimiz aslında
bizim bahçemiz gibi ve aslında sandığımız kadar da akıllı değil. Aklımıza gelen
kötü düşünceler ise bahçemizde biten istenmeyen otlar gibiler. Bu düşünceler
aklımıza geldikçe bahçemizdeki zararlı otları temizler gibi temizlememiz
gerekiyor. Şeytanın vesvese vermesinden Allah’a sığınmak da aslında buna
tekabül ediyor. “Beyin çok kötü bir efendi, çok iyi bir köledir.” deyişini yabana
atmamak lazım. Zararlı otların yeşermesine izin verdikçe nasıl bahçenizi sarıp
herşeyi çirkinleştirirlerse, kötü düşünceler de aynısını hayata bakışımıza
yapar. Yani isterseniz Kuran-ı Kerim’deki haliyle, isterseniz Budizm gibi
çeşitli disiplinlerdeki haliyle yapmanız gereken kötü düşüncelere yol
vermemeniz.
Yayın Yılı: 2007
230 sayfa
Ciltli
Dili: TÜRKÇE
230 sayfa
Ciltli
Dili: TÜRKÇE
GİRİŞ
Doğumhane kapısında baba adayı ve yakınlarıyla beraber bekleyen “soyut” varlıklar da vardır.
Ve bunlar büyük bir sabırla hemşirenin yanında doğumun gerçekleşmesini beklerler... Doğacak olan şahsın cinsiyeti ve sağlık durumu o kadar da ilgilendirmez kendilerini...
Doğan tüm bebekler, bir taraftan birilerinin baba, anne, dede vs. olmasına vesile olurken, diğer taraftan farkında olmadan,‘soyut’ iki varlığa hayat defterlerini uzatırlar... Ve hâliyle doğan her bir insanın iki muhasebecisi olmuş olur...
Bunlar, defter sahibini adım adım izleyerek, üzerlerine düşen vazifeleri harfiyyen yerine getirirler... Müvekkillerinin başından bir an bile olsa ayrılmazlar... Uyurken bile yanıbaşında nöbetçi asker gibi beklerler... Ağızlarından çıkan her harf, sineğe karşı bile olsa yapılan her tavır onların kalemlerini harekete geçirir...
Ve bu birliktelik, hayata göz kapayıncaya kadar devam eder...
İnsan muhasebecileri (sağ ve soldaki melekler) doğum izni verilen bebenin sağında ve solunda yerlerini alırlar... Yapışık üçüzler olunmuştur artık...
Hemşire hanımın yanında farklı bir cinse sahip başka bir “soyut” varlık daha vardır...
Baba adayı gibi o da heyecanlıdır.Ama bunun heyecanı farklıdır.
Bebeğin ilk atasından (Adem a.s.) kalan hesabın görülmesi için “hasmının” doğumunu o da sabırsızlıkla bekler...
Teknolojinin her şeyinden faydalanan, her kesimden dost edinen, başka bir ifadeyle herkesle ‘hemşeri’ olan bu varlık; kişinin zaafına yakın bir yerde pusu kurar. Muhatabının nefsinin kabarması ve kendisinin hazırlamış olduğu programa uyması için olmadık senaryolar hazırlayarak, kendisine dost yapmaya çalışır.
Halbuki ona dost olan herkes, onun askeri olmuştur. Bu birliktelik, ilahî uyarıya kulak verene kadar devam eder...
Kabul edilen her ilahî mesajla şeytan küplere biner...
Doğumhane kapısında baba adayı ve yakınlarıyla beraber bekleyen “soyut” varlıklar da vardır.
Ve bunlar büyük bir sabırla hemşirenin yanında doğumun gerçekleşmesini beklerler... Doğacak olan şahsın cinsiyeti ve sağlık durumu o kadar da ilgilendirmez kendilerini...
Doğan tüm bebekler, bir taraftan birilerinin baba, anne, dede vs. olmasına vesile olurken, diğer taraftan farkında olmadan,‘soyut’ iki varlığa hayat defterlerini uzatırlar... Ve hâliyle doğan her bir insanın iki muhasebecisi olmuş olur...
Bunlar, defter sahibini adım adım izleyerek, üzerlerine düşen vazifeleri harfiyyen yerine getirirler... Müvekkillerinin başından bir an bile olsa ayrılmazlar... Uyurken bile yanıbaşında nöbetçi asker gibi beklerler... Ağızlarından çıkan her harf, sineğe karşı bile olsa yapılan her tavır onların kalemlerini harekete geçirir...
Ve bu birliktelik, hayata göz kapayıncaya kadar devam eder...
İnsan muhasebecileri (sağ ve soldaki melekler) doğum izni verilen bebenin sağında ve solunda yerlerini alırlar... Yapışık üçüzler olunmuştur artık...
Hemşire hanımın yanında farklı bir cinse sahip başka bir “soyut” varlık daha vardır...
Baba adayı gibi o da heyecanlıdır.Ama bunun heyecanı farklıdır.
Bebeğin ilk atasından (Adem a.s.) kalan hesabın görülmesi için “hasmının” doğumunu o da sabırsızlıkla bekler...
Teknolojinin her şeyinden faydalanan, her kesimden dost edinen, başka bir ifadeyle herkesle ‘hemşeri’ olan bu varlık; kişinin zaafına yakın bir yerde pusu kurar. Muhatabının nefsinin kabarması ve kendisinin hazırlamış olduğu programa uyması için olmadık senaryolar hazırlayarak, kendisine dost yapmaya çalışır.
Halbuki ona dost olan herkes, onun askeri olmuştur. Bu birliktelik, ilahî uyarıya kulak verene kadar devam eder...
Kabul edilen her ilahî mesajla şeytan küplere biner...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder