Öncelikle umarım ki hayvanlarla
zaman geçiren şanslı insanlardansınızdır ve onlardan öğrenmemiz gereken ne
kadar çok şey olduğunun farkındasınızdır. Kedi seven insanların
karşısındakileri kabullenmeye daha yatkın olduğunu düşünüyorum mesela ben.
Çünkü kedi o kadar bağımsız bir karakter ki onunla yaşamaya başladığınızda her
iki tarafında kendi kuralları olabileceğini, yine de birlikte çok mutlu
olabileceklerini ve eğlenebileceklerini
görüyorsunuz. Eğer köpeğiniz varsa, o bambaşka bir hikaye... Bir köpek
tarafından sevilmediyseniz gerçekten sevilmek nedir asla bilemezsiniz. Sizi annenizden
bile daha çok sevebilecek bir tek şey varsa o da bir köpektir bence.
Genelde tüm hayvanları çok
severim, sevmediklerimin de yaşama hakkı olduğuna inanırım. 5 sene öncesine
kadar kendimi sıkı bir kedici olarak tanımlardım. Çünkü köpekleri de çok
sevmeme rağmen annem asla eve almayacağından çok yakın bir ilişki içinde olamamıştım
onlarla. Ama Bahçeköy’de her yer sokak köpeği dolu olduğundan ve ben onlarla
ilgilenmeyi sevdiğimden giderek yakınlaştık. Onlardan biri artık benim köpeğim.
Hayır, evde değil. Paşa hala bir sokak köpeği. Ama beni gördüğü zaman koşuşunu
görseniz sevgi ne demek anlarsınız. Arada beslediğim, haftada en az 3 gün
birlikte ormana yürüyüşe çıktığım, hastalandığında veterinere götürdüğüm, beni
herkesten korumak için canını bile düşünmeden vereceğini bildiğim Paşa... Sakat
bacağı yüzünden bu koruma dürtüsü başımıza iş açıyor, çünkü yürüyüşler
esnasında neredeyse herkese saldırıyor.
Bir sokak köpeğini eğitmek
oldukça zor. Her ne kadar evde büyümüş köpeklere göre aslında çok daha sosyal ve
insanlara yakın da olsalar eğitim konusu tamamen ayrı bir mevzu. Ne yapacağımı
düşünürken çok sevdiğim veterinerimiz (Özlem Egeden) Tamer Dodurka’nın kitabını
önerdi. Daha önce de kendisinin Merdivenden Korkan Köpek isimli kitabını
okumuştum. Psikolojik sorunları olan köpek hikayelerini anlattığı çok keyifli
bir kitaptı. Yaşanmış hayvan hikayeleri seviyorsanız onu da okumanızı öneririm
mutlaka.
Hayvan psikolojisi bizimkine göre
oldukça ilkel ancak daha gelişmiş bence. Genellikle insan eli değmemiş bir
hayvanın bunalıma girdiği, sorun yaşadığı çok nadirdir. Çünkü hayvanlarda yorum
yoktur. Yaralanmış veya sakatlanmış hiç bir hayvanın da biz insanlardaki gibi
oturup haline hayıflandığını veya kendine acıdığını pek görmeyiz. Ancak tabii
ki biz insanlarla bir arada kala kala ve doğal ortamlarından uzaklaştıkları
için bizimkilere benzer rahatsızlıklar da geliştirdiklerini görüyoruz bu
kitapta.
Benim kitap boyunca edinmiş
olduğum en ilginç bilgi ayının da bir köpek türü olduğunu öğrenmem oldu. Bu
kadar hayvanlarla ilgilenen, belgesel izleyen bir insan olarak bu bilgiye nasıl
şimdiye kadar denk gelmemişim inanamadım.
Köpeğiniz varsa tavsiye ederim
kitabı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder