11 Aralık 2017 Pazartesi

Sevmenin 5 Dili

Sevmenin de dili mi olurmuş demeyin. Aslında kimi zaman farklı dillerde birbirimizi sevdiğimiz için anlaşamıyoruz. Sevgiyi hissetme ve gösterme şekillerimiz farklı çünkü. 
1996’da evlilik danışmanı Dr. Gary Chapman Beş Sevgi Dili (The Five Love Language) diye bir kitap yazmış ve sonrasında bu 5 prensibi insan ilişkilerinin tüm çeşitlerine uygulamış.

Hepimizin sevgiyi tanımlamak ve kabul etmek için kullandığı bir dil var. Bunlar;

Onaylama Sözcükleri
Kaliteli Zaman Geçirme
Hediyeler Alma
Hizmet Hareketleri
Fiziksel Temas

İnsanların genellikle bir ana dilleri, bir veya iki de ikincil dilleri olur. Bir çok insanın ilişkisi aslında kısmen bir meydan okumadır, çünkü ilişkiye dahil olan iki taraf da birbirinin sevgiyi farklı şekillerde tanımladığını ve ifade ettiğini anlayamaz. Aşağıdaki tabloda bazı ipuçları bulacaksınız.

Erkek gözüyle, kadın kulağıyla sever derler mesela. Biz kadınlar güzel sözlerden ve ilgiden hoşlanırız. Kimi zaman "kandırılmamıza" da sebep olan budur. Bize olan davranışlarına bakmadan kulağımıza fısıldanan güzel sözler bizi bizden alır. Halbuki adamın davranışlarına baksak söyledikleri hiç alakası olmadığını anlayacağız ama... 
Kendinin ve etrafındaki insanların sevgi dilini anlamak ilişkilerini devrimsel bir şekilde değiştirebilir. Boşanmanın eşiğindeki çiftler bile kimi zaman partnerlerinin hareketlerini, sözlerini, hediyelerini, dokunuşunu ve zamanı kendinden farklı yorumladığını anladığında tekrar birbirlerine aşık olabiliyorlar. 
Şu anda bir aşk ilişkisi içinde olmasanız dahi yine de kendi sevgi dilinizi tanımlamanız ve farklı sevgi diline sahip olanlar ile nasıl köprü kurabileceğine dair düşünmen çok önemlidir. Arkadaşlıklarınızı ve aileniz ile olan ilişkilerinizi yeniden yapılandırın. Romantik bir ilişki gelebilir de gelmeyebilir de, ama onsuz da siz sevdiğiniz diğer insanlarla pozitif ve güçlü ilişkilerinizle çok zengin bir hayat yaşayabilirsiniz. 

SEVGİ DİLİ
NASIL İLETİŞİM KURMALI
YAPILMASI GEREKENLER
YAPILMAMASI GEREKENLER
ONAYLAMA SÖZCÜKLERİ
Teşvik edin, onaylayın, takdir edin, empati kurun, etkin bir şekilde dinleyin.
Beklenmedik bir not, mesaj yada kart gönderin. Sıklıkla ve gerçekten  teşvik edin.
Yapıcı olmayan eleştiriler, çabasının görülmemesi veya takdir edilmemesi.
FİZİKSEL TEMAS
Sözlü olmayan, vücut dilini kullanın ve aşkı vurgulamak için dokunun.
Sarılın, öpün, ellerini tutun, düzenli olarak fiziksel sevgi gösterin, bunu öncelik haline getirin.
Fiziksel teması reddetme, uzun süre ara verme, gösterilen sevgiyi soğukça kabul etme.
HEDİYELER ALMA
Düşünceli davranışlar, eşini ilk öncelik kabul etmek, amacı olan konuşmalar yapmak.
Anlamlı hediyeler verin ve jestler yapın. Küçük şeylerin çok büyük anlamları olur. Size hediye aldığında memnuniyetinizi gösterin.
Özel günleri unutmayın. Size aldığı hediyelere burun kıvırmayın.
KALİTELİ ZAMAN
Bölünmeyen ve odaklanılmış muhabbetler. Birebir zaman geçirme önemli.
Birlikte geçirebileceğiniz özel anlar yaratın, yürüyüşler ve diğer küçük şeyler gibi. Hafta sonu kaçamakları çok güzel olur.
Birlikte zaman geçirirken bölünmeler. Birebir birlikte olmadan geçirilen uzun süreler.
HİZMET HAREKETLERİ
“Yardım edeceğim” gibi cümleler kurun. Onlarla olduğunuzu, destek vermeye hazır olduğunuzu bilmeye ihtiyaçları vardır.
Ev işlerini birlikte yapmak veya ona yatakta bir kahvaltı hazırlamak. Onun günlük iş yükünü hafifletecek şeyler yapın.
Başkalarının isteklerini öncelikli hale getirmek. Sizden rica ettiği küçük büyük işleri yapmamak.

6 Aralık 2017 Çarşamba

Bitli Pileyboy



Arzum Uzun serisi kitaplara devam ediyorum. Daha önceki kitapları ile ilgili yazılarıma aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz;

http://ipeksiden.blogspot.com.tr/2013/11/nerdesin-askim.html
http://ipeksiden.blogspot.com.tr/2013/04/super-zeki-bir-kadnn-uber-salak-hikayesi.html

Arzum Uzun Marlene Dietrich'in günümüz versiyonu kadar güzel bir kadın. Üstelik de çok komik. Türkiye'nin Sex and the City'sini yazıyor gibi. Karakterler İstanbul'un göbeğinde, en zengin semtlerinde yaşayan gazeteciler, müzisyenler, sanatçılar. Okurken bir karakter için "hem şarkıcı, hem de köşe yazarı" diyor, hemen başlıyorum düşünmeye kim ki acaba :)

Bu sefer Bilun Yılmaz yok başrolde. Ayda Türkan var. Aynı konservatuvarda okuduğu Rock yıldızı kocasını yoktan var etmiş ama kendini kariyeri ile ilgili hiç bir şey yapmadığını zanneden bir kadın. Kendi sesinin güzelliğini unutmuş belki ama kocasının yükselmesini sağlarken, onun kariyerini yönetirken çok şey öğrenmiş. Sonra bir anda kendi farkına varmış. Kocayı boşamış ve deyim yerindeyse piyasaya düşmüş. 

Kendisine albüm yapma planları içindeyken hem piyasadaki çakallarla, hem de peşindeki erkeklerle boğuşan, sevişen, kırılan ama kırılmamış gibi yapan, kalbini açmaya çalışırken kapatıveren, çok içen, İstanbul'da var olmaya çalışan bir kadın. 

Sanatçı camiası içinde herkesin birbirinin eski sevgilisi olma durumunu, bu halin yarattığı rahatsızlıkları çok net ortaya sermiş. 

Kitabın arkasında erotik diye yazıyor ama Türk usulü bir erotizm mi bilemedim. Evet, yatak sahneleri var ama bunlar pek erotik tanımı içinde değil bence. 

Evliyken bile kadının peşinden koşan çokken, bir de boşanınca talep iyice artıyor tabii. O mu bu mu derken bir sürü karakter giriyor kitabımıza. Ve ben onları tanınmış birilerine benzetmeye devam ediyorum kafamda :) Yazıp da hiç ortalık karıştırmayayım :)

Yolda olduğum için de hızlı okudum ama kitap 2 günde bitti. 10 üzerinden 6,5.

Kitabın tanıtım filmi;
https://www.youtube.com/watch?v=Au9Ye2yS0Ks 

Kitabın arka kapak yazısı;


Kedileri, köpekleri, bir de seni sevdim demeyi o kadar çok isterdim ki...

Henüz otuzundaki Ayda Türkan, rock yıldızı kocası Tolga'dan boşanırken, bekar bir kadın olarak kendisini nelerin beklediğinden habersizdi. Oysa, ünlüler alemi ve Beyoğlu, Ayda'ya hiç tanımadığı bir yüzünü göstermeye hazırlanıyordu.

Bitli Pileyboy, şehirde yalnız bir kadın olmayı, ünlüler aleminde aşk ve insan ilişkilerini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Erotik, melankolik... Ve elbette yine çok komik!

İnsanlar, dünyada neden bulundukları gerçeğini unutuyor, sürükleniyordu. Bütün bu güvensizlik dalgası içinde, sevmeyi es geçiyorlardı. Sevmeyi sevişmek sanıyorlardı. Birden fazla insanla... Bu şekilde var olacaklarına inanıyor, bu şekilde mutluluğa ulaşacaklarını düşünüyorlardı. Kendilerini öldürdüklerinden habersiz... Avlanıyorlardı. Vahşi hayvanlar, kana susamış vampirler gibi. Av hiç bitmiyordu. Av, avcıya dönüşüyor, döngü sürüyordu. Herkesin elinde birbirinin kanı vardı. Herkes birbirinin eskisini giyiyordu.

Ve ben, yıllardır altın bir kafeste yaşadığım bu ormanda, kafesini kırıp özgürlüğüne kanat çırpan aptal bir kuş olarak yapayalnızdım. Ne yöne gideceğimi bilemeden günlerce, gecelerce uçtum. Kanatlarımı kırdılar, uçamaz dediler. Uçtum. Özgürlükle huzurun bir arada yaşanamayacağını öğrenerek uçtum. Korkularımın esiri olmuşken, korkusuzca uçtum.Sonunda onu buldum.Kim olduğu, ne yaptığı, neye benzediği önemli değildi.Önemli olan, onu bulana kadar başımdan geçenlerdi.

"Kadınların onlarda ne bulduğunu çözemediğim küçük çöplüklerin krallarıyla doluydu şehir.Bitli mahallelerin pileyboylarıyla."
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 464

Baskı Yılı: 2014


Dili: Türkçe
Yayınevi: Artemis Yayınları


Sayfa Sayısı : 464


İlk Baskı Yılı : 2014


Dil : Türkçe


ISBN: 9786051425160

4 Aralık 2017 Pazartesi

Bir Pezevengin Notları



Gazetelerin kitap eklerini elimden geldiği kadar takip ederim. Böylece okumak istediğim yeni kitapları daha kolay belirlerim. Bu kitabı da böyle buldum.

Kitabı satın alma anımı paylaşmak istiyorum öncelikle. Aslında almayı ilk düşündüğüm kitap başkaydı ve D&R'a gittiğimde yardımcı olacak arkadaşa Tanrı'nın Tarihi isimli kitabı sordum. Kalmamış. Muhtemelen soracağım ikinci kitabın bu olacağını hiç düşünmemişti :) Tanrı'nın Tarihi'nden Bir Pezevengin Notlarına'ya bu kadar hızlı geçen benden başka kimse yoktur sanıyorum :)

Bu arada Karen Armstrong'un yazdığı Tanrı'nın Tarihi kitabı İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik'in 4000 yıllık tarihini anlatıyor. En kısa zamanda alıp okuyacağım.

Bir Pezevengin Notları'na geri dönersek... Erkekliğini kaybetmiş bir pezevengin hiç farkında olmadan karıştığı siyasal bir cinayet. Bravo (the pezevenk) Milano'nun gecelerinde geçen eğlenceli günlerden sonra bir arkadaşının yolda görüp beğendiği bir kadını onunla birlikte olması üzere ikna etmesi için gönderilir. Erkekliğini bir intikam nedeniyle kaybetmiş olan Bravo kadından çok etkilenir, bir de kadının "Sen olsaydın parasız yapardım." demesi... Bazen ufacık bir cümle nasıl bizi bizden alıyor, o cümleye dayanıp neleri göze alıyoruz. Bravo bir de yaptığının daha doğrusu yaptırılmakta olduğu şeyin bile farkına varamıyor. Nereden bilecek ki ülke çapında olay olacak bir katliama neden olacağını. Arada şaşırtmayı da başarıyor yazar. Herkes göründüğü gibi olmayabilir ;)

Kurgusu güzel. Çok heyecan verici olmasa da keyifle okunuyor. 10 üzerinden 5.

Arka kapak yazısı;

Centilmen bir aracı ya da hadım bir filozof, mafya, derin devlet, terör örgütü ve güzel kadınlar... 
Unutulmayacak bir maceraya hazır olun! 

“Milano’nun bütün karakterleri başka bir geceyi daha karşılamaya hazır. Zenginler, hiçbir baltaya sap olamayanlar, polisler, üçkâğıtçılar, sanatla uğraşanlar ve fahişeler… Yüzler değişse de roller hep aynı. Kimin kim olduğunu ayırt edebilmek bazen çok güç. Ben ise bu çemberin dışındayım. Hayatımdaki her şey ışık hızıyla değişti. Dünyanın geri kalanı için sıradan bir haftaydı fakat bana yıllar gibi gelmişti. 
Çok fazla kan, çok fazla ceset, çok fazla gerçek saçılmıştı. 
Hepsiyle yüzleşiyorum.” 

“Faletti olağanüstü bir yazar, o bir efsane.” 
-Jeffery Deaver- 

“Giorgio Faletti sizi şaşırtır, ruhunuzu yakalar, nefesinizi keser ve bünyenize yüksek heyecan zerk eder.” 
-Corriere della Sera- 

“Dünyanın polisiyedeki yeni efendisi...” 
-Scott Turow- 

“Ustaca kurgulanmış ve çok katmanlı bir roman… Kitap ilerledikçe küçük tohumlar atılıyor, şaşırtıcı 
ve tatmin edici bir şekilde filizlenip yeşeriyor.” 
-The New York Times-