Kitaptan Şebnem Burcuoğlu’nun
tanıtım için katıldığı bir televizyon programı sayesinde haberim oldu. Tatlı,
eğlenceli bir kadın vardı karşımda, kitabın da öyle olacağını düşündüm. Zaten
isimden kapmıştı puanı. Kitap D&R’da şu anda 4. sırada.
Kimdir diye sitesine baktığımda Bilkent,
Uluslararası İlişkiler bölümünü takiben Boğaziçi’nde Avrupa Birliği yüksek
lisansımı yaptığını ve kurumsal iletişim alanında çalıştığını gördüm. Marie
Claire, Elle ve L’Officiel dergilerinde başlayan yazarlık yolculuğu halen
Milliyet Gazetesi’nde devam ediyor. Kendisi ile ilgili fazla bilgi vermeyi
sevmiyor. Sanırım karşısındaki koca adaylarına fazla gelmekten korkuyor :) Yoksa neden kendisiyle
yapılan röportajları değil de kendi yaptığı röportajları yayınlasın sayfasında
yada neden salsa
cumhuriyet kupasi amatör dal sampiyonu olmasından, son dönemde
UK Brit Fest'de Türkiye'yi temsil ettiğinden, dans dergisi ne kapak olmasından bahsetmesin ki?
Kitap oldukça eğlenceli bir
kitap. İlk bir kaç sayfasında daha önce duyduğum esprilere denk gelince aslında
bir keyfim kaçtı. Ancak oradan
sonrakiler sıfır kilometreydi. 30 yaşındaki Efsun’un aslında koca aramazken ve
evlilikle ilgili bir çok klasik Türk kızı gibi takıntısı yokken yeni görüşmeye
başladığı erkek arkadaşıyla yaşadığı çok kötü bir buluşma sonrasında ailesinin
kadınları tarafından beyninin evlilik fikri ile yıkanması aslında mevzu. Okudukça
hem güldüm, hem de “güleriz ağlanacak halimize” diye düşündüm.
Bu konu çok su kaldırır bir konu
aslında ama kadının bu kadar evlilik odaklı olmasının bir sebebi var, işleyen
biyolojik saat. Kadının erkek gibi ölene kadar çocuk sahibi olma şansı yok.
Erkek için yaş engeli hem yok, hem de yaşlanması da dert değil çünkü zaten
çocuğa zaten anne bakıyor. Kadın için ise 28-29 yaşlarında kabus başlıyor.
Mevcut bir ilişkisi varsa ve mutluysa sevgilisini evliliğe yöneltmek istiyor
çocuk sahibi olmak istiyorsa. Eğer ilişkisi yoksa durum çok daha vahim, çünkü
yeni biriyle tanışacaksın, onun uygun olduğuna karar vereceksin, evlenmek
isteyeceksin, o da seninle evlenmek isteyecek, nişan, düğün, e hemen hamile
kalmak da olmaz, üzerinden 1 sene geçsin en azından dersen nereden baksan 2-3
senelik bir süreç en azından. O yüzden kadın bir yaştan sonra kendisine
yaklaşan her erkeğe “bundan önce bana koca, sonra çocuklarıma baba olur mu?”
diye bakıyor.
Ancak tabii ki kitapta bir de
Efsun’un evlilik hazırlıkları yapan 23 yaşındaki kuzeni var. Tiki tonti
gençliğin, ağzını yaya yaya konuşması, her şeyi kendi kafasında formülize etmiş
olması gayet başarılı bir şekilde kitaba yansıtılmış. Ancak aslında normal
hayatta başarılı olabilecek bazı formalizasyonlar 23 yaş gençliğinin eline
geçince biraz boku çıkarılmış tabi. Mesela erkek mesaj attığında 30 dakika
sonra cevap dönmek. Özellikle Türk kadınının anlamadığı nokta şu bence; her
şeyi erkekten beklemesi ve erkeğin de beğenilmeye ihtiyaç duyabileceğini hiç
anlamaması. Sanki erkekle birlikte olarak ona bir lütufta bulunuyormuş gibi
davranması. 20’li yaşlarında belki lütufta bulunduğunu sanıyor olabilirsin ama
30’dan sonra o beğenmediğin adamların bir çoğuna razı olur, hatta peşinden
koşar hale geleceksin a canım... Ayrıca ortalık birbirinin kopyası kızlarla
dolu ve davranış şekilleri şu “Aaa yandaki kıza göz ucuyla baktı... Haaa, benim
şimdi surat yapmam gerekiyor bu durumda. 2 gün surat yapayım, burnundan
getireyim de görsün gününü...” Adama ne kadar çok sorun çıkartır, surat
yaparsam o kadar benimle ilgilenmekten başkasına bakmaya fırsat bulamaz. Hepsi
kendisine prenses muamelesi yapılsın diye bekliyorlar. Geçenlerde bir dizide
denk geldim, kızla çocuk evlenecekler, dünürler düğün detaylarını konuşuyorlar.
Kızın annesi diyor ki “Benim kızım neden prensesler gibi Çırağan’da evlenmesin?”.
Oğlanın babasından el-cevap “Prenses olmadığı için olabilir mi?”
Neyse, netice kitabı 1.5 günde
bitirdim, oldukça da eğlendim. Hatta sesli güldüğüm yerler bile oldu. Tavsiye
ederim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder