15 Ağustos 2013 Perşembe

KAHPERENGİ



Yine bir Hande Altaylı romanı ile karşı karşıyayız. Bu kadının romanlarını seviyorum. 500-600 sayfa yerine 300 sayfada derdini anlatabilen, üstelik de bunu gayet vurucu şekilde yapan, okuyucusunu sarsmayı becerebilen bir yazar Hande Altaylı.

Pek çoğunuz biliyorsunuzdur ancak ben yine de kendisi hakkında bir özet geçeyim. O çok eğitimli, kültürlü bir kadın. Ama biz onu öncelikle Fatih Altaylı'nın eşi olarak tanıdık. (Daha sonra da eşinden çok daha omurgalı duruşuyla :) bilenler ne demek istediğimi anlamışlardır.) Bir çoğumuzun anca hayallerinde görebileceği bir okul hayatı olmuş. Önce Galatasaray Lisesi, sonrasında ise Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi. Sanıyorum mesleğini hiç yapmamış. Reklam yazarlığı ve şarkı sözü yazmak ona çok daha cazip gelmiş. Belki de kitaplarının bu kadar çarpıcı olabilmesini reklam yazarlığından gelen hinliğe borçludur. Şarkı sözü yazarlığı ile ilgili ise çok fazla bilgi bulamadım. Seferad'a "Ne Fark Eder"i yazmış, sonraki albümlerine de 2 şarkı sözü yazmış. "Tut şunun ucunu döşeyelim abi" sloganı da kendisine ait.

Gelelim kitaba. Yine bir günden kısa sürdü kitabı bitirmek. Hızlı ve kolay okunabilen bir kitap. Bildiğimiz en acı reçeteleri önümüze ajitasyon yapmadan, saf ve duru bir halde koyabilen bir yazar Hande Altaylı. İçinde biraz da çok bildik bir hikaye var aslında, eski Türk filmlerinden çok iyi biliriz; fakir kız zengin oğlan... Aaa, bu arada fazla ilerlemeden hatırlatmak isterim ki; kitap 2013 sezonunda dizi olarak çekildi, Merhamet. Özgü Namal ve İbrahim Çelikkol başrollerini paylaşıyorlardı. Yeni sezonda devam ediyor mu bilemiyorum. Başrol karakterimiz Narin. Çocukluğu zorluklar içinde ve şiddet görerek geçmiş, zekasına rağmen okumak için izni ancak erkek kardeşininin takıma girmesi için şart koşulması ile kazanabilmiş bir kız. Babası Moskof Recep karısı ile hiç sevmeden, biraz varlıklı diye evlenmiş ama miras olarak da pek bir şey kalmayınca bütün nefreti iyice ortaya çıkmış. En başta bütün çocuklarını sevmiş belki. Taa ki annelerinden de bir parça taşıdıklarını görene kadar. Eskilerin bir lafı vardır, "kendi sevilmeyenin dölü hiç sevilmez" diye, adam bunun canlı bir örneği. Narin'in annesi silik bir kadın, cahil, çirkin. Hayattaki tek başarısı kocası. Oraların en yakışıklı adamını kapmış. Çok seviyor kocasını. Dayak da yese, çocuklarını da dövse, sövse de fark etmiyor... Narin'in bir kız, bir de erkek kardeşi var. Ve görebildiğim kadarıyla televizyona da pek yansıtılmamış bir hikayeleri var kitapta.

Narin Aşık oluyor bir de. Yaslıhan'ın en varlıklı ailesinin oğluna. O da seviyor Narin'i ama ikisi de çok küçükler. Hayat yollarını ayırıyor.

Çok fazla uzatmayım. Böyle zorlu bir çocukluktan sonra Narin İstanbul'da üniversite kazanıyor, Hukuk Fakültesi hem de. Parası olmamasına rağmen hem çalışıp, hem okuyacağını planlayarak geliyor İstanbul'a. Korkuyor bu koca şehirde tek başına. Ama hayat bazen güzel şeyler de çıkarıyor karşısına. Deniz araba ile çarpıyor ona ve ondan sonra bu zengin, partisever kız Narin'e kol kanat geriyor. Hem hayatı öğretiyor, hem İstanbul'u, hem de evine alıyor. Kardeş oluyorlar bir nevi. Ama Deniz'in de bir kız kardeşi var, Irmak. Ve bir akşam eve nişanlanmak üzere olduğu erkek arkadaşı ile geliyor. Dünya küçük. Bazen sandığımızdan, olması gerektiğinden daha da küçük. Irmak Fırat'la geliyor.

Hikaye buradan sonra iyice kopuyor zaten. Fırat'ın ve Narin'in geçmişleri ile yüzleşmelerini, bugünlerini kurmaya çalışmalarını okuyoruz heyecanla. Tam ayrıldılar derken tekrar birleşiyorlar. Tam kavuştular derken yeniden ayrılıyorlar. Güzel bir kedi fare oyunu var. Deniz ve Irmak'tan geçmişini ve Fırat'ı saklamaya çalışan Narin'in eli ayağı birbirine dolaşıyor.

Kitapta olmayan karakter Sermet dizi de çıkıyor karşımıza. Yaslıhan'dan beri Narin'e aşık Sermet. Peşinden İstanbul'a kadar gelen, o arada kirli işlere bulaşık mafya babası olan ve Narin'i kendine avukat tutan Sermet. Aslında kitaptaki karşılığı bambaşka bir karakter; bir zengin çocuğu.

Narin'in seneler sonra babası ile bir karşılaşma sahnesi var ki... Beni en çok etkileyen sahnelerden biri oldu kitapta. İç acıtıcı, sarsıcı.

Benim çok beğendiğim romanlardan biri oldu Kahperengi. Yaz günleri için de hızla tüketilebilecek bir kitap. Kaçırmayın olur benim tavsiyem. Hatta Hande Altaylı sezonu yapın bu seneyi ve okumadıysanız tüm kitaplarını okuyun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder