Uzun zamandır pek film
izlemiyorum, izleyemiyorum. Neden? Çünkü daha isminden sonu belli olan filmleri
sevmiyorum. Bilmem Ne Fırtına, Canavar Timsahlar vs gibi... Bütün dünya büyük
bir X tehdidi ile karşı karşıyadır, birileri (%99 Amerikalılar) insanlığı
kurtarmak üzere çalışır, çabalar veeee mutlu sooonnnn... Çok bilim kurgu da
sarmıyor beni, gerçek olması mümkün olmayan şeyler... Korku filmi çok severim.
Ama orada da artık o kadar çok teknoloji kullanıyorlar ki bütün heyecanı
kaçıyor. Ama neyse ki son yıllarda Türk korku filmlerini oldukça başarılı
buluyorum.
Seyredeceğim film beni
şaşırtmalı, söylenmemiş, tahmin edilemez bir şeyler söylemeli.
İçinde Yaşadığım Ten’i aslında
geçen sene seyretmeye niyetlenmiştim ancak ilk beş dakikasından sonra bir
şeyler oldu ve o gün seyredemedim. Sonra da unuttum.
Ne büyük hata yapmışımmmm...
Geçen akşam seyrettim sonunda.
Şaşırdım, etkilendim, hatta şoke oldum.
Filmin bir bütünlüğü var ancak
flash back’lerle, hangi zamanda olduğunu sana biraz unutturarak kurgulanmış.
Cinsellik rahatça kullanılmış. Avrupa filmlerine özgü hafif bir karanlık ve
garip aile ilişkileri hikayeyi sarmış. Ancak ilk on dakikadan sonra hiç
sıkılmadan izleniyor.
IMBD notu 7,6 ancak bence çok
daha fazlasını hak ediyor. ( http://www.imdb.com/title/tt1189073/
)
Öncelikle size fragmanının
linkini vereyim; http://www.youtube.com/watch?v=EolQSTTTpI4
Eğer seyretmeyi düşünüyorsanız
yazının bundan sonrasını okumayın çünkü şimdi seyretmeyecek olanlar için filmi
anlatmaya başlıyorum, sonu dahil :)
Bir araba kazasında yanarak
ölmekten son anda kurtulan eşini yanıklardan oluşan görüntüden kurtarmak için
yeni bir deri yaratmak üzerine çalışmalar yapan estetik cerrahı Dr Robert
Ledgard (Antonio Banderas) on iki yıl boyunca evindeki laboratuvarında çalışmaya
devam eder ve domuz-insan kanı karışımıyla elde ettiği bir deri üretir. Ancak
bilim dünyası insanoğlu hariç herşeyin dna’sı ile oynamakta ancak etik olarak
insanınki ile oynanmasına karşı çıkmaktadır.
Doktor evinde bazı hastalara
bakmakta ve gizli ameliyatlar da yapar. Senelerdir kendisi ile birlikte çalışan
Marilla adında bir kadın var. Bu kadının oğlu şehirdeki bir festival nedeniyle
kaplan kılığında eve gelir. Annesi içeri almak istemez, çünkü oğlu manyağın
tekidir ve aranmaktadır. Ancak adam yine de içeri girer ve izleme ekranlarından
evde bakılan hastalardan Vera’yı görür. Vera çok güzel bir kadın bu arada. Annesini
esir alıp, Vera’ya tecevüz ederken doktor gelip adamı öldürür ve cesedi yok
eder.
Marilla hikayeyi Vera’ya anlatır.
Aslında Doktor ve manyak oğlu kardeştir. Marilla hizmetçilik yaptığı evin
beyinden doktor olan oğlunu doğurur, aile çocuğu kadının elinden alır ancak
bakıcısı olarak yanında kalmasına izin verir. Diğer oğlu ise öylesine bir
ilişkiden dünyaya gelir ve çoğu zamanını annesinden uzakta geçirir. Seneler
sonra bir araya geldiklerinde doktorun eşi bu manyak adamla ilişki yaşamaya
başlar. Birlikte kaçmaya karar verirler. Ancak bu sırada bir kaza geçirirler ve
kadın feci şekilde yanar.
Doktor eşine olan sevgisinden
herşeyi içine gömer ve kadını iyileştirmek için çalışmalar yapar. Evdeki bütün
aynaları kaldırırlar. Ancak karısı bir gün pencerenin camında kendi yansımasını
görür ve camdan atlayarak intihar eder. Küçük kızları da buna şahit olur ve
psikolojisi bozulur.
Daha sonra doktor kızıyla bir
partiye katılıyor. Orada kızı Vicente isimli bir gençten hoşlanıyor ve birlikte
bahçeye çıkıyorlar. Vicente uyuşturucu hapların etkisindeyken kızla bahçede
biraz sevişiyorlar. Ancak kız vazgeçiyor, bağırmaya çalışırken çocuk kıza bir
tokat atıyor, kız bayılınca da kaçıyor. Ancak kaçarken doktor onu görüyor.
Evdeki hasta kadın ise doktora
ilgili davranır ama tam bir karşılık görememesine rağmen doktorun kameralardan
kendisini izlediğini bilir.
Bu arada doktorun kızı yaşamış
olduğu bu taciz olayını atlatamaz ve annesi gibi intihar edince doktor Vicente’yi
kaçırır ve sığınak gibi bir yerde tutar. İşkence yapmaz ama gitmesine de izin
vermez. Derken Vicente’yi ameliyat masasına yatırır ve Vicente kalktığında erkek
değil, vajinası olan bir kadındır artık.
Olay flashback’lerle geliştiği
için her şey tam yerli yerine oturmuyor bir türlü diye düşünürken anlıyoruz ki
evdeki hasta kadın aslında Vicente.
Sonunda doktorla da birlikte olur
ancak onu ve annesini öldürerek kaçar ve eski hayatına geri döner, ne kadar
kendisi olabilecekse...
Filmin karışık yapısı olayların
oldukça geç çözülmesine sebep oluyor ancak çok daha etkileyici bir hale
getirmiş tabii ki. Evdeki kadının Vicente olduğunu anlamak çok büyük bir şoktu.
İntikam soğuk yenen bir yemektir lafını severim ancak sanırım şunu da unutmamak
lazım her intikam sonunda dönüp sahibini bir şekilde vuruyor sanırım. Yine de
seyrettiğim en garip, şoke edici ve etkileyici filmlerden biriydi.
Almodovar’ın diğer filmlerini de
seyredeceğim. Bu kadar şoke edici olan olursa haberiniz olur :)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder