27 Eylül 2014 Cumartesi

SON DÜŞES - GABRIELLE KIM

Değişik, gerçekten bugüne kadar okuduğum en değişik aşk hikayesiydi diyebilirim. 

Her zamanki gibi öncelikle yazardan başlayalım; Gabrielle Kim. İskoçyalı Kim Oxford'da edebiyat okumuş. Yaratıcı Yazın alanında yüksek lisans yapmış. Bugüne kadar yayınlanmış üç kitabından sadece biri Türkçe'ye çevrilmiş. Çok derin bir edebi tarafı olduğunu söyleyemeyeceğim. Kitaptaki aşk sahneleri bile insanın içinde pek bir kıpırtı uyandıran cinsten değildi.

Kitap 16 yaşındaki Lucrezia de Medici'nin kuzeni ile bahçede çocuklar gibi oyun oynaması ile başlıyor. Ancak 16. yüzyıl için 16 yaşında bir kızın çoktan evlenmiş olması gerektiğini de hatırlatmak isterim. Ve Medici'ler İtalya'da zamanın en önde gelen ailelerinden biri. Tarihi bilgisi olanlar biliyordur muhtemelen. 

Ferrera Dükü Alfonso D'este ile karşılaştıklarında her ikisi de birbirlerini çok beğenirler. Dük Lucrezia'nın taze güzelliğinden etkilenirken, kızımız da dükü çok beğenir. Şahane bir şekilde evlenirler. 

Ancak hiç bir şey beklenildiği gibi gitmez. 


Gayet erkeksi bir adam olan Dük karısına karşı duyduğu isteği bir türlü başarılı bir birleşme ile taçlandıramaz. Başka kadınlarla birlikteliklerinde hiç sorun yaşamamasına rağmen kendi karısının karşısına dimdik gelse bile olayı neticelendirmeyi bir türlü başaramaz. 

Dükün bunun dışında da zorlukları vardır. Eşinin evde hiç bir şeyin sorumluluğunu almasına izin vermez, hiç bir şeye müdahale ettirmez. Evdeki her şey Lucrezia gelmeden önce olduğu gibi devam etmektedir. 

Kız her şeye rağmen gülen yüzünü kaybetmemeye çalışır. Tek arkadaşı ise kendisi ile birlikte evden getirdiği hizmetçisidir. Ancak Dükün terslikleri bunlarla da sınırlı kalmaz. Karısının karşısında başarısız olması kendisinde komplekslere yol açmış ve her şeyden şüphelenir olmuştur. Evinde gülen herkesin kendisine güldüğünü düşünecek hale gelmiştir. Dışarıdan geldiği bir gün karısını üst kattaki balkonda hizmetçisi ile gülerken gördüğünde iyice zıvanadan çıkar ve Lucrezia'nın tek arkadaşını yani hizmetçisini de kovar evden. 

Tabii burada bir kaç satırda anlatıyorum ama evlilikleri de 2 yıla yaklaşmaktadır. Dük zaman zaman girişimlerde bulunmaya devam eder ancak hiç bir seferinde beklenilen olay gerçekleşemez. Dük eski metresi ile görüşmeye devam etmektedir. Onunla ise halen hiç bir sorun yaşamamıştır. 

Bu arada evlerinde, ev demek ne kadar doğru olacak bilemiyorum gerçi, bir şatodan bahsediyoruz çünkü :) , zamanın en ünlü ve yetenekli ressamı duvarlara freskler yapmaktadır. Ekibiyle birlikte gelmiştir. 

Düşes ressamın yardımcısına ilgi duymaya başlar. Bu ilgisi karşılıksız değildir. Dükün Lucrezia'yı ev ile ilgili tüm konulardan uzak tutması neticesinde kızın uğraşabileceği bir tek resimler ve freskler kalır. Bu da aralarındaki yakınlaşmayı iyice arttırır. 

Kitabın buralarına gelene kadar ben her an kızın kuzenine ilgi duyduğunu fark edeceğini yada dükün aslında metresini sevdiğini anlayacağını veyahut da bu saçma gidişin büyük bir çözülmeyle harika bir evliliğe dönüşeceğini bekliyordum. Ressamın yardımcısı benim listemin yakınlarından bile geçmiyordu. Bir de tabii ki aşk kitaplarında aldatan evli kadınlara başrolde çok fazla rastlanmaz. 

Dükün şehir dışında olduğu bir zamanda Lucrezia sevgilisi ile bir kaçamak ayarlar ve birlikte olurlar, dükün alamadığını sevgilisine verir.

(Buradan sonrası kitabın sonunu anlatmakta, kitabı okumaya niyetiniz varsa devam etmeyin bence :)  )

Dük ise kendisinin çocuksuz ölümü halinde bütün topraklarının ve servetinin kliseye kalacağını öğrenir. Ayrıca o zamanlarda boşanmak da neredeyse imkansızla eşdeğerdir. Böylece dük biraz gel gitler yaşadıktan sonra düşesini zehirleyerek öldürmeye karar verir. Zehiri almak için metresini yollar. Ancak metresi daha önce düşesle tanışmıştır ve kızın ölmesine gönlü razı olmaz. Bir takım tesadüfler sonucunda ölmüş olan birisinir Lucrezia'nın yerine koyarak ve odasını yangına vererek dükün sonuca ulaştığına inanmasını sağlarlar. Lucrezia sevgilisi ile çok uzaklara kaçarak mutlu mesut yaşar ve kitap böylece biter. Çünkü birisinin dediği gibi "Mutlu aşkın anlatılacak bir tarafı yoktur." 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder