12 Ağustos 2013 Pazartesi
KUPA VALESİ
New York Times Best Seller kontenjanından kollarıma düşmüş bir kitap bu. Almamın ikinci sebebi ise yaşanmış bir olaydan esinlenilmiş olması.
Yazarımız Andrew Gross 1952 doğumludur ve bir çok kitabı Yılın En İyi Polisiye Romanı Ödülü'ne layık görülmüştür. Bir çok romanını James Patterson ile birlikte yazmış. Patterson'ın bilgilerine baktığımda ise keşfetmem gereken bir yazar daha olduğu hissi içimi sardı. Bizim yazarımız ile ilgili olarak ise bir polisiye roman yazarından çok polisiyelerde oynayabilecek kadar yakışıklı bir adam olduğunu söylemem gerek.
Doktor Jay Erlich eşi ile mutlu bir kutlama yaparken abisinin eşinden bir telefon alır. Yeğeni Evan kendini kayalıklardan aşağı atarak intihar etmiştir. Kahramanımız ve abisi Charlie Yin ve Yang gibidirler. Jay ne kadar iyi bir kariyere ve düzgün bir hayata sahipse, Charlie o kadar kötü durumdadır. Charlie ruhsal sorunlar yaşamaktadır uzun süredir. Hayatının bir kısmı uyuşturucu ve müzikle geçmiştir. Eşi Gabby'de kendisinden daha iyi durumda değildir ne yazık ki. Devlet yardımı ile ancak yaşayabilmektedirler. Ve sahip oldukları tüm hastalıklar oğulları Evan'a da geçmiştir. Bir kaç gün ailesine şiddet gösterdiği için polise şikayet edilen, neden silah almaya çalıştığı sorulduğunda "kendini vurmak için" olduğunu söyleyen manik depresif Evan'ın intiharı kimseyi şaşırtmadığı gibi polis tarafından araştırılmasına da gerek görülmemiştir. Halbuki korunaklı bir hastanede olması gerekirken 2-3 önce yeni bir yere nakledilmiş ve dolaşmaya çıkacağını söyleyerek klinikten ayrılmıştır. Charlie oğluna ne olduğunu bulması için kendisinden çok daha fazla itibar gören Jay'den yardım ister ve hikaye başlar.
Jay kurcaladıkça yollar Charlie'nin geçmişine çıkmaktadır. Hiç farkında bile olmadıkları bir çok şey aslında Charlie ile bağlantılıdır. Charlie ise her şeyi geride bırakarak hayatına devam ettiğini sanmıştır.
Dozunda bir gerilim, bolca dedektiflik ve araştırma, uyuşturucu ve müzikten yolu geçen sapkın bir tarikat, cinayetler... Ancak çok şaşırtıcı bir son değil. Özellikle katilin kim olduğu kitabın ortalarında ortaya çıktıktan sonra. Bazı noktalarda ters köşe yapılmaya çalışılmış ama her şey fazlasıyla aleni. Kitabın adının neden Kupa Valesi olduğunu ancak kitabın sonunda anlayabileceksiniz. Biraz şaşırtıcı ama yeteri kadar değil. Konu güzel seçilmiş aslında ama çok daha güzel kurgulanabilirmiş. Tabii bu arada ben özellikle tarikat kısmının gerçek bir olay olduğunu sanmıştım. Ama kitabın sonunda nelerin gerçek hayattan esinlenildiğini yazarken tarikat ile ilgili hiç bir bilgi verilmemiş. Okumazsanız çok fazla bir şey kaybetmiş olmazsınız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder