16 Nisan 2014 Çarşamba

BENİ SUSTURABİLECEK TEK ŞEY – EMİNE ÜLKER TARHAN



Bu ülkenin siyasette sarışın kadınlarla tanışması Tansu Çiller dönemine rastlar. Genellikle bıyıklı, esmer esmer adamları görmeye alışık Türkiye için çok büyük bir devrimdi Tansu Çiller. Sonrasında onun seviyesine kadar çıkan başka bir kadın daha olamadı ama alıştık siyasette kadın görmeye.

Emine Ülker Tarhan’ı ilk ne zaman fark ettim hatırlamıyorum. Ama sivri çıkışlarıyla, söylediği sözler tam da yerine denk gelmesiyle, zekasıyla ve siyasi hayatımızdaki çok daha donanımlı yeni bir sarışın kadın olmasıyla ilgimi çekti. Teslim bayrağını çekmem ise kitabın da adı olan cümlesiyle geldi. Meclis kürsüsünde konuşurken kendine hakaret eden AKP’li kadın milletvekiline “Beni susturabilecek tek şey bilgidir, o da sizde yok hanımefendi.” cevabı ile bir çoğumuzun kahramanı oldu o.

Bu kitap röportaj gibi yapılmış bir kitap. Öyle olduğu için de aslında okunması çok daha kolay. Sorular net, cevaplar sorulardan daha net. Ben CHP’nin başına da çok yakışacağını düşünüyorum. Bu kadar kültürlü, donanımlı bu kadının CHP’yi bugüne kadar hiç görmediği yerlere taşıyabileceğinden eminim. Özellikle ülkemizin sağduyuya, sakinliğe ve merhametli ancak adaletli bir bakış açısına sahip yöneticilere en çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde bütün bu gerilimi ortadan kaldırabilecek kapasitede bir kadın bence o. Örnek alınması gereken, bir kızım olsa onun gibi olmasını isteyebileceğim türden bir kadın. Onu daha yakından tanımak için bu kitabı mutlaka okumalısınız bence.

Çok kısaca Emine Ülker Tarhan kimdir bir bakalım;

1963 doğumlu. Ankara Hukuk Fakültesi mezunu. Avukatlık, kamu avukatlığı ve yargıçlık yapmış. YARSAV (Yargıçlar ve Savcılar Birliği) kurucu üyesi olmuş ve başkanlığını yapmış. Halen Ankara milletvekili, Haziran 2013’e kadar CHP Grup Başkanvekili olarak da görev yapmış.

Sadece şu iki üç satırdaki bilgi bile karşımızdaki kadını net olarak ortaya koymuyor mu? Okuduğum röportajlarında, hatta kitabında da ADALETin önemini o kadar güzel ortaya koyuyor ki... Keşke hepimiz adaleti onun kadar içselleştirebilsek. O zaman tüm dünya çok daha yaşanabilir bir yer haline gelirdi.

Tanıtım bülteninde yazanları da sizinle paylaşmak isterim.

“Ortak bir payda olmak ve orada buluşmak hiç kolay değil. Hele 1980 öncesi iç savaş deneyimini yaşamış, arkasından 12 Eylül üzerinden silindir gibi geçmiş, ardından terörle boğuşmuş, çok büyük kayıplar vermiş, hemen ardından Erdoğan'ın eline düşmüş bir toplumun ard arda gelen bu darbelerin etkisinden kurtulması kolay değil ama her felaketin de bir sonu vardır.
Gücümüzü unutmamalıyız. Kurtuluşu, kuruluşu, yokluklardan kurulmuş o genç temiz cumhuriyeti unutmamalıyız. Yenilecek miyiz değerlerimizi kemirenlere? Hayır vazgeçmek yok, yenilmek yasak.
Ben de sizler gibi inançları için postunu ortaya koyanlardanım. Kaldı ki, bunu yapabilecek yeteneğimiz var. Tek eksiğimiz umut bugünlerde galiba….

Çünkü biz, "Yurtta barış, dünyada barış" diyerek yüzünü Batı’ya dönüp, bu coğrafyanın İsviçre'si olmayı düşlerken bizi bir Ortadoğu cengaverine dönüştürmeye çalışanlara suskun kalamayız.
Bir düşünür "Eğer sessizlikten daha değerliyse sözcüklerinizi kullanın, yoksa susun" diyor, doğrusu bence de bu. Ne zaman konuşmaya hazır hissettimse o zaman konuştum hep.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder