18 Ocak 2013 Cuma

Beyninizi Daha İyi Çalıştırmanın Yolları

Beyninizi daha iyi çalıştırmanın yolları: (MUTLAKA OKUYUN)  1-İnsan beyninin ayaktayken ve açık havadayken yaklaşık yüzde 10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir.Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız,''volta atmayı''deneyebilirsiniz.  2-Yürüyerek kolları sallamak beynin performansını olumlu etkiliyor.Önemli kararlarınızı açık havada,kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz ?  3-Yabancı bir dil öğrenme beyni güçlendiriyor.Her gün birkaç yabancı ya da yerli yeni kelime öğrenip,kullanabilirsiniz.Sözlük okuyabilirsiniz.Alışveriş listesi veya telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.  4-Zihinsel jimnastik/antrenman yapın.Bunun için çeşitli bulmacaları çözebilirsiniz.Satranç gibi akıl oyunları oynayın.  5-Rutinden kurtulun.Rutin olarak tekrar ettiğiniz davranışlardan vazgeçin.Bazen telefonu sol elinizde tutun,çantanızı diğer elinizle taşıyın,evinize başka bir yoldan gidin.En azından bir günlüğüne televizyon kumandasını sık kullanmadığınız elinizde tutun.  6-Entelektüel zevklerinizi geliştirmek için her gün mutlaka iyi bir özdeyiş antolojisinden birkaç cümle okuyun.Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin.  7.Her gün güzel bir resme veya fotoğrafa bakmaya çalışın.Estetik algınız,gördüğünüz estetik şeyler kadar gelişir.  8-Sevdiğiniz bir müziği bir süre gözleriniz kapalı dinleyin.Beyin otoriteleri tarafından klasik müziğin zekaya 7 puan ekleyebildiği iddia edilmektedir.  9-Günde aklınızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçer.Bu düşünceler ne hakkındaysa,hayatınız da ona göre şekillenir.Unutmayın,kafanızda en çok neyi düşünürseniz,hayatınızda da onu çoğaltırsınız.  10-Bir konu hakkında düşünürken,nasıl düşündüğünüzü de gözlemleyin.Düşünmek üzerine düşünmek,beyin ve düşünce kapasitesini arttırır.  11-İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır.Çok uyuyorum diye üzülmeyin.Einstein'in günlük 10 saatten fazla uyuduğu biliniyor.24 saati geçen uykusuzluk beyinde sarhoşluğa benzer bir etki yapar.  12-Bol ve temiz oksijen beyin için çok önemlidir.Beynimiz ağırlık olarak vücudumuzun yüzde 2'sini oluşturduğu halde,vücuda gelen oksijenin yüzde 25'ini tüketir.Oksijensiz kaldığımızda ölümü gerçekleşen ilk organımız beyindir.Odanızın penceresini açarak kendinize bol bol oksijen ısmarlayın.  13-Farklı düşünme tarzları beyninizi geliştirir.Çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirin.Sizden farklı düşünen insanlarla konuşun.  14-Kullanılmayan organ körelir.Sürekli televizyon seyrederek beyninizi düşük viteste çalıştırmayın.  15-Beynin en tehlikeli yanı ''ters çaba'' kuralına göre çalıştığı anlardır.Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuzu başınıza getirir! Buna ters çaba kuralı denir.Beyin odaklanılan hedef olumsuz olsa bile,bunu gerçekleştirmek için çalışır.Topluluk önünde konuşma yaparken ''acaba heyecanlanır mıyım ?'' diye düşünürseniz,heyecanlanırsınız.  16-Beyni yoran monotonluktur.Hayatınızı ne kadar renklendirirseniz,beyninizi o kadar neşelendirebilirsiniz.  17-Beyin kısa süreli hafızada beş ile yedi arasındaki bilgiyi işleyebilir.Yeni bir bilgi gelince,bu bilgilerden birini atar.Buna ''sihirli sayı'' kuralı dneir.Bu kural aşılıp aşırı bilgi yüklenmesi durumunda beynimiz ''servis dışı'' olur.Hayatınızın en büyük kararlarını alırken ''kafadan'' değil,tıpkı beş haneli iki rakam grubunu çarparken yaptığınız gibi,bir kağıt üzerine yazarak ne yapacağınızı hesaplayın.   OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIR MISIN? @[217634504992235:274:"Genç Beyin"]








Hayatımızdaki sorunların %50'si beynimizden, kalanı da iletişim sorunlarından kaynaklanıyor bence... Beyninizi nasıl geliştireceğinizi öğrenmekle başlayın sorunları çözmeye... (İ.Ü.)
Beyninizi Daha İyi Çalıştırmanın Yolları

1-İnsan beyninin ayaktayken ve açık havadayken yaklaşık yüzde 10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir.Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız,''volta atmayı''deneyebilirsiniz.

2-Yürüyerek kolları sallamak beynin performansını olumlu etkiliyor.Önemli kararlarınızı açık havada,kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz ?

3-Yabancı bir dil öğrenme beyni güçlendiriyor.Her gün birkaç yabancı ya da yerli yeni kelime öğrenip,kullanabilirsiniz.Sözlük okuyabilirsiniz.Alışveriş listesi veya telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.

4-Zihinsel jimnastik/antrenman yapın.Bunun için çeşitli bulmacaları çözebilirsiniz.Satranç gibi akıl oyunları oynayın.

5-Rutinden kurtulun.Rutin olarak tekrar ettiğiniz davranışlardan vazgeçin.Bazen telefonu sol elinizde tutun,çantanızı diğer elinizle taşıyın,evinize başka bir yoldan gidin.En azından bir günlüğüne televizyon kumandasını sık kullanmadığınız elinizde tutun.

6-Entelektüel zevklerinizi geliştirmek için her gün mutlaka iyi bir özdeyiş antolojisinden birkaç cümle okuyun.Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin.

7.Her gün güzel bir resme veya fotoğrafa bakmaya çalışın.Estetik algınız,gördüğünüz estetik şeyler kadar gelişir.

8-Sevdiğiniz bir müziği bir süre gözleriniz kapalı dinleyin.Beyin otoriteleri tarafından klasik müziğin zekaya 7 puan ekleyebildiği iddia edilmektedir.

9-Günde aklınızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçer.Bu düşünceler ne hakkındaysa,hayatınız da ona göre şekillenir.Unutmayın,kafanızda en çok neyi düşünürseniz,hayatınızda da onu çoğaltırsınız.

10-Bir konu hakkında düşünürken,nasıl düşündüğünüzü de gözlemleyin.Düşünmek üzerine düşünmek,beyin ve düşünce kapasitesini arttırır.

11-İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır.Çok uyuyorum diye üzülmeyin.Einstein'in günlük 10 saatten fazla uyuduğu biliniyor.24 saati geçen uykusuzluk beyinde sarhoşluğa benzer bir etki yapar.

12-Bol ve temiz oksijen beyin için çok önemlidir.Beynimiz ağırlık olarak vücudumuzun yüzde 2'sini oluşturduğu halde,vücuda gelen oksijenin yüzde 25'ini tüketir.Oksijensiz kaldığımızda ölümü gerçekleşen ilk organımız beyindir.Odanızın penceresini açarak kendinize bol bol oksijen ısmarlayın.

13-Farklı düşünme tarzları beyninizi geliştirir.Çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirin.Sizden farklı düşünen insanlarla konuşun.

14-Kullanılmayan organ körelir.Sürekli televizyon seyrederek beyninizi düşük viteste çalıştırmayın.

15-Beynin en tehlikeli yanı ''ters çaba'' kuralına göre çalıştığı anlardır.Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuzu başınıza getirir! Buna ters çaba kuralı denir.Beyin odaklanılan hedef olumsuz olsa bile,bunu gerçekleştirmek için çalışır.Topluluk önünde konuşma yaparken ''acaba heyecanlanır mıyım ?'' diye düşünürseniz,heyecanlanırsınız.

16-Beyni yoran monotonluktur.Hayatınızı ne kadar renklendirirseniz,beyninizi o kadar neşelendirebilirsiniz.

17-Beyin kısa süreli hafızada beş ile yedi arasındaki bilgiyi işleyebilir.Yeni bir bilgi gelince,bu bilgilerden birini atar.Buna ''sihirli sayı'' kuralı dneir.Bu kural aşılıp aşırı bilgi yüklenmesi durumunda beynimiz ''servis dışı'' olur.Hayatınızın en büyük kararlarını alırken ''kafadan'' değil,tıpkı beş haneli iki rakam grubunu çarparken yaptığınız gibi,bir kağıt üzerine yazarak ne yapacağınızı hesaplayın.
(Facebook Genç Beyin sayfasından alıntıdır. https://www.facebook.com/BeyniGenc?group_id=0 )

14 Ocak 2013 Pazartesi

Şeytan Bu Kitaba Çok Kızacak


ŞEYTAN BU KİTABA ÇOK KIZACAK

Geçen hafta cep telefonuma Wattpad isimli bir uygulama yükledim. Bu uygulama ile hem kitapları ücretsiz olarak okuyabiliyorsunuz, hem yeni yazarların denemelerini takip edebiliyorsunuz, hem de kendini hikayelerinizi yayınlayabiliyorsunuz. Benim gibi bir kitap kurdu için bulunmaz nimet şeklinde.
Bugün ne kitaplar var diye uygulamayı karıştırırken “Şeytan Bu Kitaba Çok Kızacak” isimli kitaba denk geldim ve isminin ilginçliği nedeniyle başladım okumaya. Cep telefonundan okumanın kolaylığı mıdır yoksa kitabın basılı versiyonunda bir çok sayfayı kısa cümlelerle mi geçmişler bilemiyorum ama 230 sayfalık kitabı öğlen olmadan bitirmiştim.
Kitaba gelince... Her zamanki gibi önce yazar hakkında biraz bilgi ile başlayalım. Feyzullah Işık 1969 Malatya doğumlu. 1998’de yazı hayatına, 1999’da ise Polen ve Karınca yayınlarını kurarak yayıncılık hayatına başlamış. 3 yıldan bu yana www.habervaktim.com isimli internet sitesinde yazıları yayınlanıyor. Bir yıldır Özgün Duruş isimli haftalık bir gazetede yazılar yazıyor.2010 yılında Mısır El-Ezher Üniversitesi Şeriat Fakültesine kayıt yaptırmış. Eserlerinden bazılarının isimleri şöyledir: Müslümanım Diyen Bir İnsan Niçin Peygamberimizi Örnek Almak İstemez?, Niçin Yaratıldın?, Müslümanım Diyen Bir İnsan Niçin Namaz Kılmak İstemez?, Gelin Bir Saat Tefekkür Edelim, Esma- ül Hüsna, Cep Mesaj Yolu İle Öğütler, % Kaç Müslümanım?, Şeytan Bu Sete Çok Kızacak (3 Kitap Takım), Bir Bayan Niçin Örtünmek İstemez?, Allah İle Dostluk Nasıl Kurulabilir?, Cenaze Dolayısıyla Açığız..!, İstanbul'da İman Nasıl Artar Nasıl Azalır?, Namazda Huşuya Götüren 155 Etken, Cenaze Namazım Kılınmadan Önce Namaza Başlamak İstiyorum Ama Nasıl?, “Ev İçindeki Sünnetler” isimli yeni bir eseri ise basılma aşamasındaymış. Feyzullah Birışık, evli ve 4 çocuk babası.
Şeytan Bu Kitaba Çok Kızacak, Neale Donald Walsch’ın Tanrı ile Dostluk kitabı gibi, Şeytan ile soru cevap şeklinde ilerliyor. Şeytan’a sorular sorup, aldığı cevapları Kuran-ı Kerim’den sureler ile mukayese ediyor. Okuma dili gayet kolay. Dini terimler çok ağır şekilde kullanılmamış, okuyan herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir şekilde yazılmış.
Okuduktan sonra uzun zamandır aklımda olan bir fikir biraz daha netleşti. Bizler Allah’ın dünyadaki suretleri olarak yaratılmışız ve Allah bize şah damarımızdan daha yakın. Yani aslında Allah içimizde ve haliyle şeytan da... Beynimizin nasıl çalıştığını bir süredir araştırıyorum. Beynimiz aslında bizim bahçemiz gibi ve aslında sandığımız kadar da akıllı değil. Aklımıza gelen kötü düşünceler ise bahçemizde biten istenmeyen otlar gibiler. Bu düşünceler aklımıza geldikçe bahçemizdeki zararlı otları temizler gibi temizlememiz gerekiyor. Şeytanın vesvese vermesinden Allah’a sığınmak da aslında buna tekabül ediyor. “Beyin çok kötü bir efendi, çok iyi bir köledir.” deyişini yabana atmamak lazım. Zararlı otların yeşermesine izin verdikçe nasıl bahçenizi sarıp herşeyi çirkinleştirirlerse, kötü düşünceler de aynısını hayata bakışımıza yapar. Yani isterseniz Kuran-ı Kerim’deki haliyle, isterseniz Budizm gibi çeşitli disiplinlerdeki haliyle yapmanız gereken kötü düşüncelere yol vermemeniz. 

Yayın Yılı: 2007
230 sayfa
Ciltli
Dili: TÜRKÇE

GİRİŞ
Doğumhane kapısında baba adayı ve yakınlarıyla beraber bekleyen “soyut” varlıklar da vardır.
Ve bunlar büyük bir sabırla hemşirenin yanında doğumun gerçekleşmesini beklerler... Doğacak olan şahsın cinsiyeti ve sağlık durumu o kadar da ilgilendirmez kendilerini...
Doğan tüm bebekler, bir taraftan birilerinin baba, anne, dede vs. olmasına vesile olurken, diğer taraftan farkında olmadan,‘soyut’ iki varlığa hayat defterlerini uzatırlar... Ve hâliyle doğan her bir insanın iki muhasebecisi olmuş olur...
Bunlar, defter sahibini adım adım izleyerek, üzerlerine düşen vazifeleri harfiyyen yerine getirirler... Müvekkillerinin başından bir an bile olsa ayrılmazlar... Uyurken bile yanıbaşında nöbetçi asker gibi beklerler... Ağızlarından çıkan her harf, sineğe karşı bile olsa yapılan her tavır onların kalemlerini harekete geçirir...
Ve bu birliktelik, hayata göz kapayıncaya kadar devam eder...
İnsan muhasebecileri (sağ ve soldaki melekler) doğum izni verilen bebenin sağında ve solunda yerlerini alırlar... Yapışık üçüzler olunmuştur artık...
Hemşire hanımın yanında farklı bir cinse sahip başka bir “soyut” varlık daha vardır...
Baba adayı gibi o da heyecanlıdır.Ama bunun heyecanı farklıdır.
Bebeğin ilk atasından (Adem a.s.) kalan hesabın görülmesi için “hasmının” doğumunu o da sabırsızlıkla bekler...
Teknolojinin her şeyinden faydalanan, her kesimden dost edinen, başka bir ifadeyle herkesle ‘hemşeri’ olan bu varlık; kişinin zaafına yakın bir yerde pusu kurar. Muhatabının nefsinin kabarması ve kendisinin hazırlamış olduğu programa uyması için olmadık senaryolar hazırlayarak, kendisine dost yapmaya çalışır.
Halbuki ona dost olan herkes, onun askeri olmuştur. Bu birliktelik, ilahî uyarıya kulak verene kadar devam eder...
Kabul edilen her ilahî mesajla şeytan küplere biner...

11 Ocak 2013 Cuma

Akıl Labirenti


AKIL LABİRENTİ

Marcus Sakey yazar olmadan önce Atlanta’da bir grafik şirketi yönetiyormuş. Türkçe’ye çevrilmiş tek kitabı Akıl Labirenti (The Two Deaths of Daniel Hayes) haricinde diğer üç kitabı (At the City’s Edge, The Blade Itself ve Good People) şu anda sinemaya uyarlanmaktadır. Kitapları Anthony, Barry, Macavity, Strand Critics Circle, Readers Choicea aday gösterilmiş; Crimespree, Dilys, Crime Shot ve ITW Thriller ödüllerini ise kazanmıştır.

Suç üzerine romanlar yazan Marcus Sakey cinayet dedektiflerini, çete polislerini izlemiş ve askerler ile röportajlar yapmıştır. Romanlarını inanılır ve gerçekçi kılan da bu yönleri sanıyorum.

Kitaba gelince, konu gayet akıcı. Heyecan insanı sürüklüyor ve bir sonraki sayfada ne olacağını merak ederek okunuyor. Amerika’nın önde gelen basın kuruluşları tarafından yapılmış yorumlar kitabı okumak için gerekli motivasyonu sağlıyor. Ancak beklentiyi çok fazla yükseltmek sonunda biraz hayal kırıklığı yaratmıyor değil. “Tüyler ürpertici” yorumunu yazan Entertainment Weekly ve “Zihni zorlayacak” yorumunu yazan New York Times hiç Stephen King veya Grange okumamış sanırım. Ancak kitap yine de beklentilerimi karşıladı diyebilirim. Daniel’ın karısı ile olan ilişkisinin veriliş şekli sıcacık duygular uyandırıyor. Beni çok etkileyen iki cümleyi de sizlerle aşağıda paylaşmak istedim.

Bu bir haftada öğrendiğim bir şey varsa, o da kim olmak istiyorsan o olduğun. Her an, her saniye. Geçmiş geçmişte kaldı. Hatırladıklarınsa ancak rüyaların kadar gerçek. Gerçek olan tek şey, doğru olan tek şey şu an. Hepsi bu. (Akıl Labirenti sf:326 / Marcus Sakey)

Anlar sadece işlerin o noktaya nasıl geldiğini anlatırken kullandığımız hikayeler. (Akıl Labirenti sf:346 / Marcus Sakey)

Kitabın Yazarı :  Marcus Sakey (www.marcussakey.com)
Kitabın Çevirmeni :  Dilan Toplu
Kitabın Yayınevi :  Koridor Yayıncılık 


Arka Kapak Yazısı
Akıl Labirenti okuyucuları çözümü zor ama heyecan dolu bir mantık oyununa davet ediyor 
Kim olduğunuzu unutsaydınız kim olurdunuz?
Adam gözlerini açar, çıplak ve üşümüş ve boğulmak üzeredir. O ıssız okyanus kıyısında ondan başka kimse yoktur.
Tek hayat belirtisi az ilerideki içi boş bir BMWdir. Bu pahalı arabada üstüne tam oturan bir kıyafet, hırpalanmış haldeki ayaklarına uyan bir çift ayakkabı, Rolex saat ve Daniel Hayes adına kayıtlı bir araba ruhsatı bulur.
Ancak bir sorun vardı. Kim olduğunu, orada ne yaptığını hatırlamıyordu. Geçmişi, anıları, pişmanlıkları silinip gitmişti. Hatırlayabildiği tek şey bir kadın yüzüydü. Onun kim olduğunu bulmaktan başka çaresi yoktu. Birden bu kadının hayali onun evi, dünyası, umudu olmuştu. Ve belki de kendine geri dönüşünün tek yolu. Ancak bu yol onu soğuk bir gerçeğe götürecekti: Oraya gittiğinde karşılaşacağı bu gerçek karşısında, akıl labirentinden çıkmak hiç de kolay olmayacaktı.
Farkında olmadığı şey ise; o geçmişinin peşindeyken, tüm ülke de onun peşindeydi.

AKIL LABİRENTİNE ÖVGÜLER

Sakey’i farklı kılan, onun detaycılığı, zekası, tutkusu ve heyecanı. Bu
 kitap akıllıca yazılmış satırlardan çok daha fazlası. Lee Child.

Hikaye sizi anında içine çekecek... Uykusuz gecelere hazır olun. Chicago Sun-Times

Tüyler ürpertici.  Entertainment Weekly

Sonuna kadar zihninizi zorlayacak, sürükleyici bir gerilim.  New York Times

Sakey bu
 kitapla ne kadar müthiş bir yazar olduğunu kanıtladı. Olağanüstü bir eser. Michael Connelly

Mükemmel. The Huffington Post

Kitaba yatmadan önce başlayacaksanız, uykuyu unutun. Chicago Tribune

Gerilimi sürekli hissedeceğiniz, keskin dönüşlere sahip bir kitap. Tek kelimeyle sarsıcı. Library Journal

Kitabın başından kalkamayacaksınız. Gillian Flynn

Travmatik bir olay sonucu gelişen kedi fare oyunu. The Oregonian

Bu romanı okurken aynı anda hem James Cameron filmi izliyor hem de duygusal bir Alanis Morisette şarkısı dinliyormuş gibi hissedebilirsiniz. Sakey zoru başardı ve gerçek bir yıldız oldu.   Crimespree

3 Ocak 2013 Perşembe

Hayat Sen Benimsin...


HAYAT SEN BENİMSİN


Gülenay Börekçi’nin Nilgün Belgün ile yapmış olduğu söyleşi kitabı.

Yazar Gülenay Börekçi İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdikten sonra gazeteciliğe sinema ve edebiyat dergilerindeki yazılarıyla başladı. Picus dergisinin yayın yönetmenliğinin ardından Akşam gazetesinde köşe yazarı olarak görev yaptı. Brunch dergisi ve Akşam gazetesi kitap eklerini hazırladı. Halen Habertürk gazetesinin Hafta Sonu eklerinde çalışıyor ve kitap ekini hazırlıyor. Egoist Okur adlı blokuyla 2011 yılında Bumerang Ödülü kazandı.
Nilgün Belgün’ün 1953’te doğumundan başlayıp bugüne kadar olan hikayesini söyleşi/röportaj şeklinde anlatan bir biyografi/otobiyografi. 


Nilgün Belgün’ü seversiniz sevmezsiniz. Ama ben ne zaman görsem sanki bir enerji, mutluluk veriyor bana. Bu yüzden kitabın çıktığını duyduğumda hemen aldım. Bir solukta da okudum. Kişi kendini anlatırken tabii ki köşelerini biraz törpülüyordur diye düşünürüm. Ama mesela çocukları ile ilişkilerindeki hatalarını o kadar kabullenerek anlatıyor ki inanıyorsunuz doğruları söylediğine. Magazin basınının kendinden küçük bir erkekle olmasının üstüne nasıl atladığını aslında bunun ne kadar normal olduğunu öyle bir tatlılıkla anlatıyor ki. Bu tatlılık zaten Nilgün Belgün’ün genel tavrında var.  Ancak okurken görüyorsunuz ki insan tatlı tatlı da hayata meydan okuyup istediğini yapabilirmiş. Aşklarını, evliliklerini, iş hayatında yaşadıklarını ve tabii ki bize göre ünlü ona göre meslektaşı olan kişilerle komik anılarını merak ediyorsanız, hayatınıza daha güçlü bir bakış açısı katmak istiyorsanız kaçırmayın derim.

Kitabın Yazarı :   Gülenay Börekçi  (http://egoistokur.com/tag/gulenay-borekci/ )
                            Nilgün Belgün ( http://nilgunbelgun.com/ )
Kitabın Yayınevi :  Doğan Kitap

Basım Tarihi :   Kasım 2012 

Arka Kapak Yazısı

Nilgün Belgün kimi zaman neşeli kimi zaman hüzünlü yaşam öyküsünü anlatıyor...

Delidolu, pozitif enerjisiyle dünyaya meydan okuyan, özgür, güçlü, cesur ve duyarlı bir kadın Nilgün Belgün. 
Tarkan

Öğrendiğime göre bu kitapta, "Ali yeryüzüne şeytan olarak gönderilmiştir" demiş. Ben şeytansam eğer, hiç şüpheniz olmasın, Nilgünün içinde de şeytana pabucunu ters giydirecek bir kadın gizlidir.
Ali Poyrazoğlu

Senin gibi çalışkan, cesur yürekli, kendini de, hayatı da seven kadınlara hayranım. Ne tatlı, ne güzel bir kadınsın sen!
Ajda Pekkan 

Bu kitap, sizi ağlatırken gülümsetecek, gülümsetirken ağlatacak ve eminim sizin de, benim de başucumda duracak. 
Emel Sayın 

Nilgün Belgün tam bir Akdeniz kadınıdır. Onunla konuşurken Selanikten, Barselonadan, Kartacadan esintiler duyarsınız. 
Tuna Kiremitçi

Nilgün Belgün candır…
Ahmet Hakan

Hayatını tek kişilik müzikli, danslı bir tiyatro gösterisi gibi yaşayan bir kadın o. Oyunculuk aşkı aşka olan tutkusuyla başa baş giden bir kadın. "Bir erkeğin zekâsına, bir kadının kalbine sahip" bir oyuncu... Nilgün Belgün kimi zaman neşeli kimi zaman hüzünlü yaşam öyküsünü Hayat... Sen Benimsinde anlatıyor... Tüm sahiciliğiyle, sözünü sakınmadan ve hiçbir şey gizlemeden...