İnsanın
yazarını tanıdığı bir kitap hakkında yorum yapması ne kadar zormuş. Anladım ki
aslında magazin yazarları veya gazeteciler aslında çok zor bir iş yapıyorlar.
Tanımadığın, hiç karşı karşıya gelmediğin birisi hakkında atıp tutmak ne kadar
kolay, değil mi? Aslında tabii ki beğenip beğenmemek tamamen kişisel bir durum.
Ancak yine de çalakalem yazmak zor olacak bu sefer J
Her
zamanki gibi öncelikle yazarımız hakkında kendi ağzından biraz bilgi vereyim;
1969 İstanbul doğumluyum. Evliyim ve 19 yaşında Cemre adında bir
oğlum var.Yazmaya ortaokulda başladım.Beşiktaş Kız Lisesi mezunuyum.Anadolu
Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünde okudum.18 yıllık iş hayatım oldu.Müjdat
Gezen Sanat Merkezi’nden Diksiyon ve Tiyatro Eğitimi, İstanbul Bilgi
Üniversite’sinden Senaryo Eğitimi aldım.Ayrıca, Mario Levi’nin Yazı Yaratımı
kurslarına katıldım.2009 Yılında, Tuzlu Fıstık isimli bir şiir kitabım
yayımlandı.İlk romanım ise Aşk Seni Affettim… Okumayı, yazmayı, özellikle şiir
yazmayı ve gezmeyi çok seviyorum…
Normalde
ben çok betimlemeli, ağdalı, uzun cümleli kitapları sevmem. “Elbisesinin
üzerindeki gülün dikeninin üzerine düşen gölgesinden teninin acımasıyla...” vs
diye devam eden bir kitabı benim okuyabilmem çok zor. Ancak buna rağmen iyi bir
roman okuyucusuyum, kısa romanları ve hikayeleri pek tercih etmem. Ama bu kadar kısa olunca da bir şeyleri tam yerine oturtamadım sanki.
Sertap’ın
kitabın Aşk Seni Affetim’e başladığımda arka kapak yazısı çok hoşuma gitti.
Öncelikle onu paylaşayım;
Bu roman, Sertap Yar'ın kahramanlarının bir bulmacanın çözümü
için ya sağdan sola, ya da aşağıdan yukarıya doğru cevaplanması gereken
karelerin içinde umulmadık bir şekilde ilerlemeye çalışırken kayboluşunu
anlatıyor. Bulmacanın soruları güçleştikçe cevapları bazen birden fazla oluyor,
bazen de kareleri boş bırakmak onların işine geliyor. O zaman duygularına
kapılıp doğruları onlarla yanıtlamak, aklıyla işbirliği yapmaktan daha kolay.
Çünkü duygularının söyledikleri, tamamen onun duymak istedikleri. "Yaşayacaklarım
ve yaşatacaklarımla bir sınavdaydım. Ben bir yıl önce annesini kaybeden çocuğa
acımış ve daha sonra o çocuğun annelik sorumluluğunu seve seve üstlenmiştim. Bu
bana Tanrı tarafından verilen kutsal bir görevdi. Tek yapmam gereken şey,
Tanrı'ya güvenmek ve ona sığınmaktı..."
Bulmacalardan bahsetmesi çok ilgimi
çekmişti. Çok çok daha ilginç bir kitap bekliyordum. Ancak bana göre çok düz
bir hikayeydi. Aslında bir kadının hikayesi bu, biraz biyografi tadında.
Çocukluğundan başlayarak aile hayatını, lise çağlarındaki aşklarını,
evliliğini, eşinin ilk evliliğinden olan ama annesini zamansız kaybetmesiyle
kahramanımızın gerçek bir anne şefkatiyle kucakladığı evladını, parayı sonradan
bulan kocasının bir çok erkek gibi başka bir kadın için kendisini terk edişini,
bu yüzden kendi evladı yerine koyduğu çocuktan ayrılışını, ancak hayata
küsmeyip yeni aşklara yelken açışını ve sonunda da tüm olanlara rağmen bir iç
hesaplaşma neticesinde her şeyin sorumlusu aşkı affedişi. Ancak hikaye çok
bilindik bir kadın hikayesi, bir türlü tam bir derinlik yakalayamamış gibi
geldi bana. Ancak sonrasında Sertap ile konuştuğumda aslında bazı kısımlarının
hocası (ki kendisi aynı zamanda benim de hocamdı) Mario Levi tarafından
çıkarıldığını söyledi. Diğer versiyonunu okuma fırsatım olmadı ancak bu
halinden çok daha hoş olduğunu kesinlikle tahmin ediyorum.
Ve ikinci kitabını da okuduktan sonra
Aşk Seni Affettim’e çok daha sıcak bakabildim. Çünkü o Sertap’ın ilk romanı.
Yazmayı seven birisi olarak, ancak 500-600 sayfa yazacak cesareti kendinde
bulamayan da biri olarak “ben de yazabilirim.” hissi yarattı bende. Ayrıca bir
konuda USTA sayılabilmek için o konu üzerinde 10.000 saat çalışmış olmamız
gerektiğini unutmamak lazım. İkinci romanda Sertap bu konuda gerçekten yetenkli
olduğunu çok daha net bir şekilde ortaya koymuş.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder