4 Temmuz 2013 Perşembe

Kırk7

Kırk7 



Ertuğrul Özkök'ün yeni kitabı Kırk7'yi kırkına yeni basmış bir kadın olarak sevmemek mümkün değil. Erasmus'un Deliliğe Övgü'sü gibi bu kitap da kırk yaşını geçmiş kadına özgüvenini tavan yaptıracak, mutlu edecek, belki kendinden genç erkeklere bile kendinden emin bir şekilde bakmasını sağlayacak bir kitap.

Ertuğrul Özkök kendi de yazmış gerçi; 66 yaşında bir adamın bunu yazması  ne kadar muteberdir ki? 25 yaşlarında birisi yazmış olsaydı bu yazıyı, biz kadınlara çok daha fazla mutluluk verebilirdi muhtemelen. Ancak kadınların üzerinde bu konuda öyle bir yaş baskısı var ki, 66 yaşında bile olsa bir erkeğin bunları yazmış olması hepimizin çok hoşuna gidiyor. Özellikle de güzelliğin ve gençliğin idol haline getirildiği bu zamanda.

Özkök'ün 4 kitabından sonuncusu Kırk7. Bir Hürriyet okuru olarak uzun zamandan beri okurum kendisini. Genel yayın yönetmenliği döneminde hayatıma girmiştir. Bizlere Ayşe Arman, Pakize Suda gibi okunması çok zevkli bir çok  kadın yazar kazandırmış, siyaset harici yazıları hayatımıza sokmuştur. Bazen her devrin adamı ve çoğunlukla iktidar yanlısı bir tutum içinde gördüysem de kendisini, özellikle Pazar yazılarını büyük keyifle okumuşumdur. Bundan önce Tuhaf isimli kitabını okumuştum. Ve gerçekten hayatının farklı zamanlarında karşısına tuhaf öykülerle süslenmiş bir kitaptı.

Kırk7 de bende benzer bir izlenim oluşturdu. Kırklı yaşlardaki kadınlara yönelik farklı öykülere, hikayelere kendi bakış açısını da ekleyerek bir kitap yazmış. Resim ve müzik ile oldukça yakın ilişkisi olan Özkök'ü okurken kitabın hafifliğine ve naifliğine bakarak deniz kenarında okunmalı diye düşünebilirsiniz, ancak bence (ki ben yapamadım) google'ın başında okumak lazım bu kitabı, Dan Brown'un son kitabı Cehennem gibi... Neden derseniz, o kadar fazla ünlü resimden, o kadar fazla dinlenmesi gereken müzikten bahsediyor ki... O resmi görmeden, o parçanın içinde kaybolmadan okuduğunuz zaman hep eksik kalıyor.

Peki kırklı yaşlardaki kadını bu kadar muhteşem yapan nedir? Aslında bence kırklı yaşlardaki erkeği de muhteşem yapan aynı sebepler... Tabii bu noktada Özkök için üzgünüm. Ben de isterdim ki 60'lı yaşlar erkeğin en harika zamanıdır diye yazayım :) Kırklı yaşlar aslında hayatla hesaplaşmamızı yaptığımız, kendimizi ispatlamakla uğraşmadığımız, medya veya gelenekler tarafından önümüze konulan kadına/erkeğe dair kalıpların ne kadar boş olduğunu gördüğümüz, kendimizle dalga geçebildiğimiz, kendimize yakışanı öğrendiğimiz, hayatla savaşmak yerine kendimizi akışa bırakarak da var olmayı başarabildiğimiz ve hala enerjimiz olan zamanlar... Sanıyorum gerçekten en güzel zamanlarımız. Ancak ben yine de 33-35 yaşlarımı tercih ederdim. Biraz daha gençlik hiç fena olmazdı :)

Dediğim gibi, kırklı yaşlardaysanız ve özellikle de kadınsanız bu kitaba bayılacaksınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder