10 Haziran 2014 Salı

Sır tutabilir misiniz?

Sır Tutabilir Misin?



Sophie Kinsella ile tanışmam Pasaklı Tanrıça ile olmuştu. Çok eğlenceli bir kitaptı. Daha sonra arkadaşımda başka bir kitabına denk gelince okumak istedim. Yine gayet eğlenceli, kolay okunabilen, zamanın nasıl geçtiğini pek anlamadığım bir kitap çıktı.

Sophie Kinsella 1969 doğumlu İngiliz bir yazar. Chick lit’in (Chicken literature - piliç veya çıtır edebiyatı) kraliçesi sayılmakta. Alışverişkolik serisi ile ünlenmiş. Türkçe’ye çevrilmiş 16 tane kitabı bulunmakta. Okuduğum iki kitabından çıkarabildiğim iyi eğitim almış, çalışan şehirli çıtırların mutsuzluklarını, handikaplarını, bunalımlarını, aileleri ve sevgilileri ile olan ilişkilerini en eğlenceli şekli ile anlatıyor. İstanbul’da yaşayan biraz eskimiş bir çıtır olarak çok yabancısı olduğum şeyler olduğunu söyleyemeyeceğim tabii J Başımıza ne gelirse gelsin dağılmamak için uğraşmamız, kuyruğu hep dik tutmaya çalışmamız, zayıflıklarımızı törpüleme çabalarımız, poker face (duygularını yüzüne yansıtmayan, pokerci yüzü) olmak için kendimizi kasışlarımız... Çabalarımız iyi niyetli ama dışardan bakınca da çok komik olduğumuz bir gerçek sanırım J

Kahramanımız Emma müdür olacağı ümidi ile yeni bir işe girmiştir ama bir çok şeyi eline yüzüne bulaştırmaktadır. Son ümidi yurtdışında sadece müşteri ile el sıkışmak için katılacağı toplantıdır. Bu kadarını da becerebilir, öyle değil mi? Ama aksilikler Emma’nın yakasını bırakmamakta çok kararlıdır. Ve toplantıda ters gidebilecek her şey ters gider. İş suya düşer. Emma geri dönmek üzere havaalanına gittiğinde biraz içer, evet belki de biraz fazla içer. Uçakta yanında oturan tanımadığı adama hayatının bütün garip sırlarını döker. (Hepimizin sırları var ve kimi zaman hiç tanımadığın bir yabancıya bütün bunları anlatmak tanıdığın birine anlatmaktan çok daha kolaydır. Belki de insanlar sırf bunun için psikologlara gidiyorlar. Bütün gizli kalmış sırları paylaşabilmek ve yine de her şeye rağmen normal bir insan olduğunu yetkili bir ağızdan duymak ve onay almak için.) Burada en çok güldüğüm kısım ise Emma’nın bu yabancı ile daha sonra karşılaştığında aklından geçen; “annem yabancılarla konuşma demişti.” J Murphy kuralıdır ki işlerin ters gitme ihtimali varsa, ters gidecektir. Emma’nın şaşırtıcı bir şekilde güzel giden bir ilişkisi de var. Aynı iş yerinde çalışıyorlar. Üzerine titreyen, yakışıklı bir adam. Üstelik de kendisine artık birlikte yaşama zamanlarının geldiğini söylüyor. Ev bakma aşamasındalar hatta. Ama ah işte o uçaktaki yabancı Emma’nın bütün hayatını alt üst edecek. Üstelik saklanabileceği bir yer de yok, çünkü hiç bir şeyini bilmediği bu yabancının karşısında bütün sırlarını ortaya dökmüş ve çırılçıplak bir durumda kalmış.

Çok keyifli, çok eğlenceli, kimi zaman sesli gülmenize neden olabilecek bir kitap. Yaz için çok uygun. Tatilde, şemsiyenin altında güneşlenirken güzel gider.

Kitabın arka kapak yazısı ile bitiriyorum.


Şişşşt! Sakın kimse duymasın. 

Çok Satar Yazar Sophie Kinsela;`dan Bir Sırlar Kitabı!... Yine Çok Satacak!!! 

Emma`nın diğer kızlardan hiçbir farkı yok. Yani, onun da sırları var! Annemden sakladığım sırlar Bekaretimi annemle babam alt katta Ben Hur izlerken, misafir yatak odasında Danny Nussbaum`a bahşettim. 

Erkek arkadaşımdan sakladıklarım, Kırk bedenim. Connor`ın sandığı gibi otuz altı değil. Ayrıca Connor`ın gereğinden fazla yakışıklı olduğunu düşünüyorum. Kendisini hep Ken`e benzetmişimdir. Hani şu Barbie ve Ken`deki Ken`e.

İş arkadaşlarımdan sakladıklarım İş arkadaşım Artemis beni cidden sinir ettiğinde, yani hemen hemen her gün, masasındaki saksı çiçeğini portakal suyumla besliyorum. Fotokopi makinesini de bozan bendim. İşin aslı, bozulan ne varsa marifet benim! 

Hiç kimseyle paylaşmayacağım sırlar... Tanga popomu ısırıyor. CV`mdeki matematik notum gerçeği yansıtmıyor. 

NATO`nun açılımını bilmiyorum. Hatta ne işe yaradığını da! 

Bunlar benim sırlarımdı. Ta ki hepsini uçakta bir yabancıya yumurtlayana kadar. En azından o sırada yabancı olduğunu sanıyordum! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder