13 Mayıs 2014 Salı

KOCAN KADAR KONUŞ – ŞEBNEM BURCUOĞLU



Kitaptan Şebnem Burcuoğlu’nun tanıtım için katıldığı bir televizyon programı sayesinde haberim oldu. Tatlı, eğlenceli bir kadın vardı karşımda, kitabın da öyle olacağını düşündüm. Zaten isimden kapmıştı puanı. Kitap D&R’da şu anda 4. sırada.

Kimdir diye sitesine baktığımda Bilkent, Uluslararası İlişkiler bölümünü takiben Boğaziçi’nde Avrupa Birliği yüksek lisansımı yaptığını ve kurumsal iletişim alanında çalıştığını gördüm. Marie Claire, Elle ve L’Officiel dergilerinde başlayan yazarlık  yolculuğu halen Milliyet Gazetesi’nde devam ediyor. Kendisi ile ilgili fazla bilgi vermeyi sevmiyor. Sanırım karşısındaki koca adaylarına fazla gelmekten korkuyor :) Yoksa neden kendisiyle yapılan röportajları değil de kendi yaptığı röportajları yayınlasın sayfasında yada neden salsa cumhuriyet kupasi amatör dal sampiyonu olmasından, son dönemde UK Brit Fest'de Türkiye'yi temsil ettiğinden, dans dergisi ne kapak olmasından bahsetmesin ki?

Kitap oldukça eğlenceli bir kitap. İlk bir kaç sayfasında daha önce duyduğum esprilere denk gelince aslında bir keyfim  kaçtı. Ancak oradan sonrakiler sıfır kilometreydi. 30 yaşındaki Efsun’un aslında koca aramazken ve evlilikle ilgili bir çok klasik Türk kızı gibi takıntısı yokken yeni görüşmeye başladığı erkek arkadaşıyla yaşadığı çok kötü bir buluşma sonrasında ailesinin kadınları tarafından beyninin evlilik fikri ile yıkanması aslında mevzu. Okudukça hem güldüm, hem de “güleriz ağlanacak halimize” diye düşündüm.

Bu konu çok su kaldırır bir konu aslında ama kadının bu kadar evlilik odaklı olmasının bir sebebi var, işleyen biyolojik saat. Kadının erkek gibi ölene kadar çocuk sahibi olma şansı yok. Erkek için yaş engeli hem yok, hem de yaşlanması da dert değil çünkü zaten çocuğa zaten anne bakıyor. Kadın için ise 28-29 yaşlarında kabus başlıyor. Mevcut bir ilişkisi varsa ve mutluysa sevgilisini evliliğe yöneltmek istiyor çocuk sahibi olmak istiyorsa. Eğer ilişkisi yoksa durum çok daha vahim, çünkü yeni biriyle tanışacaksın, onun uygun olduğuna karar vereceksin, evlenmek isteyeceksin, o da seninle evlenmek isteyecek, nişan, düğün, e hemen hamile kalmak da olmaz, üzerinden 1 sene geçsin en azından dersen nereden baksan 2-3 senelik bir süreç en azından. O yüzden kadın bir yaştan sonra kendisine yaklaşan her erkeğe “bundan önce bana koca, sonra çocuklarıma baba olur mu?” diye bakıyor.

Ancak tabii ki kitapta bir de Efsun’un evlilik hazırlıkları yapan 23 yaşındaki kuzeni var. Tiki tonti gençliğin, ağzını yaya yaya konuşması, her şeyi kendi kafasında formülize etmiş olması gayet başarılı bir şekilde kitaba yansıtılmış. Ancak aslında normal hayatta başarılı olabilecek bazı formalizasyonlar 23 yaş gençliğinin eline geçince biraz boku çıkarılmış tabi. Mesela erkek mesaj attığında 30 dakika sonra cevap dönmek. Özellikle Türk kadınının anlamadığı nokta şu bence; her şeyi erkekten beklemesi ve erkeğin de beğenilmeye ihtiyaç duyabileceğini hiç anlamaması. Sanki erkekle birlikte olarak ona bir lütufta bulunuyormuş gibi davranması. 20’li yaşlarında belki lütufta bulunduğunu sanıyor olabilirsin ama 30’dan sonra o beğenmediğin adamların bir çoğuna razı olur, hatta peşinden koşar hale geleceksin a canım... Ayrıca ortalık birbirinin kopyası kızlarla dolu ve davranış şekilleri şu “Aaa yandaki kıza göz ucuyla baktı... Haaa, benim şimdi surat yapmam gerekiyor bu durumda. 2 gün surat yapayım, burnundan getireyim de görsün gününü...” Adama ne kadar çok sorun çıkartır, surat yaparsam o kadar benimle ilgilenmekten başkasına bakmaya fırsat bulamaz. Hepsi kendisine prenses muamelesi yapılsın diye bekliyorlar. Geçenlerde bir dizide denk geldim, kızla çocuk evlenecekler, dünürler düğün detaylarını konuşuyorlar. Kızın annesi diyor ki “Benim kızım neden prensesler gibi Çırağan’da evlenmesin?”. Oğlanın babasından el-cevap “Prenses olmadığı için olabilir mi?”


Neyse, netice kitabı 1.5 günde bitirdim, oldukça da eğlendim. Hatta sesli güldüğüm yerler bile oldu. Tavsiye ederim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder