İMKANSIZ ile MÜMKÜN arasındaki fark KARARLILIKTIR.
Çetin Yılmaz - Anadolu Efes Teknik Koordinatörü
Kim olmak istiyorsan osundur. Her an, her saniye. Geçmiş geçmişte kaldı. Hatırladıklarınsa ancak rüyaların kadar gerçek. Gerçek olan tek şey, doğru olan tek şey şu an. Hepsi bu. (Akıl Labirenti / Marcus Sakey)
Anlar sadece işlerin o noktaya nasıl geldiğini anlatırken kullandığımız hikayeler. (Akıl Labirenti / Marcus Sakey)
Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın. (Hz. Mevlana)
27 Eylül 2012 Perşembe
21 Eylül 2012 Cuma
Mikropları Öldürmek
- Her zaman / asla düşüncesi (beni hiç ciddiye almıyorsun)
- Olumsuza odaklanmak; sürekli kötü tarafı görmek (Pollyanna'nın hikayesini düşünün, oyuncak beklerken kendisine koltuk değneklerinin gelmesine bile onlara ihtiyacı olmadığını düşünerek sevinmişti.)
- Falcılık; olası bir durumda muhtemel en kötü sonuçları düşünmek (Bu işi alamayacağım)
- Akıl okuma; başkalarının ne düşündüğünü ve/veya ne yapacağını bildiğinize inanmak ve yine en kötüsünü düşünmek (Söylediklerimle ilgilenmeyecek bile)
- Olumsuz hislerinize sorgusuz, sualsiz inanmak (Kimse bana inanmıyor)
- Gereklilik dayanağı; Zorundayım, gerek, lazım, -meli, -malı gibi sözcüklerle düşünmek (Çocuklara daha fazla zaman ayırmam gerek)
- Kendinize ve başkasına olumsuz bir etiket yapıştırmak (Kibirli adamın tekidir o)
- Zararsız olaylara kişisel anlam yüklemek (Patronum benden nefret ediyor)
- Kendi problemleriniz için başkalarını suçlamak (Hepsi senin yüzünden)
Şimdi bu otomatik düşünceler ile nasıl başa çıkabileceğimize bakalım.
1) Öncelikle bu mikropları öldürebilmek için onların farkında olmalısınız. Olumsuz düşüncelerinizi fark ettiğiniz anda cevaplayarak yok ederseniz sizin üzerinizdeki güçleri giderek azalacaktır. Olumsuz düşünceler vücudunuzda rahatsızlıklara bile sebep olabilirken, bu düşünceleri öldürmeye başladığınızda kendinizi de daha iyi hissetmeye başlayacaksınız.
2) Mikroplarınızı yani olumsuz düşüncelerinizi bir kağıda yazarak cevaplayın. Örneğin "Patronum benden nefret ediyor" diye düşünüyorsanız o zaman neden hala sizi işten atmadığını sorun kendinize. Patronunuzun da insan olduğunu ve zor zamanlar geçiriyor olabileceğini göz önünde bulundurun, belki ailevi sorunları vardır...
3) Olumlu düşünen insanlarla birlikte olun. Çevrenizdeki insanların size inanıyor ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor olmaları çok önemlidir. Olumsuz insanlar kendi negatif düşünceleri ile sizin de enerjinizi emer ve kendinize olan güveninizi yok ederler. Sizi aşağılayan, hayallerinizi hafife alan kişileri hayatınızdan uzaklaştırın. Muhtemelen kendi başarısızlıkları yüzünden farkında olmadan sizin de başarısız olmanızı istiyorlar farkında olmadan.
4) İnsanlarla ve ailenizle ilişkilerinizi güçlendirin. National Institutes of Health (Ulusal Sağlık Enstitüleri) depresyona girmiş kişileri üzerinde yapmış olduğu bir araştırmada üç tedavi yaklaşımını karşılaştırmış. İlaç tedavisi, İlişki becerilerini geliştiren tedavi ve Bireyler arası psikoterapi. Tıp dünyası her ne kadar ilaç tedavisinin diğer tedavilerden daha etkili olduğunu düşünse de, araştırma neticesinde her üç yaklaşımın da depresyon tedavisinde eşit oranda etkili olduğu ortaya çıkmış. Bu da demek oluyor ki; sadece ilişki becerilerinizi geliştirmek bile depresyon gibi ağır durumlarda dahi sorunun %33'ünü çözüyor. (İlişkileri güçlendirmek ile ilgili daha detaylı bir yazı yazacağım.)
5) Fiziksel temasın önemini fark edin ve anlayın. 13. yüzyılda Alman İmparatoru Frederick tarafından yapılan korkunç bir deneyden bahsederek başlamak istiyorum bu konuya. Çevre köylerden topladığı bir çok bebeği bakıcılara teslim etti. Bu bakıcılar bebeklerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak ancak asla onlara dokunmayacak ve onlarla konuşmayacaklardı. Bebeklerin hepsi ne yazık ki konuşamadan öldü. Dönemin tarihçisi Salimbene 1248 yılında gerçekleştirilen bu deney ile ilgili olarak tarihe şu kaydı düştü; Okşanmaksızın yaşayamadılar. Bu fiziksel temasın önemini yeterince ispatlıyordur sanırım. Masajın astıma bile iyi gelmesi ilginç değil mi sizce de? Yetişkinler arasındaki sevgi de benzeridir. Bağlanmanın oluşması ve sürmesi için çiftler birbirine dokunmalı, elele tutuşmalı, birbirlerini öpmeli, tatlı sözcükler söylemelidir. Yakın bir ilişki, eğer yeterince fiziksel temastan yoksunsa vazgeçilmezlikten uzaktır. Çocuklarınıza, eşinize, sevdiklerinize dokunmayı unutmayın...
6) Güzel kokuları eksik etmeyin. Derin limbik sistem beyinde koku duyusunu işleme koyan kısımdır. Bazı kokuları duyduğunuzda daha önce yaşadığınız bir şeyi tekrar yaşıyormuş gibi hissedersiniz. Bunun sebebi koku ve hafıza beynin aynı bölgesinde işlem görmesindendir. Güzel kokular derin limbik sistemdeki nörosirkuitleri etkinleştirerek beynin çalışmasını güçlü ve olumlu yönde etkiler. Bir çok büyük marka günümüzde bunu bir pazarlama yöntemi olarak kullanıyor. Mağazalarına girdiğinizde aldığınız hoş koku marka ile özdeşleşiyor ve sizin kendinizi daha mutlu hissetmenizi sağlıyor. Mutluluğu farkında olmadan marka ile ilişkilendirdiğinizde o markaya daha sadık bir müşteri haline geliyorsunuz.
7) Harika anılar kütüphanesi inşa edin. Bir film seyrettiğinizde ağlamanız, korkmanız beynimizin gerçek ile film arasındaki farkı ayırt edememesinden kaynaklanır. Benzeri şekilde daha önce yaşadığınız bir olayı hatırladığınızda beynimiz o olay esnasında salgıladığına benzer kimyasallar salgılar. Mutlu anıları hatırlamak pozitif kimyasalların salgılanmasına sebep olarak beyninizin daha sağlıklı akıl durumlarına ulaşmasını sağlar. Kötü anıları dengelemek ve beynin derin limbik kısmını iyileştirmek için hayatımızdaki olumlu duygularla yüklü zamanları hatırlamak önemlidir. Bir ilişkiniz varsa birlikte mutlu olduğunuz anıları hatırlamak, güldüğünüz, eğlendiğiniz resimleri görmek aranızdaki bağı güçlendirecektir.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
