Özellikle Facebook profilimden
beni takip edenler varsa sıkı bir Hürriyet ve Yılmaz Özdil takipçisi olduğumu
bilirler. Tabii bir de AKP’den hiç hoşanmadığımı... Aslında belki de bu kitabı
seçimlerden önce okumalıydım ancak zaten iki dünya bir araya gelse bu bakış
açılarıyla benim AKP’ye oy vermem mümkün olmayacağından benim açımdan bir şey
değişmezdi.
Yılmaz Özdil kimdir diye
tanıtmaya pek gerek görmüyorum. Üstteki satırlardan Hürriyet’te köşe yazdığını
ve gazeteci olduğunu anlamışsınızdır zaten tanımıyorsanız da. Terbiye
sınırlarının pek dışına çıkmadan, öyle incelikle, öyle kibarlıkla söyleyeceğini
söyler ki... Bunu ancak bir İzmirli yapabilir belki de :) (İzmirli olduğumu söylemiş
miydim?)
Kitap Beraber Yürüdük Biz Bu
Yıllarda şarkısını pek severek söyleyen Başbakanın iktidardaki 11 yılını
anlatıyor. Gazeteleri takip edenlerin hep bildikleri haberler aslında. Süpriz
hiç bir şey yok. Ama birisi sizin yerinize bu 11 yılın dökümünü haberlerle alt
alta koyduğunda daha iyi anlıyorsunuz Türkiye’nin nereden nereye geldiğini.
Benim Özdil’e bir önerim olacak; bu kitabın ikincisini çıkartmak isterse ismi
benden olsun; Beraber Yürüttük Biz Bu Yıllarda.
AKP’nin bakış açısı bana hiç bir zaman yakın gelmedi. Yaptıkları işlerden
bahsetmiyorum, o yüzden ne olursunuz kimse bana yapılan yollardan, binalardan, Avrupa’nın
en büyükleri bizde diye salak gibi övündüğümüz adalet saraylarından
bahsetmesin. Adamların belediyeciliği bildiği ortada. Ama hayata bakışları,
politikaları, döneklikleri, bugün dediğine 3 gün sonra demedim demesi, kadına
bakış açıları... Benimkinin taban tabana zıttı. “Demokrasi benim içim araçtır,
amaç değil. Gideceğimiz durağa kadar gider, vardığımızda ineriz.” diyen bir adama
asla güvenmem.
Kitaptan en çarpıcı bilgileri
sizinle paylaşmak isterim. Malum balık hafızalı bir toplumuz, okuduysanız bile
unutmuş olabilirsiniz;
- - İktidar olduklarında ilk iş “vergi barışı”
yasasını çıkartmaktı. “Nereden buldun”u falan kaldırmışlardı bu arada. Maliye
Bakanı bu yasadan ilk faydalanan oldu. Haksız malvarlığı davasından yargılanan
RTE beraat etti. Hazine avukatı itiraz bile etmedi.
- - Ergün Poyraz’ın yazdığı satış rekorları kıran “Musa’nın
Çocukları, Tayyip ve Emine” ve “Musa’nın Gül’ü” isimli kitapların toplatılması
için ileri demokrat RTE mahkeme açtı, reddedildi.
- - ABD’den buğday, Kanada’dan mercimek, Arjantin’den
mısır ve çeşitli ülkelerden susam, arpa, bakla, sarımsak, pamuk, elma,
portakal, muz, vişne, fasulye ve nohut ithal etmeye başladık. Kitaptan aynen
alıyorum “Şahane tarım politamız (!) nedeniyle kendi kendine yeten yedi ülkeden
birinin son hali buydu.”. Pirinç fiyatları zamlanınca harika öngörü sahibi
Tarım Bakanı pirinç yerine bulgur yememizi tavsiye etti. Öyle ya, beyaz pirinç
zararlıydı zaten, bulgur daha sağlıklı.
- - Cumhuriyet’le (ve Feto’ya karşı olanlarla) hesaplaşma
sürecinde emrinde 700 bin kişilik silahlı askeri gücü olan Genel Kurmay Başkanı
internet siteleriyle hükümeti yıkmaya çalışmakla suçlanıyordu. Teröristler
tanık, tüm ordumuz sanık konumuna düşürüldü. Terörist sözüyle kendi ordusunu
içeri tıkan ilk ülke olduk sanırım dünya tarihinde.
--“Atatürkçü olmayı kendime hakaret sayarım.
Atatürk ideolojisi darbeler ideolojisidir, faşist ideolojidir.” diyen Mümtazer
Türköne Cumhurbaşkanı Gül tarafından Atatürk Tarih Yüksek Kurumu yönetim kurulu
üyeliğine atandı. Tarihi yeniden yazmayı planlıyorlardı herhalde. Bu Mümtazer
Kürt sorununa çözüm olarak da Apo’nun paşa yapılmasını, Bodrum’a
yerleştirilmesini ve maaşa bağlanmasını önermiş mesela.
- - 19 Mayıs şenlikleri Hitler Almanyası’nı
çağrıştırdığı nedeniyle YASAKLANDI. Atatürk’ü ne zaman yargılamaya
başlayacaklar çok merak ediyorum.
- - IMF’ye borcumuz bitti. Aşağıdaki tabloya ek
olarak özelleştirme ile (yani ülkeye para kazandıran fabrikaların, üretim
merkezlerinin satımıyla) 38 milyar $ elde etmişlerdi.
|
|
2002
|
2012
|
|
DIŞ BORÇ
|
129 milyar $
|
337 milyar $
|
|
KAMU BORCU
|
64 milyar $
|
103 milyar $
|
|
VATANDAŞIN TÜKETİCİ KREDİSİ
|
2 milyar TL
|
206 milyar TL
|
|
KREDİ KARTI BORCU
|
4 milyar TL
|
73 milyar TL
|
-
- Ordumuz terörist olurken Avrupa Konseyi’nin Türkiye raporlarında PKK aktivist örgüt oldu. Toplantılarda olası senaryoları konuşmak terörizm, karakol basmak, pusu kurmak, askeri şehit etmek, mayın döşemek, bebek katili olmak aktivite olmuştu.
- Ordumuz terörist olurken Avrupa Konseyi’nin Türkiye raporlarında PKK aktivist örgüt oldu. Toplantılarda olası senaryoları konuşmak terörizm, karakol basmak, pusu kurmak, askeri şehit etmek, mayın döşemek, bebek katili olmak aktivite olmuştu.
- - PKK çekilmeye (!) başladığında RTE
televizyonlarda üstüne basa basa “Silahlarıyla çıkamazlar” diyordu. Zaten bu
adam ne zaman, nerede bir şeyi böyle üstüne basa basa söylese 3 gün sonra tam
tersi oluyordu, uyanmamız lazımdı ama uykumuz çok derindi. Haber ajansları poz
poz fotoğraflar yayınlar, hatta günlük haline getirirken Genelkurmay elinde
görüntü ve bilgi olmadığını söylüyordu. E bütün orduyu içeri terörist diye
tıkarsan bi boktan haberin olamazdı tabii.
- - Türk demeyelim Türkiyeli diyelim diye bir laflar
atıldı ortaya. Fransa’da Fransızlığı, İngiltere’de İngilizliği
yasaklayabildiğiniz zaman gelin canım, burası Türkiye! diyoruz en azından
şimdilik.
- - Cumhurbaşkanı bile Başbakan’ın sansürüne
uğruyordu. Cumhurbaşkanı Portekiz’e gitti, yandaş basın muhabir bile
göndermedi. Cumhurbaşkanı ile ilgili haberlerin kendi haberlerinden büyük
çıkmasını, kendi haberlerinin önüne geçmesini istemiyor, bu haberler ya hiç yer
bulamıyor yada arka sayfalarda ufak ufak yer alıyordu.
- - Mısır’da darbe oldu. Şeriatçı Cumhurbaşkanı
Mursi bizzat kendisi tarafından göreve getirilen Genelkurmay Başkanı tarafından
devrildi. Mursi’nin yanında bir tek AKP hükümeti ve yandaşları yer aldı.
- Halbuki Hüsnü Mübarek
de aynı yöntemle devrilmişti. Bizim hükümet ve şakşakçıları alkış tutumuştu.
Laik firavun devrilince “halk devrimi”,
Şeriatçı firavun
devrilince “darbe” oluyordu.
AKP’yi günahım
kadar sevmezdim, bu kitabı okuduktan sonrasını ise ne siz sorun ne ben
söyleyeyim.
Mutlaka okuyun ve hatta mümkün olduğu kadar okutmaya, duyurmaya çalışın.
Mutlaka okuyun ve hatta mümkün olduğu kadar okutmaya, duyurmaya çalışın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder