21 Mayıs 2014 Çarşamba

YALANA BİR DE BÖYLE BAKIN

Bugün Hürriyet’te Yonca Tokbaş’ın YALAN ile ilgili yazısını okuyunca ben de size farklı iki bakış açısı sunmak isterim.

Kısa olanından başlayım; çok sıkı bir izleyicisi olmasam da denk geldikçe 1 Kadın 1 Erkek'i seyrederim. Bir bölümünde birbirlerine beyaz yalanlar dahil söylememeye karar veriyorlar. Yakınlaşma esnasında adam kadının kulağını yalıyor, kadın "Ayyy yapma bunu, nefret ediyorum." diyor. Veya kadın giyiniyor, adam diyor ki "Bir daha giyme bu elbiseyi, sana hiç yakışmıyor." 

İnsanoğlu aslında sürekli bir onaylanma ihtiyacı içinde olduğundan bunlar bir bakıyorlar ki ilişkileri garip, anlamsız bir şeye dönüşmeye başlıyor, keyifleri kaçıyor. Sonunda eski hallerine dönmeye karar veriyorlar.

Diğeri ise TRT Okul TV'de Hayat İşte programından. Bulabilirseniz internetten izlemenizi tavsiye ederim. Hatta TRT Okul’u da izlemenizi tavsiye ederim. Yabancı örnekleri gibi yarım saatlik veya kırkbeş dakikalık kısa programlar var, eğitici, eğlenceli... Neyse, Hayat İşte programın daimi konuğu olan beyefendiyle yalan üzerine konuşuyorlar. (İsim veremiyorum çünkü internette doğru düzgün bir bilgi bulamadım.) Şöyle bir bilgi veriyor "Aslında hayat yalan üzerine kurulu. Mesela bir kadın saçını boyadığında veya makyaj yaptığında aslında olduğu bir halden farklı gösteriyor kendini, bu da bir çeşit yalan. Yada maçlar, müsabakalar, kağıt oyunları aslında karşı takımı kandırıp/aldatıp kazanmak üzere kurulmuştur. Öyle bir kandırmacalı pasla gole ulaşır ki bütün stad ayakta alkışlar. Veya kullandığımız aksesuarlar da bizi olduğumuzdan farklı gösterme amacı taşımaktadır. Aslında yalan da biraz böyledir. Karşımızdakine değer verdiğimizden (üzülmesin diye) yada bizi olduğumuz hali ile sevmeyebileceği endişesi ile ufak tefek aksesuarlarla (yalanlarlarla) süsleriz kendimizi. Ve nasıl karşımızdakinin kıyafetine karışmamamız gerekiyorsa belki de bunlara da karışmamalı ve daha olgunlukla karşılamayız."

En aklımda kalan kısmı buydu. Ve bir felsefe mezunu olmama rağmen bugüne kadar aklıma hiç gelmemiş bir bakış açısıydı. Doğruluğu yanlışlığı elbet tartışılır. Ancak felsefi olarak kesinlikle haklı olduğunu söyleyebilirim :)

Bu arada Yonca’nın da yazısını okumayı ihmal etmeyin. Çocuklarımızı aslında nasıl yalana alıştırdığımıza dair çok önemli bir yazı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder