11 Haziran 2015 Perşembe

Kral Kaybederse - Gülseren Budayıcıoğlu

Gülseren Budayıcıoğlu'nun tüm kitaplarını büyük bir zevkle ve soluksuz okudum. Türkiye'nin en büyük psikiyatri kliniğinin sahibi/ortağı olmak onu belki de olabilecek en ilginç vakalarla, insanoğlunun kimi zaman en karanlık, kimi zaman da en masum yüzüyle karşı karşıya getirmiş. Ve bazen bu ikisinin aslında birbirinden o kadar da uzak olmadığını, doğru veya yanlış dokunuşlarla hiç beklenmedik geçişler olabileceğini görmüş.

Kral Kaybederse bence kitapları arasında yine de en az ilginç olanı. Aslında pek de yabancısı olmadığımız bir aşk üçgeni hikayesi. Gülseren Hanım'ın avantajı yazdığı vakada her iki tarafın da kendisinin hastası olması. Bu okuyucuya da geniş bir bakış açısı kazandırıyor ve olaya hakim olmamızı sağlıyor.

Her zamanki gibi arka kapak yazısını paylaşmak ile başlayalım;



Kenan aslında bütün kadınların evcilleştirmek isteyeceği tarzda bir adam. Yakışıklı, karizmatik, zengin, kadınları seven, onların gönlünü çalmasını bilen... Ama ufak bir kusuru var; tek kadınla asla yetinemiyor. Ve babasından veya ailesinden dolayı çocukluk yaralarını kalbinde taşıyan tüm kadınlar için o geçmişle barışmanın yolu. Ama bir kadınla yetinemeyen tüm adamlar gibi o da yaralı. Sadece yarasını öyle sarmış, öyle kapatmış ki kendi bile farkında değil. Yüreği yaralı insanlar bu yarayı iki şekilde taşıyor bana sorarsanız; kimisi hayatını herşeden alınarak, küserek, yaralanarak geçiriyor, kimisi de öyle bir zırha bürüyor ki dokunulmaz, erişilmez ve belki de duygusuz, anlayışsız oluyor. Ve biz kadınlar... Evcilleştirmek istediğimiz vahşi erkeği elde edene kadar tüm dünyayı ayağına seriyoruz. Hatalarını görmezden geliyoruz, bir istediğinde beş veriyoruz... Taa ki tamamen bize ait olduğunu, bizi sevdiğini veya rakipsiz kaldığımızı düşünene kadar. Ondan sonra yaptıklarımız fazla gelmeye başlıyor. Önceden sadece yanımızda olması yeterliyken şimdi bizim de isteklerimiz olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Karşıdan gelen cevap ise bu yoldan geçmiş herkese oldukça tanıdık gelecektir. 10 yıldır evlilik dışı ilişki sürdüğü kadının, kendisi ile evlenmeyeceğini anlayıp Kenan'ı terk etmesi üzerine Kenan "Ne oldu böyle birdenbire anlamıyorum." der. Karşısındakinin de istekleri, ihtiyaçları, hayalleri olabileceğini bile anlamaktan uzaktır. Kadını 10 yıldır oyaladığının bile farkında değildir.

Bu kitapta hikayenin kendisinden bile daha ilginç bulduğum aslında Gülderen Hanım'ın biraz günah çıkarıyor gibi olduğunu hissetmem oldu. Kitapta Kenan'ın Gülseren Hanım'ın karşısında olduğu bazı sahnelerde Gülseren hanım'ın söylemesi gereken daha bir çok şey olduğunu düşündüm. Gülderen hanım da benzer bir şekilde hissetmiş olmalı ki kendiyle bir hesaplaşmaya girmiş ve "Ben nerede yanlış yaptım?" diye sormuş. Kitabı okurken kimi zaman kendimi Gülseren hanım'ın yerine koyup Kenan'ı sarsmak istediğim çok oldu. Ancak şunu da unutmamak lazım ki karşınızdaki insan sizin göstermeye çalıştıklarınızı görmeye hazır değilse siz ne söylerseniz söyleyin boş. Daha önce sarsmış olsaydı Kenan'ı belki de bir daha görüşemeyeceklerdi bile. Kimi zaman Gülseren hanım'ın da Kenan'dan çok etkilendiğini, ondan önce tanıdığı eski sevgilisi nedeniyle söylemesi gerekenleri bilinçaltı bir engellenme nedeniyle söyleyemediğini de düşünmüştüm. Aşağıdaki röportajda da tüm bunlara yanıt buldum :)

http://www.haberturk.com/yasam/haber/1057429-gulseren-budayicioglunun-yazdigi-kral-kaybederse 


1 yorum:

  1. Merhaba. Yazınızı okurken biraz kendi yaşantıma da pay aldım. Bu arada bloğunuzdaki paylaşımlarınız güzel ve merak ettiğim konulara değinilmiş. Teşekkürler.

    YanıtlaSil