23 Mart 2018 Cuma
Kaybedenler Kulübü Yolda
Ve efsane geri döndü...
Filmden bahsetmiyorum, Nejat İşler'den bahsediyorum ;)
Serenay Sarıkaya ile oynadığı İkimizin Yerine isimli filmde çökmüş bir Nejat görmüştüm ben. Hepimizin bildiği o malum hastalık döneminin peşinden gelen ilk filmiydi. Rol icabı değil, bir şey eksikti. Oyunculuk olarak da değil. Belki şimdi oturup tekrar izlesem o filmi söyleyebilirim ama ikinci kez seyretmeye dayanabilir miyim, o zor işte.
Kaybeden Kulübü'nün ilk filmi de çok efsaneydi bence. Ya çok seversiniz, ya nefret edersiniz tarzında. Anlamsız gibi gözüken diyaloglar, bir hikayesi yokmuş gibi duran hikaye... Tekrar izlemek lazım. Aslında gitmeden izleyecektim ama yetişemedim, çünkü kendimi jet hızıyla filmde buldum. 1990'larda Kent FM'deki aynı isimli programı ve o iki arkadaşın hikayeleri.
Yolda adından da anlaşılacağı gibi daha çok bir yol filmi. Looser gibi gözüken ama kafasına göre yaşayan adamlar kulübü. En az şeye ihtiyaç duyan en zengin değil midir aslında? Bu adamlar gerçekten çok zengin. Ceplerinde içki, sigara, benzin alabilecek olmaları yeterli. İstedikleri gibi çalışabildikleri bir işleri... Daha ne olsun.
Devam filmleri genelde ilk filmi aratır. Burada tarz değişmiş olsa dahi zevkle izlemeye ve edepsiz esprilere gülmeye devam ettik oysa :) Yayına bağlanan izleyicilere "Sizinle yatmış mıydık" diye soran adamlardan edepli replikler beklememek lazım...
Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk, iki radyocu. Gerçekleriyle yapılmış röportaja aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Hatta merak edersiniz diye hiç bir masraftan kaçınmadım ve sizler için bir resimlerini bile buldum.
http://www.milliyet.com.tr/-desifre-edilmeye-tamam-dedik-/pazar/haberdetay/10.04.2011/1375575/default.htm
Adamlar geyikten mi felsefeye geçiyorlar, felsefi geyik mi yapıyorlar bilemiyorum. Ama bulabildiğim tüm programlarını dinleyeceğim. Adam programı bırakmak için sırt kanseriyim diye bir şey uydurmuş, düşünsenize :)
Filme dönersek, o zamana kadar kimseyi totosuna sallamayan Kaan sonunda aşık oluyor.
Filmin kadrosunun bir kısmı Ezel'den olduğu gibi alınmış gibi. Tefo'yu (Sarp Akkaya) tekrar görmek çok iyi oldu. Rıza Kocaoğlu kadar ruh hastası tiplemelerine yakışan adam zor bulunur. Pasifliğin zirvesini yakalamış filmde.
Tabii ki her Issız Adam tarzı erkek gibi ve Kaan'ı da ilk filmden bildiğimiz gibi, uçana kaçana atlayan ama ilişkiden kaçan bir adam. Ama hayat bazen insanı çok hazırlıksız yakaladığı gibi çok ters köşeye de yatırıyor. Kaan'a da bayağı bir çelme takıyor.
Bir benzincide davet ettiği kızın sürpriz bir şekilde kendisine olur demesiyle bir aşk başlıyor.
Hande Doğandemir ile olan sevişme sahnelerini çok kötü buldum, bar tuvaletindeki sahne bile daha iyiydi.
Altıkırkbeş Yayınevi de var sahiden bu arada. Sarp Akkaya bir yerlere gittikçe uğrayan meşhur yazarlar sahnelerine bayıldım, biraz daha arttırılabilirdi bile.
Yazılar çıkar çıkmaz salonu terk etmeyin. Kaçırmayın bir şey ;)
Aaahhh bu aradaaa... Magazinel detayı da paylaşmadan geçmeyim, bazı oyuncuların galaya sarhoş gelmesi... Sanatçı doğası gereği zaten marjinalliğe yatkındır, cami imamı gibi olmasını bekleyemezsin ki. Kimi sanatçıya yakışır, kimisinde iğreti durur. Bence bu adamlar istedikleri yere istedikleri gibi gidebilirler. Zaten gitme desek de çok kıçlarına sallayacaklarını sanmıyorum :)
Bence mutlaka izlenesi. İlk filmi sevmediyseniz bile buna bir şans vermeniz lazım derim. 9/10
-- spoiler -- (filmin sonunu bilmek istemiyorsanız buradan sonrasını okumayın ;)
Mete ise bu esnada içmekle ve daha çok içmekle meşgul. O kadar meşgul ki Kaan'la kızın sevişme seslerinden rahatsız olup davet ettiği kızla bile her gece ilgilenemiyor. Gerçi filmin sonunda alkol sorununu çözmeye karar verdiğine dair bir izlenim ediniyoruz ama...
Kaan ve kız aşk yaşıyorlarken aslında kızın bu kadar rahat, Kaan'ın kafasına göre olmasının sebebi de çıkıyor ortaya; nişanlısı. Film boyunca o nişanlıyı neden hiç tam olarak göremedik o da ayrı bir merak konusu. Yoksa Erol Egemen o mu gibi hain bir soru da aklıma gelmedi değil :) Her neyse, kim lan bu Erol Egemen :)
Kaan her erkek gibi kendinin her şeyi yapmaya hakkı olduğunu düşünüyor. Ama kendisi gibi davranan birisiyle karşılaşınca bütün denge bozuluyor işte. Kadınların da var aslında evlenilecek erkek, eğlenilecek erkek kavramları ve Kaan evlenilecek bir adam değil maalesef garantici kızımıza göre. Kaancığım ise biraz dağılsa da yine eski tayfasıyla Kadıköy sokaklarında şen şakrak takılmaya devam ediyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder