12 Ağustos 2013 Pazartesi
AŞKIN KOLLARINDA
Okuduğum kitapların artık arkadaşlarımı ürkütmeye başladığını fark ettikten sonra biraz normalleşme süreci yaşamak için aldım aslında bu kitabı. Beni cezbeden tarafı John Malkovich'in oynadığı Tehlikeli İlişkiler (Dangerous Liaisons) filmini andırır bir atmosferde geçmesi ve benzer oyunların oynanmasıydı.
Yazarı kısaca tanıtmak gerekirse Julianne MacLean (niyeyse isim bana Barbara Cartland ile fonetik bir benzerliğe sahip gibi geldi, sanki aşk romanları yazmak için seçilmiş bir isim gibi) üniversitede İngiliz Edebiyatı okumuş, kamuda denetmen olarak çalışmış ancak sonunda romans türünde yazmaya başlamıştır. Romantic Times Magazine Reviewers Choice Award, Colorado Romance Writers Award of Excellence ve Greater Detroit Romance Writers Booksellers' Best Award gibi pek çok ödül kazanmış. Bir çok kitabı var, ancak sanıyorum ki bunların sadece 2 tanesi Türkçe'ye çevrilmiş. Benim okuduğum Aşkın Kollarında kitabı ise aslında bir serinin ikinci kitabı. Sophia, Clara ve Adel isimli Amerikalı üç kız kardeşin evlilik hikayeleri. Ben ikinci kitaptan başlamış oldum bu durumda ancak bir şey kaybettiğimi pek düşünmüyorum.
Kitabın kurgusu klasik Beyaz Dizi veya Barbara Cartland romanı diye tabir edebileceğimiz kurgudan. Çok yanlış bir adam ve çok güzel, masum bir genç kız/kadın. Tanışırlar, aralarında engellenemez, vazgeçilemez bir elektrik vardır. Tam her şey yoluna girdi derken bir takım aksiler çıkar ancak final her zaman mutlu sondur. Burada çok eskiden okuduğum bir söz geliyor aklıma "Tüm aşk romanları mutlu biter, çünkü mutlu aşkın anlatılacak bir tarafı kalmamıştır."
Clara tipik bir genç kız. Şehvetli oyunları seven, en olmayacak adama tutulan ve bu adamdan harika bir koca çıkartmayı başaran. Üstelik bu adamla bir Cakras Balosu'nda tanışır. Cakras balosu evli çiftlerin ve bekar erkeklerin katıldığı o dönemin bir nevi swingers balosudur. Tanıştığı Rawdon Markisi Seger Wolfe ise taşımakta olduğu ünvana rağmen başından geçenler nedeniyle toplumdan oldukça dışlanmış ve kendini dışlamış yaşamaktadır. Marki'nin peşini bırakmayan evli kadınlar sürüsü, geçmişi ve acı biten ilk aşkı nedeniyle evlilikten tamamen uzak bir karakterdir. Genelde bu tür romans kitaplarında zaten ben evliliğe hazır erkek pek görmedim :) Kadın hep erkekten aşkını ispatlaması için evlenmesini bekler. Ama hiç bir erkek de çıkıp demez ki "Madem sen beni bu kadar seviyorsun, sen toplumun normlarına karşı gel ve bırak nereye kadar giderse gitsin ilişkimiz." Hep aşkını ispat zorunda kalan erkektir ne yazık ki. Kitabı okurken bu noktaları fark ettiğimde bir yazı yazmadan duramadım, aşağıdaki linkten bu yazıya ulaşabilirsiniz; (hatta kitapla ilgili biraz daha bilgi orada da var.)
http://ipeksi-ordanburdan.blogspot.com/2013/08/kadin.html
Konumuza geri dönecek olursak; eğer vaktiniz bol ise, kafanızı dağıtmak ve biraz heyecan yaşamak istiyorsanız güzel bir seçim olabilir. Gri'nin Elli Tonu serisinden (Fifty Shades of Grey) çok daha başarılı olduğu bir gerçek.
Bu kitaptan ne öğrendim? Kitapları okurken eğer geri dönüp bakmam gereken bir şey varsa o sayfanın alt kenarını kıvırırım. Bazı kitapların neredeyse her sayfasını kıvırasım gelirken 374 sayfalık bu kitapta sanıyorum en fazla 3 sayfayı kıvırabildim. İlk öğrendiğim şey Cakras Balosu oldu, ki bunun için sayfa kıvırmaya gerek yoktu zaten. Diğeri ise yukarıdaki yazıyı yazmama sebep olan sayfaydı. Şimdi tekrar bir gözden geçirdim, başka da sayfa yokmuş işaretlediğim :)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder