Uzun bir ara oldu paylaşım
yap(a)mayalı, ama bu arada üç tane kitap bitirdim.
Patasana ile başlayan Ahmet Ümit serüveni
bir arkadaşımın 3 kitabını daha getirmesiyle devam ediyor.
İstanbul Hatırası, Sultanı
Öldürmek ve Beyoğlu’nun En Güzel Abisi.
İstanbul Hatırası ile başladım
okumaya. Sarayburnu’ndaki Atatürk heykelinin dibinde ellerinin arasında antik
bir sikke bulunan bir ceset bulunur. Başkomiser Nevzat ve komiser Ali’ye
verilir soruşturma. Zeynep ise laboratuardan onlara yardımcı olur. Daha ilk
cinayeti araştırmaya başlarlarken cinayetler devam eder. Bir hafta boyunca her
gün akşam bir ceset bulunur. Tarihi İstanbul’un en tarihi köşelerinde, her biri
birer hükümdara kurban edilmiş gibi.
Süpriz sonları severim. Katilin
en başından beri burnunun dibinde olduğu ama hiç aklından bile geçirmediğin
kişinin katil çıkması, o heyecanı kitabın sonuna kadar taşıyabilmek keyiflidir.
Bunda da aynı hissi yakalayabildim. Genel değerlendirmeyi sona saklayacağım
ama.
Sultanı Öldürmek yine aynı
tarihi dokuda geçiyor. İstanbul’un en güzel köşeleri ve kendi tarihimiz
hakkında çok keyifli bilgiler alıyoruz. Bu açıdan biraz Dan Brown kitapları
gibi. Ancak ben çok fazla detaylarda boğulmayı sevmediğimden bazı noktaları
biraz daha kısa kesebilirmiş gibi geldi bana. Öyle noktalar oldu ki iş
neredeyse cinayet romanı değil tarih dersi kıvamına geldi.
Başrolde yine Başkomiser Nevzat ve
ekibi var. Bu sefer konu biraz daha ilginç. Yine bir cinayet var ancak gözlerini
cinayet mahallinde açan, oraya nasıl geldiğini hatırlamayan Müştak Serhazin var
bir de. İyi bir tarihçi olan Müştak iri yarı, hayatı boyunca bir tek kadını
sevmiş onu da Amerika’ya kaptırmış, seneler boyunca ondan haber alamamış, sakin
hatta kendi halinde, içine kapanık bir adam. Bir de rahatsızlığı var; zaman
zaman kendini kaybediyor. Bu süre içinde de ne yaptığını hatırlayamıyor.
Psikolojik bir rahatsızlık.
Pek sevmem böyle adamları. Risk
almaktan korkan, içindeki korkulardan ve kendini küçük görmekten gözünün
önündekini bile kimi zaman doğru yorumlamaktan aciz insanlar. İyi niyetli ama
sosyal olmaktan kaçan. Yaptığı işi çok iyi yapan ama ondan bile bir türlü emin
olamayan... Ama bu karakteri Ahmet Ümit’in çok güzel oturtmuş olduğu bir
gerçek.
Bu kitabın sonundaki süpriz beni
çok sarmadı. Çok daha sansasyonel bir son olabilirdi çünkü çok daha müsait
gördüğüm ve altına çok güzel bir senaryo yazılabilecek birisi daha vardı. Bu
yazının sonuna ekleyeceğim, kitabı okumamış olanlar ve okumayı düşünenlerin
bilgisine.
Üçüncü kitap Beyoğlu’nun En Güzel
Abisi. Cinayet ekibimiz yine aynı; Başkomiser Nevzat, Komiser Ali ve Komiser
Zeynep. Yine görgü tanığı olmayan bir cinayetin peşindeyiz. Beyoğlu’nda bir
yılbaşı gecesi elinde silah olmasına rağmen uzaktan atılan bıçakla öldürülen
mafyavari bir adamın ölümünü araştırdık.
Ahmet Ümit bu kitapta biraz
Alfred Hitchcock’vari bir yöntem izlemiş ve kitapta kendisine de yer vermiş.
Her üç kitabın da kahramanlarının
da aynı olması bir tanışıklık, akrabalık hissi gibi sarıyor insanı. Başkomiser
Nevzat ve Komiser Ali iyi polis kötü polis oyununu çok iyi oynuyorlar. Ali deli
fişek bir delikanlı, Nevzat ise feleğin sillesini yiyerek olgunlaşmış, sağduyu
sahibi olmuş bir adam. Zeynep ve Ali arasında belli belirsiz bir aşk var. Ve
bütün bunlara baktığım zaman bu üçlü bana birilerini hatırlatıyor. Daha ilk
kitapta kapıldım bu hisse, okudukça daha belirgin hale geldi. KANIT dizisi,
Başkomiser Orhan, Komiser Selim ve kriminal laboratuvardan onlara destek olan
Gamze. Hani eski Adli Tıp’ın başında olan Sevil Atasoy’un da yer aldığı dizi. 3
kitabı da onları izlermiş gibi okudum, itiraf ediyorum.
Üç kitabın da olmazsa olmazı ilk
cinayeti daha çetrefilli hale sokacak en az bir cinayet daha işlenmesi ki bunu
Patasana’da da görmüştüm.
4 kitabın neticesinde; Ahmet Ümit
benim tarzım mıdır? Ufak tefek aksayan yönleri var bana göre. Genelini
sıkılmadan okuyabiliyorum ancak tıkanma
noktaları var. Üst üste 3 cinayet kitabı okuduktan sonra en azından bir
süreliğine Ahmet Ümit’e ara veriyorum.
(Not: Sultanı Öldürmek'te teyze kızından da katil olabilirdi. Üstelik de altına hem gayet hastalıklı bir aşk ve manyak psikolog hikayesi çıkardı bence. Yada Ahmet Ümit bunu daha sonra değerlendirmek üzere bir kenara kaydetsin. Bence o teyze kızında çok potansiyel var :) )

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder